İRAN KÜLTÜR EVİ

Haber Arşivi

 
 

 

 

Aranacak

 

 

 

 

 

 Telgraph: İslâm Karşıtlığı İle Mücadele Kanunî Yollardan Takip Edilecek

  Dünya Aile Günü

  Dünyanın Farsça Şiir Yazan Şairleri Bir Araya Geldi

 Tüm Yurtta Zafer ve Direniş Zilleri Çalındı

  İran Kısa Filmleri Diyarbakır'da

  İran’da Bir Türk Arkeolog

 Selahaddin Özgündüz : Vahdet Haftası İlanı Takdire Şayandır

  Abdulkadir Özkan: Vahdet Haftası Müslümanları Birbirine Yakınlaştırdı

  Siyonist Rejimin Medyatik Çarpıtma Eylemi

  Mevlana Araştırma Merkezi Kuruldu

  Uluslararası  Yeşil Film Festivalinde 30 Ülkeden  353 Film

  İpek Yolu Üzerindeki Ülkeler Arasında Ticari, Kültürel ve Politik İlişkiler Güçlendirilmekte

  Kürşat Tüzmen :Tahran - Ankara Münasebetleri Geliştirilmeli

  Türk Sanatçıdan 30 Eser Urumiye’de Sergilendi

  3. Uluslararası İslâm Dünyası Çağdaş Resim Bienali

   Dünyanın En Büyük Kapalı Çarşısı Olan Tebriz Kapalı Çarşısı Onarılıyor

   İran Kadın Haber Ajansı Kuruldu

   İran’da En Büyük Profesyonel Kur’an-ı Kerim İnternet Ağı Faaliyette

   İran ve Türkiye’de Uluslararası Üstad Şehriyar Kongresi Düzenleniyor

   İran'da üçbine yakın kültürel kurum faaliyet göstermektedir

   Televizyon ve İnternetten Farsça Öğretimi

    "Baha Veled" (Mevlânâ'nın Babası) Kitabının Mütercimiyle Bir Sohbet

   İrfan, İslâm, İran ve Çağdaş İnsan Sempozyumu Şubat 2005'te İran'da Düzenlenecek

   Sanat ve Sanatta Küreselleşme Sempozyumu

   Prof. Dr. Halman ve Prof. Dr. Kocatürk’ün Dr. Senai ile Görüşmesi

   İran Sanat Akademisi Tahran ve Urumiye'de Safiyüddin Urmevi Anma Toplantısı Düzenliyor

   İran Filmleri Locarno Film Festivalinde

   İki Haftada 1257 Başlık Kitap Basıldı

   Niyaveran'dan Ney Sesi Geliyor

  İran Tiyatrosu Hafta Sonu Ankara'da

   İran Milli Müzesi Dünyanın Beş Büyük Müzesinden Biri Oluyor

   Eski Kaynaklarda Hayyam Rubaileri Adlı Kitap Yayınlandı

   Atina Olimpiyatları’nda İran Taziye Gösterisi

   Dehhoda’nın Makaleleri Yayınlandı

   İran’ın Lorestan Eyaletine Bağlı Burucerd Şehrinde Üstad Abdülhüseyin Zerrinkûb Anma Toplantısı Düzenlenecek

   İran'da Farsça-İbranice Sözlük Yayınlanıyor

   Haziran 2004'de İran'da Yayıncılığın Durumu

   İran'a Gelen Tüm Turistler Sigortalanıyor

   "İslâm ve Siyaset: İran Türkiye ve Endonezya Karşılaştırması" Konferansı Kanada'da  Düzenlendi

  İran'da İbn-i Sîna'nın Kitapları Yeniden Basılıyor

  Süheyl Mahmudî'nin Türkiye Gezisi Hatıraları

  Ankara Üniversitesi Rektörünün İran Gezisinden Notlar

   Ürdünlü Araştırmacı: Hayyam Irak'ın Şadece Şiirini Değil Halkını da Etkilemiştir

   İmam Rıza (as)'ın Kendi El Yazısı Kur'an-ı Kerim

   İslâm İnkılabı ve Geleceğin Manzarası Konferansı

   Kongre Kütüphanesinde 600 Bini Aşkın Farsça Eser

   Dünyanın Halkbilim Belgeselleri "Yadigar" Film Festivalinde

 Birinci Uluslararası El Sanatları Fuarı Tahran'da Düzenlenecek

   Yurt Dışındaki Farsça Hocaları "Kitap Konuğu" Oluyorlar

   Tahran Kitap Fuarında 127 Bin Başlık Kitap Sergilenecek

  İngiliz Kadınların İslâm'a Yönelişi

  En Yoğun Nüfusa Sahip Selçuklu İslâmî Şehirlerinden Biri Dakyanus Şehri

   Astan-i Kuds-i Razavî Kütüphanesi Çeşitli Ülkelerin Millî Kütüphaneleri ile Kültürel Değişim Gerçekleştiriyor

   14 Bin Beyaz İngiliz Müslüman Oldu

   İran İslâm İnkılâbının Ünlü Şairlerinden Nasrullah Merdanî Vefat Etti

   İki İran Belgeseli Macaristan 4. Uluslararası Film Festivalinde Yarışacak

    İran – Türkiye Kültürel İlişkileri" Konulu Toplantıların Üçüncüsü  9 Mart'ta İsfahan Üniversitesinde Başladı

   Ankara'da İran Kültür Haftası Açılışından Notlar

   İran İslâm İnkılabının 25. Yıldönümüyle Eş Zamanlı Olarak Ankara ve İstanbul'da İran Tiyatrosu Gösterileri

   Ankara'da İran Şiir ve Edebiyat Gecesi

 

 

Telgraph: İslâm Karşıtlığı İle Mücadele Kanunî Yollardan Takip Edilecek

Varşova Bildirisi’nin 9. bendi, bundan böyle Avrupa’da İslâm karşıtlığı veya başka bir ifadeyle “İslâm’a karşı korku yaratmak” ile kanunî yollardan mücadele edilmesini öngörüyor. Mehr Haber Ajansının Telgraph Gazetesinden naklettiği habere göre, Avrupa Konseyi ilk kez, İslâm karşıtlığıyla mücadeleye programında öncelik verdi. Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan Avrupa Konseyi’nin 3. oturumunda, konseyden, İslâm karşıtlığıyla mücadele konusunda etkili mekanizmalar oluşturmasını istedi. Erdoğan konseyin dini ve kültürel toplantılar tertip etmesini böylece İslâm ve onun etkileri konusunda Avrupa kamuoyunun bilgilendirilerek, İslama karşı duyulan korkunun azaltılmasını istedi. Türkiye Başbakanı şunları belirtti: Dünyada kimi zaman sıradan bir Müslümana bile potansiyel terörist gözüyle bakılıyor, biz  Müslümanlara yönelik bu olumsuz bakışı kaldırmak için gayret etmeliyiz.

