Kullanıcı

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum    aktivasyon
Üye ol


Burada ayrı bir konu daha vardır ki islami bilgilerin cihanı kuşatıcı ve gerçek mueyyidi ve bu dinin engin görüşlülüğüne delildir ve o konu budur ki;kur anı kerim de ayrı ayrı ayetlerde vardır ki ,o ayetlerin akışından bir çeşit ''azizlenme''İslam dinini kabullenme bağlamında arap milletinin ilgisi ve alakasız davrandığını anlatmaktadır,o aytlerin içeriği ve anlatmya çalıştığı budur ki İslamın sizlere ihtiyacı yoktur,mesela;siz islamı kabul etmezseniz ,islamı canı gönülden kabul ederek bağrına basacak dünyanın ayrı yerlerinde başka milletler kabul edeceklerdir.Bu ayetlerin bütünü bize gösteriyorki kur'ani kerim diğer kavimlerin durumlarını ve ruhiyelerinin islam için araplardan daha uygun ve hazır olarak görmektedir.Bu ayet İslamın evrensel bir din olduğunu gösteriyor,öyleki En'am süresinde şöyle buyuruyor ;kafirler ,bunları tanımazlar.İnkar ederlerse zaten biz kafizr olmayacak bir topluluğu onların yerine geçmeye memur etmişizdir.

Nisa süresinde de şöyle buyuruyor;Dilerse ey insanlar! siz ortadan kaldırır,başkalarını getirir ve Allahın buna gücü yeter(dipnot:Nisa süresi ,132.ayet Beyzevi (el mizan )tefsirinde şöyle yazıyor;Bu ayet gönderildiğinde peygamber efendimiz elini Salma'nın arkasına koydu ve onlar bu kavimdir dedi)

Ayrıca Muhammed süresinde şöyle buyuruyor;İtaatten yüz çevirirseniz yerinize diğer bir topluluk getirir,sonra görürsünüz ki onlar ,size benzememektedirdipnot:Muhammed süresi sonuncu ayet

Bu ayetin sonunda İmamı sadık (a.s)şöyle buyurmuş;bu kavimden kasıt İranlılardır.

Yine imamı sadık buyuruyor;Arapların Kuranı kerime arkalarını dönme olayı gerçekleşti ve allahu tealada onların yerine ''diğer kavim'' olarak İranlıları gönderdi ve onlarda canla ,başla islamiyeti kabul ettiler.( 1 dipnot:Mecmeul beyana muracaat edilsin)

Şimdilik bizim amacımız ayetlerde ''diğer kavim '' diye geçen kavmin iranlı yada gayrı iranlı olduğunu söylemek değildir.Söylemek istediğimiz mesele İslama göre arap kavmi veya diğer kavmler islamı kabulünde ya da reddinde aynı yere mevkiye sahiptirler.Arap halkının islama karşı ilgisizlikleri,defalarca suçlanmalarına neden olmuştur.İslam dini arap halkına şunu anlatmak istiyor ki,iman etsinler veya etmesinler islam dini ilerleyecektirzira İslam dini sadece bir kavme ve millete has gönderilmiş değildir.

Burada ikaz edilmesinin iyi olcağını düşündüğümüz ayrı bir konu vardır ki ;Bir akaidin ,bir fikrin ,bir dinin ve bir mektebin hudutlarının sınırlarına çıkması ,başka sınırlara nufuz etmesi ve diğer uzak insanlara ulaşması sadece İslam dinine has bir durum değildir,bütün dünyanın büyük dinleri ,hatta büyük tarikatlar bile başka milletler tarafından kabul edilmelerine rağmen kendi vatanlarında zuhur,zuhur ettikleri noktalarda kabul görmeye bilirler.Mesela;Hz.İsa mesih Filistin'de -dünyanın doğusunda-dünyaya geldi ama şimdi doğudan fazla batıda Hristiyan dinine mensuplar mevcuttur.Avrupa ve America halkının çoğunluğu Hristiyandır.Batıdakiler,Hz.İsa ile kara parçası olarakda ayrıdırlar.Filistin halkı tam tersiya müslümandırlar ya da yahudidirler,Hristiyan varsada çok azdır.Acaba Avrupa ve Amerika halşkı Hristiyanlığa karşı yabancılık hissine kapılmıyorlar mı?

Ben bilmiyorum ,avrupalılar böücülük düşüncesini çıkarmalarına rağmen neden kendilerinde asla böyle düşünmezler ve sadece sadece istimar konusunda bu meselyi kendileri için telkin ederler.Eğer islam dini İranlılar için yabancı olsaydı ,Amerika ve Avrupa içinde Hristiyanlık yabancı olması gerekirdi.

Delil çok açıktır ki,onlar doğu ve islami topraklarında sadece islam dini halka müstakil bir yaşam felsefesi ilehalka dayanışma ve istiklal verdiğini düşündüler ve eğer islam olmasaydı ,irtica ve kötülüklerle savaşacak bir şey mevcut değildir.

Buda dini,bildiğimiz gibi hindistan topraklarında doğduama milyonlarca çin halkı ve diğer milletler bu dini kabul ediyorlar.

zerdüşt dini iranda zuhur etti-pek fazla yayılım gösterip iran dışına çıkamamasına rağmen ,bunula beraber belh şehrinde revactadır azarbeycana kadar.

Mekke şehri peygamber (S.A.A)nin kendi vatanı olmasına rağmen İslam dini başlangıçta burada kabul görmedi ama arasında fersah mesafe olan medine halı kabul etti.

Din konusunu geride bırakıp ,tarikatlar ve mekteplerden bahsedecegiz Bugün dünyada en çok tanınmış ve en güçlü mektebi ''komiznizm''dir.

Kominizm nereden hangi akıllardan zuhur etti ve hangi milletler onu kabul etti ?

CAROL MARKES ,FERDRİK ENGLEEZ bugün kominizminin temelini atan iki almanyalı.Carol markes ömrünün sonlarını İngilterede geçirmiştir.Markes gelecek hakkında şöyle diyordu;İngiltere halkı diğer milletlerden önce kominizm etrafına toplanacaklar.Ama Alman ve İngiltere bu mektebe toplanmadan sovyetler birliği onu kabul edecektir.Markes,uzak sovyetler birliği ve çinde yayılacağı hakkında birşey dememişti.

