İranlılar ve Türkler
arasındaki ilişkiler mitolojileri ve milli efsaneleri bir birine
bağlayacak kadar eskiye dayanır; ancak bu ilişkilerin somut örneğini
İslâmdan sonraki dönemlerde aramak gerekir. Samanîler döneminden
itibaren Türklerin düzenli bir şekilde İran topraklarına girişiyle
birlikte başlayan bu yeni dönem özellikle askeri sahalarda Türk ekolünün
başarısı ve bölgesel Türk hükümetlerinin oluşumu giderek, İran
kültürünün Türkler arasında yaygınlaşmasına sebep oldu ve iki kavmin
daha da yakınlaşmasını sağladı.
Bu yakınlaşma birbirini
yabancı hissetmeyecek kadar ilerledi. Türk unsurunun daha sonraları
Anadolu'nun yemyeşil vadilerine göç etmesi ve oradan batıya doğru
ilerlemesi, İran'ın zengin kültürünün bir bütünleştirici
unsur olarak o bölgelere kadar yayılması için yeni bir kapı açılmış oldu.
Bu yüzden yeni topraklarda İslâm, manevi düşüncenin temelini oluşturan
bir din olarak ve onun yanında Fars dili ve edebiyatı ilim ve hükümet
dili olarak kabul gördü ve böylece bu iki unsur sağlam bir toplumun
temelini atmış oldu. Siyasi bir müdahale söz konusu olmaksızın ve
tamamen doğal bir seçimle gerçekleşen bu kültürel birlik çağımıza kadar
devam ede gelmiştir.
Bu iki milletin bir çok
kültürel ortaklıklarını göz önünde bulundurarak, 29 Ocak 1959'da ilk
kültürel anlaşma iki ülke arasında imzalandı. Bir önsöz ve 18 maddeden
oluşan ve günümüze kadar geçerli olan bu anlaşmaya göre iki ülkede
kültürel müesseselerin kurulması, üniversite hocası ve öğrencisi
değişimi, karşı ülkenin dili ve edebiyatı ve tarih-coğrafyasının diğer
ülkede ders olarak sunulması, öğretim kolaylıklarının sağlanması,
kültürel kurumlar arasında bilimsel, sanatsal ve kültürel işbirliğinin
genişletilmesi ön görülmüştü. Bu antlaşma 9 Ekim 1966 tarihinden
itibaren uygulamaya konulmuştur. Anlaşmanın ilk aşamasında üç yıllık
bir program ön görülmüş ancak daha sonra 1973-1975 yılları için ve
üçüncü aşamada 1976-1977 yılları için yeni programlar hazırlanarak
uygulamaya konuldu. İran İslâm İnkılabından önce iki taraf kültürel
ilişkilerini geliştirmek amacıyla bazı kurumların tesis edilmesini
kararlaştırdılar :
1- İran Kültür Evinin
Ankara'da açılması
2- İran-Türkiye Dostluk Cemiyetinin kurulması
3- Türkiye-İran
Kadınları Dostluk ve Kültür Cemiyetinin kurulması
4- Türkiye-İran
Dostluk ve Kültür Cemiyetinin kurulması
İran İslâm İnkılabından
sonra iki ülke arasındaki kültürel değişim programı, 1976-1977 yılları
programı esas alınarak 1986-1988 yılları için yeni bir program
hazırlandı. Ancak İran İslâm Cumhuriyetinin yeni siyasetlerine göre bu
programda öncekine göre bazı değişiklikler yapılmıştı. Bunlardan bazıları
şöyle :
1- İki ülkenin
üniversiteleri arasında bilimsel heyetler ve kitap değişimi.
2- Üniversite hocası
ve belge ve bilgi değişimi.
3- İki ülkenin
kültürel kurumları arasındaa kitap uzmanı, üstad ve mikrofilm
değişimi
4- Öğrenim bursları
verilmesi
5- Kültürel amaçlı
fuarlar ve sinema festivalleri düzenlenmesi ve iki ülkede kültürel
kurumların tesis edilmesi yönünde işbirliği yapılması.
İran İslâm Cumhuriyeti ve
Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri ayrıca önceki antlaşmaları esas alarak
1992-1994 ve 2001-2003 yılları için yeni kültürel programlar
düzenleyerek ilgili makamların imzasından geçirmişlerdir. Son
yıllarda iki ülke arasındaki kültürel ilişkilerin karşılıklı güven
ortamında, gerek akademik alanda, gerekse kültür, sanat, eğitim, spor, ve
benzeri sahalarda önemli gelişmeler kaydetmesi oldukça sevindiricidir.