Taberî, kendi Tarih'inde, "hicretin yirmi üçüncü yılı olayları" bölümünde Ömer'in siretiyle ilgili şöyle yazmaktadır: Ömer, İslâm dininde, beytülmalden maaş alanları kabilelerine göre sınıflandırıp bu esas üzerine onlara maaş bağlayan ilk kişidir. Taberî daha sonra şunları ekliyor: Ömer b. Hattab gelir ve giderlerin, verilen maşların muhasebesi konusunda diğer Müslümanlarla istişare etti. Ali b. Ebu Talib (a.s), "Her yıl yanında biriken tüm malları hiçbir şey bırakmadan halk arasında bölüştür." buyurdu. Osman, "Halkı refaha çıkaracak çok miktarda mal biriktiğini görüyorum. Bundan kimlerin yararlanıp, kimlerin mahrum olduğu incelenip kaydedilmezse bu konunun genellik kazanıp diğerlerinin haklarının zayi olmasından endişeleniyorum." dedi. Velid b. Hişam b. Muğire ise şöyle dedi: Ey müminlerin emiri! Şam'a gittiğimde Şam padişahlarının isim defteri tuttuklarını, savaş için de hazırda bir ordu tuttuklarını gördüm. Sen de öyle yap; malî defterler tut ve savaş için her za-man hazırda bir ordu bulundur. Ömer, Velid'in sözünü kabul ederek Kureyş'in meşhur soy bilimcilerinden sayılan Akil b. Ebu Talib, Mahreme b. Nevfel ve Cübeyr b. Mut'im'i çağırtarak halkı makam ve mevkilerine göre sınıflandırmalarını istedi... İbn Cevzî de Ömer'in rivayet ve siretinde, onun beytülmal öde-melerinde koyduğu kuralları genişçe kaleme alarak haklarda bazılarını diğerlerinden üstün tuttuğuna yer verip şöyle diyor: O, Abbas b. Abdulmuttalib'e on iki bin dirhem, Hz. Resu-lullah'ın (s.a.a) eşlerinden her birine on bin dirhem tayin etmiş, fakat Aişe'yi onlardan öne geçirerek ona iki bin dirhem fazla maaş bağlamıştı! Bedir Savaşı'na katılan muhacirlerin her birine beş bin, ensara dört bin dirhem tayin etmişti. Ve yine Bedir Savaşı'na katılanların her birine, hangi kabileden olursa olsun beş bin dirhem bağladığı söylenmiştir. Uhud ve Hudeybiye'ye kadar ondan sonraki savaşlara katılanlara dört bin dirhem tayin etmişti. Yine Hz. Resulullah'-tan (s.a.a) sonraki savaşlara katılanlara iki bin, bin beş yüz ve bin dirhemden iki yüz dirheme kadar maaş bağlanmasını emretmişti. Ravi diyor ki, Ömer hayatta olduğu müddetçe maaşlar bu şekilde ödeniyordu. Ve yine diyor ki: Ömer, Bedir Savaşı'na katılan erkeklerin eşlerine beş yüz, Bedir Savaşı'ndan Hudeybiye'ye kadar diğer savaşlara katılan savaşçıların eşlerine dört yüz, Hudeybiye'den sonraki savaşlara katılan kişilerin eşlerine üç yüz, Kadisiye Savaşı erlerinin eşlerine iki yüz dirhem ve diğer İslâm askerlerinin eşlerine ise eşit olarak maaş bağlamıştı. Fakat Tarih-i Yakubî'deki rivayetle, bu rivayetin arasındaki fark şudur: Ömer Mekke'nin Ebu Süfyan b. Harb ve Muaviye b. Ebu Süfyan gibi Kureyş'ten olan ileri gelenlerine beş bin dirhem tayin etmişti. Halife Ömer, bağış ve beytülmalden verdiği maaşta bu şekilde bazılarını diğerlerinden öne geçiriyordu; öyle ki hatta bazıları diğerlerinden altmış kat fazla maaş alıyorlardı; diğer Müslüman kadınların aldığı iki yüz dirhem karşısında Aişe'nin aldığı on iki bin dirhem bunun apaçık bir örneğidir. Halife Ömer, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) sünnetine aykırı hareket ederek toplumsal sınıflandırma oluşturdu ve sonuçta bir taraftan havadan gelen servet oluşurken, diğer taraftan da fakirlik ve yoksulluk baş gösterdi ve İslâm toplumunda çalışıp zahmete katlanmaktan kaçan tembel ve refah talep tabaka oluştu. Sanki Ömer hayatının son günlerinde bu açıdan İslâm toplumunu tehdit eden tehlikeyi fark etmiş olacak ki, Taberî'nin rivayetine göre şöyle demiştir: İşimin sonucunu daha önce bilecek olsaydım, servette eşitliği sağlar, zenginlerin fazla servetlerini fakir ve zavallı muhacirler arasında bölüştürürdüm! Elbette, Ömer'in fakir muhacirleri yoksul ensardan öne geçiren bu arzusunda da ayrımcılık olduğunu gözden uzak tutmamak gerekir Yine, beytülmalin yıllık bağışlar şeklinde bölüştürülmesinin zararlarından biri de Müslümanların o tarihten itibaren valilerin direkt baskısına maruz olmalarıdır. Çünkü valiler, istedikleri kişiye bağışta bulunur, muhaliflerinin bağışını ise keserlerdi. Osman'ın hilafeti döneminde vuku bulan olaylar veya Ziyad b. Ebih'in ya da oğlu Ubeydullah b. Ziyad'ın Kûfe'de yaptıkları bunun açık bir örneğidir. |