Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 16:38

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۸:۰۸

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Ömer Neden Geçici Evliliği Yasakladı?!

 Sahih-i Müslim, Musannef-i Abdurrazzak, Müsned-i Ahmed b. Hanbel, Sünen-i Beyhakî ve diğer kaynaklarda (ifade Sahih-i Müslim'indir) Cabir b. Abdullah-i Ensarî'den naklen şöyle geçmektedir:

 

 Biz Resulullah (s.a.a) hayatında ve Ebu Bekir'in hilâfeti döneminde bir avuç hurma ve un karşılığında birkaç günlüğüne geçici evlilik yapıyorduk. Fakat daha sonra Ömer, Amr b. Hureys yüzünden onu yasakladı.

 

 Abdurrazzak kendi Musannef'inde Ata kanalıyla Cabir'den şöyle rivayet etmiştir:

 

 Biz Resulullah (s.a.a), Ebu Bekir ve Ömer'in döneminde geçici evlilik yapıyorduk. Fakat Ömer'in hilâfetinin sonlarında Amr b. Hureys bir kadınla müt'a yaptı. O kadının ismini Cabir söyledi, fakat ben unuttum. O kadın Amr'dan ha-mile kaldı. Bu haber Ömer'e ulaşınca o kadını çağırtarak ger-çeği sordu. O kadın da durumu anlatarak itiraf etti. Ömer, "Buna şahidin kimdir?" diye sordu. -Ata diyor ki:- Bilmem, annem mi dedi, yoksa velim mi?! Ömer, işin içinde bir bit yeniği olmasından endişelendiği için, "Bu ikisi dışında başka kimse yok muydu?!" diye sordu…

 

 Başka bir rivayette Cabir şöyle demiştir: Amr b. Hureys, Kûfe'den gelerek azat olmuş bir cariyeyle geçici evlilik yaptı. O kadın hamile kaldı. Bunun üzerine onu Ömer'in yanına götürdüler. Ömer ona olayı sordu. Kadın, "Amr b. Hureys benimle geçici evlilik yaptı." dedi. Ömer, Amr b. Hureys'ten olayı sordu. O da açıkça bunu doğruladı. Bunun üzerine Ömer, "O cariyeden başkası yok muydu?!" dedi. Bu olay, Ömer'in geçici evliliği yasaklamasının başlangıcı oldu.

 

 Başka bir rivayette Muhammed b. Esved b. Halef'ten şöyle riva-yet edilmiştir:

 

 Amr b. Havşeb, Benî Amir b. Luey kabilesinden bir kadınla geçici evlilik yaptı. O kadın hamile kaldı. Olayı Ömer'e anlattıklarında o kadını çağırtıp olup bitenleri sordu. Kadın Amr b. Huşeb'i tanıttı. Ömer, olayı Amr'dan sordu; o da itiraf etti. Bunun üzerine, "Buna kim şahit oldu?" diye sordu. Ravi diyor ki: Bilmem, annesi veya kız kardeşi veya erkek kardeşi ile annesi mi dedi. Ömer rahatsız olarak minbere çıkıp şöyle dedi: "Ne oluyor ki erkekler geçici evlilik yapıyorlar; fakat işlerine adil şahit tutup bunu açığa çıkarmıyorlar?! Bundan sonra böyle bir şey yapana had uygularım!" dedi.

 

 Ravi diyor ki:

 

 Bunu, Ömer'in konuşmasını dinleyenler bana anlattılar. Böylece halk, bu yasağı Ömer'den aldı.

 

 Yine Kenzü'l-Ummal'da Ebu Hayseme kızı Ümmü Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir:

 

 Şam'dan bir adam bana misafir olmuş ve, "Bekârlık beni çok rahatsız etmiştir; geçici evlilik yapabileceğim bir kadın tanıt bana." demişti. Ben onu bir kadınla tanıştırdım. O da o kadınla anlaşma yaptı ve bu iş için birkaç da şahit tuttu. Adam, bir süre o kadınla birlikte yaşadıktan sonra çekip gitti.

 

 Bu haber Ömer b. Hattab'a ulaştı. Bunun üzerine birini benim peşime gönderip, "Böyle bir şey oldu mu?" diye sordu. Ben, "Evet." dedim. Ömer, "O adam dönünce bana haber ver." dedi. Ben de öyle yaptım. Ömer onu çağırtarak, "Neden böyle bir şey yaptın?" diye sordu. Adam, "Ben Resulullah'ın (s.a.a) zamanında da bunu yaptım ve o hazret hayatta olduğu müddetçe bizi bu işten sakındırmadı. Ben bunu Ebu Bekir'in zamanında da yaptım ve o ölünceye kadar bizi bu işten sakındırmadı. Sonra da senin hilâfetin döneminde bunu yaptım ve senden bir yasak duymadım." dedi.

