| İslam peygamberi (sav)'in vefatının ardından İslam tarihinin en acı olayı Resulüllah efendimizin torumu Hüseyin Bin Ali (sa) ve 72 pak sahabesinin şehadetiydi. Bu olayı çeşitli açılardan ele almak mümkün. İslam düşmanları diğer İslam tarihinde yaşanan olaylarda olduğu gibi Hüseyni Aşura olayından şii mezhebi ile diğer İslami mezhepler arasında ihtilaf çıkarma doğrultusunda faydalanmaya çalıştı. Örneğin Aşura günü ile ilgili olarak Emevilerin eli bulunduğu açık olan bazı sahte hadislerle muharrem ayının 10. gününü mübarek bir gün gibi göstermeye ve böylece o haktalep imamın pak izleyenlerinin duygularını incitmeye çalıştılar ve şiilerin aksine ehli sünnet mezheplerinin İslam peygamberinin pak torununun şehadetinde ortak acıyı paylaşmadığı, bilakis bu günde şenlik düzenlediklerini empoze etmeye çalıştılar. Oysa ehli sünnet kaynaklarına bakıldığında onların da şiilerin 3. imamın şehadetinde matem tuttuğu ve müslümanları Aşura günü süslenip şenlik yapmasını tavsiye eden hadislere karış şiddetle tavır koyduğu ve Aşura gününün şenlik ve neşelik günü ile ilgili hadislerin sahte olduğunu (el-Melibari el-Hindi, Zeyneddin Bin Abdulaziz, hicri kameri 1418, cilt 2, sayfa 300. İbni Abidin, hicri kameri 1418, cilt 2, sayfa 460. el-Zerendi el-Hanefi, cemaleddin Muhammed Bin Yusuf Bin Hasan Bin Muhammed, hicri kameri 1377, sayfa 230) vurguladığı veya en azından zayıf nitelenen hadisler arasında yer aldığını (Alaeddin el-Hasfeki, hicri kameri 1415, cilt 2, sayfa 460. واما احاديث الاكتحال والغسل، والتطيب في يوم عاشوراء، فمن وضع الكذابين.» «قال الحاكم ايضا : الاكتحال يوم عاشوراء لم يرد عن النبي (ص)فيه اثر، وهو بدعة، نعم حديث التوسعة ثابت صحيح كما قال الحافظ السيوطي في الدرر El-Beyhakki, Ahmed Bin Hüseyin, hicri kameri 1410, sayfa 455) belirttiği ve bu yüzden dinde biat olduğunu (Mansur Bin وحديث التوسعة علي العيال يوم عاشوراء صحيح، وحديث الاكتحال فيه ضعيفة لا موضوعة كما زعمه ابن عبد العزير حدثنا جويبر عن الضحاك عن ابن عباس قال قال رسول الله ـ صلي الله عليه وسلم ـ من اكتحل بالاثمد يوم عاشوراء لم يرمد ابدا قال الشيخ2 وكذلك رواه بشر بن حمدان بن بشر بن القاسم النيسابوري عن عمه الحسين بن بشر ولم ار ذلك في رواية غيره وجويبر ضعيف والضحاك لم يلق ابن عباس والله اعلم Yunus el-Behuti, hicri kameri 1418, cilt 2, sayfa 393 وما روي في فضل الاكتحال، والاختضاب، والاغتسال، والمصافحة، والصلاة فيه) اي يوم عاشوراء (فكذب). وكذا ما يروي في مسح راس اليتيم، واكل الحبوب. او الذبح ونحو ذلك. فكل ذلك كذب علي النبي(ص) ومثل ذلك : بدعة لا يستحب شي منه عند ائمة الدين. قاله في الاختيارات ) vurguladıkları anlaşılıyor. Şii ve ehli Müslümanlar arasında Aşura tartışmaları ile ilgili ihtilaflar sadece bu günde oruç tutmanın müstehap olup olmadığı ile ilgilidir ve gerçekte bereketli bir amel olduğuna dair hiç bir delil de yoktur. Bu konuya açıklık getirmek üzere