Yinede iki ateşeli Nasyonalistlerden soruyoruz;Neden sovyetler birliği ve Çin halkının nasyonalist duyguları belirmiyor ve koministliğinde ülke sınırları dışından gelmesi ve milli duygulara zıt olmasını bahane olarak görüp koministliği reddetmiyorlar.Eğer bu sözü onlara söylerseniz,size gülüp şöyle derler;

öyle deme la hevla(sinirlenme)bende ademoğluyum

ben lahevladan öteye düşmüşüm.

Bir dinin ya da tarikatın bir yerde doğması ve daha sonra başka halk tarafından kabul edilmesi yeni bir konu değildir ve islamiyet işin başlangıcında önsezili davrandı ve kur'ana kafir olan arapları azarlayarak ,huzurlu ve mutlu dünyalarını diğer milletlere vereceklerini dedi.

dipnot:tamamiyle görmektesiniz ki son bir iki asırdır ilkkez Hicaz İslam merkezi olmuştur.O tarihlerden sonra İslami medreseler Mısırda,Bağdatta,Nişabur ve maverail nehr ve diğer merkezler teşkil etmiştir.Ve herzaman arap dışı milletler İslamın alemdarı ,bayraktarı olmuştur.

 

İSLAMİ KRİTERLER

İslam dini doğduğu zaman Arapların içinde akrabacılık ve kabilecilik meseleleri vardı.Araplar o zaman arap milliyetçiliğini bilmezlerdi.Zira arap kavimleri kendilerinin diğer milletler karşisinda bir tek olarak görme fırsatları mevcut değildi.Arapların taasupları sadece kavimler ve şehirler arasında idi.Araplar kendi aralarında ki aşiretlere ,kavimlere karşı kibirli olmuşlardır.Ama İslam dini sadece dikkatini o taasupluk konusuna çekmekle kalmamış ,çok şiddetli bir şekilde savaşmıştır.Kuranı kerim bariz bir şekilde şöyle buyurmuştur;Ey insanlar!Şürhe yok ki biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve sizi aşiretler ve kabileler haline getirdik tanışın diye;şüphe yokki Allah katında sevabı en çok ve derecesi en yüce olanınız,en fazla çekineninizdir,şüpesiz Allah herşeyi bilir,herşeyden haberdardır.1dipnot:hucurat:13.sure

Bu ayet ,açıklamalar ,resuli ekram(s.a.a)nınvurguları ve peygamberin araplar dışında ki milletlerle veya arapların çeşitli kavimlerle davranışları İslamın yollunu açıkca gözler önüne sermiştir.

Daha sonraları Emevilerin galebeleri ve islam zıttı siyasetlerden dolayı ,arapların bir kısmı arapçılık konusunu ileri sürüp kavim ve soy taasupluk ateşini körüklediler,diğer müslüman kavimler özellikle iranlıların bazıları onlarla savaş için ayaklandılar,bu grubun şuarı yukarıda zikredilen ayet idi ve kendşlerini ''ehli tesviye''yani eşitlik taraftarı olarak ve ayrıca zikredilen ayette gelen gelen şu''uben kelimesi münasebetiyle ,kendilerini ''şu'bi''diye adlandırıyorlar.

Bazı tefsircilerin tefsirlerine ve İmam iSadık (a.s)a göre ,kabileler kelimesinde ki maksat,arapların ayrı birlikler halinde olmaları ve kabileler şeklinde yaşamaları,''şu'ub ''kelimeside milli birliktelik ki kavimden daha büyük birliktelik şeklinde yaşamalarıdır.

Böylece Şu'ub adını kendilerine vermelerinin nedeni çok açıktır ki ,şu'ubi ayaklanması ,arap taasupluğun zıttına ve islamın kaidelerine taraftarlık ayaklanmasıdır,en azından bu ayaklanışın hedefi budur.Eğer fertlerin bazıları yaptıkları işleri islamın zıttına yaptıklarında ,şu'ubilerin İslama zıt oldukları anlamına gelmez.

Bütün tarih yazarlarının itifar ettikleri gibi çok zaman bu cümle ile uyarıp ikaz ediyordu.Ey insanlar!Sizin hepiniz ademoğullarısınız,Ademde topraktan yaratılmıştır,Arap ,arap dışı halka üstünlük iddiasında bulunamaz ancak takvada.2dipnot:tuheful ukul 34.sayfa,siyre -i ibni Haşim 2.cild 414.sayfa

Peygamber efendimiz bir rivayette kavimler arasında üstünlük konusunu çok iğrenç olduğunu ve bu gibi işlerle uğraşanlarıda domuzlan böceğine benzetirdi.Rivayetin aslı şöyledir:Kavminin üstün olduğunu düşünen kimseler ,bu işten vazgeçsinler,bunu bilsinler ki kavimcilik duyguları cehennem ateşinin odunlarından başka birşey değildir,eğer bu düşüncelerinden ve işlerinden vazgeçmezler ise allahın indinde domuzlan böceği gibi pilikleri burunlarıyla taşıyanlar gibidirler.

Peygamber-i ekrem (s.a.a)Salman farsi ,Bilal Hebeşi gibilerini herşekilde kucak açardı bunlara ilaven Ebuzari gaffari ,Migdad ibni Esudgandi ve Ammar Yasir gibi...Bunların içinden Salman Farsi de peygamberin ''salman benim ehlibeytimdendir''sözüne nail olmuştur.

Peygamber(s.aa)müslümanlar arasında ister istemez sorun çıkaranm kavim taasupluğunun konusunu açmamaya son derece özen gösteriyordu.

Uhud Savaşında müslümanlar arasında bulunan müslüman iranlı bir genç ,karşı düşmana vurduğu darbeden sonra gururlanarak şöyle haykırdı;Bu darbeyi benden kabul edin ki ben İranlı bir müslümanım.Peygamber (s.a.s)bu sözün diğerlerin milli taasupluk duygularını hemen tahrik edeceğini düşünerek ,çabucak gencin yanına giderek ona;neden Ensaridipnot:suneni ebi davut2.cild 625.sayfa genciyim demedin ?dedi.Yani neden dinine ve mektebinden iftihar etmiyorsunda soy ve kavim taasupluğunu ön plana çıkarıyor ve belirtiyorsun.

