Perşembe 9 Şubat 2012 - 05:51

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۷:۲۱

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

İmam Hüseyin'in (a.s) Şehadet haberinin Medine Halkına ulaşması

Taberî kendi senediyle Avane b. Hakem'den şöyle rivayet etmektedir: Ubeydullah b. Ziyad'ın emriyle Hüseyin b. Ali öldürülüp başı ona getirildiğinde o, Abdulmelik b. Haris el-Selmî'yi çağırıp ona şöyle dedi: "Medine'de Amr b. Said b. As'ın yanına giderek ona Hüseyin'in öldürüldüğünü müjdele." dedi. O dönemde Amr b. Said el-As, Medine valisiydi. Haris mazeret getirip bu görevi yerine getirmekten kaçınmak istediyse de haşin ve merhametsiz İbn Ziya onu azarladı ve "Haber Medine'ye ulaşmadan önce oraya var." dedi. Sonra ona bir miktar para verdi ve şöyle ekledi: "Sakın yolda durmayasın; eğer yolda bineğin nefesten düşerse başka bir binek kirala." dedi.

 

Abdulmelik şöyle diyor: Medine'ye girdiğimde beni gören Kureyşli birisi "Ne haber getirdin?" diye sordu. Ben, "Bütün haberler validedir." dedim. Adam, "İnna lillah ve inna ileyhi raciun! (Biz Allah'tanız ve O'na döneceğiz) Hüseyin b. Ali öldürüldü değil mi?!" dedi. Nihayet vali konağına varıp Amr b. Said'in yanına çıktım. Amr, "Kûfe'den ne haber?" diye sorunca, "Sizi sevindirecek haber var; Hüseyin b. Ali öldürüldü!" dedim. Amr b. Said, "Bu haberi yüksek sesle herkese duyur." dedi. Ben de Hüseyin b. Ali'nin öldürüldüğünü Medine halkına duyurdum. Vallahi o zamana kadar kendi evlerinde Hüseyin'in (a.s) yasında inleyen Haşimoğulları kadınlarının feryat ve figanının benzerini duymamıştım. Bu nedenle Amr b. Said, gülerek şu beyti okudu:

 

Ziyadoğlu kadınları figan ettiler

 

Kadınlarımızın Erneb Savaşı sabahı ettikleri gibi.

 

Amr b. Said daha sonra şöyle dedi:

 

Bu feryat ve figanlar Osman b. Affan için yapılan feryat ve figanlara karşılıktır.

 

Sonra minbere çıkarak halka Hüseyin b. Ali'nin öldürüldüğünü haber verdi.

 

Ağani'de ise şöyle geçer: Hüseyin b. Ali Medine'den hareket ettikten sonra Amr b. Said, Medine güvenlik sorumlusuna Haşim-oğulları'nın evlerini yıkmaların emretti; o da bu emri yerine getirdi ve bu hususta elinden geldiğini ardına bırakmadı.

 

Taberî kendi senediyle şöyle rivayet eder: Abdullah b. Cafer b. Ebu Talib, iki oğlunun Hüseyin'in uğrunda öldürüldüklerini haber alınca halktan bir grubu ve Ebu Lislas ismindeki kölesi ona başsağlığı dilemek için yanına gittiler. Ebu Lislas, "Bu musibet Hüseyin'den dolayı başımıza geldi!" dedi. Abdullah b. Cafer bu sözü duyunca ayakkabısıyla onun başına vurarak şöyle dedi:

 

Ey alçak insanın oğlu! Hüseyin için mi bu sözü söyledin? Vallahi ben de onun yanında olsaydım öldürülünceye kadar ondan ayrılmazdım. Vallahi ben iki oğlumu kaybetmekten dolayı üzülmüyorum; onların musibetine sabretmek kolaydır bana. Çünkü onlar canlarını kardeşim ve amcam oğlunun uğruna feda etmiş ve onunla birlikte sıkıntıları yaşamışlardır!

 

Sonra arkadaşlarına dönerek şöyle dedi:

 

Allah'a hamdolsun! Hüseyin'in şehadeti bana çok çetindir. Eğer ellerim ona yardım edemediyseler de iki oğlum bu eksikliği telafi ettiler.

 

Ravi şöyle diyor: Hüseyin b. Ali'nin şahadet haberi Medine halkına ulaşınca, Akil b. Ebu Talib'in kızı cariyeleriyle birlikte yüzü açık, gömleğini etrafına sarmış bir hâlde dışarı çıkıp şöyle diyordu:

 

Ne diyeceksiniz eğer derse Peygamberiniz:

 

Ey son ümmet! Ne yaptınız Ehlibeyt'ime?