Bu toplantının sonunda imzalanan Varşova Bildirisi’nin 9. bendinde, Avrupa’nın “İslâm karşıtlığı” ile mücadeleyi çalışma programının ilk sıralarına alması öngörülüyor. Buna göre artık İslâm karşıtlığıyla mücadele yasal yollardan olacak. Ayrıca Konsey raporlarında, İslâm karşıtlığı ile mücadele hareketleri hakkında da bilgi verilecek. Avrupa Irkçılığın Önlenmesi Komisyonu da bu hareketleri denetleyecek. Avrupa Konseyi’nin, üye 46 ülkeden temsilcilerin katılımıyla Varşova’da gerçekleşen üçüncü resmi oturumunda, Avrupa Birliği üye sayısının artmasından sonra karşılaşacağı önemli problemler ele alındı. Alınan bilgilere göre Varşova toplantısına 18 başbakan, 21 cumhurbaşkanı ve 7 üst düzey yetkili katıldı. Geniş güvenlik önlemleri altında gerçekleştirilen oturumda katılımcılar İslâm karşıtlığı ile mücadele, terörizme mali yardımın önlenmesi ve insan kaçakçılığı konularında üç ayrı sözleşme imzaladılar. (Mehr Haber Ajansı / 19.05.2005)

 

DÜNYA AİLE GÜNÜ

15 Mayıs'ın "Dünya Aile Günü" olarak adlandırılması, dünya kamuoyunun ailenin önemini tekrar ele alarak, bu kutsal kurumun temellerini güçlendirme yollarını araştırmak için iyi bir fırsattır. Bu gün, insanî değerler ve ahlâkî erdemlerin yok olmaya yüz tuttuğu ve yeni cahiliyyenin kurbangâhına sürüklendiği çağımızda, ailenin hürmetinin korunması için de uygun bir zemin oluşturacaktır.

Uluslararası kuruluşlar ve özellikle Birleşmiş Milletler, 1989 yılındaki genel kurulunda tüm üyelerinden, kendi programlarını gözden geçirmelerini ve uluslararası aile günü konusunda görüş ve önerilerini sunmalarını istedi. Genel kurul önerileri inceledikten sonra 20 Eylül 1989 yılında 47/327 sayılı kararla "1994 yılının Uluslararası Aile Yılı" ve her yıl Mayıs ayının 15'inin "Uluslararası Aile Günü" olarak adlandırılmasını onayladı. Uluslararası Aile Yılı "Toplumun Kalbinde En Küçük Demokrasinin Oluşturulması" ve ilk Uluslararası Aile Günü de 1994 yılında "Aile; Değişen Dünyada Kaynaklar ve Sorumluluklar" adı altında etkinliklerle çeşitli ülkelerde kutlandı.

BM bugünün kutlanmasını, toplumun en küçük parçası olan aile meseleleri hakkında bilincin artırılması ve uygun çalışmalar için faydalı bir girişim kabul etmektedir. Yine bugünün modern aile yasalarının uygulanması, aile kurumuyla ilgili ülkelerdeki gidişatın tartışılması, aile hakkında kültürel – sanatsal festivaller, konferanslar düzenlenmesi ve özel hedefleri olan projelerin uygulanması için uygun bir fırsat olarak değerlendirmektedir. BM Genel Sekreteri bugünde, demokrasi ve gelişimin beşiği olan aileye karşı, uluslararası toplumun sorumluluk duymasını istedi.

Uluslararası Aile Gününün 11. yılının kutlandığı 2005 yılında, "HIV, AIDS ve Aile Sağlığı" konusu daha yüksek yaşam standartlarına ulaşmak hedefiyle aile gününün ana temasını oluşturmakta.

 

 

Dünyanın Farsça Şiir Yazan Şairleri Bir Araya Geldi

Dünya Farsça Şiir Yazan Şairler Derneği Genel Sekreteri Dr. Seyyid Ali Musevi Germarudî, derneğin 2004 yılı Aralık ayında kurulduğunu ve 2005 yazında resmi kayıtlara geçeceğini duyurdu.

Bu derneğe Farsça şiir yazan şairler, tek bir beyit yazmış olsalar dahi, üye olabilirler. Asıl üyelik için şairin bir kitabının yayınlamış olması gerekmekte, ancak kitabın Farsça alfabe ile yazılmış olması şartı aranmamaktadır. Yedek üyelik için ise yalnızca üyelik formunun doldurulması yeterlidir.

Farsça Geliştirme Derneğinin toplantı salonunda yapılan oturuma 25 ülkeden Farsça yazan şairler ve edebiyat severler katıldı.

 

 

Tüm Yurtta Zafer ve Direniş Zilleri Çalındı

Tüm İran'daki okulların zilleri, İslâm mücahitlerinin iftihar dolu zaferi ve kahraman Hürremşehr'in düşman elinden kurtuluşunun yıldönümü olan 3 Hordad'ı (24 Mayıs) kutlamak için çalındı. Bu ulusal törende 16 milyondan fazla öğrenci sabah saat 9'da zafer ve direniş zillerinin çalınmasıyla birlikte, kahramanlık ve direniş marşını söylemeye başladılar. Orduya bağlı birlikler de Hürremşehr'in kurtuluşunun yıldönümü nedeniyle bu şehirde resmi geçit yaptılar. Hürremşehr Ulucamisinin, havadan çiçek yağmuruna tutulması ve kurtuluş harekatında kullanılan teçhizat, araç ve gereçlerin sergilenmesi, kutlamaların diğer bölümleriydi. (24.05.2005)

  

 

İran KIsa Fİlmlerİ DİyarbakIr'da

Diyarbakır Birinci Film Festivali düzenlendi. İLNA Haber Ajansının verdiği habere göre, 25-30 Mart 2005 tarihleri arasında düzenlenen festivalin kısa film bölümüne “Kürdistan” konulu filmlerle Kürt yönetmenler katıldı. Festivalin bir diğer bölümünde ise dünyaca seçilmiş filmlere bir göz atıldı.

İran’da ki kısa filmlerin değerlendirilmesi, bu festivalde ele alınan konulardan biriydi.

  

İran’da Bİr Türk Arkeolog

 Helilrud Irmağı alanında arkeoloji araştırmaları yapmak üzere bir süre önce İran’ın Cirof kentinde bir seminer düzenlendi. Kirman’a 250 kilometre uzaklıkta olan bu küçük şehirdeki seminere katılmak için dünyanın dört bir yanından arkeologlar ve tarih bilimciler buraya akın etti. Seminer bittikten sonra davetliler kendi ülkelerine dönerken bir kaç kişi Cirof’da daha uzun süre kalmayı tercih ettiler. Burada kalmayı tercih edenler, aslında bölgede kazı faaliyetlerinde bulunan Dr. Majidzade’nin ekibinden olan arkeologlardı. Bu ekipte olanlar arasında Bayan Prof. Dr. Pitmen ve dört öğrenciside var. Dünyanın en önemli arkeologlarından, Pensilvania Üniversitesi öğretim üyesi olan Prof. Pitmen yıllar önce Cirof’da kazı yapmak için İran’a gelmiş ve son olarak altı ay önce gelmiş ve halen burada bulunmaktadır.