şunu belirtmek gerekir kir bazı Şii fakihler bu günde oruç tutmayı mekruh olarak bilir ( Necefi, Muhammed Hasan, hicri şemsi 1365, cilt 17, sayfa 108) ve kimi şii fakihlere göre de bu günde eğer oruç tutmak hüzün ve acı belirtisi olup da bereketli kılmak için olmazsa, mustahaptır (Allame Hilli, Hasan Bin Yusuf, hicri şemsi 1333, cilt 2, sayfa 6111). Zira rivayetlerin derlenmesinden şu özet çıkıyor: وصوم يوم عاشورا مستحب حزنا لاتبركا لانه يوم جرت فيه اعظم المصاب وهو قتل الحسين عليه السلام وهتك حريمه Çünkü bazı rivayetlerde bu günün orucunu mustahap ( Tusi, Ebu Cafer, hicri kameri 1390, cilt 4, sayfa 299) ve kimileri de oruncu reddederek ifade etmiştir ( Kelini, Yakup, hicri şemsi 1365, cilt 4, sayfa 146. Tebatebai, Seyyid Ali, hicri kameri 1404, cilt 1, sayfa 326). وصوم يوم عاشورا حزنا بمصاب آل محمد(ص) بغير خلاف اجده بل عليه الاجماع في ظاهر الغنية قالوا جمعا بين ما ورد في الامر بصومه وانه كفارة سنة وما ورد من ان من صامه كان حظه من ذلك حظ آل زياد وابن مرجانة عليهم اللعنة Ehli sünnet ise bu günde oruç tutmayı mustahap olarak görmüştür ( el-Nuvi, Muhieddin Bin Şeref, cilt 6, sayfa 383). Ehli sünnetin bazı muteber kitaplarından nakledilen rivayetler İslam peygamberi (sav)'in eşinden şöyle nakledilmiştir ki o hazreti asla Aşura gününde oruçluyken görmemiştir (el-Termezi, Ebu İsa, hicri kameri 1403, cilt 2, sayfa 12). Dolaysıyla bu günde tutulan orucun mustahap olduğu konusunda da ihtilafa konusu olabilecek hiç bir nokta söz konusu değildir: حدثنا هناد اخبرنا ابو معاوية عن الاعمش عن ابراهيم عن الاسود عن عائشة قالت : «ما رايت النبي صلي الله عليه وسلم صائما في العشر قط). قال ابو عيسي : هكذا روي غير واحد عن الاعمش عن ابراهيم عن الاسود عن عائشة Tabi ehli sünnet kendi aralarında Aşura gününün 10. mu yoksa 9. gün mi olduğu konusunda ihtilafları söz konusudur. Ehli sünnetin ünlü önde gelenleri rivayetlerde gelen Aşura gününün gerçekte 10. gün olduğuna inanırken bazıları de maksat 9. gün olduğunu söylüyor (el-Nuvi, Muhieddin Bin Şeref, cilt 6, sayfa 383). Şii kaynaklardan aktarılan bazı rivayetlerde ise şöyle deniliyor: قال اصحابنا عاشورا هو اليوم العاشر من المحرم وتاسوعاء هو التاسع منه هذا مذهبنا وبه قال جمهور العلماء وقال ابن عباس عاشوراء هو اليوم التاسع من المحرم ثبت ذلك عنه في صحيح مسلم وتاوله علي انه ماخوذ من اظماء الابل فان العرب تسمي اليوم الخامس من ايام الورد ربعا بكسر الراء وكذا تسمي باقي الايام علي هذه النسبة فيكون التاسع علي هذا عشرا بكسر العين والصحيح ومما قاله الجمهور Ayrıca 9. güne de Aşura günü olarak da ad verilmiştir (el-Muhakkik el-Hansari, Cemaleddin Muhammed, cilt 2, sayfa 457). Dolaysıyla: واما ما يدل منها علي الاستحباب فما رواه الشيخ في التهذيب عن ابي همام في الموثق عن ابيالحسن7 قال صام رسول الله(ص) يوم عاشورا وعن عبد الله بن ميمون القداح عن جعفر عن ابيه8 قال صيام يوم عاشورا كفارة سنة وعن مسعدة بن صدقه