Diğer bir yerde peygamber efendimiz şöyle byuruyor;Arapcılık kimsenin babası değildir,sadece konuşma dilidir,bir insanı ameli bir yere ulaştıramıyorsa ,soyu ve ceddi ve milleti hiçbiryere ulaştıramaz.

Ru-ze-i kafide şöyle yazmakta ;Bir gün Salman Farsi peygamber mescidinde oturmuştu,birkaç büyük ashablardan da orada bulunmaktaydılar. Soydan ,nesilden konu açılmıştı.Herkes kendi soyundan bahsediyordu ve soyunu yücelterek gururlanıyorlardı.Sıra Salman Farsiye gelmişti.ona sende soyundan bahset dediklerinde,bu kadar güzel eğitilmiş,soyu ve nesli yerine islamiyetle övünen Salman şöyle cevab verdi;''ena Salman ibni abdullah'''' adım Salman dır ve allahın kullarının birinin oğluyum, yoldan çıkmıştım,Muhammed rehberliğiyle yolumu buldum,fakirdim,allah muhammed aracılığıyla beni ihtiyaçsız etti,köle idim allahu teala muhammed aracılığıyla beni azat etti,budur benim soyup sopum ve ecdadım.

Bu sırada peygamber efendimiz mescide girdi ve salman farsi olan olayları peygamber efendimize anlattı.Resullah o cemaate ki kureyşlilerdi döndü ve şöyle buyurdu;Ey Kureyş halkı! Kan nedir?Soy nedir?Her insanın övüneceği nesli onun dinidir.Herkesin mertliği huyu ,şahsiyeti ve karakterinden ibarettir.Herkesin soyu aklı,anlayışı ve idrakıdır.Akıldan üstün nesil ve soymu olur.Yani çürümüş ,kokuşmuş kemiklerinizle gurulanacağınıza .dininle ahlakınızla ,aklınızla ,düşüncenizle gurur duyup övünün.

Gerçekten düşünün vegörün !Bu sözlerden daha mantıklı ve daha yüce bir söz söylenebilirmi?

Resuli ekremin, taasupluk karşısında duyarsız kalma hakkında ki tekitleri bütün müslümanların özellikle arap dışı müslümanların kalplerinde derin tesirler bırakmıştır.Bu yüzden herzaman müslümanlar -arap ve diğer müslümanlar-İslam dinini kendilerinden bilip, yabancı saymıyorlar,böylece Emevi halifeleri, arap dışı müslümanların İslamiyete karşı kötü gözle bakmalarını sağlayamadılar.Herkes bunu çok iyi biliyordur ki islamiyetin hesabı kitabı halifelerden ayrıydı.Halifelere itirazlarıda neden yapılanlar islamın kanunlarıyla davranmamaları olmasıydı.

 

İRANLILARIN İSLAMI

Analtılan konuların bütününde milli ktiretler ve bir millet için yabancı olan şeyler açıklanmış bulunmaktadır.Ve ayrıca islamiyetin ''birinci şartı ''da hiç kimseye yabancı olmadığı ,renksiz tarafsız bütün insan genli için lduğu ve sadece bir kavim için olmadığıda belli olmuştur.

İslami kriterlerin ,bütün genel umumi ve insani kriter olduğu ve kavim ,soy ve milli kriter olmadığı ,belli oldu,İslam dini hiçbir zaman kendisini milliyetçilik,kavimcilik hudtları içine sokmamıştır.Hatta o düşüncelerle de devamlı savaşmıştır.

Şimdi araştırıp görmek istediğimiz şeyacaba İslam dini ,ikinci şarta sahipmidir?Yani islamın İranda ki kabulu milli kabul müydü?Farklı bir deyimle İranda İslamiyetin gelişimi ve yayılımı o dinin evrensel ve yüce bir din olduğundan mıdır?İslam dini İranda kabul gördüğü zaman halkın isteği dışındamı kabul edilip yürülüğe sunuldu yoksa tam aksine insanlara uygulatıldı?

Elbette islam dininin sadece evrensel olması,veya islam dini eşitlik özelliğine sahip olduğundan arab dışı müslümanların islamiyete yöneliş nedenini böyle anlatmak değilidr amacımız.Milletlerin islama yönelmelerinde ki nedenbir çok üstünlük ve özelliklerden oluşan bir silsile mevcutturdur ki bunların bazıları fikri,itikadi,ahlaki,toplumsal veya siyasi meziyetlerdir.İslam talimatları bir taraftan akıl ve mantıklıdır diğer bir taraftanda fitridir.islamiyet kendine has bir çekiciliğe sahiptir ki bundan dolayı birçok bir çok milletleri kendi nufusu altına almıştır.İslamiyetin umumi ve evrensel olma ölçüleri halkı kendi etrafına toplamasına neden olan üstünlük ve özelliklerinden biridir.Biz şimdilik islamiyetin diğer üstünlüklerinden bahsetmeyeceğiz,sadece milliyet konusunun gerektirdiği bir konu olduğundan burada söz edeceğiz.

On dört asırdır ki iranlılar kendi dinlerini bir kenara bırakıp islamiyeti kabul etmişlerdir.Bu asırlar arasında yüz milyon iranlı islam diniyle dünyaya geldi ve yaşayacağı hayatı yaşadıktan sonra bilahere islam dini ile yaratana ruhunu teslim etmiştir.

Müslüman ülkeler arasında - Arabistan-i soudi dışında- iran gibi halkın çoğunluğunun müslüman olduğu hiçbir ülke yoktur.halbuki Mısır kendisini islamın başkenti diye adlandırmasına rağmen iran memleketi kadar müslüman yoktur(tabiki kaynaksız söylenilmiyor)Böylece acıklanması uygun olacktır ki acaba iranlılar islamiyeti ondört asır boyunca mecburi olarakmı kabul ettiler yoksa samimi kalptenmi?

