|
İRAN İSLAM
CUMHURİYETİ
ve
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
İLİŞKİLERİNE KISA BİR
BAKIŞ
İran ve Türkiye
gerek taşıdıkları coğrafi konum ve komşuluk nedenleri gerekse sahip
oldukları tarihi geçmiş ile ötelerden beri çeşitli alanlarda münasebet
ve ilişkileri bulunan iki ülkedir. İran ve Osmanlı Devleti arasındaki
siyasi ilişkilerin başlaması 1825li yıllara rastlar. Tahrana Büyükelçi
gönderen Osmanlı Devletinin ayrıca Urumiye ve Tebriz kentlerinde
Başkonsolosluklarını açmasıyla İran da 1851 yılında ilk kez
İstanbulda Büyükelçiliğini açtı. 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti
rejiminin kurulmasıyla İranın İstanbuldaki Büyükelçiliği Ankaraya
taşınırken ardından iki ülke ilişkilerinin gelişmesine paralel olarak
İstanbul, Trabzon, Erzurum ve İzmir şehirlerinde İran Başkonsoloslukları
kuruldu. Ancak bir müddet sonra İzmir Başkonsolosluğu kapandı.
Birinci Dünya
savaşından sonra İranda Kaçar Hanedanlığının ortadan kalkması ve
Pehlevi Hükümetinin işbaşına gelmesiyle ve öte yandan Türkiyede
Cumhuriyet yönetimine geçilmesinin ardından iki ülke arasında çok sayıda
çeşitli sözleşme ve antlaşmalar imzalanmış, imzalanan bu sözleşme ve
antlaşmalar iki ülke münasebetlerinin gelişmesine vesile olmuştur.
İran ve Türkiye,
aralarındaki ilk dostluk antlaşmasını 1926 yılında Dostluk ve Güvenlik
Paktına imza atarak gerçekleştirdi. 1930 yılında imzalanan Gümrük
Antlaşmasını 1936 yılında İki Ülke Hudut Antlaşması izledi. 14 Mart 1937
yılında imza altına alınan Hudut Bölgelerinin Güvenliği ve Hudut
Bölgelerindeki Hadise ve Anlaşmazlıkların Giderilmesine ilişkin antlaşma
ile iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesine ortam hazırlanmış oldu.
Öte yandan Sadabad
Paktı olarak bilinen ve İran, Türkiye, Afganistan ve Irak arasında
gerçekleşen bölgesel antlaşmanın imzalanmasıyla da İran-Türkiye
ilişkileri çok taraflı bir boyut kazanarak gelişme gösterdi. Bölge ötesi
çabalarla ve özel siyasi amaçlar sonucunda oluşturulan Sadabad Paktı
daha sonraları işlevsizlikten dolayı kendiliğinden dağıldı.
İran ve Türkiye
arasındaki yakın dostluk ilişkileri İslâm Devrimi öncesinden bu yana
sürüp gelmektedir. İki ülkenin yüksek düzeydeki makamlarının birçok kere
ve düzenli şekilde 80i bulan karşılıklı ziyareti ve bulundukları
temaslar ve bu arada yeni antlaşma ve sözleşmelerin altına imza atılması
iki ülke münasebetleri ve işbirliğinin güçlenerek daha sıcak bir görünüm
kazanmasına neden olmuştur. Yakınlık ve samimiyete dayalı ikili
ilişkilerin yanısıra iki ülke, bölgesel antlaşmalarda da ortaklaşa
işbirliği yoluna gitmişlerdir. Bağdat, Cento Paktı ve Bölgesel Kalkınma
Örgütünü bu tür bölgesel antlaşmalara örnek verebiliriz.
Bölgesel Kalkınma
Örgütü (R.S.D) 1964 yılında İran, Türkiye ve Pakistan ülkelerinin
katılımıyla kalkınma projelerinin organizesi ve bu alanda işbirliği
yönünde çalışmalarına başladı. İranda İslâm Devriminin zafere
ulaşmasıyla faaliyetleri birkaç yıl kesintiye uğrayan söz konusu örgüt
1985 yılında Ekonomik İşbirliği Örgütü (ECO) adı altında çalışmalarını
yeniden başlatmıştır.
