| a) Hz. Peygamber'den Kalan Şeylerle Teberrük Etmek Bunlar, Peygamber'e ait şeylerden hayır ve bereket ummanın meşruiyetini bütün hadis kitaplarında kaydedilmiş olan mütevatir hadislere dayandırmaktadırlar. Binaenaleyh sahabeler, Resululla-h'ın (s.a.a) hayatı döneminde Hz. Peygamber'e ait olan şeylerle teberrük ediyorlardı; böyle yaparken de bizzat Allah Resulü'nün bu alandaki sarih emrine uyuyorlardı. Yine bu sahabeler, Resululla-h'ın (s.a.a) vefatından sonra onun eserlerinden ve anılarından hayır ve bereket umuyorlardı. Aşağıda bunlardan bazı örnekler vermekle yetine-ceğiz: 1- Hz. Peygamber'in Ağzının Suyuyla Teberrük Sahih-i Buharî'de, Meğâzî kitabının "Mâ Kile Fî Livâi'n-Nebî" (Peygamber'in Sancağı Hakkında Söylenenler) babında, Sehl b. Sa'-d'dan naklen Resulullah'ın (s.a.a) Hayber Savaşı'nda şöyle buyurduğu nakledilir: Ben yarın bu sancağı öyle birinin eline vereceğim ki yüce Allah Hayber'in kapısını onun eliyle açacaktır. O, Allah ve Resulü'nü sever, Allah ve Resulü de onu severler." Râvî der ki, gece boyunca insanlar, yarın Resulullah'ın (s.a.a) sancağı kimin eline vereceğini düşünüyordu. Sabah erkenden sahabeler Resulullah'ın (s.a.a) etrafını sardı. Her biri Resululla-h'ın (s.a.a) sancağı kendisine vermesini umuyordu. Tam bu sırada Resulullah (s.a.a), "Ali nerede?" diye sordu. "Ya Resu-lullah, gözleri ağrıyor." dediler. Bunun üzerine Resulullah (s.a.a) Ali'yi yanına getirmesi için birini gönderdi... Buharî bu rivayetin gerisini "el-Cihad-u ve's-Seyr" kitabında şöyle nakleder: Resulullah'ın (s.a.a) emriyle Ali'yi getirdiler. Peygamber, Ali hakkında hayır duada bulundu ve ağzının suyundan biraz gözlerine sürdü. Ali'nin gözleri âdeta hiç rahatsız olmamış gibi ansızın iyileşti. Müslim de bu olayın gerisini Seleme b. Ekva'dan şöyle nakleder: Ali'nin yanına giderek gözleri şişkin olduğu hâlde onu, Resulullah'ın (s.a.a) huzuruna getirdim. Peygamber ağzının suyundan Ali'nin gözlerine sürdü ve o, göz ağrısından kurtuldu. Sonra Resulullah (s.a.a) sancağı onun eline verdi. 2- Hz. Peygamber'in (s.a.a) Abdest Suyuyla Teberrük Sahih-i Buharî'de Enes b. Mâlik'ten şöyle rivayet edilir: Resulullah'ın (s.a.a) yanındaydım. İkindi namazı vakti ol-muştu ve insanların abdest için suları yoktu. Resulullah'ın abdest alması için, ona bir kap su getirdiler. Hz. Peygamber elini o kaba soktuktan sonra herkesin o sudan abdest almasını emretti. Ben kendi gözlerimle Resulullah'ın parmaklarından su kaynadığını gördüm; o sudan oradakilerin hepsi abdest aldı. Yine Buharî Câbir b. Abdullah'tan şöyle nakleder: Bir gün ikindi namazı vakti Resulullah'la (s.a.a) oturmuştuk; abdest için su çok azdı; onu da bir kaba dökerek Resulullah'a getirdik. Resulullah (s.a.a) elini o kaba sokup parmaklarını açarak, "Abdest almak isteyenler, abdestlerini alsınlar, bereket Allah'tandır." buyurdu. Ben gözlerimle Allah Resulü'nün parmaklarının arasından su kaynadığını gör-düm. Oradakilerin hepsi o sudan abdest aldılar, içtiler. Ben şahsen o kaptan bir miktar su içtiğim için asla pişman değilim, bundan dolayı kendimi kınamıyorum. Çünkü o suyu ha-yır ve bereket kaynağı olarak görüyorum. Râvi der ki: Câbir'e, "O gün kaç kişiydiniz?" diye sorduğumda, "O gün bin dört yüz kişiydik." dedi... (Diğer bir rivayete göre "Bin beş yüz kişiydik." demiştir.) 