Ne mutlu ki sömürücüler kendi hillelerinde kullanmak istedikleri iran ve islam tarihi acıkca elimizdedir ve bizde okuyucuların daha fazla gerçeklerle yüzyüze gelmeleri için iran tarih sayfalarını çevirmeli ve islamın bu ülkeye geliş zamanını araştırma konusu yapmalıyız.

 

 

 

İSLAMIN İRANDA BAŞLANGICI

Tarihin şahitlik ettiği gibi,peygamber efendimiz (s.a.a)hicretten bir kaç yıl geçmişti,bütün dünya ülkelrin büyüklerine mektup yazarak onları İslamiyete davet etti.O mektuplardan birini İran padişahı Husrev Pervize gönderdi ve onu islamiyete davet etti.Ama hepimizn duyduğu gibi ,hz,peygamber efendimiz(s.a.a)in mektubuna ihanet edip yırtan tek kişi husrev perviz olmuştur.Böylece kendini fesatla göstermiş ve iran hükümeti teşkilatıda böylelikle yoluna devam etmişti.Diğer lkelrin padişaharı,hakimleri ve imparatorları böyle bir saygısızlık yapmamışlardı,aksine bazıları mektubun cevabını muhteramane bir şekilde vermiş ve mektupla beraber hediyelr göndermişlerdi.

Husrev perviz Yemene tayin etmiş olduğu padişaha şöyle emretmişti;Peygamberlik iddiası eden ve bana mektup yazmada kendinde cesaret bulan adama mektup yaz ve benim adımı onun adından önce yaz,eğer araştırır ve karşı gelirse onu benim yanıma gönder.

''Allah nurunu,ağızlarıyla üfleyip söndürmek isterler ve allah ise nurunu tamamlayacak,kuvvetlendirecektirve istersekafirlerin zoruna gitsin ,istemesinler.''Ama daha yemen padişahını elçisi medinede idi ki husrev Pervizin yenilgiye uğrayıp oğlu tarafından karnı deşilerek ölduruldüğü haberini resul i ekrem elçiye verdi.Elçi çok şaşkın bir halde yemen padişahına heberi götürürBir müddet sonra olayın peygamberin dediği olduğu anlaşılıncayemen padişahının kendisi Yemen halkından söz alarak bu olaydan sonra müslüman oldular.Yemende ikamet eden birçok iranlıda onlarla beraber müslümanlığı seçtiler.Ozamanlarda tarih kitaplarının zikrettiği bir tarih olayını cereyan etmesiyle yemende birçok iranlı yaşamaktaydıve yemen hükümeti yüzde yüz iran tarafından tayin edilmiş bir hükümetti.

Ve ayrıca peygamber efendimizin yaşadığı dönemlerde,islamın tebligatı sayesinde iran halkının iamet ettikleri mekan olan bahreyn halkı mecusi ve gayri mecusi dinlerde olanlarda müslüman oldular.Ve hatta İran hükümeti tarafında tayin edilen padişah bile müslüman oldu.Bununla beraber İranlılardan ilk müslüman grup Yemen ve Bahreyn de yaşayan İranlılar olmuştur.Tabiki ilk müslüman olan iranlı şahıs olarak bakarsak Salman Farsidir.Bildiğimiz gibi bu şahıs islamiyeti okadar benimsemiş ve yüceltmiştir ki peygamber efendimizden Salman benim ehlibeytimdendir sözüne nail olmuştur.Slaman farsi sadece şialar arasında saygıyla anılmıyor ,ehli sünnet de önde gelen ashablardan olarak tanırlar.

Medine şehrine müşerref olanlar bilirler Mescidi Nebinin etrafına hep büyük ashabların ve din bilginleri ve imamlarının adları yazılmıştır.Orada büyük sahabe olark yazılanların biride Salman farsinin adıdır.

İranlıların geçmişinin islamla peygamberimizin zamanında tanışması açısından bu yeterlidir ki onlarıdan birçoğu o dönemde islam ile tanışmıştırlar ,budun doğal sonucu olarak bu tanışıklığın kendisi islam dininin adı sanı irana ulaşsın ve az çok iran halkı islam ile tanışıklık bulsunlar,özellikle -ileride söyleyeceğimiz gibi- iranın o günkü idari ve inançsal konularına dikkat edersek öyle bir durumdaydı ki halk bütünüyle yeni bir söz duymaya adeta susamıştı,aslında bir kurtuluş kapısının acılacağını beklemekteydiler.Bu cinsten herçeşit haber,halkın arasında cok çabuk ve süratlice yayılmaktaydı.Halk tabiatiyle bu yeni dinin aslının ve teferruatının yani nitelik ve niceliğinin ne olduğunu birbirine sormaktaydı

Böylece Ebu bekir ve Ömer'in hilafet zamanı gelip çatıncaya kadar.Ebu BEkirin halifeliğinin son dönemşerinde ve ömerin hilafeti boyunca İran ve müslümanlar arasında meydana gelen savaşlar neticesinde neredeyse iran memeleketinin bütünü müslümanların eline geçti ve bu topraklarda yaşamakta olan milyonlarca iranlı çok yakından müslümanlarla sıcak temas sağladı ve bölük bölük islam dinini kabul ettiler.

Biz burada değerli ustad azizullah utaridi'nin İranlıların hizmette geçmişleri konusunda kalem almış olduğu değerli kitaptan bir kısmını ''İranlıların islama hizmetleri ne zaman başladı" adıyla yazılmış kitaptan derleyerek ki genellikle askeri fetihlerden önceki dönemlere ait bulunmktadır aynen aktarmaktayız.(dipnot1":Sayın beyfendi Utaridi çok değeli araştırmacılardan ve bilginlerden birisi olup titiz bir kitapşinas dır.İslami kitapların bir çok nushasını önmli kütüphanelerde özellikle hindistanda ki büyük kütüphanelerde inceleme araştırma imkanı bulmuş ve görülmemiş şekilde bir performansla o kitapların hepsinden fotoğraflarını çekmek suratiyle çok hacimli ve geniş bir kitap horasan bilginleri hakkında hazırlayarak baskıya hazırlamıştır.Hazırlanan bu kitaplar belkide kırk cilde ulaşacaktır,kendilerine üstün başarılar dilemekteyiz)

 

İRANLILARIN İSLAMA HİZMETİ NE ZAMANDAN BAŞLAMIŞTIR

İranlıların mukaddes dine ilgileri ve sevgileri ,bu mukkaddes dinin doğuşuyla başlamıştı.İslam şeriatı müslüman mücahitler tarafından İran topraklarına gelmedn önce ,Yemen de yaşayan İranlılar İslam dini etrafında toplanmışlar,kendi istekleriyle kuran hükümlerine teslim olmuşlar,canla malla İslam şeriatının yayılması için çabalamışlar ve islam uğruna Peygamber e ihanet edenlerle savaşıp canlarını bile vermeye hazır olmuşlardır.

