Kullanıcı

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum    aktivasyon
Üye ol


 

DIŞ POLİTİKA

 İslâm Cumhuriyeti ile Başlaşan Yeni Dönem               

           23 Mayıs 1997 tarihinde yeni Cumhurbaşkanını belirlemek için sandık başına giden 30 milyon İranlı seçmenin 20 milyondan fazla oyunu elde eden Mohammad HATEMİ’nin Cumhurbaşkanlığı görevine seçilmesiyle İran’ın dış politikasında yeni bir dönem başlamıştır. Bu durum yalnıza dış dünyadaki politikanın   asıl  etkenlerinde şaşkınlık yaratmakla kalmamış aynı zamanda İran

İslam Cumhuriyeti ile ilişkilerin nasıl olacağı hususundaki görüşlerin değişmesinin de kaynağını teşkil etmiştir. Buna örnek olarak Cumhurbaşkanı HATEMİ’nin uluslararası topluluklarda yaptığı konuşma ve basın toplantılarında İran İslam Cumhuriyeti’nin açık ve şeffaf konumunu açıklayıcı ifadelerini gösterebiliriz.

 

          Ülkenin diplomasi biriminin elde ettiği başarılar Cumhurbaşkanı HATEMİ’nin dış siyasetteki başarılarını anlatmak için hazırlanan bu kısa yazıda sayılamayacak kadar çoktur. Bunun için burada diplomasi alanındaki başarıların başlıcalarına  değineceğiz.

          Asya ve Okyanusya bölgesi, gerek eski Rusya döneminde gerekse Rusya’nın parçalanmasından sonraki dönemlerde İran İslam Cumhuriyeti’nin dış politikada önem verdiği öncelikli yerler arasındadır. Cumhurbaşkanı HATEMİ’nin Japonya ve Çin ülkelerine düzenlediği resmi ziyaretler İran İslam Cumhuriyeti’nin dış politikada elde ettiği büyük başarılardan biri olarak değerlendirilmektedir. Cumhurbaşkanının söz konusu bölgede İslâm ülkeleri  arasında nüfusu en yoğun ülke konumundaki Malezya’ya yaptığı resmi ziyaret ise hem ASEAN ülkeleri ile ilişkilerin geliştirilmesinde doğrudan etkili olması  hem de Cumhurbaşkanı’nın Çin ve Japonya gezilerinin tamamlayanı olması bakımından ülkenin siyasal, ekonomik ve kültürel gelişim sürecinde oldukça elverişli ve siyasal bir ortam hazırlamıştır.

 

          İran İslam Cumhuriyeti’nin Ortadoğu’daki  siyasi başarılarının en büyük göstergelerinden biri de özellikle de Fars Körfezi ülkelerinin yer aldığı bölgedir. Bu çerçevede Ortak ekonomik çıkarlara dayanarak bilhassa petrol meseleleri havzasında Suudi Arabistan ile ilişkilerin yumuşaması önemli bir yere sahiptir. Cumhurbaşkanı HATEMİ’nin Suudi Arabistan Krallığı’nı ziyaret etmesi, ziyaret esnasında iyi bir şekilde karşılanması ayrıca ilgili ülke makamları ile yapılan görüşmelerin düzeyi ve varılan mutabakatlar İslâm Devriminin zafere ulaşmasından sonra iki ülke ilişkilerinin geçmişine binaen bölgesel ve bölge ötesi alanlarda doğrudan etkili olmuştur. 

 

                 İlişkilerin geliştirilmesi konusuna geçmeden önce söz konusu Arap ülkelerini ilgilendiren ve aynı zamanda  hem Arap dünyası  hem de İslâm dünyasında  oldukça  önemli iki gelişmeye değinelim: Camp David anlaşması ve Sedat’ın suikasta uğramasından sonra  gerilen İran-Mısır ilişkileri Mısır’ın, işgalci siyonist rejim ile vardığı anlaşmadan çekilmesi ve ardından Filistin ve İslâm dünyası meseleleri karşısında İran İslam Cumhuriyeti’nin konumuna yakınlaşması ile siyasal bir yumuşamaya dönüşmüştür. Hatta ilişkilerin en yüksek düzeyde  (karşılıklı olarak Büyükelçi atanması) gerçekleşmesi ihtimali bile beklentilerden uzak değildir. Bu arada Cezayir ile ilişkilerin yeniden kurulmuş olması ve karşılıklı Büyükelçi atamalarının gerçekleşmesi Arap dünyası ve İslâm alemi ile olan mevcut ilişki düzeyinin yükseltilmesinde çok önemli ve başarılı bir nokta olarak göze çarpmaktadır.

