İRAN KÜLTÜR EVİ

Haber

 
 

 

 

Aranacak

 

 

 

Safevîler dönemi İran musikîsin bakış 

22/12/2006

Safevîlerin başkenti olan İsfahan Safevî şahlarının kültür ve sanata olan merakıyla İran’ın en önemli ve büyük kültür kentlerinden biri haline gelmiş ve özellikle klasik İran müziği alanında İsfahan bir merkez olmuştur.

Safevîler döneminde burada seçkin müzik adamları, musikîşinaslar yetişmiş ve bu şahsiyetler İsfahan musikî mektebinin oluşmasında önemli rol oynamıştır.

Safevî dönemi müziğiyle ilgilenen bazı oryantalistler ve araştırmacılar İsfahan’da musikînin hastalıkları iyileştirilmesinde kullanıldığını ve İsfahan musikî okulunun diğer birçok sanat dalıyla kaynaştığını söylemektedirler.

Fransız araştırmacı ve müzik adamı Jean Douring, Fars kültürünede sanatın batı kültürlerinin aksine belli sınırlar ve bölümlemelerle ayrımlanmadığını belirtiyor.

Douring, “İran sanatlarının birlikteliği” adlı makalesiyle İran’da sanatların birbirinden belirgin sınır ve sınıflandırmalarla ayrımlanmamasının içsel eğilimler ve dünya görüşünden kaynaklandığını, sanatın bir bütünlük içinde şiir, resim ve müzik alanlarında yürütüldüğünü öne sürüyor.

Douring makalesinde, İran’da müzik, şiir ve nakkaşlık sanatlarının etik ve estetik anlayışının uyumuna değinerek, uzmanların özellikle Safevîler döneminde sanat dallarının birlik ve uyumunun tam olarak görülebileceğini savunduklarını belirtiyor.

Bir başka Rus müzik araştırmacısı ve öğretim görevlisi Marina Durshin de “İran musiki kültüründe iki çeşit ustalık” adlı yazısında, doğu ülkelerinin müzik anlayışında Avrupa kökenli bestecilik ve geleneksel müzik kalıpları olarak iki çeşit kalıbın görüleceğine değinerek, bu klasik müzik anlayışıyla başka kültürlerin musikî anlayışının karışımının İran’da XIX. yüzyılın ortalarında görülmeye başladığını ve İran’ın bu konuda başarılı bir deneyim yaşadığını söylüyor.

İran’da Işkî, Ali Nakî Vezirî, Dehlevî ve Ustuvârî gibi üstatların çalışmalarıyla tanınmaya başladığına dikkat çeken Durshin, bu dönem İran müziğinde tarihî, klasik ve geleneksel İsfahan musikîsinin etkisinin devam ettiğini ve İranlı musikî adamlarının iki kalıbı da çok iyi bildiğini vurguluyor.

İran kültür müzesini gezen ve burada İran geleneksel dinî kültürün korunmasına değinen Durshin, İran’da musikî kültürel unsurlarının korunduğunu belirtti.

İranlı araştırmacı Seyyid Huseyn Rezevî Bergeî de müzikle tedavi metodları üzerine yaptığı çalışmalarında, Safevî döneminde, özellikle İsfahan’ın başkent olmasından sonra, tıp ve eczacılığın görülmemiş bir gelişme yaşadığını ve döneminin en önemli merkezlerinden biri haline geldiğini belirtiyor.

Bergeî, Safevîler dönemi İsfahan tıp faaliyetlerinin İran bilim tarihinde kendine has bir yeri bulunduğuna değinerek, Safevî döneminde, özellikle İsfahan’da, klasik tıp metotlarının yanısıra müzikle tedavinin yaygınlık kazandığını, daha önceleri de İranlı İbn Sînâ, Râzî ve Cürcanî gibi âlimlerin müziğin tedavi metodu olarak kullanılması konusunda risâleler kaleme aldığını belirtiyor.

Bergeî, İran bilim tarihinde Aynu’l-Mülk Şîrâzî ve Ali Efzal Kati-i Kazvînî gibi âlimlerin de eserlerinde müziğin etkilerini konu edindiklerini hatırlatarak, özellikle son iki İranlı âlimin müzik ile ruhsal hastalıkların tedavisinde önemli aşamalar kaydettiklerini söylüyor.

İranlı araştırmacı Bergeî, eski kitaplarda hekimlerin müzik yoluyla çocukların ve yeni doğan bebeklerin gelişimine etki edilebileceği yönünde konulara değindiğinin ve musikîyle yeni doğan bebeklerde bedensel ve ruhsal açıdan gelişimin olumlu etkileri bulunduğunun üzerinde duruyor.

İran Yazılı Kültür Mirası Araştırma merkezi başkanı Ekber İranî de Safeviler dönemi İran müziğinin konumuna değinerek, İslâm dininin müzik konusunda anlayışını açık olduğunu söylüyor.

Ekber İranî, İslam öncesi de mahallî, halk, hamasî, eğlence, siyasî, hicvî ve dinî konularla müzik icra edildiğini, ama İslâm dininin insanî ve ilahî değerlerin karşısında yer alan hicvî müzik veya putlara ibadet edilmesi anında icra edilen müzik gibi türlere karşı çıktığını belirtiyor.

Kurân ve hadislerde müzikle ilgili konulara değinildiği ama zaman içinde âlimlerin çeşitli görüşleri benimsediğine değinen İranî, İslâm âlimlerinin bir kültür unsuru olarak müzik konusunda değişik görüşleri paylaştıklarını, Safevî dönemi âlimlerin Feyz-i Kaşanî’nin musikîyi doğal yapısıyla şerîata uygun bulduğunu vurguluyor.