İRAN KÜLTÜR EVİ

 Name-i Aşina

 
 
 

 

Aranacak

   
   

 

 

 

 

Türkiye’de Dinî Terminolojinin Oluşmasında Farsça’nın Etkisi

 

 

Doç. Dr. Hicabi Kırlangıç

 

Giriş

Türklerin İslâm dinine girişi, İran’ın İslâm topraklarına dahil edilmesinin ardından aşamalı olarak gerçekleşmiştir. Türklerin Müslüman İran hanedanlarının ve Abbasî devletinin hizmetinde görevler aldıkları bilinmektedir. İranlı devlet adamlarının Abbasî yönetiminde çok etkin oldukları da göz önünde bulundurulursa Türklerin İslâmiyet’i doğrudan doğruya İranlılar yoluyla öğrendiklerini düşünmek yanlış olmaz. Örneğin Gazneli hanedanı uzun yıllar öncesinden İran’da yaşayan bir hanedan olup bu hanedanın mensupları özellikle Samanlı yönetiminde önemli görevler üstlenmiş ve tam bir İranlı kültürüyle yetişmişlerdir. Bu hanedanın sonradan Sasanîlerin yerine İran’da egemen olmasıyla birlikte Türklerin İran’a yönelişleri hızlanmıştır. İlk önceleri Türkler, İran’da daha çok askerî alanlarda istihdam edilmişlerdir. Selçuklular ise Gaznelilere oranla yabancı bir unsur sayılmaktadır ve onlar İran’a yerleştikten sonra çok geçmeden, üst kültür konumundaki İran kültürünün etkisi ve egemenliği altına girmişlerdir. Büyük Selçuklu devletinin bir kolu olan Anadolu Selçuklu devleti de İran kültürünün Anadolu’ya taşınmasında önemli bir rol oynamıştır. Daha sonra Anadolu ve Balkanlar’da hakimiyet kuran Osmanlı hanedanı ise bir bakıma Selçukluların mirasçısı konumunda olmakla, yine doğrudan ya da dolaylı olarak İran kültürünün etkisinde gelişen bir yönetimin temellerini atmıştır.

Türkiye’de dinî kültürün oluşmasının kökenleri çok eskilere dayanmakla birlikte biz bu makalemizde Batı Türkçesi de denilen İstanbul Türkçesi’nde oluşan dinî kavram ve terimleri irdeleyerek bu kavram ve terimlerin oluşmasında ve şekillenmesinde Farsça’nın etkisi üzerinde duracağız.

 

Dinî Terminolojinin Oluşum ve Şekillenişi

 

Bir dildeki kavram ve terimler o dili konuşan insanların kültürünün aynası konumundadır. Bir dine ait terminoloji, o dinin mensupları olan halklar arasında farklılıklar taşıyabilir. Çünkü her kavim, kendi millî kültüründen bazı unsurları bu terminolojiye katmıştır ya da kendi dinî terminolojisini kurarken kendi millî kültürünün rengini söz konusu terimlere vermiştir. Bu bağlamda, İslâm coğrafyasında temel dinî kavram ve terimler genelde değişmemekle birlikte, ayrıntılara girildiğinde her milletin kendine özgü bir terimler dizgesi geliştirdiğine şahit oluruz. Bu bakımdan Arapların kullandıkları bazı dinî terimler, İranlılarda veya Türklerde farklı biçimlerde algılanıp kullanılmıştır.

Arap olmayan kavimler İslâm dinini seçtiklerinde dinî terimler karşısında farklı tavırlar sergilemişlerdir. Bazen Arapça terimi olduğu gibi alırken, bazen de bazı terimleri kendi dillerine tercüme etmişler ve bunlara kendi dillerinde karşılık bulmuşlardır.

İranlılar, dinî terimleri kendi dillerine uyarlamada oldukça başarılı olmuşlardır. Türkler ise İran kültür havzasının etkisinde kalmalarının da sonucu olarak daha farklı bir durum arz etmektedirler. Türklerde birinci derecede önem taşıyan  dinî kavram ve terimlere Türkçe karşılıklar verme çabası görülmemektedir. Aslında Eski Anadolu Türkçesi’nin şekillenmeye başladığı dönemlerde kısmen böyle bir çabaya rastlasak da sonradan bu çabanın devam ettirilmediği bir gerçektir. Mesela o dönemlerde yapılan satır arası Kur’an tercümelerinde kavramların çoğuna Türkçe karşılıklar verilmişse de bu karşılıklar sonradan yerleşerek terim haline gelememiştir. Bunun yerine Türkler, dinî kavram ve terimlerin bir bölümünü olduğu gibi Arapçadan almayı, bir bölümünün yerine de İranlıların ürettikleri kavram ve terimleri kullanmayı tercih etmişlerdir. Böylece Türkçeye pek çok Farsça dinî kavram ve terim girip yerleşmiştir.

