Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 15:27

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۵۷

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Yeryüzünde Halifetullah (Allah'ın Halifesi)


           İslâm dininde "Halifetullah fi'l-arz" (Allah'ın yeryüzündeki hali-fesi ), Allah Tealâ'nın insanlar arasından seçip halka imam ve önder kıldığı kimseye denir. Bu terim Kur'ân-ı Kerim'de de bu anlamda kullanılmıştır. Meselâ, "Hani Rabbin, meleklere, 'Mutlaka ben, yeryüzünde bir halife var edeceğim' demişti." Bazıları bu ayeti şöyle tefsir etmişlerdir: "Allah Tealâ Hz. Adem'i yeryüzünde halife kılmıştır." Ama bazıları da, "Allah Tealâ insanı yeryüzündeki halifesi kılmıştır." diye tefsir etmişlerdir. Aşağıdaki ayet birinci tefsiri desteklemektedir: "Ey Davud, gerçek şu ki, biz seni yeryüzünde bir halife kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet."

 

           O hâlde, eğer birinci ayetin anlamı insan cinsini Allah'ın halifesi kılmaksa, sadece Hz. Davud'un Allah'ın yeryüzündeki halifesi kılınması anlamsız olur. Çünkü bu makam, Allah Tealâ'nın Hz. Davud'dan önce, onun zamanında ve ondan sonra yeryüzündeki halifesi kıldığı insan türüne ait bir makamdır. Yine "Fehkum beynen-nas bi'l-hakki" (insanlar arasında hak ile hükmet) cümlesindeki "se-bebiyet fa'sı", Hz. Davud'un sahip olduğu insanlar arasında hükmetme hakkını, yeryüzünde Allah'ın halifesi olması nedeniyle, yani yüce Allah'ın onu yeryüzünde halifesi kılıp insanlar arasında hükmetme hakkını ona verdiği için elde ettiğine delâlet eder. O hâlde hükmetme hakkının Davud'a bırakılması, onun Allah'ın yeryüzündeki halifesi olarak seçilmesine bağlıdır. Dolayısıyla, insanlar arasında hükmetme hakkının Allah'ın seçkin kullarından birine bırakıldığına delâlet eden bir ayet bulursak, o veli ve seçkin kulun Allah'ın yeryüzündeki halifesi olduğu anlaşılmış olur; nitekim şu ayet de buna tanıklık eder:

 

           "Gerçek şu ki, biz Tevrat'ı içinde bir hidayet ve nur olarak indirdik. Teslim olmuş peygamberler, Yahudilere onunla hükmederlerdi."

 

           Yine Allah Tealâ son peygamberi Hz. Muhammed'e (s.a.a) şöyle hitap eder:

 

            "İnsanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitab'ı hak olarak indirdik."

 

    Yine buyurur ki:

 

            "Sana da (Ey Muhammed,) Kitab'ı (Kur'ân'ı) hak olarak indirdik... Öyleyse aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet."

 

            Hz. Davud'un (a.s) insanlara hükmedebilmesi için yeryüzünde halife olması gerektiğini gördük. Yukarıdaki üç ayette de peygamberlerin hükmedebilmeleri için Allah tarafından kendilerine kitap inmesi gerektiğini gördük. Buradan anlaşılıyor ki, Allah Tealâ kitabını taşıyanları yeryüzünde kendine halife etmiştir; bu doğrultuda kitap ve halka ulaştırdıkları din hükümlerini doğrudan doğruya vahiy aracılığıyla Allah Tealâ'dan almış olmaları (Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed -Allah'ın salat ve selâmı onların üzerine olsun- gibi) veya Hz. Davud ve Hz. Süleyman -her ikisi de Hz. Musa'nın vasisi olup ona gelen Tevrat'ı insanlara ulaştırmaktaydı- gibi din sahibinden ilham yoluyla almış olmaları hiçbir şeyi değiştirmez.

 

            Şunu da hatırlatalım ki, "halifetullah" tabiri Ehlibeyt İmamları'nın rivayetlerinde de bu anlamda geçer.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.