 

                 İran İslam Cumhuriyeti’nin dış politikada yöneldiği diğer  önemli belgelerden biri de Avrupa  özellikle de Avrupa Birliği ile olan ilişkilerdir. Yukarda da belirtildiği gibi Avrupa ülkeleri ile olan ilişkilerde bilhassa Cumhurbaşkanı HATEMİ’nin iş başına gelmesinden sonra yeni bir sayfa açılması ve İran İslam Cumhuriyeti ile Norveç, İngiltere ülkeleri arasında Büyükelçi değişimi İran İslam Cumhuriyeti’nin aktif ve canlı bir diplomasiye sahip olduğunun bir diğer kanıtıdır. Cumhurbaşkanı HATEMİ’nin Fransa, İtalya ve Almanya ülkelerini ziyaret ise İran İslam Devriminden sonra ülkenin Avrupa ile olan ilişkilerinde daha önce görülmemiş  bir siyasal gelişme olması açısından büyük önem taşımaktadır. Gerçekte ise İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı, İslâm   Konferansı   Teşkilatı’na,  İran İslam Cumhuriyeti’nin diplomatik faaliyetler zincirini uluslararası ilişkilerde yeni bir açılım ve yükselme olarak müşahede etme fırsatını vermiştir. Organize ve örgütlenme kavramları ile birlikte yeni ve dinamik  konuların özellikle de unutulmaya yüz tutmuş mazlum Filistin halkının bastırılmış duygu ve arzularının dikkate alınarak gündeme getirilmesi işi, İran İslam Cumhuriyeti’nin öncülüğü ile İslâm Konferansı Teşkilatında   yeniden   işlerlik   ve    canlılık   kazanmış   gelişme  ve  yükselme

 

 

kaydetmiştir.  İslam ve Arap ülkelerinin devlet başkanlarının yanısıra 53 dünya ülkesinden üst düzey heyetlerin, organlar ve kuruluşların İslâm Konferansı Teşkilatı ve Birleşmiş Milletlere bağlı vakıf ve derneklerin ve ayrıca 10’dan fazla ülkenin gözlemci sıfatıyla katılmak üzere bir araya geldiği İslâm Konferansı Teşkilatı, Tahran’ı Teşkilatın kurulup faaliyetlerine başlamasından bu yana İslâm ülkeleri başkentleri arasında en hareketli başkent haline dönüştürmüştür.

 

                 İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın 2001 yılının Uygarlıklar Arası Diyalog  Yılı olarak ilan edilmesi yönündeki önerilerinin dünyada kabul görmesi kuşkusuz İran İslam Cumhuriyeti’nin gerginliklerin giderilmesi yönünde izlediği siyasette  inkar edilemez başarısının bir göstergesidir. Öte yandan İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın Venezüella ve Küba ziyaretleri de İran’ın yeni diplomasi ataklarından biri olarak değerlendirilebilir.

 

                 Sonuç itibariyle söylemek gerekirse üç binli yıllara girerken İran İslam Cumhuriyeti’nin dışta izlediği politika, iftiharla dolu uygarlıklar arası diyalog bayrağını çağdaş dünyada uygarlıklar arası çatışmalara üstün kılmada ve savaş rüzgarlarını,  pas tutmuş ve bir köşeye atılmış hurda bir silaha çevirmede başarılı olmuştur diyebiliriz.

 

 

 

UYGARLIKLAR ARASI DİYALOG

 

2001 Yılında Uygarlıklar Arası Diyalog Başkenti, Tahran 

 

                 İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Muhammed HATEMI’nin önerileri üzerine uluslararası camia, içinde bulunduğumuz 2001 yılını “Uygarlıklar Arası Diyalog Yılı” olarak ilan etmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 53. Toplantısında alınan kararlara göre Devletler ve Sivil Toplum Örgütleri düzenleyecekleri özel programlarla bu yılı desteklemek ve çeşitli kültür ve uygarlıklara bağlı ulusların birbirlerini anlamaları yönünde uygun ortamlar hazırlamakla görevlendirilmişlerdir.

