Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 16:41

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۱۱

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

ümmü Gülsüm'ün Hutbesi

Ravi şöyle diyor: O gün Emirü'l-Müminin Hz. Ali'nin (a.s) kızı Ümmü Külsüm hıçkırarak ağladığı hâlde şu konuşmayı yaptı:

 

Vay hâlinize Kûfeliler! Neden ağlıyorsunuz; Hüseyin'i (a.s) aşağılayarak öldürdünüz diye mi, yoksa mallarını yağmaladığınız ve kadınlarını-kızlarını esir aldığınız için mi?

 

Yazıklar olsun size, kahrolun, bedbaht kalın! Ne de büyük bir felakete sebep oldunuz ve ne de büyük bir cinayet işlediniz, biliyor musunuz? Nasıl bir cinayetin sorumluluğunu yüklendi ve nasıl da yüce kanları haksız yere akıttınız. Perde ardındaki hangi kadınları dışarı çıkardınız, hangi ailenin süslerine el koydunuz ve hangi malları yağmaladınız, haberiniz var mı?

 

Öyle birini öldürdünüz ki, Allah Resulü'nden (s.a.a) sonra kimse onun makamında değildi. Kalplerinizden merhamet duygusu alındı. Bilmiş olun ki kurtuluşa erecek olanlar Allah'ın hizbidir, hüsrana uğrayacaklar ise şeytanın.

 

Daha sonra şu şiiri okudu:

 

Zecirle öldürdünüz kardeşimi. Vay olsun analarınıza!

 

Öyle bir ateşle azaplanacaksınız ki alevi her an yükselecek.

 

Allah'ın, Kur'ân'ın ve Muhammed'in (s.a.a) haram kıldığı kanları akıttınız.

 

Bilmiş olun, ateşle müjdelenmişsiniz.

 

Şüphesiz ki, yarın siz ateşte ebediyen kalacaksınız. Buna eminim.

 

Ben ise, hayatım boyunca Peygamber'den sonraki en hayırlı insan kardeşime ağlayacağım.

 

Gözlerime batacak gözyaşlarım ve yanaklarım asla kurumayacak.

Tam bu sırada insanların inleyiş ve sızlayışları coştu, ağıt yakıp ağlamaya başladılar.
 
Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.