Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 16:06

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۷:۳۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

c) Muaviye'nin Döneminde

 Taberî şöyle rivayet etmektedir:

 

 Hicretin 41. yılında Muaviye, Muğire b. Şu'be'yi Kûfe valiliğine atayınca, yanına çağırarak ona şöyle dedi: Sana birçok şey hakkında tavsiyede bulunmak istiyordum. Fakat onların tümünü kendi iş becerine bırakıyor ve söylemiyo-rum. Ancak şunu hatırlatmadan geçemeyeceğim: Ali'yi kötülemekten ve hakkında çirkin şeyler söylemekten, Osman hakkında ise rahmet ve mağfiret dilemekten gaflet etme. Ali dostlarının kişiliğini kırmayı, Osman taraftarlarını ise yüceltmeyi ve onları kendine yaklaştırmayı unutma.

 

 Muğire, "Ben tecrübeli ve denenmiş biriyim; senden önce de başkaları için çalıştım ve bende bir kusur bulamadılar. Şimdi de övülmeye mi, yoksa kınanmaya mı layık olduğumu anlamak için sen beni dene." dedi.

 

 Muaviye, "Öveceğiz inşaallah." şeklinde karşılık verdi.

 

 Medainî, "Ehdas" adlı kitabında şöyle yazıyor:

 

 Muaviye, "Amu'l-cemaa"den sonra bütün valilerine ve amillerine şöyle yazdı:

 

 Ben, Ebu Turab'ın (Ali -a.s-) faziletiyle ilgili hadis rivayet edenlerden beriyim ve onları düşman bilmekteyim.

 

 Muaviye'nin bu emri uygulanırken Kûfe halkı büyük felaketlere uğradılar.

 

 Bu emir üzerine Hucr b. Adiy ve arkadaşlarını elleri bağlanarak boyunları vuruldu, Ruşeyd Hacerî ve Meysem-i Temmar darağacına asılarak öldürüldü!

 

 İşte bu şekilde Hilâfet Ekolü, sahabe ve tâbiînin itiraz seslerini kursaklarında kestiler ve kendilerine karşı gelmeyi tasarlayanları ortadan kaldırdılar. Bu davranış karşısında, Müslümanlar arasında istedikleri kadar hadis uydurmak ve rivayet etmek fırsatı kollayanların üzerine diğer bir kapı daha açıldı; biz ileride bu konuya değineceğiz inşaallah.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.