Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 15:47

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۷:۱۷

Sayfalar  Sanat  Din  İslam  Dua

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


Zikirler ve Dualar

       
اللهم صل علي محمد وآل محمد
     

   İslam  zikretmeye ve zikri sürdürmeye özel bir  ehemmiyet vermektedir. Hz.  Resul-ü Ekrem'den (s.a.a) ve Masum İmamlar'dan bir takım zikir ve  dualar ulaşmış ve onlardaki sevaplar buyrulmuştur. Zikir, gerçekte  nefsin mükemmelleşmesine ve Allah'a yaklaşmaya sebep olan bir çeşit  ibadet sayılır. Örnek olarak şu hadislere dikkat ediniz:

     

   Hz.  Resulullah (s.a.a) şöyle buyuruyor: "Beş şey insanın amel terazisini  ağır eder (ve onlar şunlardan ibarettir) Subhanallah, velhamdulillah,  ve la ilahe illallah, vallahu ekber (demek) ve evladının ölümünde  sabretmek.”[1]

     

Hz. Resul-ü Ekrem (s.a.a) yine buyururlar ki:  "Beni miraca götürdükleri zaman Cennet'e girdim. Meleklerin altın ve  gümüşten bir köşk yapmakta olduklarını, ancak bazen işten el etek  çektiklerini gördüm. Onlardan: Niçin bazen çalışıyor ve bazen de işten  el çekiyorsunuz? diye sorunca; binayı yapmamız için gerekli olan araç  ve gereçler olduğu zaman çalışıyor, araç ve gereçler bittiği zaman da  duruyoruz, cevabını verdiler. Kullandığınız araç ve gereçler nelerdir?  dediğimde dediler ki: Araç ve gereçler müminin dünyada subhanallah,  velhamdulillah, ve la ilahe illellah, vallahu ekber demesidir. Mümin  (bu zikirleri) söylediği zaman (bize bu vasıtayla araç ve gereç  gönderir ve) biz köşkü yapmaya başlarız, o (zikirden) el çekince biz de  işten el çekiyoruz."[2]

     

   Diğer bir yerde ise şöyle buyuruyor:  "Herkim “Subhanallah” derse Allah Cennet'te onun için bir ağaç diker;  herkim "Elhemdulillah" derse Allah-u Teâlâ Cennet'te onun için bir ağaç  diker, herkim "Lailahe illallah" derse Allah-u Teâlâ cennette onun için  bir ağaç diker ve herkim de "Allah-u ekber" derse Allah-u Teâlâ  cennette onun için bir ağaç diker." (Bunun üzerine) Kureyş'ten biri  arzetti ki: "Ya Resulullah! Cennet'te bizim çok ağacımız olacak değil  mi?!" Resulullah (s.a.a) "Evet, ancak ağaçları yakacak bir ateş  göndermemeye dikkat edin. Zira Allah-u Teala Kur'an'da buyuruyor ki: “Ey iman edenler, Allah'a itaat edin, peygamber'e itaat edin ve kendi amellerinizi geçersiz kılmayın.” (Muhammed / 333)"[3]

     

    İnsana Allah'ı hatırlatan, Allah'ı övgü, hamd ve tesbih anlamı taşıyan  her söze zikir denir. Ancak hadislerde bir takım özel zikirler  vurgulanmış ve onları okumak için etki ve sevaplar zikredilmiştir ki  onların en önemlileri şunlardan ibarettir: "La ilahe illallah" "Subhanallah", "Elhamdulillah", "Allah-u ekber"... "La hevla ve la kuvvete illa billah", "Hasbunellah ve ni'mel vekil" "La ilahe illallah-u subhaneke inni kuntu minez zalimin", "Ya Heyyu ya kayyum, ya men la ilahe illa ent!" "Efuzu emrî ilellah innallahe basirun bil ibad" "La havle ve la kuvvete illa billah-il Aliyy-il Azim", "Ya Allah!", "Ya Rab!", "Ya Rahman!", "Ya erhem-er rahimin!", "Ya zelcelal-i vel ikram!", "Ya Ganiyyu ve ya Muğanni!"  ve yine dua ve hadislerde gelen Allah'ın diğer güzel isimleri. Bunların  hepsi insana Allah'ı hatırlatan, takarrub ve yakınlık vesilesi olan  zikirlerdir. Sülûk eden insan bunlardan istediğini seçerek onu  sürdürebilir. Ancak marifet ehli bazı zikirleri tercih etmişlerdir.  Bazıları "La ilahe illallah"ı tavsiye etmiş, bazıları "Subhanallah vel hamdulillah ve la ilahe illallah vallah-u ekber" zikrini seçmiş, bazıları "Ya Heyyu ya Kayyumu ya men la ilahe illa ent"i bazıları "ya Allah!"  zikrini ve bazıları da diğer zikirleri önermişlerdir. Ancak bazı  hadislerden "La ilahe illallah"ın diğer zikirlerden üstün olduğu  anlaşılmaktadır.

