|
Doğu ve Batı
Medeniyetleri Arasında Dostluk ve barış Elçisi
Ebul-Hasan Halaç Münferid
Kültür Müsteşarı
Rumînin hikayesi anlatıldığı her yerde
Gönül şairi ve akıl ışığı oldu
Maneviyat denizinde susadıysan eğer
Mesnevî adasına bir uğra
Bu sene Konyada Mevlânâ anma haftası gerçekleştirildiği
sıralarda ve bu ilahî sırların ârifi, gerçek âşık ve barış elçisinin
binlerce seveninin bu manevî törenlerden bir pay almak üzere bu şehre
akın ettiği günlerde, dünyanın dört bir yanından yüzlerce İranlı
düşünür, Mevlânâ araştırmacısı ve edebiyatçı, Mevlânâ'nın Çağdaş İnsana
Öğretileri adlı konferansa katılmak ve Mevlânânın yüce düşünceleri,
değerli irfan hazinesi ve eserlerinin manevî birikimlerinden istifade
etmek üzere Tahran Üniversitesinde toplanmışlardı.
Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da, yüzlerce
vatandaşım ve bazı İranlı resmî makamlarla birlikte ki, İran Eğitim
Bakanı Murtaza Hacî de bunlar arasında bulunmakta idi, Konya
törenlerine katılmak mutluluğuna eriştim. Belirtmek isterim ki, biz
İranlılar için bu törenlerin manevî atmosferi, hoş ve neşe veren
tezahürleri ve İran-İslâm kültüründen taşıdığı renk ve koku, İran ve
Türkiyenin Müslüman halklarının, yakın ve kopmaz bağlarla birbirine
bağlı ortak kültür ve değerlerini anlatmaktadır. İşte bu manevî
ortaklıklar, her sene binlerce İranlıyı Mevlânânın Konyadaki mezarı
başında biraraya getiriyor.
Bu ortak duyguyu (gerek Türk, gerek İranlı) tüm
katılımcıların yüzünde görmek ve onların dilinden işitmek mümkün olsada,
törenlerin yanı sıra biraraya gelen İran Eğitim Bakanı Hacî ve Türkiye
Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcunun ağzından söylenen çok manalı ve
net sözler bunun açık göstergesidir. İranlı Bakan Konyada hiç
yabancılık hissetmediğini, kendisini ortak kültür ve duyguları paylaşan
dostları arasında gördüğünü söylerken Türk Bakan, eğer Mevlânâ İranlılar
ve Türkler arasındaki tek ortak nokta olsaydı, bu iki milletin fitne
dolu günümüz dünyasında birbirine bağlanması için ve onun ebedî
öğretileri bu iki büyük milletin dostluğu ve işbirliği için yeterli
olurdu, diyerek bu önemli konunun altını çizdi. Erkan Mumcu ayrıca
Mevlânâ, İslâmî irfan ve tasavvuf konusunda ortak programlar ve
seminerler düzenlenmesi arzusunu dile getirdi.
Gerçekten Mevlânâ ve onun eserleri, bizim ortak
kültürel mirasımızın en önde gelen unsurlarındandır; ne zaman tanır ne
de mekân. Zamanın akışı, onun köklü öğretilerini ve yüce düşüncelerini
eskitemediği gibi bilakis, daha da parlaklaştırarak kalıcılığını
arttırmıştır. Böylece, bu iki milletin mutlu ve başarılı bir hayat
sürdürmeleri için güvenilir ve sağlam bir dayanak olmaya devam
etmektedir.
Mevlânâ düşüncelerinin asıl ekseni, biz Müslümanların en
güvenilir temel kaynakları yani Kuran ayetleri ve yüce İslâm
Peygamberinin hadisleri üzerine kuruludur. O Kuran ve yüce İslâm
mektebine son derece bağlıdır öyle ki, eserlerinde ikibin ikiyüz Kuran
ayeti bazen açık ve bazen dolaylı olarak şiirlerinde yer almıştır.
Ayrıca anlatmak istediği gerçekleri beyan için 500 yerde hadislerden
faydalanmıştır. İşte bu yüzden rahmetli Hacı Molla Hadî Sebzevarî
Mevlânâ'nın Mesnevî adlı eserini Kuran tefsirleri arasında sayar
ve Mevlânâ'yı bir Kuran müfessiri olarak bilir. Molla Camî ise şöyle
diyor:
Mevlânâ'nın Mesnevîsi
Pehlevi dilinde bir Kurandır
Mevlânâ yaşadığı çağda yaygın olan fıkıh, kelam, hikmet,
felsefe, astronomi gibi ilim dalları yanı sıra Fars dili ve edebiyatı ve
İslâmî irfana tam hakim olarak, inanılmaz düşünce gücüyle ilâhî
kavramları sıradan halka anlatmayı başarmış ve bunun için şiir dilini
seçerek hikâye niteliği taşıyan o güzel dille insanları ilâhî marifetin
sırlarına yöneltmiştir.
