Cumartesi 4 Şubat 2012 - 20:14

السبت ١٢ ربيع الأول ١٤٣٣

شنبه ۱۵ بهمن ۱۳۹۰ - ۲۱:۴۴

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

9

YENİ EDEBÎ AKIMLAR


Çeviri

 

İhtilal sonrası yıllardaki sansür, öncü İran öykücülüğünün gelişimini en­geller. Değerli eserlerin basımı konusunda sorunlar yok değildir. Top­lumun temel so­runlarını ortaya koyamayan, çoğu zaman derli toplu bir sanat eseri yaratma gücüne de sahip olmayan yazar, özellikle öykü tekniği ve tema ba­kı­mından İran eserlerinden üstün olan yabancı öykülerin daha çok okuyu­cusu varken, çeviriye yönelmeyi akıllılık sayar. Sîmîn-i Dânişver’in şu sözü bu dö­nemin pek çok yazarının hâline tercüman olabi­lir: “Pek çoğumuz, be­nimle ya­şı­t olan yazarlar, hatta ben, yani hepimiz aslında çevirinin kur­banı olduk; çünkü yaptığımız işin alıcısı yoktu... He­pimiz batılı eserleri çe­virmeye yönel­dik; yazar olmak yerine çevirmen olduk.”

 

Kuşkusuz okuyucuların İranlı eserlere ilgisizliklerini, bir dereceye ka­dar bu eserlerin bıktırıcılığında, onlardaki biçim ve konu zaa­fında aramak gere­kir. Çünkü az çok değeri olan her öykünün oku­yucular tarafından ilgi gör­düğü ve defalarca yeniden basıldığı tecrübeyle sabittir.

 

1320-1330/1941-1951 yıllarında gazete ve siyaset, roman okumaya pek az za­man bırakıyordu. (Kuşkusuz gazete sayısının kısa zamanda artması kitap ya­yımını olumsuz yönde etkiliyordu; yoksa uzun vadede halkın okuma alış­kanlığı ka­zanması kitap tirajlarının artışını kesin olarak etkile­miştir.) Ancak ihtilal rejimi toplumsal yapıları birbirine karıp katmak ve insanları evle­rine tıkmak sure­tiyle, onlar adına edebiyatla dolan boş va­kitler yaratmış olur. Öyle ki İran öykü ve piyeslerinin yayım oranı 1321-1325/1942-1946 yılları ara­sın­daki bütün yayınların yüzde 2/3’ünden, 1336-1340/1957-1961 yılların­daki bütün yayınların yüzde 19/3’üne çı­kar. Yine yabancı öykü ve piyesler 1321-1325/1942-1946 yıllarındaki yüzde 9/6’dan 1336-1340/1957-1961 yılla­rında yüzde 13/7’ye yükselir. Öykü yayı­mının canlanması, günden güne ar­tan toplum­sal yalnızlığın do­ğur­duğu ihtiyaçlara bir cevaptır. İnzivaya çekilen halk, kendi başarısızlı­ğını öykü dünyasındaki insanların başarılarının dü­şüyle tes­kin eder; ro­man kahramanlarıyla özdeşleşerek ayaklar altına alınan düşle­rini savunmaya çalışır.

 

Kitap yayımı piyasasının canlanmasıyla birlikte pek çok yayımcı ro­man basmaya girişir. Bundan önce bilgiççe sanat taslamak demek roman çe­virisi, bir meslek haline gelir. Nice yeteneksiz insan “ekmeğini çıkarmak için” bu mesleğe yönelir. Az buçuk yabancı bir dilden anlayan herkes, ya­zıldığı dilde yer edinememiş, yıllar içinde eskimiş olan kitapları çevirmeye girişir. Üstelik bu kitapların birçoğu asıl dillerinden değil, ikinci ya da üçüncü bir dilden çev­ril­mişlerdir. Örneğin bayağı eserler basmakta pek usta olan Mâh-i Nov yayıne­vinin çevirmenleri, Avrupalı yazarların eser­le­rini Arapçadan çevirirler. “Son yıllarda sayıları giderek artan bu çevir­menlerin bu türden çalışmaları so­nucu, yabancı, yanlış, uygunsuz hatta anlamsız terkipler ve söyleyişler Fars dilinde kullanılır olmuş; sonuçta ortaya, içinde Fars dilinin dilbilgisi kuralları ve söz dizimi bulunmayan, çok zaman beşerî aklın ve mantığın da kendilerine yol bulamadığına şa­hit olunan eserler sayesinde bir tür çeviri dili meydana gelmiştir.” Çeviri dili pek çok yazarı etkiler: “Kopuk, gevşek ve ilgisiz çeviri­ler, yeni edebi­yatımız üzerinde şu anlamda etkili olmuştur; bir grup genç in­san, açık seçik bir anlamı bulunmayan yanlış ve ilgisiz çok sa­yıda çeviri eser oku­duktan sonra, konunun kopukluk ve ilgisizliğinin yeni bir üslûp oldu­ğunu zannederek onların anlamsızlıkları içinde garip an­lamlar ararlar. Bunun taklit edilmesi de çok zor bir şey olmadığından, ko­puk ve il­gisiz konular yazma dürtüsünün karşısında direnemezler. Son yıl­larda Farsça öykü ve şiir ala­nındaki yeni sanat örneklerinin önemli bir ço­ğunluğu bu yolla ortaya çık­mıştır.”