     

   Resulullah (s.a.a) şöyle buyurur: "İbadetlerin en üstünü "La ilahe illallah" söylemektir."[4]

     

   Ve yine: “Sözlerin büyüğü ve efendisi La ilahe illallah'tır.” buyurmuşlardır.[5]

     

   Resulullah (s.a.a) Cebrail'den Allah-u Teala'nın şöyle buyurduğunu nakleder: "'La ilahe illallah' kelimesi sağlam bir sığınaktır; herkim ona girerse benim azabımdan emanda olur."[6]

     

    Ancak zikirden hedef Allah'a teveccüh etmek, O'na yönelmek olduğu için  şöyle söyleyebiliriz: İnsanın dikkat ve teveccühünü Allah'a daha çok ve  daha iyi çeken her söz zikirdir, dolaysıyla o söz söylenirse daha uygun  olur.

   

   Zikirde kişiler, durumlar ve makamlar farklıdırlar. "Ya Allah" kelimesi bazı kimseler için veya bazı durumlarda daha iyi ve daha uygun olabilir. Bazı kişiler için "La ilahe illallah" kelimesi ve bazıları için de "Ya Gaffar ve ya Settar"  kelimesi daha uygun olabilir ve keza diğer zikirler. Dolayısıyla sâlik  eğer kamil bir üstada eli ulaşıyorsa bu konuda ondan yardım alması daha  iyidir ve eğer bu konuda yararlanabileceği kamil bir üstad yoksa dua ve  hadis kitaplarından, Resulullah'ın (s.a.a) ve Masum İmamlar'ın (a.s)  buyruklarından yararlanabilir. Bütün zikir ve ibadetler iyidirler ve  doğru olarak yapıldıkları takdirde her biri insanın mukarribi (Allah'a  yaklaştıranı) olabilir ve onu yüksek makamlara ulaştırabilirler. Sâlik,  onların hepsinden veya bazılarından yararlanabilir; ancak büyük  şahsiyetler, sâlike zikir ve şuhud makamına erişmesi ve sâlike hedefine  ulaşması için özel bir zikri seçmesini, özel bir keyfiyeti ve onu özel  bir sayıda sürdürmesini tavsiye ederler. Ancak şu önemli noktaya dikkat  edilmelidir ki, Şeriat'ta olan zikir ve dualar ibadet olup insanın  icmalen mukarribi olabilirlerse de, bütün bunlardan asıl hedef,  Allah'tan gayrısından kamilen kopmak, Allah'a teveccüh etmek ve kalp  huzuru elde etmektir. Dolayısıyla lafızları tekrarlamakla yetinip  onların anlamına teveccüh etmekten ve yüksek hedefe ulaşmaktan gafil  olmamalıyız. Çünkü sadece lafızları tekrarlamak ve hatta onları  sürdürmek pek de zor değildir. Bu amel tek başına insanı hedefe  ulaştıramaz. Faydalı olabilecek asıl şey vesveseleri bertaraf etmek,  Allah'a yönelik kalp huzuru bulmak ve düşünceleri bir noktaya  toplamaktır. Bu, çok zordur, çünkü insana zikir esnasında çesitli  düşünce ve vesveseler hücum eder ve Allah'ı anmaktan onu alıkoyar; oysa  vesveselerden kurtulmadıkça nefsin ilahi feyizleri ve ilahi nurları  kabullenmeye liyakati olmaz. Kalp, yabancıların olmadığı ilahi nurların  parlayış yeri olabilir. Vesveselerden kurtulmak ve düşünceleri bir yere  toplamak için azim, ciddi karar, cihad, kontrol ve direnmeye gerek  vardır. Bir defada, alıştırma yapmaksızın hazırlıklı olması  imkansızdır. Nefse yumuşak davranmalı ve onu tedricen bu amele  alıştırmalıdır.


Total Visit: 800
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.