| Her yıl 18 zilhicce gününün yaklaşmasıyla Müslümanların zihninde büyük bir olayın kalıcı anısı canlanır. Bu olay İslam peygamberinin son hacc ziyaretinden sonra Kadir-i Hum gölet'i yakınlarında gerçekleşti. Kadir Mekke ile Medine arasında bulunan ,yoldan geçen kervanların dinlendiği bir yer ve göletti. Ancak 18 Zilhicce günü bu gölet'in kenarında önemli bir olay gerçekleşti. Yüce İslam peygamberi son hacc ziyaretinden geri dönüyordu. Kervanlardaki insanların sesleri,develer ve atların ayak sesleri ortamı dolduruyordu. Bu coşkunun içinde yüce İslam peygamberinin nur dolu sakin siması o hazretin derin düşünce içinde olup adeta bir gelişmeyi beklediğini gösteriyordu. Kervan Iraklılar, Mısırlılar ve diğer kavimlerin ayrılması gereken Kadir-i Hum' a vardığında yüce İslam peygamberi vahi meleği Cebrail'in güzel varlığını hissetti ve Cebrail yüce Allah tarafından nur dolu bir mesajla Resulullaha şöyle hitap etti: Ey Peygamber, Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bu görevini yapmayacak olursan,Onun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Büyük sorumluluk hisseden hazreti peygamber sav halka önemli bir konuyu açıklamak için hazırlandı. İslam Peygamberi kafileden önde olanların geri dönmesi, geri kalanların ise kalabalığa ulaşmasını istedi. Birkaç dakika içinde her kes Kadir gölet'i yakınlarında bir araya geldi. Her kes merakla yüce İslam peygamberinin bu kalabalığı niçin çöl arasında durdurduğunu soruyordu. O arada develerin üzerindeki semerlerle hazreti peygamber sav bir minber yapıldı, o hazret minbere çıkıp şöyle buyurdu: Ey halk benim ömrümün sonu yaklaşıyor ve biz sorumluyuz. Ben risalet görevimi yerine getirdim mi ? Halk cevabında şöyle dedi: sen risaletini yerine getirdin çok çalıştın. Bir süre sonra Rasulullah tüm zorluklarda İslam peygamberi yalnız bırakmayan ve hayatın tüm meselelerinde yanında bulunan hazreti Ali'yi halk arasında aradı. İslam peygamberi hazreti Ali'yi çağırdı,elini tutup kaldırdı ve şöyle dedi: Ey halk müminlere karşı ondan daha değerlisi var mı ? Halk Rabbimiz ile onun Rasulü daha iyi biliyor dediler. Peygamber efendimiz: Yüce Rabbimiz benim Mevla'm' dır,Ben'de müminlerin Mevla'sıyım dedi. Öyleyse beni Mevla olarak kabul eden her kes için Ali Mevla'dır,Ey Rabbim onu sevenleri sev düşmanlarını düşman bil dedi. İslam peygamberi bu cümleyi üç kez tekrarladı. Daha halk dağılmadan İslam peygamberine başka bir Ayet nazil oldu. Ayette şöyle buyuruyor: Bugün size dininizi kemale erdirdim ,üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip beğendim. Rivayetlere göre Kadir-i Hum' da toplananların sayısı 120 bini aşkındı ve İslam peygamberi hazreti Ali'yi kendi yerine halef olarak tanıtmaktan gayet memnun ve hoşnut görünüyordu. Hazreti peygamber oradakilerin ile Kureyş büyüklerinin hazreti Ali'yi kutlamalarını istedi. Tarihi belgeler ise o dönemden bu güne kadar Kadir gününün kutlandığı ve Müslümanların bu mübarek güne önem verdiğini gösteriyor. Nitekim Ehli Sünnet büyüklerinden İbni Talhe Şafii bu konuda şöyle diyor: Kadir günü bayram günüdür zira resulullah hazreti Ali'yi her kes' ten üstün kılıp kendi velayeti için belirledi. Tüm Müslümanların mübarek Kadir bayramını tebrik ediyoruz. Tarihi kadir olayı H.K 10. yıldan buyana tüm dönemlerde Müslümanların önem verdiği bir tarihi olay oldu ve çeşitli alim ve yazarlar eserlerinde bu olaydan bahsetti. Bu alanda Ebulfereç bin Cuzi