 

Türkçedeki Dinî Kavram ve Terimlerin Gruplandırılması

 

Türkçedeki dinî kavram ve terimleri dil kökenleri bakımından yedi gruba ayırmak mümkündür. Birinci grup Arapça yalın ve birleşik kelimelerden oluşan kavram ve terimlerdir. İkinci grubu, iki ya da daha fazla Arapça kelimenin Arapça tamlama kurallarına göre bir araya gelmesiyle oluşan kavram ve terimler oluşturur. Üçüncü grupta ise iki ya da daha fazla Arapça kelimenin Farsça tamlama kurallarına göre bir araya gelmesiyle oluşan kavram ve terimler yer alırlar. Dördüncü grup, biri Arapça diğeri Farsça iki kelimenin bir araya gelmesiyle oluşan kavramlar ve terimlerden meydana gelir. Beşinci grup, Farsçadaki telaffuz biçimiyle telaffuz edilen Arapça kavram ve terimler olup bunların sayısı azdır. Altıncı grup, sırf Farsça olan kavram ve terimler grubudur. Yedinci grupta ise az sayıdaki Türkçe kavram ve terimler yer almakta olup bu son grup bizim makalemizin konusu dışındadır.

 

a) Yalın Arapça kavram ve terimler:

Bu kavram ve terimler genellikle tüm Müslüman toplumlarda ortak olarak kullanılan temel kavram ve terimlerdir. Bu kavram ve terimler Farsçada da bu şekilleriyle kullanılmaktadır. Ancak telaffuzlarda yer yer Türkçeleştirmeler söz konusudur.

 

Örnek:

Dua

Ezan

İlah

Kâmet

Kâri (kıraat eden, okuyan, kıraat âlimi)

Kıyam (namazda ayakta durmak)

Kur’ân

Sünnet

Rükû

Secde

Şâri (şeriat koyucu)

Vacip

...

 

b) Arapça Kurallara Göre Terkip Edilmiş Birleşik Arapça Kavram ve Terimler:

Bu grupta doğrudan Arapçadan Türkçeye geçmiş kavram ve terimler bulunmaktadır.

 

Örnek:

Darü’l-harb

Darü’l-İslâm

Kelâmullah

 

c) Farsça Kurallara Göre Terkip Edilmiş Birleşik Arapça Kavram ve Terimler:

Türkçede bu tür kavram ve terimlere oldukça sık rastlanır. O kadar var ki Kur’an surelerinin isimleri de bu grupta değerlendirilebilir. Bu kavram ve terimlerin Farsçada da hemen hemen aynı şekliyle kullanılmakta oluşları Farsçanın Türkçe üzerindeki etki alanlarından birini daha gözler önüne sermektedir.

Bu gruba giren çok sayıda kavram ve terim mevcut olup bunların en önemlileri şunlardır:

 

