| e) Ömer b. Abdulaziz'in Döneminde Emevî Ömer b. Abdulaziz, kendi hilafeti döneminde Hz. Resu-lullah'ın (s.a.a) hadislerinin yazılmasının serbest olduğunu ilân ederek Medine halkına şöyle yazdı: Resulullah'ın (s.a.a) hadislerine dikkat edin ve onları yazın; ben, bu ilmin, ilim sahiplerinin ölmesiyle yok olmasından endişeleniyorum. İbn Şehab el-Zührî, hicretin birinci yüz yılında Ömer b. Ab-dulaziz'in emriyle hadis yazmaya girişen ilk kişidir. Fakat hicretin 101. yılında halifenin zehirlenerek öldürül-mesi nedeniyle onun bu işi tamamlanmadı ve yazdığı hadisler de yok olup gitti. İbn Hacer'in, bu konuda Ebu Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm'ın (öl: hicrî 117) biyografisinde kaydettiği rivayet özet olarak şöyledir: Ömer b. Abdulaziz, İbn Şehab'a bir mektup yazarak Hz. Resulullah'ın (s.a.a) hadislerini bir araya toplamasını emretti. Fakat İbn Şehab'ın ölümünden bir süre sonra oğlu, "Babamın yazdıkları yok olup gitti." dedi. İbn Şehab dışında, hadisleri toplayıp yazan diğer kişiler de vardı; fakat onların yazdıkları da yok olup gitti. Nihayet Abbasî halifelerinin ikincisi olan Mansur-i Devanikî hilafete geçince, ulemayı hadisleri toplamaya teşvik etti. Zehebî, hicrî 143. yılın olaylarını anlatırken bu konuda şöyle yazıyor: "Bu yılda İslâm uleması hadisleri, fıkıh ve tefsiri yazmaya koyuldular. İbn Cureyc Mekke'de kendi eserlerini yazdı; Said b. Ebi Arûbe, Hamad b. Seleme ve diğerleri Basra'da hadis yazmaya başladılar. Evzaî Şam'da kendi kitabını, Malik de Medine'de Muvatta'-sını yazdı. İbn İshak "Meğazî" kitabını, Muammer Yemen'de, Ebu Hanife ve diğerleri Kûfe'de fıkıh ve kendi görüşlerini yazdılar. Süf-yan-i Sevrî "el-Câmi" kitabını yazdı. Ondan kısa bir süre sonra Ha-şim de kendi kitaplarını derledi. Mısır'da, Leys ve İbn Luhey'a yaz-maya başladılar ve yine İbn Mübarek, Ebu Yusuf ve İbn Veheb de yazmaya koyuldular. Böylece din kitaplarının yazılışı ve onların çeşitli bölümlere ayrılması çoğalmaya başladı. Çok sayıda Arapça lügat ve tarih kitapları yazıldı. Halbuki daha önce ileri gelen ulema kendi hafızalarına veya ellerindeki doğru yazılmayan küçük yazılara müracaat ederek konuşuyorlardı. Allah'a şükür böylece ilim edinmek kolaylaştı; ezberlemek ve akla yerleştirmek metodu gittikçe azaldı; bundan dolayı tüm işleri elinde bu-lunduran Allah'a hamdolsun. Suyutî de bu konuyu "Tarihu'l-Hulefa" adlı kitabının 261. sayfasında ondan nakletmiştir. Yine Mevsuatu Fikhi'l-İslâmî'de şöyle geçmiştir: Mansur-i Devanikî, hicretin 143. yılında hac yapınca, Malik'i "Muvatta" kitabını yazmaya teşvik etti. Mansur ve valileri ulemayı telif ve yazmaya teşvik ediyorlardı; bunun üzerine İbn Cureyc, İbn Arûbe, İbn Uyayne, diğer fakihler ve öğrencileri çeşitli kitaplar telif ettiler. Bizim burada kaydettiklerimiz, bu tarihten önce de hadis yazıldığını bildiren rivayetlerle, örneğin, Abdullah b. Amr b. As'ın "es-Sahifatu's-Sadıka" veya tâbiînden olan Zührî'nin hadis alanında ayrı bir kitabı olduğunu bildiren rivayetlerle çelişmemektedir. Çün-kü bu gibi kitapların sadece isimleri hadis yazılımına izin verilen asrın ulemasına ulaşmıştır, kendileri değil. Mansur-i Abbasî'nin döneminde, Hilâfet Ekolü'nde muhaddisler Hz. Resulullah'ın (s.a.a) sünnetinden akıllarında kalanı yazmakta yarıştılar ve aynı zamanda Hz. Resulullah'ın (s.a.a) sünneti karşısında halifelerin içtihatlarını teyit olarak rivayet edilen şeyleri de yazdılar! İlerideki bölümlerde onları da inceleyeceğiz inşaallah. Yine bu hadis ve sünnetlerle birlikte, hadis diye birtakım isra-iliyatı kaydetmişlerdir. Biz bunları, "Eseru'l-Eimme Fi İhyai's-Sün-net" adlı kitabımızın on birinci ve on ikinci ciltlerinde inceledik. Ve yine bu dönemde Hz. Resulullah'ın (s.a.a) sünnetini gizlemeye de çalışmışlardır; biz bunlardan on tanesini bu kitabın birinci cildinin vasiyet bölümünde inceledik ve inşaallah bu kitabın üçüncü cildinin sonunda hadis kitaplarıyla ilgili değerlendirme bölümünde bun-dan bahsedece-ğiz. Elbette bu arada Muaviye'nin hilafeti döneminde, hadis uydur-ma girişiminden sonra, halifelerin siyasetini teyit etmek için uydurulan çelişkili hadisler de bulduk. Örneğin: |