Hanbeli şöyle diyor: Tarihçiler ile ülema Kadir-i Hum olayının hazreti peygamberin son hacc ziyaretinden sonra gerçekleştiği ve o günde yaklaşık 120 bin kişi Kadir hadisini İslam peygamberinin dilinden duydu. Ebu Ubeydullah Fahriddin Razi ise tefsiri Kebir eserinin ikinci cildiinde Maide sûresinin 67. ayetine değinerek şöyle diyor: Bu ayet nazil olunca İslam peygamberi hazreti Ali'nin elini kaldırıp Beni Mevla olarak bilen her kes için Ali Mevla'dır. Mısırlı düşünür Abdulfettah Abdulmaksut ise Kadir konusunda şöyle diyor: kadir hadisi batıl olmayacak bir gerçektir ve hep parlak kalacak. Kadir olayı çeşitli açılardan incelenmeye değer bir olaydır. Bunlardan biri hazreti peygamberin İslam'ın geleceğine olan bakış açısıdır. Hiç şüphesiz her dinin kurucusu kurduğu dinin geleceği konusunda kaygı duyar. Tabi ki İslam peygamberi de Müslümanlar ve büyük din olan İslam'ın geleceğini programsız olarak bırakmazdı. Kadir günü İslam peygamberi yüce Allah'ın emriyle İslam toplumunun liderliğini kendinden sonra hazreti Ali'ye bırakarak dinini tamamladı. Hazreti Ali'nin seçilmesi aslında en akıllı ve bilgili insan tarafından sürdürülmesi gereken siyasetler ve programlarının devam etmesidir. Kadir, başka bir açıdan da incelenebilir. O da, hazreti Ali gibi bir şahsiyetin seçilmesidir. Hazreti Ali'nin kadir gününde seçilmesinin nedeni Ali'nin şahsiyet ve ruhunda gelişen değer ve faziletle ilgilidir. Bu nedenle hazreti Ali bu özelliklere sahip bir insan olarak en uygun şahsiyettir. Kadir İslam peygamberinin hazreti Ali'yi onayladığı ilk yer değildir.Hz. Muhammed peygamberliğinin başından beri çeşitli alanlarda hazreti Ali'yi üstünlükleri ve faziletinden dolayı övdü. İslam peygamberinin yakınları defalarca "Ali benden ben, ben de Alidenim sözünü duydu. O günde Müslümanlar arasında önemli isimler bulunuyordu. Ancak yüce Allah'ın iradesiyle İslam peygamberi onlardan en üstün olanı seçti. Zira insanlık toplumu adaletli, bilgili,imanlı ve cesur liderlere ihtiyaç duyuyor. Bilindiği gibi hazreti Ali'nin adalet, takva, ve ilmi tarih sayfalarını süsleyen özelliklerdir ve İslam peygamberi her kes' ten daha fazla bunun bilincindedir. Hazreti Ali as. hayatı boyunca kesinlikle kişisel çıkarlarını düşünmedi, çeşitli tehditler kendisini değiştirmedi.Hazreti Ali as. kıymetli ömrünü hak ve adalet yolunda geçirdi. Ve resulullah kendisini seçmekle Müslümanların kaderiyle onlarla ilgili işlerin idaresinin salih insanlara bırakılması gerektiği ve her kesin bu sorumluluk için layık olmadığını vurguladı. Böylece kadir olayı iktidarı güç hırsı ve dayatıcılık için değil, adaleti temin etmek ve toplum için mutluluk getirmek için isteyenlerin halkı yönetmek yetkisine sahip olduğu gerçeğini ortaya koymaktadır.Böyle bir şahsiyet adalet yanlısı, takvalı, düşünür, ve iyi bir yönetici olmalıdır. Ancak bu özelliklere sahip birisi toplumu adalet ve güvenlik açısından doruğa çıkarabilir. İslam kültüründe bayramlar sevgi ve başkalarının gönlünü alma günleri sayılıyor. Bayramlar İslam'da dertlilerin acısına ortak olup onların ziyaret edildiği sevgi dolu bakışlarla insanları karşılama günleridir. Kadir gününde Müslümanların müminlerin gönlünü alması ve yoksullara yardım etmesi tavsiye ediliyor. Hazreti Ali as. şöyle buyuruyor: Kadir bayramında karşılıklı sevgi yüce Rabbin insanlara rahmetini sağlar. Bir kez daha kadir bayramı münasebetiyle adalet ve dürüstlük yanlılarını kutluyoruz. |