İslam dininin yayılmasında ki İranlıların hizmetlerini görebilmek için geniş bir araştırmaya ihtiyaç vardır.Ve İslam araştırmacıları ve bu konuda bilginlerin herbirisi bu konu hakkında araştırma yapmaları gerkir.

Tarih,İslamın dünya doğusunda ve batısında ki fetihlerden söz ederken ,canlarını feda eden İranlı mücahitlerden bahsetmiştir ki onlar İslam uğrudna kendilerinden geçtiler ve islamın dahili ve harici düşmanlarını mahvettiler.

Doğu ve güney doğuda ki müslümanlar,Hindistan,Pakistan,Doğu türkistan,Çin,Malezya ,Endonezya,Cezair,Hint okyanusu gibi ülkeler ,İran Müslümanlarının İslam adına Eşsiz faaliyetlerine borçludurlar.ki İranlılar büyük çabalarıyla denzicilik ve ticaret yoluyla İSlamiyeti asya kıtasında ki enuzak noktalara yetiştirirken ,yaptıkları teblikatlarla halkı mukkaddes islam dini ile tanıştırdılar.

İranlılar batı ülkelerinde ,kuzey afrikada avrupa kıtasında ve küçük Asyada (yani türkiye de) de islam dinini yaymada çok önemli bir paya sahip olup, İran doğusunda ki ve horasan yöresinde ki halkın Emevilerin İslam karşıtı Hilafetlerinin zıttına ayaklandıktan sonra ve onların hükümet ve idari teşkilatlarını ki islam adına müslüman halka hükmetmekteydiler onu yıktıktan sonra ve Abbasiler hilafet koltuğuna oturduktan sonra,bütün memleket işleri ve islam memleketlerinin askeri idareleri iranlıların eline özellikle de horasanlıların eline geçti ve bunlar bütün islami devlet idaresinin önemli makamlarını batıda ve doğuda ele geçirdiler.

Ma'mun'un döneminde onun Irak'a dönüşü sırasında,horasan ileri gelenlerinden önemeli şahsiyetlerinden bir grup onunla beraber arkadaşlık ederek geldiler ve Irakta ,ikamet ettiler.Ma'mun kendi yakın akrabalarında bazılarının vefasızlık ve ihanetinden dolayı oldukça rahatsızdı onun için devlet makamlarından birçoğunu İranlılara tevdi etmeye karar verip,bu yüzden İranın büyüklerinden bir grubu mısıra ve afrikanın kuzeyine gönderdiki orada kalarak o bölgede muhaliflerin nufuzunu kırsınlar.Özelliklede henüz Emevi devletinin varlığının endülüste varolmasından Abbasiler sürekli olarak rahatsızlık duymaktaydı ve onların etki ve nufuzlarını engellenmesini düşünmekteydiler ki İranlılar tam biçilmiş kaftandı.

Bu muhacir aileler hakkında inceleme ve araştırma yapıldığında onların genelliğinin nişabur semtinden olduğunu görmekteyiz,Herat,Belh,Buhara ve Ferğane yöresinden idiler bunlarıun hayat hikayelerini yazmak birkaç cild kitap yazmaya ihtiyaç doğurmaktadır ve iranlıların Afrikanın kuzeyinde hizmetlerinin detaylandırılması tarih kitaplarında edebi ve ilmi rical çalişmlarında tafsilatıyla zikredilmiştir.

Biz kısaca İranlıların çalışmalrından bir fihrist dökümanı iki bölümden oluşacak şekilde birisi islamın irana gelişinden önce öbürüde onların İslamı kabul edişlerinden sonraya aittir kaydedeceğiz.

Şimdi birinci kısım:

 

İRANLILAR YEMEN DE

Hz.Resul(sallahu aleyhi ve alihi)nin dünyaya gelişinin arifesinde İranlılardan bir kısmı yemende ,aden,hazarmut ve kızıl deniz sahillerinde yaşamaktaydılar ve Yemen hükümetinin idaresinide ele almış bulunmaktydılar.Bu husuta araştırma yapmadan önce İranlıların göç edip yemende ikamet etmlerinin sebeplerini araştırıp aydınlatmaya mecburuz ki araştırıp inceleyelim de konu daha iyi anlaşılabilsin.

Enuşirevan vaktinde,Habeşistan devleti deniz yolu ile Yemene saldırı başlatıp hucum etti ve bu yörenin hükümetini alaşağı etti.Seyf Bin Ziyezn adında yemen padişahı olan adam Enuşirevan'asığındı ki ondan yardım alsın ve Habeşlileri Yemenden dışarı döksün.Tarihçilerin yazdığına göre Seyf yedi sene Tisfunda (Medain)şehrinde ikamet etti ve sonra Enuşirevan la görüşebildi,Seyf Bin Ziyezn Enuşirevana şöyle dedi;Bana habeşlilerle savaşmamda yardımcı ol ve kendi askerlerinden birkısmınıda memleketimi düşmandan kurtarmak için benimle gönder.

Enuşirevan cevabında :Benim inancımda kendi askerlerini aldatmak ,kandırmak doğru değildir.Ve onları benimle aynı inancı paylaşmayan insanların yardımına göndermem tamamen yanlıştır.Böylece kendi müşavirleri ve ileri gelenleriyle danışıp bir karara vardıktan sonra karar verdiler ki idama mahkum tutsaklardan bir kısmını Seyf Bim Ziyezn ile Yemen e göndersinler ki Habeşlileri oradan çıkarsınlar.Bu görüş tasvip edilip,uygulamaya konuldu.

