Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 15:42

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۷:۱۲

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
     

 ZÜMER SURESİ

     

Mekkîdir, yetmiş beş âyettir.

     

(10. âyeti Medenîdir denmiştir. 10, 11, 12. âyetleri  Medenîdir diyenler de vardır. 71 ve 73. âyetlerinde inananların bölük bölük  cennete, inanmayanların bölük bölük cehenneme gidecekleri anlatıldığı cihetle  bu sûreye bölükler anlamına gelen Zümer adı verildiği gibi 20. âyetinde  Tanrıdan çekinenlerin, cennette köşklere nail olacakları anlatıldığından  köşkler anlamına Guref sûresi de denir.)     

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla     

1- Kitabın indirilişi, üstün, hüküm ve hikmet sâhibi Allah tarafındandır.     

2- Şüphe yok ki biz, o kitabı gerçek olarak indirdik sana, artık sen de, onun  dininde bütün özünü ona bağla da ona kulluk et yalnız.

3- Bilin ki özden kulluk, yalnız Allah'a olur, ondan başka mâbutlar kabûl edenler,  biz derler, onlara, ancak bizi Allah'a yakınlaştırıp mânevî bir yakınlık  derecesine ulaştırırsınlar diye tapıyoruz; şüphe yok ki Allah, ihtilâfa düştükleri  şeyler hakkında aralarında hükmeder; şüphe yok ki Allah, yalan söyleyen ve  kâfirlikte ileri giden hiçbir kimseyi doğru yola sevketmez.     

4- Allah, birisini oğul edinmek dileseydi elbette yarattıklarından birini seçerdi,  yücedir, münezzehtir o bundan, odur bir ve her şeye üstün Allah.     

5- Gökleri ve yeryüzünü gerçek olarak yaratmıştır; geceyi kısaltır, gündüze katar  ve gündüzü kısaltır, geceye katar ve râm etmiştir güneşi ve ayı; hepsi de  muayyen ve mukadder bir zamana dek akar-durur; bilin ki odur üstün olan ve  suçları, cezâ vermeden önce ve tamâmıyla örten.     

6- Sizi bir tek kişiden yarattı, sonra ondan da eşini halketti ve sizin için  davarlardan erkekli-dişili, sekiz tane çift mahlûk meydana getirdi; sizi,  analarınızın karınlarında ve üç karanlık içinde yaratıştan yaratışa düşürür;  işte budur Rabbiniz ki onundur saltanat ve tedbîr; yoktur ondan başka tapacak,  ondan nereye dönmedesiniz?266     

7- Kâfir olursanız bilin ki Allah, sizden müstağnîdir ve fakat kullarının kâfir  oluşuna da razı olmaz ve şükrederseniz sizden razı olur ve hiçbir kimse, bir  başkasının yükünü yüklenemez; sonra da dönüp varacağınız yer, Rabbinizin  tapısıdır da o, neler yaptığınızı haber verir size; şüphe yok ki.o, gönüllerde  ne varsa hepsini bilir.     

8- İnsan bir zarara uğrarsa tamâmıyla Rabbine dönerek dua eder, sonra, ona bir  nîmet verdi mi önceden ona dua ettiğini unutur insan ve halkı, onun yolundan  çıkarmak için Allah'a da eşler kabûl eder; de ki: Kâfirliğinle bir müddet geçin  bakalım; hiç şüphe yok ki sen, cehennem ehlindensin.     

9- Hiç o, âhiretten sakınarak ve Rabbinin rahmetini umarak geceleri secde eden,  kıyamda bulunan ve böylece itâat ve ibâdet eden kişiye benzer mi? De ki: Eşit  olur mu bilenlerle bilmeyenler? Bunu ancak aklı başında olanlar düşünür, bundan  ancak onlar öğüt alır.     

10- De  ki: Ey inanan kullarım, çekinin Rabbinizden; bu dünyâda iyilik eden kişileredir  iyilik ve Allah'ın yeryüzü, geniştir; sabredenlerin mükâfatları, sayısız bir  sûrette ödenir. [1]      

11- De  ki: Şüphe yok, onun dîninde, özümü yalnız ona bağlayarak Allah'a kulluk etmem  emredildi bana.     

12- Ve  ona teslîm olanların ilki olmam, emredildi bana.     

13- Ve  de ki: Şüphe yok ki isyan edersem Rabbime, pek büyük günün azâbından  korkarım ben.     

14- De ki: dinimde, özüm ona bağlı, yalnız Allah'a kulluk ederim ben.     