İslâm Devrimi Sonrası
İran-Türkiye İlişkileri:
İran İslam
Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki münasebetler Türkiyedeki
sosyal huzursuzlukların doruğa tırmandığı döneme rastlayan İslâm
Devriminin zafere ulaştığı günden itibaren inişli ve çıkışlı
hareketlere sahne olmuştur. Bir dönem sonra kesintiye uğrayan iki ülke
ilişkileri 1982 yılında Büyükelçilik düzeyine çıkarılmıştır.
İran-Türkiye
İlişkilerinin Geliştirilmesine
Dönük Alanlar ve
Dayanışma Unsurları:
İki ülke arasındaki
ilişki ve işbirliğinin bilkuvve yakınlaştırılarak geliştirilmesini
kaçınılmaz kılan alanlar ve etkenleri şu şekilde sıralayabiliriz:
·
Komşuluk iki ülke münasebetlerinin kurulmasında en başta gelen
etkenlerden biridir. Bir ülkenin komşularını seçme şansı olmadığı gibi
komşularıyla da ilişki halinde olmaması beklenemez.
·
454
km. uzunluğundaki ortak sınırın varlığı ve komşu ülkelerle sınırların
güvenli oluşu iki ülkenin siyasi, ekonomik ve kültürel iletişim halinde
olunmasını zorunlu kılmaktadır.
·
İran
ve Türkiye Müslüman iki ülke olup ortak tarihi ve kültürel bağlarla
birbirine bağlıdır.
·
İki
ülke arasında toprak ve sınır meselelerine dair hiçbir anlaşmazlık
bulunmamaktadır. Hatta iki ülke sınırı birkaç asırdır barış ve dostluk
sınırının timsali konumundadır.
·
Her
iki ülke de ECO, D-8 ve İ.K.Ö. gibi bölgesel kuruluşların üyesidir.
·
Her
iki ülke üçüncü bir ülkeye ulaşmak için birbirlerine gereksinim
duymaktadır. Türkiye İran ve Avrupa arasında bir köprü konumunda iken
İran da Türkiye ve Orta Asya, Kafkas bölgeleri arasında bir köprü rolünü
üstlenmektedir.
·
İran
doğal gaz üretiminde dünya sıralamasında ikinci sırada yer almaktadır.
Türkiye ise doğal gaz tüketen bir ülke konumundadır. Dolayısıyla İran
Türkiyenin doğal gaz ihtiyacını karşılamada en güvenilir ve en kârlı
kaynak olma özelliğine sahiptir.
·
İki
ülke, bölgede barış ve istikrarın güçlendirilmesinde önde gelen
unsurlardır. Dolayısıyla iki ülke ilişkilerinin pekiştirilerek
sağlamlaştırılması bölgedeki barış ve istikrara önemli derecede katkı
sağlayacaktır.
İran İslam
Cumhuriyeti-Türkiye Cumhuriyeti Ekonomik İlişkileri:
İslâm Devriminden
önce İran ve Türkiye arasında ekonomi alanındaki ilişkiler iki ülkenin
yakın siyasi ilişkilerine rağmen oldukça sınırlıydı. İslâm Devriminden
sonra geçici ve kısa bir duraksama döneminin ardından 12 Mayıs 1980
tarihinde Kara Yolu Taşımacılığı Anlaşmasının imzalanması ve Ortak
Ulaştırma Komisyonlarının toplanmasıyla ve ayrıca 1980 yılında iki ülke
Bankaları arasında bankacılık düzenlemelerine ilişkin belgenin
imzalanması ile sonunda İran-Türkiye ekonomik ilişkilerinde yeni bir
sayfa açılmış oldu.