Bu insanların sayısı bin kişi kadar vardı diye yazmışlardır.Ve bu az sayıda ki insanlar Habeşlileri ki sayıları otuz binden fazlaydı yenip hepsini öldürmeyi başardılar. Yemende İranlıların komutası ''vehruz''adında bir kişinin elindeydi.Habeşlilerin yenilmesinden sonra ve Seyf Bin Zİyezn'in ölümünün üzerine ,aynı İranlı ''vehruz''ki onun esas adı''harzad'' dıYemende idareyi ele geçirdi ve İran devletini takip etmeye başladı,tabi oldu.

 

 

 

İRANLI BAZAN'IN VE YEMEN DE MUKİM DİĞER İRANLILARIN MÜSLÜMAN OLUŞU

Mukaddes islam dini ilan edilmeye duyurulmaya başladığında ve değerli peygamberimiz kendi davetini açıklamaya başladığında,Yemen hükümeti Bazan Bin Sasan adında bir iranlının elinde idi.Hz.Resul(sallallahu elyhi ve alihi)nin arab kabileleriyle ve kureyş müşrikleriyle savaşması işte bu Bazanın döneminde başlamıştır.Bazan Hüsrev perviz tarafından Yemen e tayin edilmiş olup Hicaz ve Tehame bölgelerinede bakmaktaydı ve o hazretin bütün işlerini aralıksız olarak hüsrev pervize rapor etmekteydi.

Hz.Resul(sallahu aleyhi ve alih )hicretin altıncı yılında Husrev Pervizi mukkaddes islam dinine davet etti.Obu konudan oldukça rahatsızlık duydu ve o yüce zatın kıymetli mektubunu parçaladı,ve yemende görevlendirmiş olduğu bölge valisi olan Bazan'a bu mektubun sahibini benim yanıma yakalayarak gönder diye talimat verdi.

Bazan da Babeveyh ve Husrev adında iki tane iranlıyı Medine ye gönderdi ve Husrev pervizin mektubunu o hazrete ulaştırdılar.Ve bu İranlıların o hazret ile ilk resmi karşılaşmalarıydı.

Hz.Resul(sllahu aleyhi ve alihi)in o şekil huzura çağırılması haberi müşrik ve kureşlilere yetişince çok mutlu oldular ve muhammet için kurtuluş yoktur dediler çünkü mülklerin maliki olan husrev perviz o hazrete zıtlaştı ve onu ortadan kadırmak istiyordu.Bazanın göndermiş olduğu iki elçi getirmiş oldukjları emirle peygamberin huzuruna geldiler,ve gelme nedenlerini açıkladılar.Peygamber hazretleri şöyle dedi;Yarın gelin ve cevabınızı alın.Ertesi gün geldiklerinde peygamber efendimiz şöyle buyurdu;Şirviye dün gece babası Hüsrev Pervizin karnını deşerek öldürüp helak etti.

ve daha sonra şöyle buyurdu;Allahu teala bana padişahınızın öldürüldüğü ve kısa bir süre zarfında memletiniz müslümanların idaresi altına girecek haberini verdi.Şimdi siz Yemen'e geri dönün ve bazana islamı seçemsini söyleyin.Eğer müslüman olursa Yemen hükümeti öylece onda kalacak.Resul ekrem(sallahu aleyi ve alih)bu iki elçiye hediyeler verdi ve onlarda yemende geri döndüp olanları Bazan'a anlattılar.Bazan şöyle dedi;Bir kaç gün bekleyelim eğer dedikleri doğruysa o gerçekten peygamberdir ve allah tarafından konuşuyor,ve bizde o zaman kararımızı veririz.Bu olaydan bir kaç gün geçmiştiki tisfundan bir peyk şirviyeden Bazan'a mektup getirdi.Böylece Bazan Husrevin çlümü resmen öğrenmiş olmuştu ve Şirviye öldürme nedenlerini anlatmıştı .Ve ayrıca şöyle yazmıştı;Yemen halkını onun tarafına davet etmesini ve Hicazda peygamberlik iddiasında bulunun zatın bırakılmasını ,azat edilmesini ve onu incitecek şeylerin yapılmamasını emretmişti.Bazan o sıralarda müslüman olmuştu,daha sonra iranlılardan ''Ebna ve ehrar''adlı grupda müslüman oldu ve bunlar mukkaddes islam dinini kabul eden ilk iranlılar olmuşlardır.

Resul Ekrem(sallahu aleyhi ve alih)Bazanı yemende almadı ve Bazan peygamber tarafından yemende hükümet etmeye devam etti ve islamın yayılması ve tebligatı için çabaladı ve muhalif ve düşmanları yerlerine oturttu.Bazan peygamber yaşaıyorken hayatını kaybetti ve onun yerine oğlu ŞehrbenBazanı peygamber efendimiz seçti,oda babasının yolu izleyerek islam düşmanlarıyla savaştı.

 

ESVED ENESİNİN MURTED OLMASI VE İRANLILARIN ONUNLA SAVAŞI

Peygamber efendimizin veda haccında geri dönüşünden bir kaç gün sonra yorgunluktan dolayı hastalanmış ve yataklara düşmüştü.Esved Enesi peygamberimizin bu hastalığını öğrenince peygamberin bu hastalıktan kurtulamayacağını düşündü ve Yemende nubuvvet iddiasında bulunmaya başladı ve halkın bir kısmını kendi etrafında topladı.Yemen araplarının çoğu onun tarafına geçip onun muriplerinden olmuşlardı.Esved Enesi islamda ilk murted olanlardan dır.dipnot:İbni Esir Der kamilil tevariğ

2.cild 228.sayfa Enesi etrafına toplanan arap kabilelerle sen'a ya hucüm ettiler. Peygamber tarafından hakim olan iranlı Şahrbeni bazan sen'a merkezinde hükümet ediyordu.İslam zıttına kıyam eden Esved yalancısına karşı hazırladı.Esved yediyüz atlıyla Şehrbenin karşisına geldi ve bu ikili arasında çok zorlu bir savaş çıktı.Ve bu savaş sonucu şehrben öldürüldü ve iranlılıların islam uğruna vedikleri ilk şehitti.