 

1334-1342/1955-1963 yılları arasında 372 İran öyküsüne karşılık 666 ya­bancı öykü Farsçaya çevrilmiştir. Çeşitli yazarlardan yapılan çevirilerin çok­luğu edebî ekollerle tanışma gereğini ortaya çıkarır. Bu ihtiyaca cevap vermek üzere, Sîrûs-i Perhâm (Dr. Mitrâ) Realism ve Zıdd-i Realism (Gerçekçilik ve Karşı Gerçekçilik, 1333/1954), Rızâ Seyyid-i Huseynî Mektebhâ-yi Edebî (Edebî Ekoller, 1334/1955) ve Yû­nus-i İbrâhîmî Honer-i Dâstân-nivîsî (Öykücülük Sanatı, 1341/1962) adlı eserleri yazar­lar. Çev­rilmiş olan bu öykülerin üçte birini popülist eser­ler oluşturur. Ci­nayet ve po­lisiye türü öykü­lerin çevirisi de son derece ilgi görür, nite­kim Râhnemâ-yi Kitâb dergisinin istatistiğine göre yalnızca 1337/1958’de yaklaşık 25 cinayet kitabı Farsçaya çevrilmiştir. Bu onyıl boyunca, 130 po­lisiye-casus­luk öyküsü, 90 tarih ve aşk konulu öykü ya­yımlanmıştır. Musâ Ferheng-i Râzî, Guyurges Agasi, Tûrec-i Ferâzmend gibi çevirmenler ta­rafından, Mickey Spillane, Carlyl Chessman, Maurice Leblanc (12 kitap), James Hardly Chase (11 ki­tap) ve Agatha Christie’nin (10 kitap) eserleri­nin çevrilip basılması iyi bir pa­zara sa­hiptir. Po­lisiye eserler o denli ilgi görmüştür ki Kitâb-i Hefte gibi saygın der­giler bile, pek çok sayfalarını “Daşil Hamet” gibi daha ciddî polisiye öyküle­rin basımına ayırmış, Ke­rîm-i Kisâverz gibi geçmişi olan çevirmenler, George Simenon gibi “daha en­telektüel” polisiye yazarlarına yönelmişlerdir. Yeni ci­nayet tiplemeleri or­taya koyabilmek adına şiddetli bir rekabet kızışır: “Daler” adlı cani İran ki­tap pi­yasasına girer. Ali Ekber-i Kismâyî, Bram Stoker’ın eseri olan Drakula Merd-i Hûn-âşâm’ (Drakula Kan İçen Adam)’yı çevirerek 1335/1956’da bir başka korkunç tipi İranlı oku­yuculara tanıtır. Gutenberg gibi birkaç yayımcı polisiye kitap serileri ba­sarlar.