İran aleyhine
gelişen İran-Irak savaşı döneminde İran-Türkiye arasındaki ekonomik
mübadeleler artış göstermiştir. Öyle ki 1981 yılı itibariyle İranın
Türkiyeden yaptığı dış alım miktarı 128 milyon dolara ulaşarak iki yıl
için de on katı artmıştır.
Öte yandan 1981
yılının Eylül ayında iki ülke arasında imzalanan ticarete dayalı
protokol anlaşması gereğince 1982 yılında Türkiyeden 348 milyon
dolarlık dış alım gerçekleştiren İran, aynı yıl Türkiyeden mal ithal
eden birinci ülke olma konumuna yükselmiştir.
İran-Türkiye Karma
Ekonomik Komisyonu Toplantısının ilki 1984 yılında düzenlendi. Bu
toplantıda iki ülke arasındaki ticari değişimler miktarı 2 milyar dolar
olarak öngörülmesine karşın 2,2 milyar dolar şeklinde beklenenin
üzerinde bir oranda gerçekleşmiştir. 1985 yılında gerçekleşen ticari
mübadele hacmi ise 2,4 milyardır.
İslâm Devriminden
bu güne kadar iki ülke arasında toplam 15 kez Karma Ekonomik Komisyonu
toplanmıştır. Geçen 22 yıl içinde toplam ticari mübadele hacmi aşağıdaki
tabloda görülmektedir:
İran Türkiye arasında
Petrol Dışı Ürünlerde
Ticari Mübadeleler
İstatistik Rakamları:
|
Yıl |
İhracat Değeri
(Dolar) |
İthalat Değeri
(Dolar) |
Ticari Denge
(Dolar) |
|
1980 |
269.495 |
23.663.496 |
-23.394.001 |
|
1981 |
92.836 |
113.353.337 |
-113.260.501 |
|
1982 |
1.151.555 |
333.842.648 |
-332.691.093 |
|
1983 |
341.786 |
935.105.563 |
-934.763.777 |
|
1984 |
2.474.048 |
1.065.524.816 |
-1.063.050.768 |
|
1985 |
7.595.902 |
687.260.135 |
-679.664.233 |
|
1986 |
13.803.357 |
1.133.309.358 |
-1.119.506.001 |
|
1987 |
6.692.633 |
645.949.685 |
-639.257.052 |
|
1988 |
10.255.105 |
476.152.547 |
-465.897.442 |
|
1989 |
3.337.726 |
421.846.422 |
-418.508.696 |
|
1990 |
5.622.748 |
723.496.541 |
-717.873.793 |
|
1991 |
100.834.267 |
699.085.320 |
-598.251.053 |
|
1992 |
308.703.459 |
994.752.594 |
-676.049.135 |
|
1993 |
333.340.304 |
624.804.355 |
-291.464.051 |
|
1994 |
384.626.957 |
407.453.739 |
-22.826.782 |
İki Ülkenin Ekonomik
İlişkilerinde Gelinen Önemli Noktalar:
·
İran
ve Türkiye arasında Doğal Gaz Satım ve Alımı Anlaşması:
26 trilyon m³ten
daha fazla bir miktarda doğal gaz sahibi olan İran İslam Cumhuriyeti,
gaz rezervleri bakımında halihazırda dünya sıralamasında ikinci sırada
yer almaktadır. Yeni bulunan gaz rezervlerinin dahil edilmediği bu
miktara bulunan yeni gaz rezervleri de eklenecek olursa İranın dünya
gaz rezervleri sıralamasında birinci sırada yer aldığı bile
söylenebilir.
1998
istatistiklerine göre günde 267 milyon m³ zenginleştirilmiş gaz, 195
milyon m³ saf gaz ve 1,4 milyon ton sıvılaştırılmış (LPG) gaz üretim
kapasitesine sahip İran İslam Cumhuriyeti, yerleşim ve endüstri
merkezlerinde tükettiği 63 milyar m³ gaz ve ayrıca ülke petrol
kuyularına enjekte ettiği 10 milyar m³ gaz ile Orta Doğunun doğal gaz
üretimi ve tüketimini yapan en büyük ülkelerinden biridir.