Pitmen’in talebeleri arasında Elif Ünlü adında bir Türk kızı da var. Elif 23 yaşında ve Pensilvania Üniversitesi’nde öğrenim görmekte. 23 Aralık 2004’de İran’a gelerek Cirof’daki kazı faaliyetlerine katılan Elif, İran macerasını şöyle anlatıyor: “Ben bir Türkiyeliyim ve İran benim için çok uzak ve tanımadığım bir ülke değil, bu yüzden İran’a gelirken hiç yabancılık çekmedim. İstanbul’da ve Türkiye’nin diğer şehirlerinde birçok İran’lı yaşamakta. İranlılar çok iyi insanlardır. İran da çok güzel bir ülke ve ben buraya gelmeden önce bunları biliyordum.” Amerika’ya gitmeden önce bir süre arkeoloji faaliyetlerinde bulunduğunu söyleyen Elif : “Eski İran Medeniyeti benim uzmanlık alanım değil, ancak buna rağmen yeni birşeyler tecrübe etmek için buraya geldim. İran’daki çalışmalarımın benim için fevkalade değerli bir tecrübe olduğunu söylemek istiyorum. Diğer yandan ben arkeoloji hayranıyım.” Elif Ünlü son olarak şunları anlatıyor: “Ailem Türkiye’de, ben ise Amerika’da yaşıyorum. Burada olmasaydım Amerika’da derslerimle meşgul olmak zorunda olacaktım, dolayısıyla benim için çok fazla değişen birşey yok.”

 

 

Selahaddİn Özgündüz : Vahdet HaftasI İlanI Takdİre ŞayandIr

Ankara – İRNA:

Türkiye Şiilerinin liderlerinden Selahaddin Özgündüz, "İran İslam Cumhuriyeti tarafından ilan edilen vahdat haftasının müslümanlar arasında birlik ve beraberliği pekiştidiği için takdire şayan olduğunu" söyledi. Müslümanların, aralarındaki birliğin ne denli önemli olduğunun farkında olmadıklarını belirten Özgündüz, "İran İslam Cumhuriyeti tarafından ilan edilen vahdet haftası düşüncesi bu yönde çok önemli bir adımdır" dedi. Müslümanlar arasındaki vahdetin Kuran'ın emri olduğuna da değinen Özgündüz "Bu bir içtihad değil, farizedir ancak müslümanlar bunun farkında değiller. İslam konferansı ve İslam uleması bu konuda öncü olmalılar" diye konuştu.

 

 

 

Abdulkadİr Özkan:

Vahdet HaftasI MüslümanlarI Bİrbİrİne YakInlaştIrdI

Ankara - İRNA

Türkiye’li müslüman ve düşünür Abdulkadir Özkan; “ İran İslâm Cumhuriyeti tarafından ilan edilen Vahdet Haftası’nın müslümanların birbirine yakınlaşmasını sağladığını” söyledi.

İRNA Haber  Ajansına verdiği özel röportajda, “Peygamber(s.a)’in doğum tarihinin sünni ve şii müslümanlar arasında farklı olmasının, bu iki mezheb arasında ihtilaf konusu olmaması gerektiğine” değinen Özkan, “Bu farklılığın İslâmî kaynakların çeşitliliğinden olduğunu” söyledi.

Özkan “İran İslâm Cumhuriyeti tarafından ilan edilen vahdet haftası, müslümanlar arasındaki ihtilafların bertaraf edilmesi yönünde atılmış olan çok önemli bir adımdır” dedi. İmam Humeyni’nin son yüzyılda müslümanlar için çok büyük bir şans olduğuna da değinen Türk yazar, “Onun fetvaları her zaman sünni ve şii müslümanları birbirine yakınlaştırmıştır ve eğer o bugün hayatta olsaydı, dünya müslümanlarının durumu daha değişik olurdu” diyor. Özkan’a göre, “Bugün bir çok İslâm ülkesi Peygamber(s.a)’in doğum gününü bir gün değil bir hafta boyunca kutluyor. İmam Humeyni’nin düşünceleri doğru bir biçimde dünya müslümanlarına iletilmemiş ve eğer doğru iletilmiş olsaydı, müslümanlar bugün yaşadıkları birçok problemi yaşamazlardı.”

 

 

 

 Sİyonİst rejİmİn medyatİk çarpItma eylemİ

Tahran – İslam Cumhuriyeti Haber Ajansı (İRNA) :

Siyonist rejime ait bir medya kuruluşunun, Türkiye Başbakanı Tayyib Erdoğan’ın İsrail gezisi sırasında giriştiği haber çarpıtma eylemi her nekadar çok yankı bulmasa da, bazı hedeflerine ulaşmış gibi görünüyor.

Erdoğan’ın, geçtiğimiz hafta işgal edilmiş topraklara yaptığı ziyaret sırasında bir muhabirin, “İran’ın nükleer programları” hakkında Türk başbakanının görüşünü sorması üzerine, genel olarak “Türkiye bölgede her türlü nükleer silahın bulunması ve kullanılmasına karşıdır.”  cevabını vermiş ancak söz konusu medya kuruluşu “Türkiye İran’daki her türlü nükleer faaliyetlere karşı” şeklinde haberi çarptırmaya çalışmıştı.

Bilindiği gibi Türkiye’nin bu konudaki görüşü çeşitli münasebetlerle dile getirilmiştir.

Örneğin, Türkiye Cumhurbaşkanı  Sayın Ahmet Necdet Sezer’in, Amerika ve siyonist rejimin iddiaları karşısında “İran ve Türkiye iki dost ve komşu ülkedir ve aralarında bir sorun olursa kendileri halleder” demişler , Sayın Erdoğan da İran Dışişleri Bakanı Kemal Harrazi ile görüşmesinde, iki ülkenin barışcıl nükleer çalışmalar konusunda aynı görüşte olduğunun altını çizerek, N.P.T üyesi olan, başta İran olmak üzere tüm ülkelerin barışcıl atom enerjisinden yararlanma hakkına sahip olduğunu söylemişlerdir.

Ayrıca son olarak Türkiye Dışişleri Müsteşarı Sayın Ali Toygan’ın söylediği sözleri hatırlatmak istiyoruz: Ali Toygan; “Barışcıl nükleer enerjiden yararlanmak İran’ın doğal hakkıdır. Türkiye kitle imha ve nükleer silahlara karşıdır, ancak İran’ın barışcıl nükleer faaliyetlerini takdirle karşılıyor” demişti.

Tabiidir ki, Türkiye’nin nükleer silahlara karşı muhalif tutumu, Siyonist rejimi de kapsıyor, çünkü bölgede bu silahlara sahip olan tek ülke siyonist rejimdir. Bu yüzden Erdoğan’ın İsrailli gazeteciye verdiği cevap sadece bu rejimi kapsamakta ve bunu çarpıtmaya yönelik çalışmalar da bu yüzden olmalıdır. Siyonist yazılı medya araçları, Erdoğan’ın aslında İsrail’e yönelik cevaplarından adeta , İran’ın nükleer faaliyetlerini kasdettiği izlenimini vermeye çalıştılar.

Bir Türk gazeteciye göre, “ Siyonist rejimin kitle iletişim araçlarının görevi sun’i olarak İsrail’e karşı bir tehdit düşüncesi yaratarak bu rejimin eline bir fırsat vermektir.”

Gazetecilik açısından Erdoğan’ın cevabında yeni bir nokta olduğunu söylemek mümkün değil ve bu yüzden hatta Türkiye gazetelerinin bile dikkatini çekmedi. Sadece Milliyet gazetesinde geziyle ilgili genel değerlendirmede küçük bir yer buldu.

Zaten Türk gazeteleri, Siyonist rejimin İran’a karşı düşmanlığını bildikleri için, oradaki “İran’ın kitle imha silahı yapmaya yönelik” iddialarını ciddiye almıyor.

Öte yandan Erdoğan’ın İsrail gezisinin ilginç sonuçlarından bir tanesi de, Tel Aviv rejiminin, Türkiye’nin Filistinlilerle İsrail arasında arabuluculuk önerisine karşı çıkması oldu.