 

 

                 Gerçekte ise uluslararası camiada İran’a yeni bir rol yükleyen bu önerinin kabulü  ülkenin önünde, İran’ın uluslararası sahnede  bilhassa çeşitli alanlarda etkin bir şekilde varlık gösterebileceği özel bir konum yaratmıştır. Böylece İran tarihsel ve kültürel imkanlarından yararlanarak dünya kültürleri ve uygarlıklarının buluştuğu merkez olma yönündeki  asli konumunu elde etmede bir kez daha başarılı olmuştur. İran özde kültürel nitelikte bir ülkedir. Dünyanın “Uygarlıklar Arası Diyalog” çağrısını saygıyla karşılamasındaki sebep de budur. Yani İran’ın çok eski ve zengin bir  kültürel geçmişe sahip olması... Nitekim Hindistan Dışişleri Bakanı Casuvan Sink’ın Delhi’de Uygarlıklar Arası Diyalog Seminerinde yaptığı konuşmada ifade ettiği gibi “sahip olduğu çok eski bir uygarlık geçmişi ile ve zengin bir kültürel kimliğe dayanarak Uygarlıklar Arası Diyalog çağrısını yapabilecek konumda olan tek ülke İran’dır”.

 

                 Uygarlıklar arası diyalog projesi gerçekte İran’ın uluslararası sahnede siyasal ve kültürel yaşamını bir tür yenilemesi olayıdır. İran’ın ülke politikalarında kültür etkenini göz önünde bulundurması demek hem kültürel gücünü ispatlaması ve hem de dünyada büyük destek alması anlamına gelmektedir. Gerçekte ise  İran, tarihinin büyük bir bölümünü oluşturan manevi zenginliğini dünyadaki onur ve saygınlığının teminatı yapabilecek bir güçtedir.

 

                 Söz konusu Birleşmiş Milletler bildirisi, uluslararası camiada uygarlıklar arası diyalog projesinin mimarı ve öncüsü İran’dan bir çok beklentileri de beraberinde getirmiştir.  Bu beklentiler her geçen gün özellikle de 2001 yılında daha da artmaktadır. Dünya ülkelerinin politik ve bilim çevrelerinin bu yılda İran ile tam bir işbirliğine hazır olduklarını ilan etmesi bu çevrelerin uygarlıklar arası diyalog konusuna nedenli ciddiyet ve önemle eğildiklerini  göstermesi bakımından yeterli bir delildir. 

 

 

 

 

 

                 2001 yılında düzenlenecek programlar Tahran’ı bilkuvve olarak dünya uygarlıklar arası diyalog başkenti haline dönüştürebilir. UNESCO, 2000 yılında Helsinki’yi Batı dünyasının, 2001 yılı içinse Kuveyt’i Arap dünyasının Kültür Başkenti seçmiştir. Dünya devletleri ve  sivil toplum örgütlerinin bu yıl  Tahran’da düzenleyecekleri çeşitli konferanslar Tahran’ı dünya ülkelerinin ilgi odağı haline getirebilir. Bu yüzden Tahran’ın uygarlıklar arası diyalog merkezi   olarak seçilmesi böyle bir ortamda oldukça uygunluk içermektedir.

 

 

Uygarlıklar Arası Diyalog Politikalarının Uygulanması Çerçevesinde Gerçekleşen Başlıca Faaliyetler:

 

A. Uygarlılar Arası Diyalog Merkezi’nin uluslararası faaliyetleri:

 