 

 Ömer, "Canım elinde olan Allah'a andolsun ki, eğer bunu daha önce yasaklamış olsaydım, seni taşlatarak öldürtürdüm! Açıklayın ki nikâh zinadan ayrılsın!" dedi.

 

 Musannef-i Abdurrazzak'da Urve'den şöyle rivayet edilmiş-tir:

 

 Rabia b. Ümeyye b. Halef, biri iyi bir kadın olan Hakim kızı Hule olmak üzere iki kadının şahitliğiyle Medineli ebelerden biriyle geçici evlilik yaptı ve çok geçmeden o kadın hamile kalınca Hule bunu Ömer'e haber verdi. Ömer bu haberi duyunca öfkelenerek yerinden kalktı ve cübbesinin bir tarafı yerde süründüğü hâlde minbere çıkarak şöyle konuştu: "Bana Rabia b. Ümeyye'nin iki kadının huzurunda Medi-ne ebelerinden bir kadınla geçici evlilik yaptığını haber ver-diler; bu konuda daha önce bir şey söylemiş olsaydım, taşla-tarak öldürtürdüm onu!"

 

 Malik'in Muvatta'sında ve Beyhakî'nin Sünen'inde (ifade Malik'indir) şöyle geçer:

 

 Hule bint-i Hakim Ömer b. Hattab'a giderek, "Rabia b. Ü-meyye bir kadınla geçici evlilik yaptı ve kadın ondan hamile kaldı." dedi. Bunun üzerine Ömer öfkelenerek abasının bir tarafı yerde sürüklendiği hâlde çıkıp dedi ki: "Bu geçici evliliktir! Daha önce bu konuda bir şey söylemiş olsaydım, taşlatarak öldürtürdüm onu!"

 

 el-İsabe'de ise şöyle geçer:

 

 Seleme b. Ümeyye, Hakim b. Ümeyye b. Evkas'ın azat ettiği Selma ismindeki cariyesiyle bir süre için evlilik yaptı. Selma ondan hamile kalarak bir erkek çocuk doğurdu. Fakat Seleme o çocuğun kendisinden olduğunu inkâr etti. Durumu Ömer'e haber verince Ömer de geçici evliliği yasakladı.

 

 Musannef-i Abdurrazzak'da İbn Abbas'tan şöyle rivayet edilmiştir:

 

 Müminleri emiri (Ömer), yanına hamile olarak gelen Üm-mü Erake dışında geçici evlilik yapmış olan hiçbir kadını ma-zur görmedi. Ömer, Ümmü Erake'yi o hâlde görünce, "Kim-den hamile kaldın?" diye sordu. O, "Seleme b. Ümeyye benimle geçici evlilik yaptı…" dedi.

 

 İbn Ebî Şeybe'nin Musannef'inde ise Alâ b. Museyyeb'den, babasından şöyle rivayet ediliyor:

 

 Ömer dedi ki: "Eşi olduğu hâlde geçici evlilik yapan bir erkeği yanıma getirseler, taşlatarak öldürtürüm onu ve eğer eşi olmasa kırbaç vururum ona!"

 

 * * *

 

 Yukarıda geçen rivayetlerde sahabenin, "O hâlde onlardan yararlanmanıza karşılık…" ayetinin geçici evlilik hakkında nazil olduğu, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) geçici nikâh yapmaya emrettiği ve onların da Ebu Bekir'in hilâfeti döneminde ve Ömer'in hilâfeti döneminin yarısına kadar bir avuç un ve hurma karşılığında müt'a nikâhı yaptıklarını ve Ömer'in bunu Amr b. Hureys'in olayı yüzünden yasakladığını söylediklerine tanık olduk.

 

 Yine geçici nikâhın halife Ömer'in döneminde onun tarafın-dan yasaklanmadan önce yapıldığını ve yaygın olduğunu, bazı rivayetlerden anlaşıldığı kadarıyla Ömer'in onu tedricen yasakladığını, bu yasaklamaya geçici nikâha şahitlerin tanık olması konusunu sıkı tutup onların adil müminlerden olması gerektiği şartıyla başlayıp sonunda onu tamamen yasakladığını ve "Ben yasakladığım hâlde böyle bir şey yapılırsa taşlatarak öldürtürüm." dediğini, bu uyarıdan sonra İslâm toplumunda geçici evliliğin haram sayıldığını, halifenin de kendi hilâfetinin sonuna kadar bu kararında direttiğini ve bu konuda aracıların nasihatlerinin de bir yararı olmadığını gördük. Taberî, Ömer'in gidişatı hakkında İmran b. Sevade'den nak-len şöyle der:

 

 İmran izin alarak halife Ömer'in yanına gidip, "Sana bir nasihatte bulunmak istiyorum." dedi.