عن ابي عبد الله7 عن ابيه7 ان عليا7 قال صوموا العاشورا التاسع والعاشر فانه يكفر ذنوب سنة. وهذا الخبر يشعر باطلاق عاشورا علي التاسع ايض Ehli sünnet nezdinde bu günün orucunun mustahap oluşunun sebebi kesinlikle bu günü reddetmeye yönelik değil, hatta bazı ehli sünnet alimleri bu günde bazı amellerin mustahap sayılması veya rızkın Aşura gününde artacağı faziletinin imam Hüseyin (sa)'nın katillerei tarafından yaygınlaştırıldığını ve bu yüzden haram olduğunu, çünkü ehli beyte karşı muhalefet ve kin anlamına geldiğini ifade ediyor (el-Minavi, Muhammed Abdurrauf, hicri kameri 1415, cilt 6, sayfa 306). وتعقب ابن حجر حكم ابن الجوزي بوضعه وقال المجد اللغوي : ما يروي في فضل صوم يوم عاشوراء والصلاة فيه والانفاق والخضاب والادهان والاكتحال بدعة ابتدعها قتلة الحسين رضي الله عنه وفي القنية للحنفية الاكتحال يوم عاشوراء لما صار علامة لبغض اهل البيت وجب تركه Burada dikkate değer bir başka nokta, bazı şii kaynaklardan aktarılan rivayetlere (el-Şeyh el-Kelini, cilt 1, sayfa 290) ve ehli sünnetten aktarılan rivayetlere (el-Termezi, cilt 2, sayfa 126) göre mübarek ramazan ayında orucun farz kılınmasından önce insanlar muharrem ayında oruç tutmakla yükümlüydü ve daha sonra mübarek ramazan ayında orucun farz kılınmasının ardından muharrem ayının orucu kaldırıldı. Dolaysıyla Aşura gününün orucunun mustahap oluşuna olan inanç imam Hüseyin (sa)'nın şehadeti ve bu günün bereketli bir gün oluşu ile ilgisi olmayıp tamamen tarihi ve asri saadette yaşanan gelişmelerle ilgilidir ve sadece Emeviler Aşura gününün mübarek bir gün olduğunu yaygınlaştırmaya çalışmıştır. Buna göre İran'ın çeşitli yörelerinde yaşayan ehli sünnet kardeşlerimiz Hüseyni Aşura günlerinde diğer şii kardeşleri ile birlikte yas tutuyor ve düzenlenen etkinliklere katılmaya özel özen gösteriyor ve eğer bu konuda her hangi biri kuşku veya şüphe gündeme getirmiş olsa bile ( el-Zerendi,el-Hanefi, Cemaleddin Muhammed Bin Yusuf Bin Hasan Bin Muhammed, önceki kaynak, sayfa 228 ila 230) bu kuşku kesinlikle diğer mezheplerin alimlerinin onayını almamıştır ve bazı ehli sünnet alimler ehli beyte yönelik duyduğu özel saygıdan dolayı açıkça imam Hüseyin (sa)'nın şehadetinin Sakleyn hadisine aykırı olduğunu vurguluyor ( İbni Asakir, Ebulkasım Ali Bin Hasan, hicri kameri 1415, cilt 54, sayfa 92): واخبرنا ابو القاسم بن السمرقندي انبانا ابو محمد عبيد الله بن ابراهيم المعروف بابن كبيبة النجار قالا انبانا ابو بكر محمد بن عبد الرحمن القطان انبانا خيثمة بن سليمان حدثنا محمد بن سعد حدثنا ابي حدثنا عمرو والحسن عن الحسن بن عطية عن عطية قال قال ابو سعيد الخدري سمعت رسول الله9 يقول اني تارك فيكم الثقلين الا واحدهما اكبر من الاخر كتاب الله حبل ممدود من السماء الي الارض وعترتي اهل بيتي الا وانهما لن يتفرقا حتي يردا علي الحوض. قال ابو سعيد فما حفظ ذلك ابن مرجانة Dolaysıyla Aşura gününü vahdet unsuru