Doğal gaz
tüketiminde büyük tüketici ülkelerden biri olan Türkiyenin gaz
kaynaklarını çeşitlendirmek amacında olması ve İran İslam
Cumhuriyetinin bu ülkeye yakın mesafede yer alması bir arada
değerlendirilecek olursa Türkiyenin doğal gaz gereksinimini, en uygun
ve en güvenilir şekilde karşılayabileceği kaynağın İran olduğu
görülecektir. Bu doğrultuda 1996 yılının Ağustos ayında İran İslam
Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında doğal gaz satımına ilişkin
bir anlaşma imzalanmıştır.
Bu anlaşmaya göre
gaz boru hattının işletimine geçilmesi ve gaz taşınmasına başlanması
için 1998 yılının başlangıcı, yıllık taşınacak gaz miktarı 2 milyar m³
ve anlaşma süresi 22 yıl olarak öngörülmekteydi. Anlaşmanın belirtilen
tarihte imzalanmasının hemen ardından, söz konusu proje gereği boru
hattı döşenmesi, basınç istasyonları kurulması ve donanımı ile diğer
ikinci derece konularla ilgili çabalar İran tarafında start almış ve bu
çabaları 1999 yılının Ekim ayında anlaşma tarafı ve proje sorumlusu
olarak İran tarafının, sınıra sıfır noktaya kadar ki çalışmalarını
tamamladığını ve Türkiye Cumhuriyetine gaz intikalinin gerçekleşmesi
için gaz boru hattını faaliyete geçirmeye hazır olduğunu bildiren
açıklamaları izlemiştir. Ancak Türk tarafının projeyle ilgili boru hattı
döşenmesi ve ilgili donanımların kurulmasına yönelik çalışmalarını
zamanında gerçekleştiremeyişi ve bu nedenle bir araya gelen BOTAŞ
yetkilileri (Türk tarafının anlaşmanın uygulanmasından sorumlu firması)
ile İran tarafı yapılan görüşmede boru hattının işletmeye geçirilmesi
zamanının uzatılması yönünde karar almışlardır. Neticede İran tarafı
Türkiyenin sorunlarını anlayışla karşılayarak ve komşusu ile ekonomik
işbirliğini güçlendirmenin önemini dikkate alarak doğal gaz satım
anlaşması ile teknik konuları kapsayan diğer ilgili bir anlaşmaya imza
atmıştır.
Türkiye
Cumhuriyetine doğal gaz taşınmasına 30 Temmuz 2001 yılında
başlanmasının kararlaştırıldığı bu anlaşmalarda anlaşma süresi 22 yıldan
25 yıla çıkarılırken anlaşmanın uygulamaya konulduğu tarihin birinci
yılında 3 milyar m³ gaz intikalinin gerçekleşmesi ve bu rakamın 2007
yılından itibaren 10 milyar m³e ulaşması öngörülmektedir.
Öte yandan BOTAŞ
Şirketi raporlarında ve ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanının
Şubat ayında Tahrana düzenlediği ziyaretinde yaptığı açıklamada Türk
tarafında doğal gaz boru hattı döşeme çalışmalarının ilerleyerek devam
ettiğine deyinilerek kararlaştırılan tarihte İran İslam Cumhuriyetinden
doğal gaz alınması için gerekli hazırlığın tamamlanmış olacağı hususu
kaydedilmiştir.
İran-Türkiye doğal
gaz boru hattının hayata geçirilmesiyle hem Türk halkı güvenli enerjiye
duyduğu gereksinimi karşılayabilecek hem de iki ülke arasındaki ekonomik
ilişkilerin güçlendirilmesi doğrultusunda yeni adımlar atılmış
olacaktır. Söz konusu doğal gaz boru hattı, İran-Türkiye ilişkilerini,
iki ülke milleti arasında ötelerden beri var olagelen bağlar daha da bir
yakınlaştırıp pekiştirecek kuvvetli bir bağ olarak
değerlendirilmektedir.
