| b) İkinci Halife'nin Döneminde Suyutî (öl. 911 hk.) kendi Tarih'inde "fi nebzi min ahbarihi ve kazayahu" bölümünde şöyle yazar: Askerî el-Evail adlı eserinde, Taberânî el-Kebir'de ve Hâkim Müstedrek'te şöyle kaydeder: Bir gün Ömer b. Abdülaziz, Ebu Bekir b. Süleyman b. Ebu Hesme'ye şöyle sordu: Neden Ebu Bekir mektuplarını "Min halifeti Resulullah" (Resulullah'ın halifesi tarafından) unvanıyla yazıyorken, Ömer hilâfetinin başlarında "Min ha-lifeti Ebu Bekir" (Ebu Bekir'in halifesi tarafından) unvanıyla yazıyordu? "Emirü'l-Müminin" tabirini ilk kez kim kullandı? Ebu Bekir b. Süleyman buna şöyle cevap verdi: Muhacir kadınlardan olan Şefa bana dedi ki: Ebu Bekir mektuplarını "Resulullah'ın halifesi", Ömer ise kendi mektuplarını "Resu-lullah'ın halifesinin halifesi" diye imzalıyordu. Nihayet bir gün ikinci halife Ömer Irak'taki valisine bir mektup yazarak oranın durumundan ve halkın hâlinden bilgi edinmesi için bölge halkından sabırlı iki kişiyi yanına göndermesini istedi. O da Ömer'e Lübeyd b. Rabia'yla Adiy b. Hatem'i gönderdi. Bu ikisi Medine'ye gittiler. Mescitte Amr b. As'la karşılaşarak, huzuruna girmemiz için Emirü'l-Müminîn'den izin al, dediler. Amr bunu duyunca, çok uygun bir isimdir, dedi. Amr, Ömer'in huzuruna girerken, "Esselâmun aleyke ya E-mirü'l-Müminin!" dedi. Ömer, "Bu ismi nereden aldın; maksadın nedir?" diye sordu. Amr, olay şundan ibarettir dedi. Sen emirsin, bizse müminleriz. Böylece o günden itibaren mektuplar bu başlıkla yazıldı. Nevevî de Tehzib adlı eserinde şöyle yazar: Ömer halka, "Siz müminlersiniz, ben de sizin emirini-zim." dedi. Ondan sonra Ömer'i "Emirü'l-Müminin" diye çağırdılar. Oysa daha önce onu, "Resulullah'ın halifesinin halifesi" diye çağırıyorlardı. Ama o zamandan itibaren bunun yerine "Emirü'l-Müminin" lakabını kullandılar. |