Ahd-i atik

Ahd-i cedid

Ahkâm-i din

Âlem-i ceberût

Âlem-i emr

Âlem-i ervâh

Âlem-i gayb

Âlem-i halk

Âlem-i melekût

Âlem-i şehâdet

Âl-i abâ

Âl-i imrân

Amel-i sâlih

Ârif-i billah

Arz-ı mukaddes

Ashâb-ı kehf

Ashâb-ı kirâm

Ashâb-ı uhdûd

Avâid-i vakf

Âyet-i kerîme

Bâb-ı âsefî: sadrazamlık makamı

Bâb-ı fetvâ

Beyt-i atik

Bi’set-i nebeviyye

Dâr-ı bekâ

Dâr-ı fânî

Dâr-ı İslâm

Dâr-ı küfr

Ecel-i kazâ

Edâ-yı deyn

Edâ-yı salât

Edille-i şer‛iye

Ef‛âl-i hasene

Ehl-i hadis

Ehl-i beyt

Ehl-i bidat

Ehl-i dünya

Ehl-i İslâm

Ehl-i kitâb

Ehl-i Küfr

Ehl-i Salîb

Ehl-i sünnet

Emr-i hak: ölüm

Esmâ-i hüsnâ

Eşref-i mahlûkât

Evlâd-ı Resul

Fahr-i âlem

Fecr-i kâzib

Fezâil-i ahlâk

Fikr-i sâbit

Gayret-i diniyye

Haber-i meşhur

Haber-i mütevâtir

Haber-i sâdık

Haber-i vâhid

Hadîs-i hudsî

Hadîs-i nebevi

Hâfız-i Kur’an

Hâfız-i kütüb

Hazreti Ali

Hazreti Resul

Hırka-i saâdet

Hile-i şer‛iyye

İrâde-i cüz’î

İskât-ı savm

İsm-i a‛zam

Karz-i hasen

Kasîde-i burde

Kelime-i tevhîd

Kudret-i fâtıra

Kütüb-i sitte

Leyle-i berat

Leyle-i kadr

Leyle-i mirâc

Menakıb-ı evliyâ

Mescid-i Aksâ

Mescid-i câmi‛

Mescid-i dırâr

Mescid-i Haram

Mescid-i Nebevi

Mescid-i Resul

Müellefe-i kulûb

Nefs-i emmâre

Nefs-i kudsiye

Nefs-i levvâme

Nefs-i mülhime

Nefs-i nâtıka

Nefs-i râziye

Rızâ-yı ilâhî

Ricâl-i hadîs

Sahih-i Buhârî

Sahih-i Müslim

Sırât-ı müstakîm

Su-i ahlâk

Sure-i feth

Ta‛dîl-i erkân

Usûl-i din

Usûl-i fıkıh

Usûl-i hadîs

Vahdet-i vücûd

 

d) Arapça-Farsça Kavram ve Terimler:

Türkçede pek çok sayıda Farsça kelimenin kullanılmakta oluşunun yanı sıra çok sayıda Arapça-Farsça terkibin varlığı da dikkat çekmektedir. Sadece dinî alanda değil edebiyat başta olmak üzere pek çok alanda bu tür kelime, kavram ve terimlerin varlığı bilinen bir olgudur.

Bu durum, Türk kültürü ile İran kültürünün ne denli birbiriyle kaynaştığının bir göstergesidir.

 

Bu kavram ve terimler için bazı örnekler:

Âb-ı hayat

Adalet-nâme

Ahid-nâme

Bâb-ı seraskerî

Bezm-i elest

Cenâb-ı Hak

Cilve-i rabbâniyye

Dindar (din-dar)

Fâtiha-hân

Fetvâ-penâh: Şeyhülİslâm

Hudâ-yi lemyezel

Mi‛râc-nâme

Nazar ber kadem

Tarafgir (taraf-gir)

 

e) Farsçadaki Teleffuza Uygun Telaffuz Edilen Arapça Kavram ve Terimler:

Bu konuda dinî alanda az sayıda kelime olsa da başka alanlarda bu sayı artmaktadır. Özellikle “ha”, “zal”, “se”, “sad”, “dat” ve “ayın” harflerinin telaffuzu Farsça ile ortaktır.

 

Örnekler:

Âlem

Âlim

Eser

Tövbe

Ramazan

Rızâ

Zikr

Helal

Hesab

Hikmet

...

 

f) Öz Farsça Kavram ve Terimler:

Türkçede öyle Farsça kelimeler vardır ki bunların bazıları bugünkü Farsçada kullanılamamaktadır. Dinî alanda da bu tür kavram ve terimlerin dikkate değer bir varlığı söz konusudur.

 

Abdest

Âferîn

Âsitâne : dergah anlamında

Âyine-i Hüdâ: Kalp anlamında

Bâde

Bahşiş-bağış

Cilvegâh

Çâr yâr: dört halife

Çarmıh: çehar mih, salib

Çelîpâ: haç, put

Çeşme

Çeşme-i hâverî: güneş

Çile: Genel dilde sıkıntı ve zorluk anlamında, tasavvufî anlamda ise uzlet anlamında.

Çilekeş: Genel dilde sıkıntı çeken anlamında, tasavvufî anlamda, uzlete çekilen anlamında.

Dem

Dem-i bahar

Dergâh

Derviş

Derviş meşrep

Dost

Dürüst: sâlih

Hasta

Hizmet

Kalender

Kümbet

Namaz

Nankör

Niyaz: dua

Oruç: rûze

Peri

Peygamber

Pîr

Post

Put: but

Putperest

Rind

Sarhoş

Serbest: Âzad

Yezdan

Zor

 

Sonuç:

Yukarıda ayrıntılara girilmeden sınıflandırılarak ele alınan kavram ve terimler, günümüzde de Türkçede varlıklarını korumakta olup Türkçede Farsçanın etkisini taşıyan kavram ve terimlerin sadece bir bölümüdür. Edebiyat, tarih ve siyaset gibi alanlara girildiğinde bu nitelikteki kavram ve terimlerin sayısının daha da arttığını görürüz.