Türkiye’deki bazı çevrelere göre, “Bu öneriye karşı çıkılmasının arkasında, Erdoğan’ın nükleer çalışmalar konusunda İran’ın aleyhine bir tutum sergilememesi yatmaktadır.” İsrail, bölge ülkeleri arasındaki birlik ve dostluğu kendi güvenliği açısından bir tehdit olarak gördüğünden, zaman zaman bölge ülkeleri arasında düşmanlık yaratacak haberler uydurup yayınlıyor.

  

 

MEVLANA ARAŞTIRMA MERKEZİ KURULDU

Konya’da açılması için uzun yıllardır pek çok defa girişimde bulunulan Mevlânâ Araştırma ve Uygulama  Merkezi’nin resmen kurulduğu bildirildi.

 

 

 

UluslararasI  Yeşİl Fİlm Festİvalİnde 30 Ülkeden  353 Fİlm

Uluslararası Yeşil Film Festivalin genel sekreterliğinden yapılan açıklamaya göre, şu ana kadar  247 si İran’dan olmak üzere toplam 353 film gönderilmiştir.

Türkiye 14 film, Fransa 12, Hollanda 11 ve Hindistan 7 filmle en çok ilgi gösterenler arasındadır.

Katılan ülkeler arasında Avustralya, İngiltere, Amerika, Endonezya, Rusya, Kanada, Japonya, Lübnan, İrlanda, Sırbistan - Karadağ, Arjantin, Nijerya, Pakistan, Polonya, İspanya Tacikistan, Brezilya ve Ukrayna da var.

Yeşil Film 4. Uluslararası Festivali 27 Haziran’da İran’da düzenlenecektir. Son katılım tarihi 21 Mayıs olarak belirtilmiştir.

 

  

İpek yolu üzerİndekİ ülkeler arasInda

tİcarİ, kültürel ve polİtİk İlİşkİler güçlendİrİlmekte

Tahran - İRNA :

İran İslâm Cumhuriyeti Demir Yolları Genel Müdürü Muhammed Saidnejad,  İpek Yolu Tren Fuarı açılış töreninde yaptığı konuşmada: “İpek Yolu tarih boyunca Asya-Avrupa arasında ticari ürünler değişiminde etkili rol ifa etmiştir” dedi ve ekledi: “Bu trenin Türkiye’den yola çıkarak, bu ülkenin ticari ürünlerini İran, Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Kazakistan pazarlarına sunması, İpek Yolunun yeniden canlanmasını beraberinde getirecektir.”

Türkiye ticari ürünlerini pazarlamak amacıyla yola çıkan İpek Yolu Treni 1-2 Mayıs günlerinde Tahran’da sergilendi ve daha sonra Meşhed yolu üzerinden Orta Asya ülkelerine geçecek.

  

 

Kürşat Tüzmen :Tahran - Ankara münasebetlerİ gelİştİrİlmelİ

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen, İran İslâm Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif ile yaptığı görüşmede, “İki ülke arasındaki enerji ve doğalgaz konusunda gerçekleşen değişimin bölge açısından çok önemli bir gelişme olduğunu ve bu değişimin yürürlüğe girmesinin önündeki problemleri çözmek için Türk tarfının çalışacağını” kaydetti. İki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi ve kültürel açıdan önemli olduğunu vurgulayan Tüzmen, Tahran - Ankara münasebetlerinin geliştirilmesi gereğinin altını çizdi. Muhammed Rıza Arif ise, iki ülkenin bölgedeki önemli konumuna değinerek, ilişkilerin her yönden gelişmesinin iki ülkenin de yararına olacağını söyledi. İki ülke arasındaki kapasite ve potansiyellere de değinen Arif, “İki ülke yetkililerinin sık görüşmeleri sayesinde, karşılıklı çıkarların sağlanması ve tüm alanlarda münasebetlerin geliştirilmesi  sağlanabilir .” dedi.

Kürşat Tüzmen ise “İki ülke arsındaki ticari hacmin artırılması ve Türk yatırımcıların İran’a yönelmesini” istedi.

  

 

Türk sanatçIdan 30 eser Urumİye’de sergİlendİ

İran’ın Urumiye kentinde düzenlenen Sinema ve Gençler Festivali en iyi eserlere ödül vererek çalışmalarına son verdi.

“Nurun Esrarengiz Sırları” adı altında 35 eserle festivale katılan, öğretim üyesi Türk sanatçı Serap Şahan da eserlerini sergileme fırsatı buldu.

Festival’in sonunda, fotoğrafçılık alanında araştırma amaçlı Türkiye’ye giden ve İstanbul’da sergi açan fotoğrafçı Muhammed Hamidi, Nevid Azizi ve Cafer Buzapur ödül aldılar.

 

 

 3. UluslararasI İslâm DünyasI Çağdaş Resİm Bİenalİ

İran Sanat Akademisi tarafından düzenlenen 3. Uluslararası İslâm Dünyası Çağdaş Resim Bienali, kültür sanat yetkilileri, İran’ın ve dünyanın resim otoriteleri ile yerli ve yabancı konukların ve sanatçıların katılımıyla 7 Şubat Pazartesi günü Tahran’da Saba Kültür Merkezinde açıldı.

33 ülke sanatçılarının eserlerinin sergilendiği 3. Uluslararası İslâm Dünyası Çağdaş Resim Bienali 10 Mart 2005 tarihine kadar bir ay boyunca ziyarete açık kaldı. Bienalde Fransa, İtalya, Danimarka, Mısır, Katar, Suudi Arabistan, Sudan, İspanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Afganistan, Ürdün, Lübnan, Bangladeş, Bahreyn, Azerbaycan, Türkiye, Irak, Türkmenistan, Kuveyt, Yeni Zelanda, Suriye, Çin ve Tacikistan, Özbekistan, Kırkızistan, Kazakistan, Gürcistan, Cezayir, Fas, Tunus, Hindistan, Pakistan’dan katılan sanatçılara ait 185 eser sergilendi. En yüksek oranda eser gönderen ülkeler Azerbaycan (13 sanatçı 52 eser), Türkiye (15 sanatçı 42 eser), Lübnan (32 sanatçı 40 eser), Birleşik Arap Emirlikleri (18 sanatçı 23 eser) ve Suriye (19 eser) oldu.