 

Ayrılığımdan sonra ciğer parelerime?!

 

Kimisini esir edip kimisini de kana boyadınız!

 

Ehlibeyt'in ve Yarenlerinin Defnedilişi

 

Mes'udî, İsbatu'l-Vasiyet adlı kitabında şöyle yazmaktadır:

 

Zeynelabidin (a.s), muharrem ayının on üçüncü günü babasını defnetmek için Kerbela'ya döndü.

 

Şeyh Müfid de el-İrşad adlı kitabında şöyle yazıyor:

 

Ömer b. Sa'd, Kerbela'dan ayrılınca Gaziriye'de toplanan Esedoğulları'ndan bir grup İmam Hüseyin (a.s) ile yarenlerine namaz kıldılar ve Hüseyin'i (a.s) bugün mezarının bulunduğu yere defnettiler. İmam Hüseyin'in (a.s) Ali Asgar ismindeki oğlunu da hazretin ayak kısmına defnettiler. Sonra İmam Hüseyin'in (a.s) yakınında yere düşen Ehlibeyt'i ve yarenleri için de hazretin ayak kısmında başka bir yer kazıp oraya defnettiler.

 

Abbas b. Ali'yi (a.s) ise Gaziriye yolu üzerinde şehit edildiği ve bugün mezarının bulunduğu yerde defnettiler.

 

Halife Yezid'e Hüseyin'in (a.s) Ölüm Haberinin Verilişi

 

Taberî kendi senediyle şöyle rivayet etmektedir: Hüseyin (a.s) öldürüldükten sonra ganimetler ve esirler Kûfe'ye Ubeydullah'ın yanına götürüldü. Ubeydullah b. Ziyad zindana atılmalarını emretti. Bir gün zindana bir taş fırlatıldı. Taşa yazılı bir kağıt parçası bağlı idi; kağıt parçasında şöyle yazılmıştı:

 

Falan günde sizin hakkınızda Ubeydullah b. Ziyad tarafından Yezid b. Muaviye'ye bir elçi gönderildi. Elçi şu kadar zamanda yolda olacak ve falan gün de geri dönecektir. Elçi döndüğünde tekbir sesi duyacak olursanız ölümünüz kesinleştiğini bilin; tekbir sesi duymazsanız Allah'ın izniyle güvendesiniz demektir.

 

Ravi diyor ki, Şam'a gönderilen elçinin dönmesinden bir-iki gün önce yine taşa bağlanmış bir yazı ve ustura fırlatıldı zindana. Kağıtta şöyle yazılmıştı:

 

Falan günde Yezid tarafından elçinin gelmesini bekliyo-ruz; birbirinizle ahidleşin ve vasiyetinizi yapın.

 

Ravi şöyle diyor: Nihayet Yezid'in elçisi geldi ve bir tekbir sesi de duyulmadı, Yezid mektubunda, "Esirleri bana gönder." yazmıştı.

 

Ehlibeyt Esirlerinin Hilâfet Merkezi Şam'a Gönderilişi

 

Taberî yine şöyle yazıyor: Ubeydullah b. Ziyad, Hüseyin'in (a.s) kadınlarına ve çocuklarına Şam'a gitmek için hazırlanmalarını emretti. Onlar da hazırlandılar. Sonra Ali b. Hüseyin'in boynuna zincir vurulmasını istedi. Daha sonra Muhaffez b. Sa'leb el-Aizî ve Şimr b. Zilcevşen'in eşliğinde onları Şam'a gönderdi. Şam'a kadar esirler kafilesini bu ikisi göz altında bulundurdular. Yol boyunca Ali b. Hüseyin bu ikisiyle bir kelime bile konuşmadı.

 

İbn A'sem'in el-Futuh adlı eserinde şöyle geçer: Ubeydullah b. Ziyad, Zahr b. Kays el-Cu'fî'yi çağırarak Ali oğlu Hüseyin'in (Allah her ikisinden de razı olsun) başını, onun kardeşlerinin, Ali b. Hüseyin'in, Ehlibeyti'nin ve yarenlerinin (Allah hepsinden razı olsun) başlarıyla birlikte Şam'a götürmesi için ona teslim etti. Sonra Ali b. Hüseyin'i, bacılarını, halalarını ve diğer kadınlarını esir olarak Şam'da buluna Yezid b. Muaviye'ye gönderdi.

 

Ravi şöyle diyor:

Ubeydullah b. Ziyad'ın görevlileri, Resulullah'ın (s.a.a) ailesini Kûfe'den Şam'a kadar çıplak develere bindirerek şehirden şehre ve menzilden menzile Türk ve Rum esirleri gibi götürdüler.
 
Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.