| İlim ve Edebiyat Merkezleri Moğolların yaktığı fitne ateşinin dinmesinden sonra bir kısım şehirlerde ve öğretim merkezlerinde yeni¬den yapılanma meydana geldi ve Moğollardan kurtulan yerler yeniden kuruldu. VII/XIII. ve VIII/XIV. yüzyıllarda bunların bir bölümü sahip ol¬dukları kültürel konumlarını korudu veya yeniden kültürel önemlerini elde ettiler. Bu ilim ve edebiyat merkezlerinden Şîrâz, Marâga, Tebrîz, Sultâniyye, Kirmân, İran dışında ise Bağdat ve Anadolu’nun bazı şehirle¬rini, Şam ve Hindistan’ı saymak gerekir. Şia mezhebine mensup olan kimseler de Sebzvâr, Meşhed, Âmul, Sârî, Necef ve Hille gibi şehirlerde çok değerli havzalar ve ilmî merkezler kurdular. Bu havza ve ilim mer-kezlerinde İran kültür ve medeniyetinin kalıntıları ve İranlıların İslam dönemindeki ilmî ve edebî gelenekleri korundu, yeniden güç elde etti. Yine buralarda birçok alim, edebiyatçı ve şair yetişti. Bunların çoğunun eserlerinin günümüze kadar gelip elimizde olması da ayrıca sevindiricidir. Bu arada Marâga, Hâce Nasîruddîn-i Tûsî’nin orada olması, kurduğu gözlem evinin ve dört yüz bin cilt kitabı içeren bir kütüphaneyi kurmanın bereketi ve ülkenin dört bir yanından kendisine yardımcı olmaları için birçok ilim adamını bir araya getirmiş olmasının bereketi de gerçekte zik¬redilmeğe değer olup VII/XIII. yüzyıldaki İran’da aklî ilimlerin yayılması için en önemli merkezlerdendi. Onun meydana getirmiş olduğu etki ve eserler bu dönemin tümünde açıkça görülmektedir. Şer‘î, aklî ve edebî üç ilmin genel durumu VII/XIII. ve VIII/XIV. yüzyıllarda şu şekildedir: |