haline getirmek mümkün. Yani şii ve ehli sünnet müslümanların, İslam ve müslümanları her türlü mezhep ve eğilim gözetmeksizin hedef alan dünya istikbarına karşı vahdeti. Bu durumda Aşura ibretlerinin saygı ile anılması ve Aşura inancının yaygınlaştırılması elbette ki dünya istikbarından kaynaklanan tehditlere karşı ciddi bir engel olacak, hatta imam Hüseyin (sa)'nın kıyamının felsefesi ve zulüm karşıtlığı mesajı dünyanın tüm hür insanlarına örnek olacaktir. Çünkü o hazret sadece müslümanlara hitap etmiyor ve zulümle mücadele etmek her hür insanı muhatap alıyor. Buna göre Hindistan halkının sömürüye karşı mücadelesindeki lideri Mahatma Gandi de imam Hüseyin (sa)'nın mesajının algıladığını ve onun haktalep düşüncelerinden ilham aldığını belirtiyor. Kaynaklar: 1. el-Melibari el-Hindi, Zeyneddin Bin Abdulaziz, Fethulmuin Li Şerhi Karalayn, Darulfikir, Beyrut, 1. baskı, hicri kameri 1418, cilt 2, sayfa 300. 2. İbni Abidin, Haşiyetül Reddülmuhtar, Alaldürril Muhtar, Darulfikir, Beyrut, hicri kameri 1418, cilt 2, sayfa 460. 3. el-Zerendi el-Hanefi, cemaleddin Muhammed Bin Yusuf Bin Hasan Bin Muhammed, Nazm Durrulsamteyn, Men Mahtutat mektebül imam Emirülmüminin, 1. baskı, hicri kameri 1377, sayfa 230 4. Alaeddin el-Hasfeki, Eddurul Muhtar, Darulfikir, Beyrut, hicri kameri 1415, cilt 2, sayfa 460. 5. El-Beyhakki, Ahmed Bin Hüseyin, Fezilül Evkat, Mektebül Minare, Mekke, 1. baskı, hicri kameri 1410, sayfa 455 6. el-Behuti, Mansur Bin Yunus, Keşafül Gana, Darulkütüpül İlmiye, Beyrut, 1. baskı, hicri kameri 1418, cilt 2, sayfa 393 7. Necefi, Muhammed Hasan, Cevahirül Kelam Fi Şerhi Şerayül İslam, Darulkütüp İslamiye, Tahran, 2. baskı, hicri şemsi 1365, cilt 17, sayfa 108. 8. Allame Helli, Hasan Bin Yusuf, Muhtehiül Matlab, Ahmed yayınları, Tebriz, hicri şemsi 1333, cilt 2, sayfa 6111 9. Tusi, Ebu Cafer, Tezhibül Ahkam, Darulkütüp İslamiye, Tahran, hicri kameri 1390, cilt 4, sayfa 299 10. Kelini, Yakup, Usul-i Kafi, Darulkütüp İslamiye, Tahran, hicri şemsi 1365, cilt 4, sayfa 146. 11. Tebatebai, Seyyid Ali, Riyazul Mesail Fi Beyanül Ahkam Biddelayil, Al-i Beyt kurumu, Kum, hicri kameri 1404, cilt 1, sayfa 326 12. el-Nuvi, Muhieddin Bin Şeref, el-Mecmu Fi Şerhül Mezhep, Darulfikir, Beyrut, tarihsiz, cilt 6, sayfa 383 13. el-Termezi, Ebu İsa, Sünenül Termezi, Darulfikir, Beyrut, hicri kameri 1403, cilt 2, sayfa 12 14. el-Muhakkik el-Hansari, Cemaleddin Muhammed, Meşarikül Şumus Fi Şerhül Durus, Al-i Beyt kurumu, tarihsiz, cilt 2, sayfa 457 15. el-Minavi, Muhammed Abdurrauf, Tahkiki Ahmed Abdussalam, Fayzul Kadir Şerhül Cameul Sakir, Darulkütüp İslamiye, Beyrut, 1. baskı, hicri kameri 1415, cilt 6, sayfa 306 16. İbni Asakir, Ebulkasım Ali Bin Hasan, Şam kentinin tarihi, Darulfikir, Beyrut, hicri kameri 1415, cilt 54, sayfa 92 |