  Uygarlıklar Arası Diyalog Merkezi, “Uygarlıklar Arası Diyalog” kavramının aydın ve düşünür çevreler tarafından tanımlanıp açıklanmasının öneminin altını çizmekle beraber, şiddet ve kabalığı yok etme, samimi ve dostane bir ortamda barış içinde yaşama gibi kavramlar ile  içinde uygarlıklar arası diyalog düşüncesinin gizli olduğu diğer kavramların ancak uygar toplum olmaya ilgi duyanların, teşkilatların, müesseseler ve merkezlerin  uygarlıklar arası diyalog düşüncesini  sadece teorik bir düşünce kalıbı olmaktan kurtararak pratikte uygulanabilir geniş ve  kapsamlı bir konu haline dönüştürdükleri  zaman   gerçek hayatta anlam bulabileceğine inanmaktadır. Kuşkusuz söz konusu kavramlar toplumsal içerikli programların tasarımı ve uygulamaya konulması ile   çeşitli toplumsal düzeylerde etkin katılımlar şeklinde gelişerek İran’da ve diğer ülkelerde yanlış anlaşımların giderilmesi, insanların birbirlerini doğru şekilde anlamaları, mevcut bağların güçlendirilmesi, çeşitli milletlerin ortak katılımlarının sağlanması ve uygar toplum anlayışının gelişmesi yönünde önemli adımlar atılmasına vesile olacaktır.

 

 

                 Merkez Uluslararası Müşavirliği, bu durumun gerçekleşmesi için iki temel konuyu amaç edinmiştir. Bunlardan birincisi; Uygarlıklar Arası Diyalog Merkezi ile benzer amaçlar taşıyan diğer ülkelerdeki kurum ve müesseselerin katılımlarıyla seminer ve fuarların düzenlendiği öğretim ünitelerinin açıldığı    kültürel ve sanatsal etkinliklerin gerçekleştirildiği uygarlıklar arası diyalog haftalarının düzenlenmesidir. Diğeri ise uygarlıklar arası diyalog projesinin Dışişleri Bakanlığı’nın koordinesi ile Birleşmiş Milletler ve Örgüt yetkilileri ile bölgesel kuruluşlar tarafından izlenerek, yaygınlaştırılması ve hayata geçirilmesidir. 

 

B. Dört büyük uygarlık arasındaki diyaloglar:

 

  Dünyanın dört büyük uygarlığı olan İran, Mısır, İtalya ve Yunanistan arasında bugüne kadar diyalog amaçlı bir kaç oturum düzenlenmiştir. Bunlardan ilki ön toplantı şeklinde 1998 yılının Ekim ayı içinde Atina’da gerçekleşmiş ve toplantı Atina bildirgesinin yayımlanmasıyla son bulmuştur.  1999 yılı Mayıs ayında Delphi (Yunanistan) şehrinde yapılan ikince ön  toplantıyı ise 1999 Aralık ayında Tahran Siyasal ve Uluslararası Merkezinde yapılan dörtlü konferans izlemiştir. Bu konferansın sonunda Tahran bildirisi “Eski Uygarlıklar Mirası Dünyada Bıraktığı İzler ve Yeni Dünyaya Kazandırdıkları” şeklinde  ifade edilmiştir.

 

                 Öte yandan bu toplantıların devamı niteliğinde, eski uygarlık ülkeleri parlamento başkanlarının Aralık ayında Roma’da bir araya geldikleri oturum ile    (bu oturumda bir de bildiri yayımlanmıştır) ayrıca Tahran Siyasal ve Uluslararası Araştırmalar Merkezinde İran ve İtalya Meclis Başkanlarının katılımıyla “Anlaşmalar bin yılı,  doğu ve batı güçleri arasındaki ilişkiler” adı altında bir parlamento konferansı düzenlenmiştir.

 

 

 

C. Birleşmiş Milletler Örgütünün merkezi Washington’daki etkinlikler:

 

 

  Uygarlıklar Arası Diyalog Konferansı’nın ilki geçtiğimiz yılın   Mayıs ayının 6.günü İran İslam Cumhuriyeti Temsilciliği aracılığıyla Birleşmiş Milletler Örgütü’nün merkezi Washington’da düzenlenmiştir. Uygarlıklar arası özel oturumunun ikincisi ise “Ortak Bakış Açısı Edinmeye Çağrı” adı altında 1999 yılının   Aralık ayında yapılmıştır. Bu oturumlarda dünyanın yüksek düzeydeki ilmi ve kültürel şahsiyetleri bir araya gelmiştir.

 

D. Uygarlıklar Arası Diyalog konusunda Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği Özel Temsilcisi ile yakın işbirliği:

 

                 Uygarlıklar Arası Diyalog için görevlendirilen Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği Temsilcisi  ile İran İslam Cumhuriyeti Temsilciliği aracılığıyla   istişare ve işbirliği hali sürekli olarak devam edegelmektedir.