13’ü Birleşik Arap Emirlikleri’nden olmak üzere Arap ülkelerinden otuzun üzerinde sanatçının katıldığı bienale Türkiyeli resim sanatçılarının ilgisi de büyüktü. Türkiye’den 15 sanatçı 42 eserle bienalde yer aldılar, bu sanatçıların isimleri şöyle; Reyhan Abacıoğlu (3 eser), Özlem Kalkan Erenus (18 parçadan oluşan iki eser), Feriha Tuğran (3 eser), Feryal Taneri (3 eser), Peruze Yiğit (5 eser), Bünyamin Özgültekin (5 parçadan oluşan 1 eser), Tuncay Topçu (3eser), Rüştü Doğan (5 eser), Ümit Yiğit (4 eser), Hasan Rastgeldi (4 eser), Turan Enginoğlu (5 eser). Ayrıca Hakan Esmer, İrfan Okan, Mustafa Horasan ve Antonio Cossentino da bienale eser gönderen sanatçılar arasındaydı. Bunlara ek olarak 169 İranlı sanatçının 288 eseri de sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Yapılan basın toplantısında konuşan Bienal genel sekreteri Murtaza Guderzi, Bienale gösterilen ilginin yoğunluğu, ulaşan eserlerin sayısının çokluğu ve yüksek sanatsal değere sahip olmasının açılışın gecikmesinin nedenlerinden biri olduğunu belirtti. Konu sınırlaması bulunmadığını ve eserlerin seçiminde ilk olarak sanatsal yeterliğin jüri için önem taşıdığını, daha sonra ise eğer eserde dini eğilimler bulunuyor ve yetkinlikle işleniyorsa seçimde göz önünde bulundurulduğunu belirten Guderzi, gelecek yıllarda Akademi'nin yalnızca dini konuların işlendiği manevi eserler adıyla bir bienal de düzenleyebileceğini söyledi. Guderzi İran'dan Mehdi Hüseyni, Abdülmecid Hüseynirad, Aydın Ağdaşlu ve Ziyaeddin İmami, Tacikistan'dan Rahim Verdiof, Irak'tan Sa'd El-Kabi ve Fas'tan Hüseyin Tallal'ın yer aldığı jüri'nin en iyiler arasından ve kendileri de sanatçı olan , eserleri de iyi tanıyan kişilerden seçilmeye çalışıldığını belirtti.

Ayrıca her yıl bir ülkenin sanatının özel dosya olarak inceleneceğini belirten Guderzi, bu yıl Türk sanatçıların eserlerinin daha seçkin olması dolayısıyla bu bölümde ele alındığını, gelecek yıllarda da diğer ülkelerin sanatının özel dosya bölümünde inceleneceğini ifade etti.

Bienale katılan eserlerin sergilenerek ziyarete sunulması, analiz ve eleştiri oturumları düzenlenmesi, uzmanların katılımıyla bilimsel toplantılar gerçekleştirilmesi, Türkiye resim sanatına özel bir bölüm ayrılması, Hayalin Gölgesi adıyla 3. Bienale özel bir kitap yayınlanması, bienalle ilgili ihtisas ve analiz içerikli konuların, haber, röportaj ve yuvarlak masa toplantılarında yapılan konuşmaların yer aldığı 4 sayı renkli bülten yayınlanması bienal çerçevesinde gerçekleştirilen etkinliklerden bir kısmıdır. Bienalde sergilenen eserlerin yer aldığı 4 adet CD de yayınlanmıştır.

Bu uluslararası bienalin ana hedefleri arasında, İslâm ülkeleri sanatçılarının seçkin eserlerinin belirlenerek sunulması, bunlar arasında iletişim kurulmasına imkan veren bir zemin oluşturulması, elde edilen çağdaş tecrübelerin paylaşımı ve bu tecrübelerin değerlendirilmesi, İslâm dünyasındaki plastik sanatlar çalışmaları yapan kuruluşların tanınması ve tanıtılması, İslâm dünyası sanatçılarının eserlerinde manevî kimlik alanlarının incelenmesi ve bu konuya vurgu yapılması yer almaktadır.

 

Dünyanın En Büyük Kapalı Çarşısı Olan

Tebriz Kapalı Çarşısı Onarılıyor

Dünyanın en geniş ve en büyük tarihi kapalı kopleksi olarak anılan Tebriz Kapalı Çarşısı, Tebriz şehrinin en önemli merkezi ve kalbi sayılmakta ve şehrin dokusunda önemli bir yer tutmaktadır. Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunması nedeniyle eski zamanlardan beri İran'ın önemli ticaret merkezlerinden biri olan Tebriz, uzun yıllar boyu Osmanlı ve Rusya üzerinden gelen Avrupa ve uzakdoğu kervanlarını konuk etmiş olması nedeniyle dünyaca tanınmaktadır.

Görkemli ve eşsiz Tebriz Kapalı Çarşısı, hicri 1193 yılındaki büyük depremde yıkıma uğramış ve yüksek imaretleriyle sağlam binalarından eser kalmamıştır. Tebriz Kapalı Çarşısının yeniden yapım ve onarım çalışmaları kuvvetli bir ihtimalle, şehrin diğer binaları ile birlikte 1194 yılında "Necef Kulu Han Beylerbeyi"nin gayretleri ile başlatılmıştır. Bundan sonra bu çarşının ana yapısı Kuzey-Güney ve Doğu-Batı istikametlerindeki iki ana güzergahta şekillenmiştir. Bu tarihten sonra da çarşının altyapı tesisatlarında hiçbir onarım ve düzenleme yapılmamış, alt yapıda meydana gelen çürüme ve yıpranmalar komplesk içindeki kimi tarihi yapılara (Tebriz Ulucami mihrabı gibi) zarar verir hale gelmiştir. Bu yüzden "Tebriz Tarihi Kapalı Çarşısı Altyapı Düzenleme Projesi" adıyla bir çalışma başlatılmıştır. Sahtab Şirketi taahhüdü ve Doğu Azerbaycan Eyaleti Kültürel Miras Müdürlüğü desteği ve işbirliğiyle gerçekleştirilecek olan bu proje çarşının kanalizasyon, ısıtma sistemleri, elektrik tesisatı ve itfaiye gibi altyapı sistemlerinin yapım-onarımını kapsamaktadır.

Fransız gezgin Şaron seyahatnamesinde deprem öncesi Tebriz çarşısının görkem ve azametini şöyle anlatıyor: "…bu şehir Asya'nın en muazzam çarşılarına sahiptir. Bu çarşıların genişlik ve büyüklüğü, onları örten kubbe ve kemerleri, gün içinde sokaklarını dolduran insan kalabalığı ve mallarının çokluğu ve çeşitliliği hayret verici bir şekilde Tebriz çarşılarının görkem ve ihtişamını yansıtıyor…"

 Kaynak: İran Kültürel Miras Haber Ajansı web sitesi, 18 Ağustos 2004

 

 

İran Kadın Haber Ajansı Kuruldu

İran'da kadınlara özel haber ajansı resmen faaliyete başladı. Meşhed Belediyesi Halkla İlişkiler Dairesinden yapılan açıklamaya göre İran Kadın Haber Ajansı genel müdürü Sıdıka Kannadî, kadınlarla ilgili bilgi akışını sağlama, kabiliyetleri gün yüzüne çıkarma, kadın sorunlarını tartışıp çözüm önerileri sunma ve kadınları kendi hakları konusunda bilgilendirmenin bu haber ajansının öncelikli hedeferi arasında yer aldığını söyledi. Kadınların toplum içinde temel role sahip olduklarını ancak onlarla ilgili enformatik alanda bir boşluk bulunduğunu belirten Kannadî, İran Kadın Haber Ajansı'nın bu boşluğu doldurabileceğini ifade etti. Bu haber ajansının siyasî meseleler ve ayrıntı sayılabilecek konulardan uzak kalacağına vurgu yapan Kannadî, hiç bir parti ya da gruba bağlı olmadıklarının altını çizdi.

Kannadî kadınların başlıca problemlerinin işsizlik, evlilik, yalnız yaşama, eşlerin hapiste bulunması, ikinci evlilikler vb. olduğunu belirterek İran Kadın Haber Ajansı'nın kültürlü ve deneyimli muhabirlerinin ajansa büyük katkı sağlayacaklarını ifade etti.