 

 Ömer, "Sabah ve akşam üzeri bana nasihatte bulunan kişiye merhaba." dedi.

 

 İmran, "Ümmet dört konuda seni kınıyor." dedi.

 

 Ömer şaşırarak kırbacının başını çenesinin altına ve ucunu da dizine bırakıp İmran'a, "Nelerdir onlar?" diye sordu.

 

 İmran, "Halk hac aylarında yapılması helâl olan umreyi, Resul-i Ekrem (s.a.a) ve Ebu Bekir yasaklamadıkları hâlde senin yasakladığını söylüyorlar." dedi.

 

 Ömer, "Evet; helaldir. Ama eğer insanlar hac aylarında umre yapacak olsalar, hac yerine umreyi yeterli bilirler; oysa Mekke Allah'ın azamet ve yüceliğinin tecellisidir ve eğer böyle yapacak olsalar, yılın diğer günlerinde boş kalır. Ben bu kararımda isabetliyim." dedi.

 

 İmran, "Yüce Allah'ın helâl ettiği geçici evliliği senin yasakladığını söylüyorlar. Oysa biz bir avuç hurmayla geçici nikâh yapıyor ve üç gün sonra da ayrılıyorduk." dedi.

 

 Ömer, "Resulullah (s.a.a) bir zaruret durumunda geçici evliliği helâl etmişti. Şimdi Müslümanlar rahatlığa çıktıktan sonra bir kişinin geçici evlilik yaptığını ve buna yöneldiğini duymadım. Bugün de kim isterse, bir avuç hurmayla sürekli evlilik yapsın ve üç gün sonra da eşini boşasın. O hâlde bu da isabetli bir girişimdir…"

 

 * * *

 

 Halife Ömer'in temettü umresini yasaklamasına, "İnsanlar hac aylarında umre yapacak olsalar artık hac yapmaya gerek duymazlar." şeklindeki bahanesi hac ve umrenin birleştirilme-sini önlemek için doğru değildir; aksine onun asıl bahanesi, daha önce değindiğimiz şu rivayette geçen sözleridir:

 

 Mekke halkının ne ziraatı var ve ne de bir gelirleri. Onların geçimi Kâbe'ye gelenlerden elde ettikleri gelirlerle temin olmaktadır. Onun için Kâbe'ye bir defa sadece hac için (ifrad haccı) ve bir defa da sadece umre için (umre-i müfrede) olmak üzere iki defa gelmeli ve Kureyş muhacirlerinin akrabaları bu yolla bir gelir elde etmelidirler.

 

 Halife Ömer'in geçici evliliği yasaklamasını ise, Hz. Resululla-h'ın (s.a.a) döneminde Müslümanların zor durumda oldukları, fakat kendi döneminde refah ve rahatlık olduğu bahanesiyle geçiştiriyor. Oysa çoğu rivayetler, bu gibi evliliklerin Hz. Resulullah'ın (s.a.a) döneminde ve o hazretin izniyle savaşlarda ve yolculuklarda yapıldığını, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) dönemiyle halife Ömer'in dönemi ve-ya bizim dönemimiz arasında kıyamete kadar hiçbir fark olmadığı ve olmayacağını ortaya koymaktadır.

 

 İnsan yeryüzüne indiği andan itibaren zaman zaman yolcu-luk yapmış, haftalar, aylar ve bazen uzun yıllar boyu eşinden uzak kal-mıştır. Eğer bir kişi yolculuk yapmak ve eşinden ayrı kalmak zorunda kalırsa, cinsel içgüdüsü karşısında ne yapması gerekiyor?! Aca-ba cinsel içgüdüsünü dönüşte tekrar yararlanmak için evinde bırakabilir mi, yoksa ister yolculukta olsun ister evinde cinsel içgüdüsü-nün ondan ayrılması imkânsız mıdır? Bu içgüdünün ondan ayrılma-sı imkânsızsa, acaba onu göz ardı edip yolculuğu boyunca cinsel içgüdüsünün tahriklerinden güvende kalabilir mi?!