 

E. UNESCO ile işbirliği:

 

  İran İslam Cumhuriyeti, Uygarlıklar Arası Diyalog projesinin yaygınlaştırılması amacıyla UNESCO ile yakın işbirliği yoluna gitmiştir.   Cumhurbaşkanı HATEMİ’nin Paris ziyareti esnasında UNESCO merkezinde yaptığı konuşma üzerinde durulmaya değer bir konudur. Bu düzlemde Uygarlıklar  Arası  Diyalogla ilgili Birinci UNESCO Uluslararası Konferansı geçen yılın 8 Haziranında İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının da katılımıyla New York’ta düzenlenmiştir.

 

F. İslâm Konferansı Teşkilatı Çerçevesindeki  etkinlikler:

 

  Uygarlıklar Arası Diyalog Bildirisinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilmesinin ardından İslâm Ülkeleri  Uygarlıklar Arası Diyalog Konferansı 40 İslâm Ülkesi Temsilcilerinin katılımıyla 3-5 Mayıs 1999 tarihleri arasında Tahran’da gerçekleşmiştir. Bu konferansın sonunda bir de bildiri yayımlanmıştır.   Birleşmiş   Milletler belgesi olarak yayımlanan bu bildiride biri

 

 

Uygarlıklar Arası Diyalog ve diğeri  Diyalog ile  ilgili on yıl programı olmak üzere iki uluslararası belgenin Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 56. Toplantısında kabul edilmesi yönünde benimsendiği vurgulanmıştır. 1999 yılının yaz ayında   düzenlenen İslâm Konferansı Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısında ise yeni bir bildiri yayınlanarak Tahran bildirisinin benimsendiği açıklanmıştır. Söz konusu bildirinin 6. fıkrasında uluslararası iki belge taslağının hazırlanması yönünde İslam Konferansı Örgütü uzmanlarından yüksek düzeyde bir heyetin oluşturulması öngörülmüştür; ki,   Cidde’de düzenlenen oturumlarda bu iki belgenin hazırlanması yönünde Dışişleri Bakanlığınca girişimlerde bulunulmuştur. Bu belgeler İslâm Konferansı Teşkilatı Dışişleri Bakanlığı Toplantısında onaylandıktan sonra 2001 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na önerilecektir.

 

G. Uygarlıklar Arası Diyalog Bildirisinin Parlamentolar Birliği tarafından kabul edilmesi:

 

  İran İslam Cumhuriyeti parlamento heyetinin önerisi üzerine Uygarlıklar Arası Diyalog projesi 2000 yılının Mayıs ayında Amman’da düzenlenen 103.Parlamentolar Arası Birliği Konferansı’nın gündem maddeleri arasına alınmıştır.

 

                 İran heyeti, ayrıca, söz konusu bildiri taslağını açıklayıcı bir nota  beraberinde konferansa sunmuş ve sonuçta   bildiri “Uygarlıklar ve Kültürler Arası Diyalog” olarak konferansta  kabul edilmiştir.

 

H. İkili ve çok taraflı işbirlikleri:

 

  Uygarlıklar arası diyalog konusu ve bu alanda ikili işbirliği yoluna gidilmesi İran İslam Cumhuriyeti  ilgili makamlarının sair ülke makamları ile bir araya gelip görüşmesinin asıl eksenlerinden birini oluşturmaktadır. Cumhurbaşkanı  HATEMİ’nin  Avusturya, Yunanistan ve İtalya Cumhurbaşkanı

 

ile yaptığı görüşmeleri ile bunun dışında İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın Japonya ve Finlandiya ziyaretinde söz konusu ülkelerin makamları ile yaptığı görüşmeleri bu   konuya örnek gösterebiliriz.

 

                 Bu arada İran İslam Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın 1999 yılının Aralık ayında Londra’ya yaptığı ziyarette ortak bir bildiri yayımlanmış ve taraflar uygarlıklar arası diyalog ve bu alanda işbirliği yönünde Tahran ve Londra arasındaki işbirliğinin geliştirilmesine ilgi duyduklarını açıklamışlardır.

 

                 Diğer yandan İran İslam Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği arasındaki görüşmeler de uygarlıklar arası diyalog konusu çerçevesinde gerçekleşmektedir.

