Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 16:40

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۱۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Ömer'in Hilâfetinden Sonra Müt'a Nikâhı

 Osman'ın hilâfetinin ikinci yarısında hilâfet gücü, kendi içinden ikiye ayrıldı: Ümmü'l-Müminin Aişe, Talha, Zübeyr, Amr b. As ve izleyicileri bir grubu oluştururken Mervan, As oğulları, Ümeyyeoğul-ları ve onların izleyicileri de diğer bir grubu oluşturuyordu.

 

 Birbirine muhalif bu iki grubun çekişmesi sonucu, Müslümanlar kaybettikleri serbestliklerin bir kısmını tekrar ele geçirdiler. Hi-lâfet düzeni tarafından yayılması yasaklanan hadislerin bir kısmı yayıldı. Müslümanlar, halifelerin yasakladıkları şeylere muhalefet etmeye başladılar. Böylece yeni nesil eski nesilden o zamana kadar duymadığı şeyleri duydu, o zamana kadar görmediği şeyleri gördü. Temettü umresi konusunda Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) Osman'a muhalefeti bunun en açık örneğidir.

 

 Şimdi geçici evlilik konusunda bazı açık muhalefetleri inceleyelim.

 

 Musannef-i Abdurrazzak'da İbn Cureyc'den, Ata'dan şöyle rivayet edilmektedir:

 

 Geçici evliliği kendisinden duyduğum ilk kişi, Safvan b. Ya'la'dır. Safvan bana şöyle haber verdi Muaviye, Taifli bir kadınla geçici evlilik yaptı. Ben bunu yadırgadım. Nihayet İbn Abbas'ın yanına gittik. İçimizden biri, olayı ona anlattı. İbn Abbas, "Doğrudur!" dedi. Fakat İbn Abbas'ın sözü de ikna etmedi beni. Nihayet Cabir b. Abdullah-i Ensarî gelince ziyaret etmek için evine gittik. Herkes bir şey hakkında konuşuyor, insanlar ondan birtakım şeyler soruyorlardı. Nihayet müt'a nikâhından söz açıldı. Cabir şöyle dedi: "Doğrudur; biz Resulullah (s.a.a), Ebu Bekir ve Ömer'in döneminde müt'a nikâhı (geçici evlilik) yapıyorduk; ancak Ömer'in hilâfetinin sonunda Amr b. Hureys…"

 

 Yine Abdurrazzak'ın Musannef adlı eserinde şöyle geçmektedir: Muaviye Taif'e gidişinde Sakif kabilesinden İbn Hazremî'nin azat et-tiği cariyesi Muane ile müt'a nikâhı yaptı. Cabir diyor ki:

 

 Muane, Muaviye'nin hilâfeti dönemini sağ olarak idrak etti. Muane hayatta olduğu sürece Muaviye her yıl ona bir he-diye gönderirdi.

 

 Yine o kitapta Abdullah b. Osman b. Huseym'den şöyle rivayet edilmiştir:

 

 Mekke'de kendini ibadete vermiş güzel Iraklı bir kadın yaşıyordu. Onun Ebu Ümeyye isminde bir oğlu vardı. Said b. Cübeyr o kadının yanına çok giderdi. İbn Huseym diyor ki: Ben Said b. Cübeyr'e, "Ey Ebu Abdullah! Bu kadının evine bu kadar fazla gitmenin nedeni nedir?" diye sordum. Said b. Cübeyr, "Biz onu o nikâhla (müt'a) nikâhladık." dedi ve daha sonra şöyle devam etti: "Geçici evlilik (müt'a nikâhı), su içmekten daha helâldir."

 

 * * *

 

 O zamandan itibaren kadınlarla müt'a nikâhı yapmanın helâl olduğu yayılmaya ve bu doğrultuda fetvalar verilmeye başlandı.

 

 Musannef-i Abdurrazzak'da Hz. Ali'nin (a.s) Kûfe'de şöyle dediği geçer:

 

 Eğer Ömer b. Hattab daha önce görüş belirtmemiş olsaydı, müt'a nikâhını serbest olduğunu söylerdim ve o zaman ar-tık kalbi katılaşanlardan başkası zina yapmazdı.

 

 Taberî, Nişaburî, Fahr-i Razi, Ebu Hayyan ve Suyutî tefsirlerinde Emirü'l-Müminin Ali'nin (a.s) sözü şöyle kaydedilmiştir:

 

 Eğer Ömer müt'a nikâhını yasaklamamış olsaydı, kalbi ka-tılaşanlardan başka kimse zina yapmazdı.

 

 Tefsir-i Kurtubî'de İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiş-tir:

 

 Müt'a, Allah Teala'nın kullarına yönelik bir rahmeti idi. Eğer Ömer onu yasaklamamış olsaydı, kalbi katılaşanlardan başka kimse zina yapmazdı.

 

 Abdurrazzak'ın Musannef'inde, Cessas'ın Ahkâmu'l-Kur'ân'ında, İbn Rüşd'ün Bidayetu'l-Müctehid'inde, Suyutî'nin ed-Dürrü'l-Men-sur'unda, İbn Esir'in Nihayetu'l-Lügat'ında ("şefa" sözcüğünün altında), İbn Menzur'un Lisanu'l-Arab'ında, Tacu'l-Arus'ta ve diğer lügat kaynaklarında Ata'dan şöyle rivayet edilmektedir: İbn Abba-s'ın şöyle dediğini duydum:

 

 Allah Ömer'e rahmet etsin; müt'a, Allah Teala'nın ümmet-i Muhammed'e (s.a.a) yönelik bir rahmeti idi. Eğer Ömer onu yasaklamamış olsaydı, çok az bir gruptan başka kim-se zina yapmazdı.

 

 el-Musannef'te, "bir rahmeti idi" ibaresi yerine "bir ruhsatı idi" ve rivayetin sonunda da "şefa" (çok az bir grup) sözcüğü yerine "şaki" (kalbi katılaşanlar) ifadesi geçer. Ata diyor ki:

 

 Vallahi şimdi İbn Abbas'ın "şakiden (kalbi katılaşanlardan) başkası" dediğini duyuyor gibiyim.

 

 Bidayetu'l-Müctehid'de ise şöyle geçmiştir:

 

 Eğer Ömer onu yasaklamasaydı, çok az bir gruptan başka kimse zina yapmak zorunda kalmazdı.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.