Esved Enesi Şehrben Bazanı öldürdükten sonra onun hanımıyla evlendi,Hazarmuta kadar yemen e,bahreyn 'e,ihsa'ya nec ve taif aralarında ki çöllere hakim olarak bütün yemen kabilelerini kendi taraftarı yaptı ama bir kısım araplar ona teslim olmayarak medine şehrine yöneldiler.

Şehrbinin ölümünden sonra iranlıların resiliğini Firuz ve dadeviye üstlendiler.Bunlarda aynen peygamberin ve islamın yolunda yürüdüler ve bazan ve oğlu şehrebinin yolundan vazgeçmediler.Bu sırada şehrbiny Bazanın ölüm olayından sonra Yemen hadisesi haberi peygamber efendimize verildi ve müslümanlar iranlıların ve arap cematlerinin bazıları dışında yemen toprakları alınmış ve Esved yalancısının taraftarı olmuşlar.

 

PEYGAMBER EFENDİMİZİN YEMEN DEKİ İRANLILARA MEKTUBU

Ceşişi Delimi yemen de yaşayan iranlı müslümanlardandı şöyle diyor;Resul ekrem (sallahu aleyhi ve alih)Esved yalancısıyla savaşmamız için bize mektup yazdı.Peygamberin emri Firuz,daviye ve ceşiş için gönderildi ve onlar islam düşmanlarıyla gizli veya aşikar bir şekilde savaşmalarıiçin ve peygamberin emrini bütün müslümanlara söylemeleri için görevlendirildiler.Firuz ,dadaviye,ceşiş peygamberin emrini bütün müslümanlara yetiştirdiler.

Delimi şöyle diyor;Biz halkı Esved yalancısıyla savaşa hazır olmaları için daveti yazmaya başladık.Daha sonra bu olaydan Esved Enesinin haberi olunca iranlıları eğer benimle savaşırsanız öyle olur böyle olur diye tehditler etmeye başladı.Biz onun bu lafları karşısında şöyle dedik;Biz asla seninle saavşma fikrinde değiliz.Ama Esved Enesi bizim dediklerimize inanmadı,herzaman iranlıların onu mahvedecek korkusu vardı.

bu sırada ''Amir ibni Şehr''ve''Zi zud '' ve diğerleri tarafında mektuplar geliyor ,halk bu mektuplarda bizi Esved ile savaşmaya teşvik ediyor,ve arkkamızda olacaklarını ve yardım edeceklerini söylüyorlardı.Daha sonra haberdar olduk ki Peygamber efendimiz başka cemaatlerede mektup yazmış ve Firuz'a,dadeviye'ye ve dilemi'ye arka çıkın ve Esved yalancısının karşısında ona yerdım edin ,bu yüzden biz halkın içinde taraftar bulmuştuk.

 

İRANLILARIN ESVED ENESİYİ ÖLDÜRMEK İÇİN KURDUKLARI ENTRİKALAR

Esved Enesi iranlıların etrikalrından tehlike kokusu almıştı,daha sonra anladı ki bu mevzu çok hassas bir konuya varmıştır. Ceşişi delimi şöyle diyor;Azat,şehrbin bazanın hanımı,Esvedi harcamamız konusunda bize çok yardımcı oldu ve onun yol göstermeri biz sonunda muvaffak kıldı.Delimi diyor;Azada dedim;Esved senin kocanı öldürdü,bütün akrabalrını helak etti,ve hepsini kılıçtan geçirdi ve bütün kadınları perişan etti.Metanetli va gayretli olan Azat şöyle dedi;allaha yeminler olsun ki ben Esved kadar kimseyi kendime düşman bellemem,Esved merhameti olmayan,allahtan hiçbir hak ve özür dilemeyn ve mahrem ve namehrememe inancı olmayan biridir.

Azat şöyle dedi;bana kararınızı söyleyin,bende Esvewdin evinde neler oluyor size söyleyeceğim.

Dilimi şöyle diyor;Azadın yanından ayrıldım ,onun ve benim aramdaki konuşmaları Firuz ve dadviyeye anlatıyordum ki kapıdan biz zat içeri girerek bize yardım eden''gays ibni abdul yegus'' Esvbedin evine davet etti.Gays bir kaç kişiyle beraber gitmelrine rağmen Esvede bir zarar verememişlerdi.

Bu sırada ,gays ve esved arasında konuşmalar geçiyodu ve daha sonra yine gays Firuz ve dadivesh ve dilimin evine gelid ve şimdi esved gelecek ve ne yapmak isityosanız yapın dedi ve evden çıktı ve esved etrafındaki bir grup insanla bizim yaımıza geldi.Evin yakınlarında ikiyüze yakın deve ve inek vardı ve onları kesmeleri için emir verdi.

Esved o sırada bağırarak;Ey Firuz !Acaba doğrumu benimle savaşıp beni öldürmek istediğin?ve dha sonra elinde ki aleti Firuza doğru fırlatarak dedi;senide bu hayvanlar gibi başını bedeninden ayırırım Firuz cevap verdi;Hayır öyle bir şey yok biz asla seninle savaşmak fikrinde dğiliz ve senide öldürmek istimiyoruz,çünkü sen iranlıların damadısın ve Azadın hatrına sana biz zarar vermiyoruz ve dahası sen peygambersin ve dünya ve ahiret senin elindedir.

Esved şöyle dedi;Yemin etmen lazım ki bana karşı ihanet etmeyeceksin ve vefalı olacaksın diye.Firz bir kaç söz dile getirdikten sonra onunla beraber evden çıktılar ve beraber yürüyorlardı ki aniden biri ara bozuculuk yapıyor ve esved de ona yarın Firuzu ve arkadaşlarını öldüreceğim .Firuzun bunların duyduğunu farketti esved.

Delimi diyor;Firuz Esvedin yanından ayrılarak onun hilesini anlattı,gaysı çağırdık ve ona bizim meclisimize şirket etti,bir kez daha Esvedin karısı Azat la görüşme ve ona olan olaylardan haber etme kararı aldık böylece onun aracılığıylada bazı bilgileri alalım.Delimi diyor;ben Azadın yanına gittim ve olanları ona söyledim ve olanlardan haberdar ettim.

