İRAN KÜLTÜR EVİ

 

 
 

 

 

Aranacak

 

 

 

20. Uluslar arası İslami vahdet konferansının sonuç bildirgesi

Katılımcılar 3 gün süren ve 8 ayrı çalışma oturumu çerçevesinde gerçekleşen oturumlarında konferansın ana gündemi ile ilgili konuları ele aldılar ve sonunda karar ve tavsiyelerini içeren bir bildirge yayınladılar


الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام على سيد البشرية محمد النبي الأمين وآله الطيبين الطاهرين وصحبه الكرام الميامين وبعد:

Yüce Allah’ın lütuf ve yardımıyla ve İslam peygamberi (sav) ve imam Cafer Sadık (sa)’ın doğum günü yıl dönümü dolaysıyla düzenlenen İslami vahdet haftasında ve yine milli vahdet ve İslami birlik yılında uluslar arası İslami mezhepler Takrib kurumu 20. uluslar arası İslami vahdet konferansını 17 – 19 rebiyülevvel tarihine denk gelen 6 – 8 nisan 2007 tarihinde aşağıda adı geçen dünyanın 46 ülkesinden katılan çok sayıda alim, bilgin, İslami kurum ve kuruluşun katılımı ile gerçekleştirdi:
Etiyopya, Azerbaycan cumhuriyeti, Ürdün, Avustralya, Afganistan, Arnavutluk, Birleşik Arap Emirlikleri, Amerika, Endonezya, Pakistan, Brezilya, İngiltere, Bosna, Tataristan, Türkiye, Tunus, Cezayir, Çin, Danimarka, Rusya, Suudi Arabistan, Umman krallığı, Senegal, Suriye, İsveç, Irak, Fransa, Kırgızistan, Katar, Kanada, Kuveyt, Kenya, Gambiya, Malezya, Mısır, Fas, Makedonya, Nijerya, Hindistan, Yemen.
Konferansa ayrıca uluslar arası İslami mezhepler Takrib kurumu genel kurul üyeleri de dünyanın çeşitli bölgelerinden katıldı.
Konferans 20. oturumunda İslam peygamberi (sav)’in siyerinin özelliklerini ele aldı.
Konferansın açılışı İran İslam cumhuriyeti nizamının maslahatını belirleme kurumu başkanı Ayetullah Haşimi Rafsancani’nin değerli konuşmasıyla gerçekleşti. Konferansa katılanlar ayrıca İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamanei’yi ziyaret ederek kendilerinin tavsiyelerinden yararlandılar. İslam inkılabı rehberi konferansa katılanlara hitaben İslam ümmeti liderlerini, İslami kurumları ve ulemayı İslami vahdet bildirgesi hazırlamaya ve ona bağlı kalmaya ve tüm alanlarda uygulamaya davet etti.
Katılımcılar 3 gün süren ve 8 ayrı çalışma oturumu çerçevesinde gerçekleşen oturumlarında konferansın ana gündemi ile ilgili konuları ele aldılar ve sonunda karar ve tavsiyelerini içeren bir bildirge yayınladılar:
1 – Konferansa katılanlar İslam peygamberi (sav)’in siyeri ve nebevi sünnetin en önemli özelliklerinin aşağıda belirlenen hususlar olduğuna vurgu yaptılar:
a – Kişisel özellikler:
- İman ve kulluk,
- Yüce insani ahlak,
- Samimi aile davranışı,
- Liderlik ve sosyal, siyasi, askeri ve diplomatik yöneticilik,
- Korku ve rica, kesinlik ve duygusallık, adalet ve sevmek, din ve dünya şahsiyeti arasında denge.
b – Sosyal özellikler:
- Tüm işlerde istişare ilkesine bağlılık,
- Din, renk, ırk ve cinsiyet gözetmeksizin insan haklarını savunmak,
- Sosyal adaleti gerçekleştirmek,
- Bilimsel, teknolojik ve iktisadi kalkınma, öyle ki insan ve yer kürenin gelişmesi ve evrimini kaysasın,
- Hikmet ve iyi vaaz ile İslami talim ve terbiye ve çağrıya vurgu yapmak,
- Vahdet ve karşılıklı sorumluluk kültürünü pekiştirmek,
- Dil, kalem, mal ve canla cihada çağrı, İslami ümmetin varlığını savunmak,
- c – Kültürel ve medeni özellikler:
- Ahlak ve adalette cihanşumul olmak,
- Dünya mustaz’aflarını savunmak,
- Barış ve barış içinde yaşama kültürünü yaygınlaştırmak,
- Geleceğe bakış ve semavi dinlerin izleyicileri arasında akılcı ilişki kurmak,
- Mantıklı diyalog kültürünü güçlendirmek,
- Çevreye insani açıdan bakmak,
- İnsani maneviyatı yüceltmek.