3- Hz. Peygamber'in Başının ve Göğsünün Suyuyla Teberrük Buharî, Hudeybiye antlaşması olayında Urve b. Mes'ud'dan Re-sulullah (s.a.a) ve ashabı hakkında şöyle kaydetmiştir: Vallahi Resulullah (s.a.a) ağzından ve burnundan dışa-rı attığı bir şeyi insanlar kapışıyor, onları başlarına, yüzlerine ve bedenlerine sürüyorlardı. Resul-i Ekrem (s.a.a.) abdest aldığı zaman insanlar onun abdest suyuyla teberrük etmek için nerdeyse birbirlerini öldüreceklerdi. 4- Hz. Peygamber'in (s.a.a) Saçıyla Teberrük Müslim, Sahih'inde şöyle kaydeder: Resulullah (s.a.a) Mina'ya geldi. Şeytan'ı taşlayıp kurban kestikten sonra, başını tıraş edip saçını insanlar arasında bölüştürdü. Diğer bir rivayette ise şöyle geçer: Resulullah bir berber istedi; berber gelip Peygamber'in saçını tıraş etti. Resulullah (s.a.a) tıraş edilen saçlarını Ebu Talha'ya vererek onu halk arasında bölüştürmesini istedi. Yine Enes'ten şöyle nakleder: Ben bizzat, bir berberin Resulullah'ın (s.a.a) saçını tıraş ettiğini, sahabelerin ise Hz. Peygamber'in etrafında döndüğünü ve bir saçını bile yere düşürmediklerini gördüm. Usdu'l-Gâbe'de Halid b. Velid'in hayatı bölümünde şöyle geçer: Halid b. Velid İranlılarla ve Rumlarla yaptığı savaşlardan ve Dimeşk'in kapısını açmasından dolayı çok ün kazanmıştı. O savaşta başına taktığı sarığa Resulullah'ın (s.a.a) saçından bir tel yerleştirmişti. Onun bereketiyle savaşa gidiyor ve zafer kazanıyordu. Usdu'l-Gâbe, el-İsâbe ve el-Müstedreku Ale's-Sahiheyn kitaplarında şöyle geçer: Halid b. Velid Yermuk Savaşı'nda sarığını kaybedince, bazılarını onu bulup kendisine getirmeleri için görevlendirdi. Görevliler gidip eli boş gelince, onları gönderip sarığını bulmalarını tekrar söyledi. Nihayet onlar Halid'in sarığını bulup getirdiler; bu, çok eski ve yıpranmış bir sarıktı. Halid etrafındakilerin şaşkın bakışlarını görünce şöyle dedi: Resu-lullah (s.a.a) umre yaptıktan sonra saçını tıraş etti. İnsanlar saldırarak Hz. Peygamber'in saçlarını topladı. Ama ben diğerlerinden daha çabuk davranarak Resulullah'ın başının ön kısmının saçını aldım ve bu sarığıma yerleştirdim. Dolayısıyla bu sarığımı ve içindeki saçı yanıma almadan hiçbir savaşa katılmıyorum; bunun bereketiyle savaşta zafere de kavuşuyorum. Yine Buharî Sahih'inde şöyle kaydeder: Resulullah'ın (s.a.a) eşi Ümmü Seleme'nin yanında Peygamber'e ait bir miktar saç vardı. Birisi göz ağrısına tutulduğunda, bir kabın içine biraz su koyarak Ümmü Seleme'-nin yanına gönderir, o da Resulullah'ın (s.a.a) saçının kıllarını o suya değdirirdi ve o su hastaya şifâ vesilesi olurdu. Yine Sahih-i Buharî ve diğer kaynaklarda Ubeyde'den şöyle rivayet edilir: Resulullah'ın (s.a.a) saçının bir kılına sahip olsaydım, benim için bütün dünyadan ve dünyadakilerden daha iyi olurdu. 5- Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Okuyla Teberrük Buharî Hudeybiye antlaşması hakkında şöyle yazar: Resulullah (s.a.a) ashabıyla birlikte Hudeybiye yakınlarında bir su birikintisinin başında indiler. Yanındakiler ihtiyaçlarını gidermek için sudan az az alıyorlardı, nihayet gölcüğün suyu bitti. Bunun üzerine susuzluktan dolayı Re-sulullah'a (s.a.a) yakındılar. Resulullah (s.a.a) okluğundan bir ok çekerek onu o gölcüğe sokmalarını emretti. Râvi der ki, "Vallahi oku soktukları yerden su kaynamaya başladı ve oradakiler orada oldukları müddetçe onun suyundan alıp içiyorlardı. 6- Hz. Resulullah'ın (s.a.a) Elinin Yeriyle Teberrük el-İsâbe kitabında Hanzala'nın hayatı bölümünde ve Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde nakledilen bir rivayet özetle şöyledir: Hanzala der ki: "Büyükbabam beni Resulullah'ın (s.a.a) huzuruna götürerek, "Benim büyüklü küçüklü çok sayıda evlâdım var; bu onların en küçüğüdür; evlâtlarım için dua eder misiniz?" dedi. Resulullah (s.a.a) elini benim başıma koyarak, "Allah sana bereket versin (veya ona bereket versin)." buyurdu. Râvi der ki: "Ben, yüzü şişen bir adamı ve memeleri şişmiş olan bir hayvanı Hanzala'nın yanına getirdiklerini ve Hanzala'nın elinin içine tükürerek onu başına sürdüğünü ve 'Allah'ın adıyla bu eli Resulullah'ın (s.a.a) elinin yerine sürüyorum ve ondan hayır ve bereket umuyorum.' dediğini ve daha sonra da elini hastanın şişen yerine sürdüğünü ve hemen oracıkta onun şişinin indiğini gördüm." Aynı râvinin sözleri el-İsâbe kitabında şöyledir: ...Bismillah diyor, elini kendi başına, Resulullah'ın (s.a.a) elini sürdüğü yere sürdükten sonra hastanın şişkin yerine sürüyordu ve böylece onun şişkinliği kayboluyordu. * * * Evet, Resulullah'ın (s.a.a) bereket ve feyzi, güneşin yere ışıldaması ve gülün gönlü okşayan kokusunun ruhlara işlemesi gibi etrafındakilere ulaşıyordu. Hayır ve bereket, devamlı Hz. Peygamber'le birlikteydi ve bir an ondan ayrılmıyordu: İster küçük bir bebekken olsun, ister büyüdükten sonra, ister yolculukta olsun, ister olmasın, ister gece, ister gündüz, ister Halime Sa'diyye'nin çadırında süt bebeği iken, ister ticaret için Şam'a gittiğinde, ister muhâcir olarak Ümmü Ma'bede'nin çadırında oturduğu zaman, ister Medine'de önderlik unvanı aldıktan sonra; bütün hallerde Allah'ın hayır ve bereketi kendisinden ayrılmıyor ve etrafındakileri de kapsamına alı-yordu. Yukarıda değindiğimiz noktalarla, Resulullah'ın (s.a.a) bütün hayır ve bereketlerini sayıp bitirmek istemedik. Çünkü onları hiçbir araştırmacı sayıp bitiremez. Aksine, akıl sahiplerine, hak aşıklarına, hakkın yanında olan ve doğruluğa tanıklık edenlere bu kadarının yeterli olacağını umduğumuz için bunlara birer örnek olmaları bakımından değindik. Şimdi, Allah'ın izniyle, Resulullah'tan (s.a.a) şifa dileme konusuna değinecek ve daha sonra yüce İslâm Peygamberi'nin diğer insanlardan seçkin olan özelliklerine yer vereceğiz. |