Kaynak: Şark Gazetesi-İran

 

 

 

 

İran’da En Büyük Profesyonel

Kur’an-I Kerİm İnternet AğI Faalİyette

İslâm dünyasının en geniş profesyonel internet şebekesi Kum kentinde faaliyete başladı. Muhatapların Kur’an’la ilgili sorularını yanıtlamak ve İran İslâm İnkılâbı lideri Ayetullah Hameneî’nin “Kur’an-ı Kerim kavramları üzerinde araştırma yapma” yönündeki tavsiyelerini hayata geçirmek bu sitenin öncelikli hedeflerindendir. Bu internet sitesinde Kur’an-ı Kerim’in tam metni, onlarca tefsir, tercüme ve konuya ilişkin yüzlerce kitap ve makale 24 dilde hizmete sunulmakta. Fıkhî hükümler, Kur’an tilâveti, dünyaca ünlü hafızların biyografileri ve İslâm’ın doğuşundan günümüze Kur’an mütercimleri bu sitede yer alan diğer bölümler arasında. Ayrıca Kur’an’da edebiyat ve sanat, fıkhî sorular ve cevaplar, Kur’an’dan hikayeler, Kur’an’da Ehlibeyt, İslâm dünyasında Kur’an üzerine çalışan kurumlar ve merkezler, Kur’an araştırmaları alanındaki kitapların tanıtımı, kütüphane ve resim galerileri de bu sitenin diğer hizmetlerinden bazılarıdır.

 

 

 

 

İran ve Türkiye’de Uluslararası

Üstad Şehriyar Kongresi Düzenleniyor

 İran’ın Doğu Azerbaycan eyaletinin ekonomik potansiyellerinin yanı sıra, kültürel ve tarihi mekanlarını da ziyaret amacıyla Tebriz’e giden Türkiye’nin yeni Tahran Büyükelçisi Bozkurt Eren, Doğu Azerbaycan eyalet valisi Dr. Muhammed Ali Subhanullahî ile yaptığı görüşmede, Tahran Büyükelçiliğine atanmadan önce, ülkesinin Birleşmiş Milletler teşkilatı UNESCO kurumu temsilciliğinde görev yaptığını hatırlatarak İran’ın parlak kültürel ve tarihî geçmişine vakıf olduğunu söyledi.

Bozkurt iki ülkenin kültürel yetkililerinin işbirliği ile İran ve Türkiye’de Üstad Şehriyar Uluslararası Konferansı düzenleneceğini bildirdi. Hali hazırda Türkiye üniversitelerinde 11 Fars Dili ve Edebiyatı kürsüsünün olduğuna değinen Bozkurt, iki ülke yetkili makamları arasında imzalanan anlaşmalar kapsamında, İran’ın Tebriz şehrinde de Türk Dili ve Edebiyatı kürsüsünün açılacağını söyledi.

Diğer yandan Doğu Azerbaycan eyalet valisi Dr. Subhanullahî de iki ülke arasında çeşitli sahalarda iyi münasebetler olduğuna dikkat çekerek, Doğu Azerbaycan eyaletinin Türkiye ile her türlü işbirliğine hazır olduğunu söyledi. Türkiye’de öğrenim gören İranlı öğrencilerin büyük çoğunluğunu İranlı Azeriler’in oluşturduğunu hatırlatan Subhanullahî, tarih boyunca Tahran ve İstanbul arasında sıkı ticari ilişkiler olduğunu belirtti. Dr. Subhanullahî Tebriz Üniversitesinin Türk Dili ve Edebiyatı kürsüsünü açmaya hazır olduğunu vurgulayarak “Bu kürsünün Tebriz Üniversitesinde açılmasıyla birlikte öğrencilerin Türkçe kaynaklara kolaylıkla ulaşabilmesi sağlanacaktır ”dedi.

Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi ve beraberindeki heyet, Tebriz’i ziyaretleri sırasında şehrin tarihi ve turistik mekanlarının yanı sıra, Şehriyar’ın mezarının da bulunduğu “Makberetu’ş-Şuarâ”yı (Şairler Mezarlığını) da ziyaret ettikten sonra Tebrizli sanayici ve iş adamlarıyla müzakerelerde bulundu.

Kaynak: Hemşehri Gazetesi

 


 

İran'da üçbine yakın kültürel kurum faaliyet göstermektedir

Kültür ve İslamî İrşad Bakanlığı Kültürel Merkezler sorumlusu Yedullah Subhanî, 247'si Tahran'da olmak üzere ülke çapında toplam 2894 kültür ve sanat merkezinin faaliyet gösterdiğini belirtti. Subhanî, yaptığı basın toplantısında, Tahran'dan sonra, İsfahan, Mazenderan, Horasan ve Kum eyaletlerinin, kültür ve sanat faaliyetleri bakımından en yoğun bölgeler olduğunu ve "kurumlar haricinde, kültürel faaliyette bulunmak isteyen şahısların da, çevre sakinlerini rahatsız etmemek şartıyla kendi evlerinde faaliyet gösterebileceklerini" söyledi. Kültürel kurumların, 4. Beş Yıllık Kalkınma Programında detaylı bir şekilde ele alındığını hatırlatan Subhanî, bu konumun belirlenmesiyle birlikte Kültür ve İslamî İrşad Bakanlığının eğitim çalışmalarının bir bölümünün bu kurumlara bırakılacağını ve Bakanlığın denetimi altında çalışacaklarını bildirdi.

Subhanî, kültür ve sanat merkezlerinin faaliyete başlaması için yapılan izin başvurularının eskiden, iki seneyi bulan uzun bir bürokratik süreç neticesinde sonuçlandığını, ancak şimdi en geç 4 ay içerisinde gerekli faaliyet izinlerinin alınmasının mümkün olduğunu belirtti. Kültürel kurumların kanun dışı girişimlerini de değerlendiren Subhanî, yasa dışı faaliyetlerin eskisine göre oldukça azaldığını ve geçtiğimiz yıl sadece bir yasa dışı faaliyet raporu aldıklarını bildirdi. Kültürel faaliyetlerle meşgul olan kurum mensuplarının konuyla ilgili yeterli bilgi ve tecrübe sahibi olmaları zorunluğunu kaydeden Subhanî, İran uyruklu ve evli olmaları halinde 25 yaşın üzerinde, evli olmamaları halinde ise 27 yaşını doldurmuş olmaları gerektiğini, en az üniversite mezunu ve askerlik hizmetini tamamlamış olması, ayrıca Kültür ve İslamî İrşad Bakanlığı açısından gereken niteliklere sahip olması, sabıkalı olmaması, her hangi bir işten dolayı iflas etmiş olmaması ve önceden kültürel faaliyetlerle meşgul olmasının aranan şartlar arasında olduğunu belirtti.

 

 

 

TELEVİZYON VE İNTERNETTEN FARSÇA ÖĞRETİMİ

İran Radyo Televizyon Kurumunun Cam-e Cem kanalından yürütülmekte olan Farsça öğretimi yakında elektronik ortama taşınacak.

Konuyla ilgili bilgi veren, Fars Dili ve Edebiyatını Geliştirme Merkezi başkanı, Farsça yazılı eserlerle desteklenecek olan Fars Dili ve Edebiyatı web sitesinin yakında faaliyete geçeceğini bildirdi.