 

Polisiye öykülere, kadın casus öyküleri, doğulu sultanların haremleri, Casanova’nın aşkları, ortaçağın cadıları ve büyücüleri, Michel Zevaco’nun (8 kitap), Corci Zeydan’ın (11 kitap), Alexandre Dumas’nın (9 kitap) tarihî eser­leri de eklenince edebî eserlerini çeviri durumunu kavrayabilirsiniz. Bunlara ek olarak, François Sagan’ın aşk ve seks konulu öyküleri (Selâm ber Gam, Baba Mukaddem çevirisi, 1334/1955) Maurice Ducubra, Daphne du Maurier’nin (Rebeka, Hasan-i Şehnâz çevirisi, 1334/1955, 1342/1963’e dek altı kez basıl­mıştır), Rider Haggard ve daha başkalarının da eserleri vardır. Bu eserler yıllar yılı, boş düşler ve fanteziler yaratarak kendi oku­yucularının gerçek ha­yatla ve duy­gularla bağlarını koparmak isteyen kök­süz İranlı duy­gusal yazarla­rın taklit kay­nağı olur.

 

Gramsci şöyle der: “Kültür tarihinde ticari edebiyata gafil kalınma­malı­dır. Bu görüş açısından, bu edebiyat türü çok değerlidir çünkü ticari edebi­yata ait filan kitabın başarısı (ki çoğu zaman bu tek göstergedir) o yüzyılın felsefesinin ne olduğunu, yani hangi duyguların ve dünya gö­rüşlerinin sus­kun yığınlara egemen olduğunu gösterir, diyerek ilave eder, bu edebiyat türü toplumsal bir uyuşturucu, bir tür tiryaktır.”

 

Duygu ve aşk konulu İran öyküleriyle, cinayet ve seks konulu çevirilerin artması, İranlı kitap oku­yu­cu­sunun zevk arayışı içinde bir tür uyuşma ve hayal kurma peşinde oldu­ğunu göstermektedir. Elbette bu tür temaların sadece okuyucuların zevk duygusu ihtiyacının bir artışı olduğunu farz et­mek doğru görünmemektedir. Aynı za­manda toplumun kültürel prog­ramlarını yapanların (mevcut durumu normal gösterme) ve çıkarcı yayın­cı­ların (daha çok gelir elde etme) hedefle­rini de göz önünde tutmak gere­kir.

 

Çevirideki anarşi yalnızca popülist edebiyata özgü olmadığı gibi, dün­ya­nın büyük yazarlarından basılan öykülerin de çok zaman sağlam bir Farsça nesri yoktur. Râhnemâ-yi Kitâb dergisi 1338/1959 baharında, çe­viri kitapla­rın yüzde 95’inin nesrinin güzel olmadığını kabul eder. İntikâd-i Kitâb der­gisi, çevirmenlerden, çeviride dikkat edilecek hususu sözcük ve anlamla sı­nırla­mamalarını, yazarın üslûbuna zarar vermeden eserin ru­hunu Farsçaya aktar­malarını ister. “Roman çevirisi dönemi” ola­rak adlan­dırılabilecek bu dö­nemde, liyakatsiz çevirmenler büyük edebî eserleri is­tedikleri gibi özetler ve yazarın üslûbuna riayet etmeksizin ba­sarlar. Bir eleştirmen bu konuda şunları söyler: “Hiçbir çevirmen, ne kadar zevk sa­hibi olursa olsun, kendisi­nin başka bir kişinin düşüncesini aktar­mak için bir aracı olduğunu ve yal­nızca bu dü­şünce kalıbının sınırı içinde kendi­sine ifade özgürlüğü tanıya­bileceğini unut­mamalıdır.”

 