Azad şöyle dedi;Esved herzaman kendsinde çok korkuyor ve evde bulunduğu müddetçe bütün bu sarayın etrafı ve geçtiği yollar görevliler tarafında gözetleniyor ve böylece sıradan insanların buraya girmesiimkansızdır,sadece korumasız olduğu tek yer odasıdır ve siz orada onu bulabilir ve öldürebilirsizniz,emin olun ki orada sadece kılıcı ve bir lamba dan başka birşey yoktur.

Delimi diyor;Ben Azadın yanından çıktım ve saraydan dışarı çıkmak istiyordum ki Esved beni Azadın yanından çıktığımı gördü ve çok sinirlendi,sinirinden yüzü kızaran Esved şöyle dedi;Nereden geldin ve sana benim iznim olmadan buraya girmene kim müsade etti?Delimi diyor;Benim başımı öyle bir sıktıki neredeyse ölüyordum.Osırada uzaktan Azad olanları görünce bağırarak onu bırak dedi,Eğer Azat ın bağırmasını duymasaydı beni öldürüyordu.

Azat Esvede dedi;O benim amcamın oğlu beni görmek için buraya gelmişti ondan elleri çek.

esved bunları duyduktan sonra ellerini çekrek beni bıraktı ve ben saraydan çıktım ve arkadaşlarımın yanına gelerek olanları onlara anlattım,bu konuşmayla meşkulduk ki Azat tarafından birisi yanımıza gelerek dedi;Tam zamanı ve siz maksadınıza ulaşabilirsiniz,aldığınız kararı çok çabuk uygulayın.

Firuza dedik;Çok çabuk Azadın yanına git .Acele bir şekilde Azadın yanına gitti ve Azat olayları tamamiyle ona anlattı.Firuz diyor;Esvedin yaşadığı binanın dışından yer altından onun odasına açılan kapıyı açtık ve oraya birkaç kişi koyduk ihtiyaç olursa bu kapıdan girip onu öldürmeleri için .Bunlardan sonra Firuz odaya girdi ve Azadı görmek için gelmiş gibi oturup konuşmaya başladılar.

Firuz ve Azat konuştukları sırada Esved içeriye girdi,gözleri Firuza ilişince çok sinirlendi,Azat Esvedin sinirlendiğini görünce şöyle dedi;O benim akrabalrımdan ve yakınlarımdan.Esved bütün sinirliliğiyle Firuzu odadan dışarıya çıkardı ve onu saraydan dışarıya çekti.Gece olunca Firuz,dadevi,Delimi her üçüde yeraltından Esvedin odasına girip onu öldürme kararını aldılar.

Esvedi öldürme hazırlıklarını herşekilde hazırladıktan sonra ,fikirlerini arkadşlarını ve hemfikirlerine açtılar ve mevzuyu "hemedan ve humeyr "gibi arab kabilelerine haberi gönderdiler.Delimi söylüyor;Biz gece işe koyulduk ve yer altından girerek onun odasına girdik,odanın ortasında çok az ışık veren yanan bir lamba müşahede ediliyordu.

Biz Firuza güveniyorduk çünkü o cesur ,korkusuz ve güçlü biriydi.Firuza dedik;Bak aydınlıkta ne görünüyor?Firuz dışarıya çıktı halbuki muhafızların arasında idi,odaya girdiği esnada horlama sesi geliyordi,belli olduki Esved uykuya dalmış vaziyetteidi,karısı Azat ta odanın köşesinde oturmuştu.Firuz odaya girdiğinde Esved aniden uykudan uyanarak olduğu yerde oturdu ve bağırarak;benimle senin ne işin var?

O sırada eğer firuz dışarıya çıkarsa muhafızlar tarafından öldürüleceğinin ve Azat da helak olacağının farkına varınca aniden odanın tam ortasına gelerek Esvedin üstüne atladı ve onunla ve deve gibi ona hucüm etti başını alrak onu boğdu.Odadan çıkacağı sırada Azat dedi;bunu tam öldüğüne eminmisin ve ruhunu bedeninden çıktığına?

Firuz dedi;evet öldü ve senden ondan kurtuldun.Firuz odadan dışarıya çıkarak olanları bize anlattı bizde yer altında ki yolun başında idik.Odaya girince Esved yalancısının inek gibi feryat ettiğini gördük daha sonra büyük bir bıcakla başını bedeninden ayırdık böylece yemen mıntıkasını onun kirli bedeninden temizlemiş olduk.

Bu esnada odanın etrafında seselr yükselmeye başladı ve görevliler de Esvedin kaldığı odanın etrafına toplandılar ve bağırarak;neoluyor orada?Esvedin karısı Azat;yeni bir durum yok !peygambere vahiy nazil ediliyor!!Ve vahiden dolayı böyle bir duruma geldi.Bununla beraber görevliler odanın etrafından dağıldılar ve bizden tehlikeden kurtulduk.

Muhafızlar dağıldıktan sonra bir kez daha sesilik almısştı odanın fezasını ve biz dört kişi yani-Firuz,Dadviye,ceşiş delimi ve gays-arkadaşları bu olaydan nasıl haberdar edebiliriz düşüncesindeidik.Esvedi öldürdüğümüzü bağırarak ilan edeceğimiz kararına vardık ve bu kararı tan yeri ağramasında gerçekleştirecektik.

Tan yeri ağardıktan sonra karalaştırılan şuarı bağırarak yüksek sesle ilan ettik be bağırmanın sonunda müslümanlar vekafirler toplandılar ve büyük olaydan herkes haberdar oldu.

delimi şöyle diyor;daha sonra bağırarak ezan okumaya başladım"Eşhedü en muhammeden resullullah "ve eyheleh yani esved yalan söylüyordu haksız yere kendini peygamber olarak tanıtmıştı.Bu sırada Esvedin başını halka doğru attım,muhafızların çoğu Esvedin çldüğü müşahede ettikten sonra sarayı talan edip ,ne varsa yağmaladılar,öyleki sarayda ne varsa bir anda tarumar oldu.

Böylece batıl ve yalancı muddei ortadan kalkmıştı.Bundan sonra Sen'a halkına Enesinin taraftarlarından gördüğünüz yerde yakalayın emrini verdik

 

 

 

 

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.