2 – Konferansa katılanlar İslam peygamberi (sav)’in şahsiyetine sarılmak ve onunla dostluk etmenin aile, kabile, mal, vatan,...dan önce geldiğine vurgu yaptılar, ki bu da müslümanların bireysel veya toplu imanları ve kişisel dostluklarının en yüce ve en değerli simgesidir. Bunun için ulema ve İslam tebliğçileri ümmeti sürekli bilgilendirmeye özen göstermeli ve sürekli İslam peygamberinin şahsiyet, sünnet ve siyerinin boyutlarını hatırlatmalı ve özellikle çocuklar ve gençler başta olmak üzere müslümanların gönüllerinin derinlerinde aşk ve dostluk fidanını sulandırmalıdır.
3 – Katılımcılar ilk, orta, lise ve üniversitelerin ders kitaplarında geniş kapsamlı bir programın hazırlanmasına, öyle ki söz konusu metinlerde bilimsel ve dakik bir şekilde İslam peygamberi (sav)’in sünnet ve siyerinin özelliklerinin incelenmesine ve onları çocuklara ve gençlere açıklanmasına ve onların hazrete karşı sadakat dolu duygularının filizlenmesine yardımcı olmasına vurgu yaptılar.
4 – Katılımcılar bilimsel merkezlerden, üniversitelerden ve dini ilimler merkezlerinden sürekli nurani nebevi siyerin çeşitli boyutları üzerinde geniş araştırmalar yapmalarını ve elde ettikleri sonuçları çeşitli dillerde ve muhtelif görsel ve duysal araçlar ve yöntemlerle yayınlamalarını ve bu amaca ulaşmak için tüm gelişmiş araçlar ve bilgi teknolojisi ve sanatları kullanmalarını istediler.
5 – Katılımcılar batı medyasında veya bazı batılı yazar ve düşünürlerin yazılarında – Papa’nın son ifadeleri gibi – yer alan konuların İslam peygamberi (sav)’in siyeri ve şahsiyetinin insani boyut ve yönlerini bilmemekten kaynaklandığını veya haçlıların eski kinlerine bir kanıt olduğuna inanıyor. Bu yüzden İslam peygamberi (sav)’in şahsiyetini tanıtma süreci ve boyutu geliştirilmeli ve tüm dünyayı kapsamalı ki insanlar bilinçli olarak İslam peygamberi (sav)’in önceki peygamberler gibi tüm beşeriyete sunulan bir rahmet olduğunu anlasın ve yine insani ahlak mekarimini tamamlayan odur ve o, insanı doğru yola hidayet eden nurdur ve insanın yaratılışından gayeyi gerçekleştirmiş ve gerçek saadeti ilahi nur sayesinde insanlar için hazırlamıştır.
6 – Katılımcılar Kuran'ı Kerim ve hadis-i şerif-i nebevinin kesin hükümleri gereği İslam’ın tüm kıble ehlini kapsadığına inanmakta ve sebebini de Müslümanların mal, can ve haysiyetini dokunulmaz yapan ve uhrevi hesaplarını yüce Allah’a bırakan şahadetleri söylemekte görmektedir. Katılımcılar ayrıca İslami mezhepler arasında takribi Müslümanların pratik tutumlarında İslami vahdete kavuşmak için önemli bir yol olarak saymakta ve İslam’ın ilkelerine inanan ve ortak temellerine saygı gösteren tüm İslami mezheplerin izleyicilerini gönülleri bir ve hepsi yüce İslami amaçlar uğruna çalışan tek bir İslam ümmetinin parçası saymaktadır. Asla inanç, tarihi ve fıkhi ihtilaflardan siyasi tefrika yaratma yolunda yararlanmamalıdır, çünkü her türlü etnik veya ırka dayalı fitnecilik ümmet düşmanlarına hizmet eder ve İslam ümmeti karşıtı kandırıcı planları gerçekleştirerek onların İslami topraklardaki işgalciliğini pekiştirir.
7 – Konferansa katılanlar kıble ehli Müslümanlar arasında vahdeti gerçekleştirmek ve İslami mezhepler arasında takribi sağlamak amacıyla onları karşılıklı saygıya davet etmekte ve kitle iletişim araçlarında veya konuşmalarda birbirinin inanç veya dini şiarları veya fıkıhlarına saldırmamalarını ve açık sözlü olma bahanesiyle birbirinin hürmetini kırmamalarını istemektedir. Ve ayrıca karşı tarafın şahsiyetleri ve mukaddesatına saygısızlık içeren her türlü sözün sarf edilmesine izin verilmemesini istemektedir. Bu durum özellikle Ehl-i Beyt (as) fertleri veya imamları ve sahabeyi ve her türlü küfürlü konuşmayı veya onların konumunu küçük düşürecek veya onlara saldırı sayılacak veya onları ilgilendiren her türlü meseleyi kapsamakta ve her tür işareti veya sözlü, manevi ve maddi saygısızlığı bu cümleden onlara mensup olan mekanlara saldırmayı ve mukaddesata ve camilere ve Hüseyniyeler veya mezarlarına saygısızlığı kapsamakta ve vakıflara göre vakıf şartlara uymayı şer’i olarak gerekli bilmektedir.