15- Artık  siz, onu bırakıp dilediğinize kulluk edin. De ki: şüphe yok, ziyana düşenler, o  kişilerdir ki kıyamet günü, kendilerini ve kendileriyle ilgisi olanları ziyana  sokarlar; bilin ki budur apaçık ziyan.     

16- Onların  üstlerinde de ateşten tabakalar var, altlarında da tabakalar. İşte Allah,  kullarını korkutmada bundan; ey kullarım, çekinin benden.     

17- Şeytan'dan,  ona kulluk etme hususunda sakınanlara ve Allah'a dönenlere gelince: onlara  müjde olsun, müjdele kullarımı artık.     

18- O  kullarım ki sözü dinlerler de en güzeline uyarlar, onlar, öyle kişilerdir ki  Allah, doğru yola sevk etmiştir onları ve onlardır aklı başında bulunanların ta  kendileri.     

19- Ya  azap hükmünü hak edene ne dersin? Sen mi cehennemde bulunanı kurtaracaksın?     

20- Fakat  Rablerinden çekinenlerse, onlarındır köşkler, gene köşkler üstüne kurulmuş  köşkler, altlarından ırmaklar akar, Allah'ın vaadidir; Allah vaadinden hiç  caymaz.     

21- Görmedin  mi ki Allah, gökten yağmur yağdırmada, derken yağmur suyunu yeryüzündeki  kaynaklara sızdırmada, sonra da o suyla çeşitli renklerde nebatlar bitirmede,  sonra da onları kurutmada da sen onları görürsün ki sararmış, sonra da onları  un-ufak etmede; şüphe yok ki bunda, aklı başında olanlara öğüt ve ibret var  elbet.     

22- Allah'ın,  İslâm için gönlünü açtığı kişiye kim benzer ki o, gerçekten de Rabbinden bir  ışığa, bir aydınlığa nâil olmuştur; yazıklar olsun Allah'ı anmıya karşı  yürekleri kaskatı olanlara, onlardır apaçık bir sapıklık içinde olanlar.     

23- Bir  Allah'tır ki sözün en güzelini indirmiştir bir kitap halinde, bir kısmı, bir  kısmına benzer, bir kısmı, bir kısmını gerçekleştirir, her şeyi tekrar-tekrar  bildirir; Rablerinden korkanların tüyleri diken-diken olur onu dinlerken, sonra  da bedenleri ve gönülleri, Allah'ı anmak için yumuşar; işte bu, Allah'ın bir  hidâyetidir ki dilediğini, onunla doğru yola sevk eder ve Allah, kimi doğru  yoldan saptırırsa ona yol gösterecek yoktur.

      24- Kıyâmet  gününde, yüzünü o kötü azaptan kurtarmaya çalışana kim benzer ki? Ve zâlimlere,  kazandığımız şeylerin karşılığı olan azâbı tadın denir.
      25- Onlardan  öncekiler de yalanladılar da azap, hiç anlamadıkları, ummadıkları yerden gelip  çatıverdi onlara.     

26- Derken  Allah, onlara dünyâ yaşayışındayken aşağılığı tattırdı ve âhiret azâbıyse  elbette daha da büyük eğer bilselerdi.     

27- Öğüt  ve ibret alsınlar diye biz, andolsun ki, bu Kur’ân'da her çeşit örnek  getirmedeyiz insanlara.     

28- Çekinsinler  diye Arapça, eğrisi-büğrüsü olmayan, dosdoğru Kur’ân bu.     

29- Allah, bir  örnek getirmede: Bir adamın ortakları var, ahlâkları kötü, geçimsiz ve  birbirleriyle çekişip durmadalar ve bir adam da varki bir kişiye teslîm olmuş,  yalnız onun hizmetinde, bunlar hiç bir olur mu? Hamd Allah'a, hayır, fakat çoğu  bilmez.     

30- Şüphe  yok ki sen de öleceksin ve onlar da ölecekler.     

31- Sonra  da şüphesiz ki sizin, kıyâmet gününde Rabbinizin katında dâvanız görülür.     

32- Kimdir  Allah'a karşı yalan söyleyenden ve doğru, kendisine gelip anlatıldıktan sonra  onu yalanlayandan daha zâlim? Kâfirlere, cehennemde yer yurt mu yok?     

33- Doğrulukla  gelen kişiye ve onun doğru olduğunu tasdik edenlere gelince: Onlardır  çekinenlerin ta kendileri.     

34- Onlarındır  Rableri katında diledikleri; budur iyilik edenlerin mükâfâtı.     

35- Allah,  onların önce işledikleri en kötü suçları bile örtecek ve ettikleri iyiliklerin  mükâfâtını daha da güzel bir sûrette verecek.     