Kültürel İlişkiler :
İran İslam
Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasındaki geniş kültürel ilişkiler
çok eskilere dayanır. Bu ilişkilerin kapsamlı oluşunun nedenlerini şu
şekilde özetleyebiliriz:
·
Dinsel, kültürel ve tarihsel konularda ortak noktaların varlığı
·
Ortak
sınıra sahip olma
·
İki
ülke halkı arasında geniş düzeydeki gidip gelmeler
·
Ekonomik mübadeleler
·
ECOya
üye olmak
İran ile Türkiye
arasındaki kültürel alana dayalı anlaşma 1959 yılında Tahranda
imzalandı. Önsöz ve açıklama bölümlerinden oluşan bu anlaşma iki ülkede
kültürel kuruluşların oluşturulmasını, üniversiteler arası öğretim
görevlisi değişiminde bulunulmasını, karşı ülkede her ülkenin dil ve
edebiyatı, tarih ve coğrafya derslerinin okutulmasını, öğretimde
kolaylıklar sağlanmasını, kültür, bilim ve sanat dallarında mübadele
yoluna gidilmesini ve iki ülke kültür müesseseleri arasında işbirliğinin
yapılmasını öngörmektedir. Belirtmek gerekir ki bu anlaşmanın
uygulanması yönünde iki ülke arasında kültürel mübadele programları
düzenlenmektedir. Bu düzlemde düzenlen en son kültürel değişim programı
1992-1995 yılları arasında gerçekleşmiştir. Bu arada Türkiye Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanının Şubat ayında Tahrana yaptığı ziyarette kültürel
değişimler programına bir yenisi daha eklenmiştir. İmzalanan bu yeni
programla iki ülke arasındaki kültürel mübadelenin geliştirilmesi
yolunda yeni adımlar atılması ümit edilmektedir.
Kültürel anlaşma
çerçevesinde İran İslam Cumhuriyetinin Türkiyedeki kültürel
kuruluşlarını Ankarada kurulu Kültür Evi ve yine Ankarada Farsça Dil
Öğretim Merkezi oluşturmaktadır.
Farsça dilinin
öğretildiği söz konusu öğretim merkezinde araştırmacılar için iyi bir
kaynak olabilecek .............. cilt kitabın bulunduğu bir kütüphane
de mevcuttur.
Türkiyede Farsça
Dilinin Durumu:
Hali hazırda
Türkiyede 7 Üniversitede Farsça Kürsüsü bulunmaktadır. Bu kürsülerden
dördü faaliyet vermekte olup yaklaşık .................. üniversite
öğrencisi Farsça dili ve edebiyatı dalında öğrenim görmektedir.
Hatemi Dönemi ve İran
İslam Cumhuriyeti-
Türkiye Cumhuriyeti
İlişkileri:
Bir takım sorunların
baş göstermesi nedeniyle bir yıl süreyle kesintiye uğrayan İran İslam
Cumhuriyeti-Türkiye Cumhuriyeti ilişkileri Cumhurbaşkanı Mohammad
Hateminin iş başına gelmesiyle yeni bir döneme girmiştir. İki ülke
ilişkilerinin 1998 yılının başında Büyükelçi düzeyine çıkarılarak
yeniden başlamasıyla ilişkiler sürecinde olumlu gelişmeler yaşanmış, iki
ülke münasebetlerinde askıya alınan programlarından bir çoğunun
uygulanması için siyasi, güvenlik, ekonomik ve kültürel alanlarda
gerekli ortamlar sağlanmış ve kısa bir zaman sonra çok sayıda oturum ve
toplantılar düzenlenmiştir. Bu toplantıların başlıcalarına aşağıda
deyinilmektedir:
·
Karma
Ekonomik Komisyonu Toplantısı (Bakanlar düzeyinde iki kez düzenlendi)
·
Yüksek
Güvenlik Komisyonu Toplantısı (İçişleri Bakanlıkları Müsteşarları
düzeyinde üç kez toplantı)
·
Ortak
Güvenlik Komitesi Toplantısı ((İçişleri Bakanlıkları Genel Müdürleri
düzeyinde üç defa gerçekleşti)
·
Ulaştırma konularının ele alındığı Ulaştırma Bakanları Toplantısı (iki
kez düzenlendi)
·
Konsolosluk Genel Müdürleri Toplantısı (iki kez düzenlendi)
·
20 yıl
aradan sonra Yüksek Sınır Toplantısı yapıldı.
