|
HAKANÎ-Yİ ŞERVANÎ
(1141-1216) |
|
Müslüman bir baba ve Nesturî bir anneden olan
Efdaluddin İbrahim bin Ali Bedîl Hakanî-yi Şervanî, 1141 yılında
Şervan
şehrinde doğdu. Babası marangozdu ancak tabip ve filozof olan Kafiyuddin
Ömer bin Osman adlı amcasının yanında okumaya başladı ve her zaman onun
himayesi altında oldu. Çok geçmeden dönemin bilim ve edebiyat
sahalarında zirveye ulaşmayı başardı ve özellikle şiir sahasında
fevkalade bir yetkinlik kazandı. Bu tükenmez yetkinlik sayesinde sanat ve
şiir
eserleri yaratan Hakanî Lisanu'l-Acem (Acemin dili) lakabını aldı.
Amcasının vefatının ardından Ebu'l-Alâ Gencevî’nin hizmetinde bulundu.
Gencevî kızını onunla evlendirdikten sonra Hakanî mahlasını ona önerir
ve Şervanî bu tarihten sonra şiirlerinde Hakanî olarak tanınır. Kısa
süre sonra onunla üstadı arasında ihtilaf çıkar ve üstadını hiciv eder.
Bir çok ülkeyi gezen Hakanî iki kez Kâbe'yi ziyaret etmiş ve bu esnada
çok güzel kasideler yazmıştır. Bu gezilerin bir seferinde Meda’in
şehrini ziyaret etmiştir. 1190 yılında bilinmeyen bir nedenle hapise
düşer ve 8 ay Rey zindanında tutulur. Hapis günlerinde yazdığı kasideleri
son derece acı vericidir. Reşiduddin-i Vatvat, Cemaluddin-i İsfehanî,
Muciruddin-i Bilganî, Felekî-yi Şervanî, Esiruddin-i Ahtikesi ve
Nizamî-yi Gencevî onunla aynı asırda yaşayan ünlü şairlerdendirler ve
onunla aralarında yazışmalar olmuştur.
Hakanî 1216 yılında Tebriz’de vefat etti ve
mezarı bu şehirde bulunan Makberetu'ş-Şuarâ mezarlığında bulunmaktadır.
Eserleri : Dîvan-ı Eş’ar , Tuhfetu'l-Irakayn , Munşeât , Hatmu'l-Garâib
|