 

 Çok az kişinin kendilerini kontrol ettiğini kabul edecek olursak, acaba tüm erkekler kendilerini kontrol edebilirler mi, yoksa çoğu cinsel içgüdünün gücü karşısında yenik mi düşer? Ve şüphesiz çoğunluğu oluşturan bu grup içgüdülerini tatmin etmeyi engelleyen ve kendilerinden fıtrat ve tabiatlarının aksine davranmalarını isteyen bir toplumda olurlarsa ne yaparlar? Acaba toplumun namusuna ihanet etmekten başka bir çareleri kalır mı?! Her soruna uygun bir çare öngören İslâm dini, acaba bu fıtrî soruna bir çare göstermemiş midir? Hayır; kesinlikle öyle değil. İslâm dini, Emirü'l-Mü-minin Ali'nin (a.s) buyurduğu gibi, bu sorunun çözümü için geçici evliliği öngörmüştür ve eğer Ömer geçici evliliği yasaklamasaydı, kalbi katılaşmış kişilerden (veya çok az bir gruptan) başkası zina yapmazdı. Beşerî toplumlar ise, bu sorunun çözümü olarak zinayı her yerde helâl kılmışlardır.

 

 Ayrıca, bu konuda söylediklerimiz, sadece memleketinden uzaktaki yolcularla ilgili değildir; çünkü insan, ister erkek olsun, ister kadın, kendi memleketinde de sürekli evlilik yapmasını önleyecek sorunlarla karşılaşabilir. Uzun yıllar boyu sürekli evlilik yapması olanaksız olan bir kişinin bu durumlarda ne yapması gerekir? Acaba geçici evliliğe yönelmekten başka bir çaresi var mıdır? Kur'ân-ı Kerim, erkeklere, "Gizlice kadınlarla sözleşmeyin.", kadınlara da, "Erkek arkadaşlar edinmeyin." buyuruyorken bu insan ne yapsın?

 

 Halife Ömer'in sunduğu geçici evliliğin sürekli evliliğe dönüştürülmesi ve erkekle kadının üç gün sonra boşanarak birbirlerinden ayrılmasıyla bu sorunun giderileceği yönündeki önerisini iki şekilde değerlendirmek mümkündür: Böyle bir evlilik eşlerin bilgi ve rızasıyla gerçekleşmelidir diyorsak, bu sürekli evlilik değil, geçici evliliktir. Yok eğer erkek üç gün sora kadından ayrılmak ister ve bu niyetini ondan gizlerse, gerçekte hile yapmış ve onu aldatmış olur. Çünkü bu durumda erkek sürekli evlilik anlaşması yaptığı hâlde ayrılmak istediğini ondan gizlemiştir. Acaba bu durumda kadınların ve akrabalarının sürekli evliliğe artık güveni kalabilir mi?!

 

 Son olarak, bu söylenenlerden ve halife Ömer'in bu konudaki sözlerini nakleden bütün rivayetlerden, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) te-mettü umresi ve geçici evliliği yasakladığı ve insanları bunlardan sakındırdığı yönünde nakledilen ve Hilâfet Ekolü izleyicilerinin muteber hadis ve tefsir kitaplarını doldurup sayfalarını süsleyen ri-vayetlerin tümünün Ömer'in hilâfetinden sonra uydurulduğu açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Çünkü halife Ömer'in döneminde, yanında Hz. Resulullah'tan (s.a.a) Ömer'in temettü haccı ve geçici evliliği yasaklaması konusundaki siyasetini teyit edici bir tek rivayet bulunan bir sahabe olsaydı, o hadisi halifeden gizleyip yaymaktan çekinmesi için hiçbir neden yoktu.

 

 Yine eğer halife Ömer, hilâfeti boyunca Hz. Resulullah'tan (s.a.a) kendi siyasetini onaylayan bir tek hadis bile bulsaydı, kesinlikle Müslümanları tehdit etmeye ve onlara zor kullanmaya gerek duymazdı.

 

 Ömer'in dönemi, onun hilâfet ve siyasetine muhalif olanların, görüşlerini belirtme ve nefes alma cüretini gösteremediği ve halifenin korkusundan -"Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Hadisi" bölümünde değindiğimiz gibi- hatta o hazretin hadislerini bile rivayet etmekten korktukları bir hâlde son buldu.

 

 Bu şiddet ve hışım, üçüncü halife Osman'ın hilâfetinin yarısına kadar devam etti. Böylece, aşağıda göreceğiniz gibi, zamanla İslâm'-dan hilâfet düzeninin izlediği siyaset doğrultusunda yayılması ve açıklanmasına müsaade ettiği şeylerden başka bir şey bilmeyen yeni bir nesil yetişti.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.