İLNA'nın haberine göre Ali Asgar Muhammed Hânî şunları söyledi: "Şu anda Fars dili ve edebiyatı öğretimi, Cam-e Cem kanalı vasıtasıyla yürütülmekte, Fars dili ve Edebiyatı Geliştirme Merkezi de ayrıca bir web sitesi açma çalışmalarını sürdürmektedir. Buna ek olarak çeşitli üniversitelerdeki yabancı Fars dili ve edebiyatı öğrencilerinin eğitim seviyesini yükseltmek amacıyla gereken imkanların sağlanması için çalışmalar yürütülmekte olup, çeşitli ülkelerdeki Fars dili hocalarının da katkısıyla, yakın bir zamanda öğrencilerin hizmetine sunulacaktır.

Kaynak: Fars Dili ve Edebiyatını Geliştirme Merkezi web sitesi (www.persian-language.org)

 

 

 

İrfan, İslâm, İran ve Çağdaş İnsan Sempozyumu Şubat 2005'te

İrân'da Düzenlenecek 

Tahran Üniversitesi Öğrenci Kulübü tarafından 14, 15 ve 16 Şubat 2005 tarihlerinde, "Şeyh Şehabeddin Sohreverdi'yi anma Münasebetiyle, İrfan, İslâm, İran ve Çağdaş İnsan" adı altında bir sempozyum düzenlenmesi planlanmaktadır. Bu sempozyum yeni neslin fikrî ve manevî boşluklarını araştırmak, muasır insanın irfana yönelişi, dinde ayrımcılık, gerçek irfan kavramının açıklanmasına katkı sağlama, İslâm'da ve diğer dinlerde irfan anlayışındaki farklılıkların incelenmesi, bu konular üzerinde çalışan İranlı ya da yabancı araştırmacı ve düşünürlerin tanıtımı, İran ve irfan  konusunda çalışan genç araştırmacıların üniversite camiasında taıtımı gibi hedefler taşımaktadır.

İki bölüm halinde düzenlenecek olan bu sempozyumun, kültürel bölümü olan ikinci bölümünde, irfan-İslâm ve Şia, irfan ve İran karşılıklı etkileşimi, kültür, sanat ve İran gelenekleri, İran'da irfani tarikatların hiyerarşik yapısı, irfan ve çağdaş dünya, çağdaş dünyada irfana yönelişin psikolojik ve sosyolojik açıdan incelenmesi ve dinde zahirilik konuları ele alınacaktır.

Kaynak: Mehr Haber Ajansı

 

               

Sanat ve Sanatta Küreselleşme Sempozyumu

 Kültür ve İslâmî İrşad Bakanlığı Sanat Dairesi İnceleme ve Araştırma Merkezi tarafından, 16-17 Ocak 2005 tarihinde Sanat ve Sanatta Küreselleşme (Bakış Açıları ve Kazanımlar) Sempozyumu düzenlenecek.

Mehr Haber Ajansının, Kültür ve İslâmî İrşad Bakanlığı Halkla İlişkiler Dairesinden aldığı bilgiye göre, İran İslâm Cumhuriyeti Sanat Akademisi Araştırma Yardımcılığının destekleri ve yerli-yabancı düşünürlerin katılımıyla düzenlenecek olan bu sempozyumda küreselleşmenin sanat alanındaki etkileri dört ana başlık altında (estetik, kültür, ekonomi ve teknoloji) incelenecek.

Sanat ve kültür başlığı altında, estetik – güzellik, ahlâk gibi kavramların teorik boyutu; sanat – kültürün faal ve gelişken unsuru; kültür – (İran-İslâm) sanatının temel beslenme kaynağı ve gelişme zemini; ulusal sanat ve kültürde gelenek ve yenilik ilişkisi; amiyane sanat ve resmi sanat konuları işlenecektir.

Sanat ve teknoloji başlığı altında, sanat – pratik faaliyete tepki; insan yaşamının manzarası ve amaçları; estetik teknolojisi veya istifade edilebilir sanatların (erdemlerin) mantığı; tecrübeden elde edilen yöntem ve sanayi metodları; sanat – bilimsel erdemlerin hitapta somutlaşması kavramları, sanat ve ekonomi başlığı altında ise, sanatın makro ve mikro ekonominin çeşitli boyutlarıyla olan ilişkisi, endüstriyel ekonomi, sanat eserlerinin yoğun üretimi, telif hakları, sanatsal üretimin geniş boyutlarda yayıldığı dönemlerde sanatçı, sanayi ürünleri üreticilerinin zevkleri üzerinde sanatın etkileri gibi konular ele alınarak, katılımcıların bilimsel tebliğleri sunulacak.

Bu toplantıya katılmak isteyenler ve ilgi duyanlar, tebliğlerinin başlığı ve kısa bir özetini Farsça olarak bir A4 sayfada en geç 31 Ağustos tarihine kadar sempozyum düzenleme bürosuna ulaştırmalıdırlar.

 Kaynak: Mehr Haber Ajansı, 18 Ağustos 2004

 

 

Prof. Dr. Halman ve Prof. Dr. Kocatürk’ün Dr. Senai ile Görüşmesi

 Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü ve Merkezi Başkanı Prof. Dr. Talat Said Halman ve Ankara Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Saadettin Kocatürk 26 Ekim tarihinde, Kültür ve İslâmî İlişkiler Kurumu Eğitim ve Araştırmadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Senai ile bir görüşme yaptılar. Bu görüşmede, aynı zamanda UNICEF Türkiye Millî Komitesi başkanı da olan Prof. Dr. Halman, dost ve kardeş iki ülkenin ortak tarihî, edebî ve kültürel geçmişine ve külltürel ilişkilerinin önemine vurgu yaptı. Tarihî gerçeklerin aşırılıklardan uzak durularak yorumlanması gerektiğini belirten Halman, Mevlânâ gibi edebî – irfanî şahsiyetlerin İran kültüründen kaynaklanarak insanlık toplumuna mal olduğunu hatırlattı.

Daha sonra Dr. Senai, iki ülke kültürel ilişkilerini değerlendirerek bu ilişkilerin makul ve gelişmekte olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Kocatürk de, Türkiye’de Fars dili ve edebiyatı eğitiminin durumunu İnkılap öncesi ile mukayese ederek, son yıllarda Türkiye’de Fars dili ve edebiyatının öğrenciler tarafından önemli ölçüde ilgi gördüğünü belirtti. Ayrıca iki ülke arasında akademik ilişkilerin gelişmesi ve derinlik kazanması ve bilimsel heyetler ile öğretim üyeleri değişimlerinin, birbirlerinin şartlarını doğru anlama ve tanımada önemli olduğuna dikkat çekti.

Bu görüşme sonunda, bilimsel-kültürel işbirliğinin geliştirilmesi ve kurslar, seminerler düzenlenmesi gibi faaliyetlerin önemine vurgu yapıldı.

Belirtmek gerekir ki, Prof. Dr. Saadettin Kocatürk Fars Edebiyatı doktorasını Dr. Bediuzzaman Furuzanfer ile yaptığı çalışma sonunda 1969 yılında Tahran Üniversitesinden almış ve 36 yıl boyunca çeşitli üniversitelerde Fars dili öğretimiyle meşgul olmuş ve bu alanda eserler vermiştir.

