| Zahhak el-Mişrakî'nin Kaçışı Taberî, Zahhak el-Mişrakî'den şöyle rivayet etmektedir: İmam Hüseyin'in (a.s) yarenlerinin tümünün şehit olduklarını, düşmanın onun ehlibeytine yaklaştığını, yanında Suveyd b. Ebu Amr ve Bu-şeyr b. Amr el-Hazremî'den başka hiç kimsenin kalmadığını görünce: "Ey Resulullah'ın oğlu! Aramızdaki sözleşmeyi hatırlıyor musun? Ben, yar ve yardımcınız olduğu müddetçe sizi savunacağımı, yardımcısız kalacak olursanız gitmekte serbest olduğumu söylemiştim ve siz de razı olmuştunuz." dedim. İmam (a.s) bana şöyle buyurdu: Evet; doğru söylüyorsun; fakat kendini nasıl kurtaracaksın? (Bu düşman okyanusundan) kurtulabilirsen gidebilirsin. Ben savaş kızıştığında Kûfelilerin, İmam Hüseyin'in (a.s) yarenlerinin atlarını öldürdüğünü fark edince, kendi atımı diğer çadırların arasında yer alan arkadaşlarımın çadırına bağlamış (ve böylece düşman oklarından kurtarmıştım. Daha sonra kendim Kû-felilerle piyade savaşarak İmam'ın (a.s) huzurunda onlardan ikisini öldürüp birinin de kolunu bedeninden ayırmıştım. İmam (a.s) defalarca bana şöyle buyurmuştu: Elleri kesme; Allah ellerini kesmesin! Allah, Peygamber'in Ehlibeyti tarafından seni hayırlı mükâfatlarla mükâfatlandırsın. İmam Hüseyin (a.s) dönmeme müsaade edince, çadırda sakladığım atımı çıkararak sıçrayıp eğerinde oturdum ve atımı mahmuzladım, sürat alınca da kendimi düşman ordusunun içine vurdum. (Benim bu beklenmedik hareketimle karşılaşan düşman ne yapacağını şaşırdı ve) geçmem için yol açtı. Böylece ben o düşman selinden çıktım. Fakat onlardan on beşi peşime takılıp beni takip etmeye başladı. Ben o şekilde ilerliyordum; nihayet beni takip edenler Fırat kıyısında Şefiye ismindeki bir köyde bana ulaştılar. Ben kılıcımı çekip onlara saldırmak için arkamı döndüğümde onların arasından Kesir b. Abdullah el-Şa'bî, Eyyub b. Mişrah el-Hayvanî ve Kays b. Abdullah el-Saidî beni tanıyarak arkadaşlarına, "Bu amcamız oğlu Zah-hak b. Abdullah el-Mişrakî'dir. Allah aşkına onu rahatsız etmeyin." dediler. Bunun üzerine Temim kabilesinden üç kişi onların bu ricasını kabul ederek, "Vallahi biz kardeşlerimizin ve kendileriyle ahitleştiğimiz kişilerin önerisini kabul ederek onların arkadaşına dokunmayacağız." dediler. Temimliler arkadaşlarımın önerisini kabul edince, diğerleri de onların görüşüne rıza gösterdiler ve böylece Allah beni kurtardı. Taberî diyor ki: İmam Hüseyin'e (a.s) yardım etmek için direnen son kişi Suveyd b. Amr b. Ebu Muta' el-Has'amî'ydi. * * * Buraya kadar Taberî Tarihi'nden, onun, o günün olaylarını kaydettiği tertibe bağlı kalmaksızın İmam Hüseyin'in (a.s) yarenlerinin şahadetlerini naklettik. Çünkü Taberî'nin, olayları olduğu gibi zikretmede gerekli dikkat ve titizliği göstermediği, amacının sadece bu olayları zikretmek olduğu açıktır. Şunu da söylemek gerekir ki, bizim burada izlediğimiz sıra da Taberî dışındaki rivayetleri bilimsel olarak incelemenin sonucu değildir; biz Taberî'de geçen ip uçlarını esas alarak okuduğunuz şekildeki tertibe gittik ve Taberî dışında başka bir kitaptan yararlandığımızda da kaynağına değindik. Taberî kendi Tarihi'nde, İmam Hüseyin'in (a.s) kıyamının ve şahadeti seçmesinin nedenini öğrenmek için peşinde olduğumuz gerçeklere açıklık kazandıracak konuları içeren onun yarenleriyle ilgili tüm olayları kaydetmediği için, şimdi kısaca onların bazılarına değiniyoruz. |