Kur'ân-ı Kerim'de çeşitli ayetler yüce Allah'ın mâlikiyetine delâlet eder. Bu ayetlerden bazıları şöyledir: "Göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin tümünün mülkü Allah'ındır. Son varış O'nadır."[1] Yine: "Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan ve düş-künlükten dolayı yardımcıya da (ihtiyacı) bulunmayan Allah'adır."[2] vb. Bu ayetlerle "Sağ ellerinizin mâlik olduğu"[3] gibi insanlara mâlikiyet atfeden ayetlerin arasında hiçbir çelişki yoktur. Çünkü yüce Allah diğer bir yerde buyuruyor ki: "De ki: Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır senin elindedir. Gerçekten sen, her şeye güç yetirensin." Dolayısıyla, yüce Allah bir kulunu bir şeye mâlik edince, o kul, o mülkte yüce Allah ile ortak değildir; çünkü asıl ve mutlak mâlik yüce Allah'dır, kuluna mülk veren de yalnız O'dur; kendisi dışında hiç kimse mülk vermemiştir ve veremez de. Kulun sahip olduğu her şeyin Allah'tan olduğu apaçık bellidir. Bu da "Mülk Allah'a aittir"in en bariz örneklerinden biridir. Dolayısıyla Allah'ın mâlikiyetinin dairesi kulların mâlikiyeti gibi sınırlı değildir. Çünkü Allah'ın kulu belli bir alanda, Allah'ın istek ve iradesi çerçevesinde bir şeye mâlik olabilir ve yüce Allah'ın zaman ve mekân dairesinde kendisine vermiş olduğu belli bir miktar dışında o mülkten yararlanamaz. |