Vahhabîlik Ekolü'nün kurucusu Şeyh Muhammed b. Abdulvah-hab şöyle der: Erkeğiyle kadınıyla her Müslüman şu üç şeyi bilmeli ve bunlara uymalıdır: 1- Bizi Allah yaratmıştır ve ... 2- Yüce Allah hiç kimsenin tapınmada kendisine ortak koşmasına müsaade etmez; bu ister O'nun katına yakın melek olsun, ister elçi olan peygamber olsun, durum değişmez. Bunun delili ise "Şüphesiz secde yerleri sadece Allah'a aittir. Öy-leyse, Allah ile beraber başka hiçbir şeyi kulluğa çağırmayın." ayetidir. 3- ... O daha sonra şöyle ekiyor: Tertemiz ve hanif din İbrahim'in dinidir; o da sadece Allah'a tapmak ve dinde O'na halis olmaktır. O bütün insanlara bunu emretmiş ve bunun için yaratmıştır: Ben cinleri de, insanları da yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım. Bu ayetin Arapça'sında geçen "ye'budune" kelimesi, yal-nız bana ibadet etsinler, yalnız beni ihtiyaçsız bilsinler ve bana şükretsinler anlamına gelir. Yüce Allah'ın emrettiği en büyük konu "tevhid"dir; yani yalnız Allah'a tapılmalıdır. Yine nehyedilen tek şey de şirk ve O'na ortak koşmaktır; yani Allah'a tapınmada başka bir şey Allah'a ortak koşulmamalıdır... Bütün bunların delili ise yüce Allah'ın buyruğudur. Çünkü o şöyle buyurmaktadır: Şüphesiz secde yerleri sadece Allah'a aittir...[3] Yine diyor ki: Günümüz müşrikleri, rahatlık içinde olduklarında Alla-h'a ortak koşan, sıkıntıya düştüklerinde ise O'na sığınan ve O'ndan yardım dileyen İslâm'ın ilk dönemlerindeki müşriklerden kat-kat kötü olup, şirkte daha katıdırlar. Çünkü günümüz müşrikleri hem rahatlık içinde, hem de zorluk ve sıkıntı içinde daima şirktedirler! Yüce Allah'ın şu buyruğu bu iddiamızın en bariz delilidir: Onlar gemiye bindikleri zaman, dini yalnızca O'na halis kılan gönülden bağlılar olarak, Allah'a yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca da, hemen şirk koşarlar.[4] Onun Risaletu'd-Din ve Şurutu's-Salât kitabında değindiği bazı konular özetle şöyledir: Yüce Allah'a ibadet etmenin çeşitli kısımları vardır. On-lardan biri "dua"dır (çağırmak, istemek). Bunun delili ise yüce Allah'ın, Şüphesiz secde yerleri Allah'a aittir. buyruğudur...[5] Daru'l-İftai'l-Amme'nin "Cevâbu'l-Meşkûr" isimli risaleye cevap olarak yayınladığı "Şifâu's-Sudûr" risalesinde ise şöyle geçer: Tevhid davetçilerinin liderleri ve şirk lekelerini bu topraklardan (Mekke-i Mükerreme ve Medine-i Münevvere) temizleyenler, onları şirkin çirkinliklerinden arındıranlar ve bütün eserlerini ortadan kaldıranlar, Hz. halifeye bir mektup yazarak şunu bildirdiler. Bunlar, Allah'tan başkasını çağırmaktan ve O'ndan başkasından veya Allah'la beraber başkasından istemekten bir Müslümanın Allah'a aracı olması için "ya Resulullah!" demesini veya bu amaçla Allah'ın velilerinden birini çağırmasını kastetmişlerdir. Bütün bu alanlarda dayandıkları delil ise kendisinden başkasını ve kendisiyle birlikte başkasını çağırmayı, ondan bir şey istemeyi nehyeden "Allah ile birlikte başkasını çağırmayın…" ayeti ve benzerleridir. |