8 – Konferansa katılanlar başta Çeçenistan, Kaşmir, Filipinler, Somali ve dünyanın diğer bölgeleri olmak üzere dünyanın her yerinde Müslümanlara taciz konusunda yapılan her türlü hareketi kınamaktadır.
9 – Konferansa katılanlar Siyonist rejimin sabırlı Filistin milletine yönelik Beyt’ul Mukaddes’te ve çevresindeki her türlü saldırısını kınamakta ve kahraman Filistin milletinin cihadını ve çeşitli gruplarının vahdetini selamlamakta ve intifada ve direnişe yardımcı olacak ve Filistin’in gaspçı Siyonist rejimin elinden kurtulmasına sebep olacak bu milletin cihadını desteklemeye davet etmektedir. Ayrıca Siyonistlerin Mescid-ül Aksa’ya yönelik niyetleri ve kötülüklerini kınamakta ve Siyonistleri İslam ve İslam ümmetine saldırmaktan sakındırmaktadır.
10 – Konferansa katılanlar Lübnan’ın İslami direnişi ile onur duymakta ve Siyonist düşmana karşı parlak zaferini takdir etmekte ve Filistin, Irak, Afganistan ve işgal edilen diğer İslam topraklarındaki İslami direnişi selamlamakta ve tüm Müslümanlardan güçleri yettiği kadar İslam topraklarının bütünlüğünü ve özellikle Irak’ın toprak bütünlüğü başta olmak üzere bu toprakların sağlığını korumalarını ve o ülkenin bölünmesiyle sonuçlanacak her türlü plana muhalefet etmelerini istemekte ve Filistin, Lübnan ve Suriye ve diğer İslam topraklarındaki İslami toprakların kurtuluşu için çaba sarf etmelerini istemekte ve işgal edilen toprakları kurtarmak ve direnişin milletlerin meşru hakkı olduğunu bildirmekte ve bu meselenin terörizm olarak adlandırılan bahane aramalardan açıkça farklı olduğunu vurgulamaktadır. Terörizm İslami ve insani açıdan ister ferdi, ister toplu veya resmi halde kınanmaktadır ve İslam devletlerinden İslam topraklarına saldırının tüm İslam ülkelerine ve çıkarlarına saldırı şeklinde algılamalarını istemektedir.
11 – Zirveye katılanlar Mekke-i Muazzama bildirgesinde Müslümanların kanına her mezhepten olursa olsun saygı gösterilmesi ile ilgili konuya vurgu yapmakta ve Müslümanların kanının akıtılmaması ve Iraklı grupların etnik veya cinayet saiklerle bireysel veya toplu halde hedef alınmaması için ciddi çaba sarf edilmesine vurgu yapmakta ve Müslümanların katillerinin sonunun ilahi vaad gereği cehennem ateşi olacağını hatırlatmakta ve tüm İslami mezheplerin izleyicilerini birlik ve vahdetini ve düşmana fırsat vermemelerini istemektedir.
12 – Zirveye katılanlar Irak’ta devam eden gelişmeleri araştırmanın yanısıra yüce Allah’tan Irak milletine kendi kaderini belirleme ve yapıcı yasal kurumları kurmaya ve tamamen açık bir ortamda tüm halk kesimlerinin katılımı ile parlak İslami geleceğini çizmekte ve bu ülkenin işgaline son vermekte başarılı olmasında yardımcı olsını dilemektedir.
13 – Konferansa katılanlar Müslüman nüfusunun üçte birini oluşturan gayri Müslim ülkelerde yaşayan İslami azınlıklara ilgi göstermenin önemine vurgu yapmakta ve onları meşru haklarına kavuşturmak için çaba sarf etmeye davet etmekte ve ayrıca onların başkalarıyla diyalog çabalarını takdir etmektedir.
14 – Konferansa katılanlar İran milleti ve bu ülkenin yetkililerinin Allah’ın şeriatını yaşamın tüm alanlarında uygulama yolunda sürdürdüğü cihadını selamlamakta ve bu ülkenin meşru haklarına kavuşmasını engellemek için uluslar arası yasaları da çiğneyen tüm çifte standart yöntemleri kınamakta ve İslam ülkelerini bu deneyimden yararlanmaya davet etmektedir.
16 – Oturuma katılanlar medyayı milletleri bilgilendirme ve kamuoyunu aydınlatmada ifa ettiği rolünden ötürü takdir ederken uzmanlık ve bilimsel şuralar aracılığı ile ihtilaf konularını bir kenara bırakma zaruretini açıklama ve her türlü hassasiyetleri tahrik etmekten ve Müslümanlar arasında tefrika yaratacak konulardan uzak durulmasına da vurgu yapmaktadır.
17 – Zirveye katılanlar İran İslam cumhuriyeti ve İslam inkılabı rehberi Ayetullah Hamanei’ye şükran duygularını sunmakta ve uluslar arası İslami mezhepler Takrib kurumuna da bu bereketli zirveye takdire şayan ev sahipliği için ayrıca teşekkür etmekte ve bu tür zirvelerin yapılmasını çok yararlı bulmaktadır. 
وصلي الله علي سيدنا محمد النبي الامي و علي آله وصحبه وسلم.