Öte yandan
geçtiğimiz yıllarda İran ve Türkiye makamları karşılıklı ülke
ziyaretlerinde bulunmuşlardır; ki, bu ziyaretlerden en önemlileri
aşağıda görülmektedir:
·
İran
İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Asya ve Okyanusyadan Sorumlu
Bakan Yardımcısı Muhsin Aminzadehnin Türkiye Cumhuriyetine düzenlediği
ziyaretler (üç kez),
·
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Müsteşarının İran İslam
Cumhuriyetini ziyareti,
·
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Ekonomi İşler Genel Müdürünün
İrana yaptığı ziyaret,
·
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarının beraberinde
taşıdığı 100 kişilik ticari bir heyetle İrana düzenlediği gezi,
·
Türkiye Cumhuriyeti Meclis Başkanının İran İslam Cumhuriyetini
ziyareti,
·
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı İsmail Cemin İran İslam
Cumhuriyetini ziyaretleri (iki kez)
·
İran
İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Dr. Kemal Harrazinin Türkiyeye
düzenledikleri ziyaretler (iki kez)
Yukarda değinilen
ziyaretler arasında üzerinde önemle durulması gereken üç ziyaret vardır.
Bunlar;
1. Dönemin
Türkiye Cumhuriyeti Meclis Başkanı (Hikmet Çetin)nın İran ziyareti: Bu
ziyaret bir Türk Meclis Başkanının 20 yıl aradan sonra İran İslam
Cumhuriyetine düzenlediği ilk ziyaret olması açısından oldukça önem
taşımaktadır. İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinin
girişimleri sonucu gerçekleşen söz konusu ziyaret sonucunda taraflar
olumlu sonuçlar almış ve memnuniyetlerini dile getirmişlerdir.
2. Dr. Kemal
Harrazinin Türkiye ziyaretleri:
Dr. Harrazinin
Türkiyeyi ilk ziyareti Türkiye ile Suriye arasında baş gösteren
gerginlik sırasında arabuluculuk yapmak için geldiği 1998 yılının
........................... ayında gerçekleşti. Nitekim İran İslam
Cumhuriyetinin Türkiye ve Suriye arasındaki gerginliğin tırmanmasının
önlemek amacıyla bulunduğu girişimler oldukça olumlu sonuçlar vermiştir.
Bu girişimlerden dolayı İran İslam Cumhuriyetini takdirle karşılayan
dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ülkeler
arasında zaman zaman siyasi sorunlar çıktığını ve bu gibi durumlarda
ülkelerin arabuluculuk yapmalarının gereğinin hissedildiğini ifade
etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının bu ülke Meclisine
sunduğu raporda ise İran İslam Cumhuriyetinin etkin arabuluculuk
rolüne değinilmiştir.
İran Dışişleri
Bakanının Türkiye Cumhuriyetine ikinci ziyaretleri ise ikili ilişkiler
çerçevesinde 1999 yılının ......................... ayında
gerçekleşmiştir. Bu ziyarette Türkiye Cumhurbaşkanı ve Başbakanı
tarafından da kabul edilen Harrazi Türk meslektaşı ile iki kez bir araya
geldi. Harrazi ayrıca İstanbulda Türk iş adamları ve sanayicileri ile
de bir araya gelerek bir konuşma yaptı.