 

                 İkili toplantıların yanısıra İran ile Hindistan, İspanya, Güney Kore ve Filipinler arasında Uygarlıklar Arası Diyalog toplantısı, Asya Uygarlıkları   Arasında Diyalog toplantısı, Afrika Uygarlıkları arasında  Diyalog toplantısı ve ayrıca Rusya, Ermenistan Gürcistan ve Azerbaycan ile beşli uygarlıklar arası diyalog toplantılarının Tahran’da düzenlenmesine dair programlar hazırlanmıştır.

 

 

Uygarlıklar Arası Diyalog doğrultusunda İkili ve Çok Taraflı Konferans Programlarının Hazırlanarak  Düzenlenmesi

 

A. Uygarlıklar Arası Diyalog çerçevesinde çok taraflı toplantılar:

·  Asya Uygarlıkları Arasında Diyalog toplantısı: 

 

Hindistan, Çin, Japonya, Kuzey Kore, Endonezya, Malezya, Filipinler ve Tayland ülke temsilcilerinin katılımıyla 2001 yılının Şubat ayı içinde Tahran’da düzenlenecektir.

 

·  Afrika Uygarlıkları Arasında Diyalog toplantısı:

 

Güney Afrika, Zambiya, Tanzanya, Nijerya, Senegal, Kenya, Etiyopya, Uganda, ......................... sahilleri ülke temsilcilerinin katılımıyla 2001 yılı Mayıs ayında Tahran’da yapılacaktır.

 

 

·  Rusya, Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan ülke temsilcilerinin katılımıyla 2001 yılının Nisan ayında Tahran’da çok taraflı bir toplantı gerçekleşecektir.

 

·  Latin Amerika ülkeleri ile Uygarlıklar Arası Diyalog toplantısı:

 

Gelecek yıl Karakas’ta düzenlenecektir. Venezüella makamlarının bu toplantının İran İslam Cumhuriyeti ile ortaklaşa düzenlenmesi konusunda muvafakat etmesinden sonra bu ülkeye konferans programının hazırlanması için bir heyet gönderilmiştir.

 

B. Uygarlıklar Arası Diyalog çerçevesinde ikili toplantılar:

 

·  İran ve Hindistan Uygarlıkları Arasında Diyalog:

 

İran İslam Cumhuriyeti ile Hindistan arasında uygarlıklar arası diyalog konferansı geçtiğimiz yılın 17-21 Kasım tarihleri arasında Hindistan’da düzenlenmiştir. “Uygarlıklar Arası Diyalog ve Ulusal Kimlik” adı altında düzenlenen söz konusu konferansta şu konular ele alınmıştır:

 

1.  Uygarlıklar arası diyalog: Kavramlar ve hedefler

2.  İran-Hindistan: Kültürlerin karşılıklı olarak zenginleştirilmesi

3.  Globalleşme sürecinde ulusal kimlik

 

·  İran-İspanya Uygarlıklar Arası Diyalog - Madrid-2000 yılı Ekim ayı:

 

Söz konusu konferans “Reform ve değişen dünyada kimlik” adı altında düzenlenmiş olup konferans konu başlıkları şöyledir:

 

1.  İran ve İspanya’da reform

2.  Kültürel diyalog: İran ve İspanya’nın deneyimleri

3.  Globalleşme çağında kimlik: Mücadele ve mevcut olanaklar

 

 

 

·  Güney Kore ile Uygarlıklar Arası Diyalog:

 

Keyonhi Üniversitesinin önerisi üzerine 2001 yılının Eylül ayında Seul’de düzenlenecek bu konferansa Cumhurbaşkanı HATEMİ ve Kofi ANNAN Konferansın asıl sözcüleri olarak davet edileceklerdir. İran İslam Cumhuriyeti Uygarlıklar Arası Diyalog bildirisini destekleyen ülkeleri, Güney Kore ise “Barış İçin Uluslararası Kuruluşlar Günü”nü destekleyen ülkeleri bu konferansa davet edecektir. Söz konusu konferansta  şu konulara yer verilecektir:

 

1.  Millet ve kavimler arası diyalog

2.  Zengin ve fakir milletler arasında diyalog

3.  Dinler arası diyalog

4.  Bölgesel kuruluşlar arası diyalog

5.  Yeni bin yılda dünya toplumlarının görevi

 

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.