Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 16:26

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۷:۵۶

Kullanıcı adı:

Åžifre :

Şifremi Hatırla
Åžifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

İmam Hasan'ın (a.s) Oğullarının Şahadeti

 Abdullah b. Hasan'ın Şahadeti

 

 Sonra Abdullah b. Hasan b. Ali şu recezleri okuyarak Kûfeliler-le savaşmak için meydana gitti:

 

 Tanımıyorsanız beni; dalıyım ben Hasan'ın

 

 Torunudur o, emin Muhammed Mustafa'nın

 

 Bu Hüseyin rehin alınmış esir gibidir

 

 Doluya tutulmuş insanlar arasında.

 

 Abdullah b. Hasan Kûfeliler'le savaşarak Hanî b. Şebib el-Haz-remî tarafından şehit edildi.

 

 Kasım b. Hasan'ın Şahadeti

 

 Daha sonra Abdullah'ın daha buluğ çağına ermeyen küçük kardeşi Kasım b. Hasan savaşmak için hazırlandı. İmam Hüseyin (a.s) onu görünce bağrına bastı; ikisi de ağlaştılar. Sonra Kasım savaş meydanına gitmek için izin istedi. Amcası Hüseyin (a.s) ona izin vermedi. Fakat Kasım vazgeçmedi; amcasının o kadar el ve ayaklarını öperek izin vermesi için yalvardı ki sonunda İmam Hüseyin (a.s) izin vermek zorunda kaldı. Kasım'ın gözyaşları yanaklarına akar hâlde savaş meydanına çıktı. Kûfelilerle savaşırken üzerinde sadece bir gömlek, şalvar ve ayaklarında da pabuç vardı. Yüzü ay parçası gibi parlaktı. Kasım savaş meydanına çıkarak şöyle recez okuyordu:

 

 Ali soyundan Kasım'ım ben

 

 Kâbe'ye ant olsun Peygamber'e daha yakınız biz Şimr b. Zilcevşen'den veya o zina zadeden.

 

 Taberî Humeyd b. Müslim'den şöyle rivayet eder: Hüseyin'in (a.s) ordusundan parlak bir ay gibi çocuk yaşta biri elinde kılıç bizimle savaşmak için savaş meydanına çıktı. Onun üzerinde bir gömlek, bir şalvar ve ayağında bir pabuç vardı. Hatta sol ayağındaki pabuç bağının da kopmuş olduğunu, hiç unutamıyorum. Amr b. Sa'd b. Nufeyl el-Ezdî bana, "Vallahi şiddetli bir şekilde saldırıp işini bitireceğim." dedi. Ben, "Subhanallah! Sen ne istiyorsun ondan?! Etrafını saran insanlar yeter ona!" dedim. Amr, "Vallahi onun işini ben bitireceğim!" diyerek atını onun üzerine sürdü ve kılıcıyla onun başını yardı. Genç yüz üste yere düşerek "Amcacığım!" diye bağırdı.

 

 Hüseyin (a.s) bir şahin gibi meydana atıldı ve öfkeli bir aslan gibi orduya saldırdı. Amr'a bir kılıç savurdu. Amr elini siper edince kolu dirsekten koptu. Öyle bir bağırdı ki, sesi Ömer b. Sa'd'ın ordusu tarafından duyuldu.

 

 Kûfe ordusu Amr'ı Hüseyin'in elinden kurtarmak için saldırıya geçti. Ancak o, Kûfe ordusunun atlarının ayakları altında kalıp öldü.

 

 Etraftaki toz-duman yatışınca, Hüseyin'in (a.s) can vermek üzere olan ve ayaklarını yere süren o gencin başı üzerinde durup şöyle dediğini gördüm:

 

 Allah'ın rahmetinden uzak olsun seni katledenler! Kıyamet günü ceddin, onlarla husumet edecektir.

 

 Daha sonra şöyle dedi: Andolsun Allah'a, amcana seslendiğinde cevap verememesi veya cevap vermesinin sana faydalı olmaması amcana çok ağır gelir. Allah'a andolsun ki bugün öyle bir gün ki, amcanın düşmanı çok ve yardımcısı ise azdır.

 

 Sonra da o gencin ayakları yerde süründüğü hâlde İmam'ın (a.s), onu göğsüne basıp götürmesi şimdi gözlerimin önünde. Ben içimden, "Bakalım Hüseyin (a.s) o gencin cenazesini ne yapacak?!" dedim. Hüseyin (a.s) onun cenazesini diğer Ehlibeyt şehitlerinin bulunduğu çadıra götürüp oğlu Ali Ekber'in yanına bıraktı. Ben onun kim olduğunu sorunca dediler ki: "O, Kasım b. Hasan b. Ali b. Ebu Talib'dir."

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.