Kaynak: Kültür ve İslami İlişkiler Kurumu web sitesi

 

 

 

İran Sanat Akademisi Tahran ve Urumiye’de

Safiyüddin Urmevî Anma Toplantısı Düzenliyor

 İran Sanat Akademisi, İran-İslâm sanatlarının çeşitli boyutlarını tanıtmak amacıyla 2005 yılı Ocak ayında uluslararası "Safiyüddin Urmevî Anma Toplantısı" (hicri 7. yüzyıl hattat ve mûsikîşinaslarından) düzenleyecek. Fars Haber Ajansının bildirdiğine göre, 23-26 Ocak 2005 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan bu dört günlük toplantıda ülke içi ve dışından katılacak araştırmacıların konuşmaları yanı sıra konserler, hat eserleri sergisi ve diğer bazı yan etkinliklerde gerçekleştirilecek.

Sanat Akademisi yetkililerinin verdiği bilgiye göre, İran asıllı büyük müzik teorisyeni ve besteci Safiyüddin Urmevî Abdülmümin İbn-i Yusuf bin Fahir (ö. 693/1294), Urumiye hanedanlarından birine mensup olmakla birlikte kendisi Bağdat şehrinde dünyaya gelmiş veya çok küçük yaşlarda ailesiyle birlikte Bağdat’a göçmüştür.

Bağdat Mustansıriyye medresesinde eğitim alan Urmevî, son Abbasî halifesi Mu’tasım’ın sarayına girdi. Başlangıçta Mu’tasım’ın katibliği, kütüphanecilik ve hattatlık işleriyle meşgul olmasına karşın, onun sarayının nedîmi, baş müzisyen ve ûdîsi olması uzun sürmedi.

Urmevî’nin hayatında ilgi çekici olan nokta şu ki; Moğol hükümdarı Hülakû'nun Bağdat’ı istila etmesinden sonra Urmevî’nin ailesi ve malı, musikî alanındaki şöhreti nedeniyle katliam ve yağmadan kurtuldu ve senelik onbin dinar maaş bağlanarak, İlhanlılar tarafından Bağdat ve Huzistan bölge valisi tayin edilen Alaüddin Ataülmülk Cuveynî (622-681- Cihanguşa kitabı müellifi) yanında öylesine makam sahibi oldu ki, Bağdat Darü’l-inşası reisliğine atandı. Ancak Cuveynî hanedanının düşmesinden sonra Safiyüddin mali sıkıntı içine girdi, öyleki sonunda üçyüz dinar borç yüzünden zindanda vefat etti.

Onun musikî alanındaki en önemli eserleri Şemseddin Cüveynî’nin oğlu Şerefüddin Harun adına yazdığı Risaletü’ş-şark Eş-Şarkiyye ve El-Edvar adlı kitaplarıdır. Her iki kitap da Fransızca’ya tercüne edilmiş ve yayınlanmıştır.

Safiyüddin musikîde "muntazamiyye" ekolünün yaratıcısı veya derleyeni olarak tanınır. Bu müzik ekolünün özelliği oktavların onyedi fasılaya bölünmüş olmasıdır ve uzmanlar bu sınıflandırmanın, oktavları oniki fasılaya bölmüş olan Bach gamına kıyasla daha mükemmel olduğu görüşündedirler. Safiyüddin’in metodunu çoğu musikîşinaslar övmüş ve bazı müsteşrikler onu "Doğunun Zarlino’su" olarak nitelendirmişlerdir. Safiyüddin iki tür telli saz da icat etmiştir; birisi nüzhet, diğeri bir tür ud olan mugannîdir.

 Kaynak: Fars Haber Ajansı

 

 

İran Fİlmlerİ Locarno Fİlm Festİvalİ’nde

 "Bitmemiş Hikaye" (Dastan-e Natamam) filminin yönetmeni Hasan Yektapenah, İsviçre halkının bu filme gösterdiği ilgiyi, çok farklı olarak niteledi ve "İlk kez bu festivalde, sinemaya derinlemesine ve incelikle bakan bir seyirciyle karşılaştığını" söyledi. Bitmemiş Hikaye filmiyle Locarno Film Festivali Gümüş Leopar ödülünü ve Asya Sinemasını Geliştirme Derneği ödülünü alan Yektapenah, yurda döndükten sonra İSNA muhabirine yaptığı açıklamada, Bitmemiş Hikaye filminin evrensel ve hümanist bakışının, bu filmin Festival yetkilileri ve halk tarafından ilgi görmesinin temel nedeni olduğunu belirterek şunları ekledi: "İster İran’da isterse Avrupa’da pek çok insanın ortak problemi olan göçmenlik konusunun ele alınması ilgi uyandırdı... Bu filmin oyuncuları İranlı olmakla birlikte, filmdeki olayların İran’da geçtiğine dair en ufak bir işaret bulunmamakta, dolayısıyla bu seyircinin filmi benimsemesine yol açtı..." Yektapenah festivalde Kamran Şirdel’in filmlerinin de yoğun ilgi gördüğünü belirtti.

 Kaynak: İran Öğrenci Haber Ajansı (İSNA), 18 Ağustos 2004

 

 

 

İki Haftada 1257 Başlık Kitap Basıldı

 28 Temmuz – 11 Ağustos tarihleri arasındaki iki hafta boyunca İran’da 1257 adet kitap basıldı. Kitap Evi Halkla İlişkiler Birimi yetkililerinin bu kurumun bilgi bankasında bulunan verilere dayanarak verdiği bilgiye göre söz konusu kitapların toplam tirajı 5.539.200 nüsha ve her kitabın ortalama tirajı 4407 nüshadır. Kitapların toplam sayfa sayısı 1.225.175.000, ortalama sayfa sayısı ise 221 sayfadır. Ortalama fiyat ise 13.339 Riyal olarak belirlenmiştir.

Bu iki haftada basılan kitapların % 44’ü (709 başlık) ilk basım ve % 56’sı (548 başlık) tekrar basım, % 78’i (983 başlık) telif ve % 22’si (274 başlık) tercüme kitaplardan oluşmaktaydı.

Söz konusu kitapların konulara göre dağılımında ise, din 315 kitapla birinci sırada yer aldı, onu sırasıyla edebiyat;239 kitap, sosyal bilimler;158 kitap, teknik bilimler;152 kitap, tabii bilimler ve matematik;87 kitap, dil;78 kitap, felsefe;69 kitap, genel;68 kitap, tarih-coğrafya;52 kitap ve sanat;40 kitap konuları izledi. Bu kitapların % 11’i (132 başlık) çocuklar ve gençler için, % 11’i de (140 başlık) yardımcı ders kitabı olarak yayınlanmıştır.

En faal yayın evleri Tahran’da 28 başlık kitapla "Endişesazan" yayınları, diğer şehirlerde ise 17 kitapla Babol şehrinden "Avişen" yayınları olmuştur. Bu süre zarfından en çok telif eseri yayınlanan yazar 7 eserle Ali Ekber Mutevaze’, en çok tercüme eseri yayınlanan mütercim ise 9 eserle Şehram Şukufiyan olmuşlardır. Bu iki haftanın en yüksek tirajlı kitabı 200 bin adet tirajla Cehromî yayınlarından çıkan "Hadîs-i Kesâ" adlı kitaptır. Tohfe yayınlarından "Lisans ve Yüksek Lisans Hemşirelik Dersleri Tüm Dersler – Test ekiyle birlikte" 200 bin Riyal ile bu iki haftanın en pahalı, Cehromî yayınlarından "Yüz Salavat Duası" ise 500 Riyal ile en ucuz kitabı olmuşlardır.