| Şamlı Adam Ehlibeyti Cariye Olarak Almak İstiyor Taberî, Fatıma b. Hüseyin'den şöyle rivayet eder: Şam halkından kumral birisi Yezid'in meclisinde ayağa kalktı, ona, "Ey Müminlerin Emiri! (Beni kastederek) bunu bana hediye et -de kendime cariye edeyim-!" dedi. Ben o zaman yetişkinlik çağında idim, böyle bir şeyin olabileceğini sanarak bu öneriden dolayı korktum ve sımsıkı halam Zeyne-b'in elbisesine yapıştım. Benden daha büyük ve bilgili olan ve böyle bir şeyin imkânsız olduğunu bilen halam Zeynep, Şamlı adama şöyle dedi: Vallahi boş ve yersiz bir söz söyleyip kendini rezil ettin; ne senin böyle bir şeye hakkın var ve ne de onun (Yezid'in) bu yetkisi var. Yezid öfkelendi ve "Yalan söylüyorsun sen; benim böyle bir hakkım var; böyle yapmak istersem yaparım!" dedi. Zeynep şöyle cevap verdi: Hayır vallahi! Allah sana bu hakkı vermemiştir; fakat bizim dinimizden çıkıp kendine başka bir din seçersen o başka! Bu sözler Yezid'i iyice öfkelendirdi. Daha sonra Yezid, "Sen benim karşımda böyle mi konuşuyorsun? Dinden senin baban ve kardeşin çıkmıştır." diye bağırdı. Zeynep şöyle karşılık verdi: Sen, baban ve ceddin Allah'ın dinine, babamın, kardeşimin ve ceddimin dinine hidayet olmuşsunuz. Yezid, "Ey Allah'ın düşmanı! Yalan söylüyorsun sen!" diye bağırdı. Bunun üzerine Zeynep şöyle dedi: Sen sulta kurmuş bir emirsin, zalimce küfrediyorsun; sa-hip olduğun güçle insanlara galip gelmeye çalışıyorsun. Vallahi sanki halamın bu sözlerinden dolayı Yezid utanmış olacak ki susarak karşılık vermedi. Şamlı adam tekrar isteğini tekrarlayarak, "Ey Emirü'l-Müminin! Bu cariyeyi bana bağışla." dedi. Yezid -öfkelenerek-, "Defol! Allah canını alsın; yeryüzünden kökün kazınsın senin!" dedi. |