İran Dışişleri
Bakanının Türkiye ziyareti esnasında gerçekleşen diğer önemli bir olay
ise İran Kültür Haftasının iki ülke Dışişleri Bakanlarının katıldığı bir
tören eşliğinde açılışının yapılmasıydı. Dr. Harrazinin birkaç
televizyon kanalıyla yaptığı söyleşinin naklen yayınlanması basın yayın
organlarının bu ziyarete nedenli önem verdiklerinin bir ifadesiydi.
Bununla birlikte bu ziyaret Türkiyedeki diplomatik çevrelerin ilgiyle
izlediği bir konu olmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı
kaynaklarının ifadelerine göre söz konusu ziyaretin ardından 20nin
üstünde Büyükelçi ve Maslahatgüzar Dışişleri Bakanlığı ile kurdukları
temasta ziyaretin sonuçları hakkında bilgi istemişlerdir.
İran İslam Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanı Dr. Kemal Harrazi, 1999 yılının
......................... ayında Türkiye Cumhuriyetini ziyaret etti.
Türk meslektaşı ile iki kez bir araya gelen İran Dışişleri Bakanı bu
ziyarette ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Başbakanı
tarafından da kabul edildi. Harrazinin Türkiye ziyareti diplomatik ve
medya çevrelerinde geniş yankılar uyandırdı.
İran İslam Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanının 1999 yılındaki Türkiye Cumhuriyetini ziyaret
tarihine rastlayan İran Kültür Haftası, İran ve Türkiye Dışişleri
Bakanlarının yanısıra Türkiyenin diğer siyasi ve kültürel makamlarının
katılımlarıyla Ankarada düzenlenen bir tören eşliğinde açıldı. Türkiye
Cumhuriyeti Dışişleri Bakanının söz konusu törene katılması resmi
makamların İran İslam Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti Kültürel
ilişkilerinin gelişmesine ortam hazırlayan bu tür programların
düzenlenmesini benimsediklerinin bir göstergesi olması açısından öneme
haizdir.
İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Seyed Mohammad Hossein
Lavasani Türkiye Cumhuriyeti Genel Kurmay Başkanını ziyaret etti. 80
dakika süren ziyarette çeşitli konular ele alınarak görüş teatisinde
bulunuldu. Bu ziyaret İran İslam Cumhuriyetini temsil eden bir
Büyükelçinin Türkiye ordusunun yüksek düzeydeki makamlarını ilk ziyaret
olması açısından önem taşımaktadır.
1998
yılında İran İslam Cumhuriyetini ziyaret eden Türkiye Cumhuriyeti
Dışişleri Bakanı İsmail Cem İranın tarihi şehirlerinden biri olan
İsfahanda incelemelerde bulundu.
Dönemin Türkiye Cumhuriyeti Meclis Başkanı Hikmet Çetin 1998 yılının
Eylül ayında İran İslam Cumhuriyetini ziyaret etti. İran İslam
Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinin girişimleri ile gerçekleşen bu
ziyarette Çetin İranlı siyasi ve parlamento makamlarıyla bir dizi
görüşmelerde bulundu. İslâm devriminden sonra İran İslam Cumhuriyetine
bir Türk Meclis Başkanının ilk ziyareti olması açısından önem taşıyan
Çetinin İran ziyareti iki ülke arasında parlamento ilişkilerinin
gelişmesine ortam hazırlamış oldu.
İran ve Türkiye sınırında
en eski gümrük olma özelliğine sahip Bazargan (Gürbulak) Gümrüğü günde
700den fazla kamyon ve nakliye aracının giriş çıkış yaptığı bir bölge
olması bakımından ulaşım, taşımacılık ve iki ülke ekonomik ilişkilerinin
geliştirilmesinde büyük bir öneme haizdir. Bazargan Gümrüğü son
zamanlarda günün gelişen ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenerek modern
tekniklerle donatılmıştır.
|