36- Allah,  yetmez mi kuluna? Ve seni, ondan başka mâbut saydıklarıyla mı korkutuyorlar? Ve  Allah kimi doğru yoldan saptırırsa ona yol gösterecek yoktur.     

37- Ve  Allah, kimi doğru yola sevk ederse onu saptıracak hiçbir kimse yok; Allah, öç  alan üstün bir kudrete sâhip mi değildir?     

38- Ve  andolsun ki onlara, gökleri ve yeryüzünü kim yarattı diye sorsan elbette Allah  derler. De ki: Gördünüz mü şu halde, onu bırakıp kimlere kulluk etmedesiniz?  Allah, bana bir zarar vermek istese onun zararını giderebilir mi onlar, yahut  bana rahmet etmek dilese rahmetini menedebilirler mi? De ki: Yeter bana Allah,  ona dayansın dayananlar.     

39- De  ki: Ey kavmim, gücünüz neye yetiyorsa yapadurun, şüphe yok ki ben de  yapmadayım, yakında bilir, anlarsınız.     

40- Aşağılatıcı  azap kime gelecek ve dâimî azâbı kim hakedecek?     

41- Şüphe  yok ki biz, o kitabı, insanlara bildirmen için gerçek olarak indirdik sana,  artık doğru yolu bulanın faydası kendine ve kim yolunu azıtır da azarsa zararı,  gene kendine ve sen, onlara bir koruyucu değilsin.     

42- Allah,  ölüm zamânında, ölenin rûhunu alır, ölmeyecek kişinin de uyuduğu zaman; ölümün  mukadder olanın rûhunu, gerçekten de geri vermez, öbürünün rûhunuysa yollar  muayyen ve mukadder bir zamanadek; şüphe yok ki bunda, düşünen topluluğa bir  delil var.     

 43- Yoksa,  Allah'ı bırakıp da şefâatçiler mi kabûl ettiler? De ki: Onların hiçbir şeye  güçleri yetmez ve hiçbir şey akıl etmezler, değil mi?     

44- De  ki: Bütün şefâat, Allah'ın; onundur göklerin ve yeryüzünün saltanatı ve  tedbîri, sonra da dönüp onun tapısına gideceksiniz.     

45- Allah  bir olarak övülüp anıldı mı âhirete inanmayanların yüreklerinden bir nefrettir  kopar, fakat ondan başka, onların mâbut sandıkları anılınca ferahlanıp  sevinirler.     

46- De  ki: Gökleri ve yeryüzünü yaratan, gizliyi de, açıkta olanı da bilen Allah'ım,  ihtilâfa düştükleri şeyler hakkında, kullarının arasında sen hüküm vereceksin.     

47- Yeryüzünde  ne varsa hepsi ve onlarla berâber de daha bir misli, zulmedenlerin olsa kıyâmet  günü, azâbın kötülüğünü giderip kurtulmak için elbette bağışlarlardı; ve o gün,  onların hiç hesaplamakdıkları şeyler, Allah tarafından karşılarına  çıkarılıverecek.     

48- Kazandıkları  kötülükler, ortaya çıkmıştır ve alay ettikleri şey, başlarına gelmiştir.     

49- İnsana  bir zarar geldi mi bizi çağırır, sonra katımızdan bir nîmet verdik mi ona, der  ki: Bana bu nîmet, bilgim yüzünden verilmiştir; hayır, o bir sınamadır ve fakat  çoğu bilmez.     

50- Gerçekten,  onlardan öncekiler de bu sözü söylemişlerdi de kazandıkları şeylerin, onlara  hiçbir faydası dokunmamıştı.     

51- Derken  kazandıkları, elde ettikleri şeylerin kötülüklerine uğramışlardı. Bunlardan  zulmedenler de kazançlarının kötülüklerine uğrayacaklar, suçlarının mücâzâtını  görecekler ve onlar, bizim vereceğimiz cezâya mâni olamazlar.     

52- Bilmezler  mi ki Allah, şüphe yok ki dilediğinin rızkını bollaştırır ve dilediğinin  daraltır. Şüphe yok ki bunda, inananlara deliller var elbet.     

53- De  ki: Ey nefislerine uyup hadden aşırı hareket eden kullarım, Allah rahmetinden  ümit kesmeyin; şüphe yok ki Allah, bütün suçları örter, şüphe yok ki o, suçları  örter, rahîmdir.     

54- Ve  dönün Rabbinize ve teslîm olun ona, size azap gelip çatmadan, sonra yardım edilmez  size.     

55- Ve  uyun Rabbinizden size indirilen en güzel kitaba, Kur'ân'a, ansızın ve siz hiç  anlamadan size azap gelip çatmadan önce.     

