Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 15:53

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۷:۲۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

− 4 −

 

Söz Konusu Müçtehitlerin İÇTİHATLARI

 

a) Hz. Resulullah (s.a.a)

Hz. Resulullah (s.a.a) Hilâfet Ekolü'nde "müçtehit" olarak tanıtılan ilk kişidir. Nitekim daha önce de değindiğimiz gibi, onlar, U-same ordusu hakkında, "Resulullah (s.a.a) şahsî içtihadı üzere sava-şa gönderiyordu." demişlerdir. Acaba Usame ordusunun kıssası nedir ve ilk iki halife Usame ordusuna katılmaktan neden sakındılar?

 

İbn Sa'd'ın Tabakat'ında, Ensabu'l-Eşraf'ta, Uyunu'l-Eser'de ve diğer kaynaklarda (biz Tabakat'tan rivayet ediyoruz) şöyle geçer:

 

Hicretin on birinci yılında, safer ayına dört gün kala, pazartesi günü Hz. Resulullah (s.a.a) genel seferberlik ilân ederek halkın Rumlarla savaşa hazırlanmasını emretti. O günün sabahı, Hazret, Usame'yi çağırtarak ona şöyle buyurdu: Babanın şehadete ulaştığı yere doğru hareket ederek emrin altındaki atlılarla Rumlar'a saldır; ben seni bu ordunun komutanı seçtim..." Çarşamba günü Hz. Resulullah'ı (s.a.a) şiddetli bir ateş bastı ve baş ağrısına yakalandı. Fakat perşembe günü mübarek eliyle Usame'nin komutanlık bayrağını bağladı... Usame Hz. Resulullah'ın (s.a.a) bağladığı bayrakla hazretin huzurundan çıkarak Medine dışında, "Curf" denilen bölgede karargahını kurdu. İlk muhacirler ve ensa-rın ileri gelenlerinden o orduda toplanmayan kimse kalmadı. Ebu Bekir-i Sıddık, Ömer b. Hattab, Ebu Ubeyde-i Cerrah, Said b. Zeyd ve... de bu cümledendiler.

 

Bu arada, bir grup, "Yeni yetme bir gencin ilk muhacirlere komutanlık yapması doğru mu?!" diye şikâyet etmeye başladılar. Bu söz Hz. Resulullah'ı (s.a.a) çok öfkelendirdi; bunun üzerine başına bir bez bağlayıp omuzlarına da bir cübbe attığı hâlde dışarı hareket etti ve minbere çıkıp şöyle buyurdu:

 

"Usame'nin komutanlığı hakkında nedir sizden bana ulaşanlar?! Sizler daha önce de Usame'nin babasına vermiş olduğum komutanlık emrinden dolayı beni eleştirmiştiniz! Oysa Allah'a andolsun o komutanlığa layıktı. Ondan sonra oğlu da komutanlığa layıktır."

 

Hz. Resulullah (s.a.a) minberden inince Usame'yle birlikte hareket eden Müslümanlar huzuruna gelip Hazret'le vedalaşıp Curf karargahına döndüler.

 

Hz. Resulullah'ın (s.a.a) hastalığı şiddetlenince sürekli, "Usame ordusunu hareket ettirin." buyuruyordu. Pazar günü Hazret'in hastalığı oldukça şiddetlenmiş ve ağrı tüm vücudunu kapsamıştı. Usame karargahtan dönerek, eğilip baygın olan Hz. Resulullah'ın (s.a.a) yüzünü öptü. Hazret (s.a.a) bir şey söylemedi ve Usame karargaha döndü. Pazartesi günü tekrar Hz. Resulullah'ın (s.a.a) huzuruna gelince Hazretin durumu iyiydi. Usame'ye, "Allah'ın adıyla hareket et." buyurdu. Bunun üzerine Usame vedalaşarak karargaha koştu ve hemen hareket emrini verdi. Fakat ayağını atının eğerine bıraktığı sırada, annesinin elçisi Ümmü Eymen gelerek, "Hz. Resulullah (s.a.a) ölüm hâlindedir!" dedi. Bu nedenle Usame, Ömer ve Ebu Ubeyde'yle birlikte Hazret'in yanına döndüler ve onu ihtizar hâlinde buldular. Rebiulevvel ayının on ikisi Pazartesi gününün güneşi tamamen yükseldiği bir sırada Resulullah (s.a.a) ahiret yurduna göçtü.

 

İbn Ebi'l-Hadid, Nehcü'l-Belâğa Şerhi'nde şöyle yazıyor:

 

Hz. Resulullah (s.a.a) uyanınca, Usame ve ordusunu sordu. Onların hareket etmeye hazırlandıklarını söylediler. Bu-nun üzerine, "Usame'nin ordusunu hareket ettirin; Allah, U-same'nin ordusundan ayrılana lânet etsin." dedi ve bu sözü defalarca tekrarladı.

 

Bunun üzerine Usame, komutanlık bayrağı başının üzerinde dalgalandığı ve ashap da önünde hareket ettiği bir hâl-de hareket edip Curf'de karargah kurdu. Bu görevde, Ebu Bekir, Ömer, muhacirlerin çoğunluğu ve ensardan Useyd b. Huzeyr, Beşir b. Sa'd ve diğer önde gelenler onunla birlikteydi, o sırada Ümmü Eymen'in elçisi geldi...

 

Hz. Resulullah'ın (s.a.a) hayattayken Usame ordusunun savaşa gönderilmesi bu şekilde anlatılmıştır. Urve, Hz. Resulullah'ın (s.a.a) vefatından sonra bu ordunun başına gelenlerini şöyle anlatıyor:

 

Biat işini tamamladıktan sonra halk sakinleşince Ebu Bekir, Usame'ye, "Resulullah'ın (s.a.a) emrettiği görevine doğru hareket et." dedi.

 

Böylece Usame, emri altındaki orduyla hareket etti ve iki halife Ebu Bekir ve Ömer hilâfet işleriyle meşguliyetleri nedeniyle onunla birlikte gitmekten sakındılar.

 

Halife Ömer, sürekli olarak Usame'ye, "Resulullah vefat edince sen benim emirimdin." diyordu. Hatta hilafete geçince, her zaman Usame'yi görünce emir diye ona selâm verip, Allah'ın selâmı senin üzerine olsun, ey emir! diyordu. Usame ise, Allah rahmet etsin sana ey müminlerin emiri! Sen bana hala böyle mi hitap ediyorsun?! di-yor, Ömer ise, evet, hayatta olduğum sürece seni emir diye çağıracağım; Resulullah vefat edince sen benim emirimdin, karşılığını veriyordu!

 

Evet, ilk iki halife Ebu Bekir ve Ömer'i Usame'nin ordusuna katılmamaları nedeniyle eleştirmişler. Hilâfet Ekolü ulemasının onları mazur göstermek için verdikleri ve daha önce de değindiğimiz cevaplardan biri şöyleydi: Resulullah (s.a.a) savaş emirlerini kendi içtihadıyla veriyordu. Dolayısıyla, müçtehit olan sahabeler kendi içtihatlarıyla Resulullah'ın (s.a.a) savaş konusundaki emirlerine karşı gelebilirler!

 
Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.