Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 22:16

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۲۳:۴۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Özet

         Benî Sâide Sakifesi toplantısında ister muhacirlerin, ister ensa-rın amelde ve sözde kullandıkları en sağlam mantık kabilecilik ve kavmiyetçilik mantığıydı. O gün Ömer, Ebu Bekir'e yapılan biati, oldu bittiye getirilen hesaplanmamış bir hareket saymıştır.

         Şûra meselesinde de Ömer, hilâfetin şûrayla olması gerektiğine dair Kur'ân'dan ve Resulullah'ın (s.a.a) sünnetinden bir delil göstermemiştir! Aksine, sadece şahsına özgü içtihadına dayanmıştır. Ömer bu alanda içtihat ederek kendisinden sonraki halife ve emir sahibinin tayinini yalnız altı kişilik bir şûraya bırakmıştır! O, içtihat ederek bu altı kişinin hepsini muhacirlerden seçmiş, ensara hiç yer vermemiştir!

         Yine Ömer içtihat ederek kendisinden sonra seçilen halifenin tayinini sadece Abdurrahman b. Avf'a bırakmış ve diğerlerini bundan mahrum ederek, "İki kişi birini ve diğer iki kişi de başka birini seçecek olurlarsa Abdurrahman b. Avf'ın bulunduğu grup kazanır." demiştir! O, içtihat ederek, "Abdurrahman b. Avf biat olarak bir elini diğer eline sürerse ona uyun." demiştir!

         O hâlde Ömer'in içtihadını, İslâm hükümlerinin kaynaklarından biri olarak Allah'ın Kitabı ve Resulullah'ın sünnetiyle aynı düzeyde görenler, imamet ve hilâfetin, altı kişilik şûradan, beşinin, aralarından birine halife diye biat etmesiyle gerçekleştiğine inanırlar.

         Hilâfet Ekolü mensuplarının delil olarak getirdikleri "İşleri ken-di aralarında şûra ile olanlar" ayeti, Allah ve Resulü'nden (s.a.a) bir hüküm olmadığı yerde müşaverenin iyi bir şey olması dışında bir şeye delâlet etmez. Çünkü eğer Allah Tealâ müşaverenin farz olduğunu bildirmek isteseydi, farza delâlet eden "kutibe aleykum" (size yazılmıştır), "ferezellahu" (size farz kılmıştır) veya "ceale" ve "vessa" vs. sözcüklerini kullanırdı.

         Resulullah'a (s.a.a) hitaben "İş konusunda onlarla müşavere et." ayetinden maksat, bu yolla bir meselenin hükmünü elde etmek değil, savaşlarda ve Müslümanları manevî olarak güçlendirmek, ter-biye etmek veya müşrikler arasında şüphe uyandırmaktır ve bunların tümü şer'î hükmün nasıl uygulanacağını belirtmek içindir.

         Ayrıca, Hilâfet Ekolü uleması halife seçimi için oluşturulan şûranın nasıl bir şûra olması gerektiğini belirtmemiştir. Oysa geçmişte meşhur şûranın Osman'ı nasıl hilâfete geçirdiğini gördük!

         Biat de zor kullanmayla, baskı uygulamayla ve celladın kılıcı altında olmamalıdır. Yine günah işlemek için olmamalı, Allah'a karşı günah işleyen kimseye yapılmamalıdır.

         Ashabın siretine gelince; bu da, İslâm'ın hükümlerinin kaynak-larından biri olarak Allah'ın Kitabı ve Resulullah'ın sünnetiyle aynı sırada yer alsaydı, onunla istidlal doğru olurdu, aksi durumda ashabın sireti hüccet ve delil değildir.

         Delil olarak gösterilen İmam Ali'nin (a.s) sözleriyse, hepsi karşı tarafı kabule zorlayan delillerdir. Tartışmada karşı tarafı susturmak için bu yöntemden yararlanmayı akıl sahibi bütün insanlar kabul ederler. Yine delil olarak ashabın icması gösterilecek olursa, Emirü'l-Müminin Ali'nin, İmam Hasan'ın ve İmam Hüseyin'in (a.s) bulunmadığı bir şûradan Allah Tealâ'nın razı olmayacağı apaçık bellidir; nitekim Hz. Ali'nin buyrukları da bunu teyit eder.

         "Kılıç zoruyla zafer elde edip güç kazanan kimse Emirü'l-Mü-minin olur; bu durumda ister takvalı olsun, ister zalim ve günahkâr, ona itaat farzdır." şeklindeki sözlere gelince, bu da hilâfet konusunda günümüze kadar aksi vuku bulmayan bir konudur; İslâm'da halifelerin tarihini inceleyenler onların hepsinin bu şekilde hilâfete geçtiğini görecektir.

         Bütün bunlar Hilâfet Ekolü'nün inanç, görüş ve delilleridir. Bu alanda Ehlibeyt Ekolü'nün inanç, delil ve görüşlerini ise şimdi inceleyeceğiz.

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.