O çağdaş dünyada insan ile varlık âlemi arasındaki
varoluşsal ilişkiyi yeniden yapılandıran
beşerî bir kültür hazinesidir. Ayrıca, beşerî
çeşitliliğin ötesinde insanlığın birliğini yeniden yapılandırmak için
bir temel oluşturmaktadır. Bu nitelik aynı zamanda şunu gösteriyor ki,
insanoğlu tüm çokluk ve çeşitliliğine rağmen tek bir hakikate bağlıdır.
Mevlânâ'nın kitabı, insanı mana ve hakikate aşina
kılmaktadır. Maneviyattan uzaklaşan ancak yeniden hidayete ermek
isteyen günümüz dünyası Mevlânâ vesilesiyle hidayeti bulma olasılığına
sahiptir. İşte bu yüzden Mevlânâ'nın adı bugün tüm dünyada anılıyor ve
ona ait Mesnevî kitabının çevirileri çeşitli ülkelerde
milyonlarla ifade edilen tiraja ulaşmakta ve bir çok doğu araştırmacısı
Mevlânâ düşüncelerini araştırma konusu olarak ele almaktadırlar.
Onun şiirlerinin İngilizce çevirisi Amerikanın her
tarafına ulaşmış ve İngiliz edebiyatının Shekspir gibi ünlü simalarının
eserlerinden daha fazla ilgi görmektedir. Yani bir çokları onun
öğretilerini bir dayanak olarak algılamaktadırlar.
Ünlü İranlı bilim adamı Prof. Dr. Hüseyin Nasrın
söylediği gibi: Batı medeniyetinden bazı kesimlerle Doğu medeniyetinden
bazı kesimler arasında çelişkili bir durumun hakim olduğu son yıllarda,
gerçek birlik ve beraberlik çağrısı, Mevlânânın çağrısıdır... Mevlânâ
birçok medeniyetler arasında özellikle Batı ve Doğu medeniyetleri
arasında bir barış elçisidir ve onun ruhu devamlı ve kalıcıdır...
Mevlânâ geçici dünyanın sınırlı renklerinin çemberinde takılıp kalan
insanlara barış mesajı getirmektedir. O İnsanlığın yüceltilmesi için
konuşan bir zatdır. İnsan severdir ancak insan severlikle insana tapmak
arasındaki farkı bilen bir insandır, nitekim bunun altını çizerek insan
severlik Allah ekseni üzerinde kurulmalıdır diyor. Batı insanı beşyüz
yıldan beri insanı Allah yerine koymaktadır ve bugün yeryüzündekileri
tehdit eden bu büyük günahın dehşet verici sonuçlarıyla karşı karşıya
kalmak zorundadır. Mevlânâ, dünya görüşünün merkezinde daima yüce bir
boyut bulunan bir dünyada, insan sevgisine dayanan bir mesajı
taşımaktadır. Çağdaş dünyanın arayıcılarını cezbeden de onun bu
özelliğidir.
Şimdi bu parlak inci ve değerli hazineyi keşfetmek bizim
görevimizdir. Düşünürler ve marifet ehlininin yardımıyla Mevlananın
manevi hikmetini daha iyi kavramak ve doğru bir şekilde gençlerimize
sunmak gerekiyor. Bu karmaşık dünyada onun mesajını çağdaş nesile
ulaştırıp aşk ve marifet kadehinden bir yudum bile olsa onlara içirmek
bizim görevimizdir. Böylece onları bizim kültür mirasımızla hiç bir
ilgisi olmayan ve insanlığı tamamen uçuruma sürüklemekten başka hiç bir
mesajı olmayan yoldan kurtarmamız gerekir.
Şüphesiz bu yüce hedefe ulaşabilmek için büyük gayret
sarfetmek gerekir. Kültürel faaliyetlerle uğraşanlar düşünürler ve görüş
sahipleri kısacası çağdaş neslin mutluluğunu düşünen herkes elele
vererek bu doğrultuda çaba göstermeleri gerekiyor. Ta ki, inşaallah
yakın gelecekte Türkiye Kültür ve Burizm Bakanının isteğinin
gerçekleşmesine tanık olalım.
Burada Mevlânânın dostları ve sevenlerine İran İslam
Cumhuriyeti Ankara Kültür Müsteşarlığı tarafından yakın gelecekte
düzenlenmesi planlanan Mesnevî okuma ve yorumlama toplantılarının
müjdesini vermek istiyorum. Bu toplantılar İranlı ve Türk görüş
sahiplerinin katılımıyla Ankarada gerçekleşecektir. Bu ülkenin kültürel
kurumlarının yardımıyla daha verimli toplantılar yapılacağını
umuyorum.
|