1332-1341/1953-1962 yılları arasında Jack London 22, Zweig 20, Hugo 14, Dostoyevski 13, Balzac 13, Hemingway 12, Tolstoy 10, Steinbeck 10 ve Çehof 8 kitapla İran’da en çok okunan yabancı yazarlar arasında yer alır­lar. 1340-1341/1961-1962 yıllarında, Abdurrahîm-i Ahmedî Sohen der­gisindeki bir dizi makalesinde ilk kez Bertolt Brecht’i İranlı kitap okuyu­cularına tanıta­rak edebî üslûbun ve so­rumluluğun yeni bir kavramını gözler önüne serer. Keykâvûs-i Cihândârî ve Abdurrahmân-i Sadriye, Brecht’in eserlerini ilk kez Farsçaya kazandırırlar. İvo Andric, Stancu, Stendhal, Pirandello, Turgenyev, Twain, Dickens, Roland, Gidé, Sartre, Shaw, Şolohov, Anatole France, Caldwell, Green, Goethe, Gorki, Gogol, Maupassant, Jules Verne, Hawthorne, Hesse, Homeros, Voltaire ve dünya edebiyatının pek çok ünlü yazarının eserleri de yayımlanır. Kâzım-i Ensârî (Ceng o Sulh, Tolstoy, 1335/1956), İbrâhîm-i Yûnusî (Spartakus, Fast, 1341/1962), Behmen-i Şu’lever (Hışm o Heyâhû, Faulkner, 1338/1959), Muhammed-i Kâzî (Ma­dam Bovary, Flaubert, 1341/1962) ve Necef-i Deryâbenderî (Vedâ’ bâ Eslihe, Hemingway, 1333/1954) gibi çe­vir­menler dünyanın büyük eserlerinin oku­nabilir metinlerini sunmaya ça­lışırlar. Nil Yayınevi büyük romanları yayım­lama yolunda çaba harcar ve “On Büyük Roman” külliyatında Cervantes’in Don Kişot (Muhammed-i Kâzî, 1335-37/1956-58), Balzac’1n Goriot Baba (Bih Âzîn, 1334/1955), Romain Rolland’ın Jean Christophe (Bih Âzîn), Stendhal’ın Sorh o Siyâh (Ab­dul­lâh-i Tevek­kul) adlı eserlerini yayımlar. Bu çeviriler, İranlı yazar ve okurla­rın, sanat­sal eserleri bayağı eserlerden ayırma gücünü sağlamlaştı­rırlar. Nil Yayı­nevi yine İntikâd-i Kitab adında bir broşür basarak doğru çeviri yapmak için bir takım ölçüler koymaya çalışır.

 

Bu onyılın çoğu roman yazarı, çevrilen romanlar aracılığıyla roman­cı­lık teknikleriyle tanışarak o eserlerin yapısını ve biçimini kendi eserle­rinde kul­la­nırlar. Bu yüzden, batılı romanların çevirisinin İran öy­kücülü­ğünün deği­şimi ve çeşitliliği üzerinde önemli bir etkiye sahip ol­duğu söy­lenebilir.1300-1320/1921-1941 yıllarında nasıl Fransız edebiyatı İran ede­bi­yatına kültürel kılavuzluk yapma görevini üstlenmiş ve 1320-1330/1941-1951 yıllarında ger­çekçi Rus edebiyatı onun yerini almışsa, bu onyılda İran edebiyat çev­resinde en önemli rolü Amerikan edebiyatı üstlenir. Pek çok yayın organı Amerikan öykülerini yayımlamakta ve yeni Amerikan edebî simalarını ta­nıtmakta bir­bi­riyle yarışır, ünlü Amerikan yazarlarının birçok kitabını basarlar. Hemingway’in sert, hareketli ve açıkla­masız nesri ve ya­ralı in­sanları; Faulkner’in dolaylı ve karmaşık anlatımı ve kafası karışık insan­ları, İranlı ya­zarlara pek sevimli gelir. Kitâb-i Hefte, Vladimir Nabokov ve çağdaş Ameri­kan yazarlarından David Challenger gibi yazar­ların yazım tekniklerini öv­meye giri­şir. Âreş dergisi de bir “Amerikan Edebiyatı Özel Sayısı” yayımlar.

 

1332/1953’de Amerika kökenli Franklin Yayınevi Kurumu Tah­ran’da faaliyete geçer, pek çok çevirmeni ve editörü (tıpkı bir önceki onyılda “İran ve Sovyetler Birliği Kültürel İlişkiler Topluluğu”nun yaptığı gibi) bu işle görev­lendirir. Bu kurumun amacı, Amerikan eserlerini Farsçaya çe­virmek ve bun­ları yayımlamak için İranlı yayıncılara yardım etmekti; an­cak Franklin zaman içinde yavaş yavaş çalışma alanını geniş­letti. Öyle ki kısa zamanda İran’ın en büyük yayıncılarından birisi oldu. 1352/1973’e dek binden fazla ki­tap bastı; yani ortalama olarak yılda elli kitap. Franklin, çok kısa zamanda ders kitaplarının basımını da tekeline aldı. Çok geçmeden (1344/1965’ten iti­baren) çocuklar ve genç­ler için “Peyk” dergile­rinin yayımına başladı. Bu ku­rumun etkinlikleri o denli yaygınlaştı ki araştırmacılar onu Franklin Ku­rumu’nun dünyadaki en büyük ve en ça­lış­kan şubesi olarak kabul ettiler.

 
 
Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.