56- Herkesin,  Allah katından bir sevap kazanamadım, hey gidi hey ve gerçekten de alay  edenlerdendim dediği.     

57- Yahut  Allah beni doğru yola sevketseydi elbette çekinenlerden olurdum dediği.     

58- Yahut  da azâbı görünce, bir kere daha dünyâya dönmeme imkân olsaydı mutlaka iyilik  edenlerden olurdum dediği günden önce.     

59- Hayır,  dönemezsin; sana bunca delillerim geldiği halde yalanladın onları ve ululuk  satmaya kalkıştın ve kâfirlerden oldun.     

60- Ve  kıyâmet günü görürsün ki Allah'a karşı yalan söyleyenlerin yüzleri, kapkara  olur; ululananlara cehennemde yer-yurt mu yok?     

61- Allah,  kendisinden çekinenleri, kurtuluşlarına sebep olan şeyle kurtarır, onlar, bir  kötülüğe uğramazlar ve mahzun da olmazlar.     

62- Allah,  her şeyi yaratandır ve o, her şeyi korur.     

63- Onundur  kilitleri göklerin ve yeryüzünün ve Allah'ın delillerini yalanlayanlara  gelince: Onlardır ziyana uğrayanların ta kendileri.     

64- De  ki: Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz bana a bilgisizler.     

65- Ve  andolsun ki sana ve senden öncekilere, gerçekten de şirk koşarsan yaptıklarını  boşa çıkarırım ve elbette ziyana uğrayanlardan olursun diye vahyedildi.     

66- Hayır,  artık Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol.     

67- Allah'ı,  gereği gibi ululamadılar ve yeryüzü, kıyâmet gününde, tamâmıyla kudret  avucundadır onun ve gökler de, kudretiyle dürülmüştür; münezzehtir ve yücedir  o, şirk koşanların şirk koştukları şeylerden.     

68- Ve  Sûr'a üfürülmüştür de göklerdekilerin ve yeryüzündekilerin hepsi de, o sesin  şiddetinden ölüp gitmiştir, sonra bir daha üfürülünce o zaman hepsi  dirilmiştir, ne olacak diye bakınıp durmadalar.     

69- Ve  ışıklanmıştır yeryüzü, Rabbinin nûruyla ve yaptıklarının yazıldığı kitap,  ellerine verilmiştir ve peygamberlerle tanıklar, getirilmiştir ve aralarında,  gerçek bir hükümle hükmedilmiştir ve onlara zulmedilmemiştir.     

70- Ve  herkese, ne yaptıysa karşılığı, ödenmiştir ve o, ne yaptıklarını daha iyi  bilir.     

71- Ve  kâfir olanlar, bölük-bölük cehenneme sürülmüştür, oraya geldikleri zaman  kapıları açılmıştır da bekçileri, onlara, sizin içinizden, Rabbinizin  âyetlerini okuyan ve sizi, bugüne kavuşacağınızı söyleyerek korkutan  peygamberler gelmedi mi size derler. Onlar da evet derler ve fakat azap hükmü,  hak olmuştur kâfirlere.     

72- Girin  denilir cehennem kapılarından, ebedî kalırsınız orada; ululananların ne de  kötüdür yurtları.     

73- Ve  Rablerinden çekinenler de bölük-bölük cennete sürülmüştür, oraya geldikleri  zaman kapıları açılmıştır da bekçileri, esenlik size, tertemiz oldunuz, artık  girin ebedî olarak derler.     

74- Onlar  da hamd Allah'a ki derler, bize vaadettiğini gerçekleştirdi ve cennetten,  dilediğimiz yerde konaklamamız için bu yeri mîras verdi bize; ne de güzeldir  iyi işlerde bulunanların mükâfâtı.     

75- Ve  görürsün ki, melekler, Rablerine hamd ederek onu tenzîh edip arşın çevresinde  dönmedeler ve aralarında gerçek bir adâletle hükmedilmiştir ve denilmiştir ki:  Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a.


               
                                  [1]                      ) Deve, öküz, koyun, keçi; her birerinden birer çift, sekiz  olur. Üç karanlıktan maksat, ana karnının, rahmin ve meşimenin karanlığıdır.  Gecenin, yahut baba belinin, ana rahminin ve ana karnının karanlığıdır diyenler  de vardır. Yaratıştan yaratışa düşürmek, meniden kan pıhtısı haline, o halden  et haline getirmek, ette kemik, ilik, sinir ve saire yaratıp deriye bürümek ve  canlandırıp dünyaya getirmektir.       
   

Total Visit: 310
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.