Çarsamba 8 Şubat 2012 - 17:03

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۱۸:۳۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       
           

Yazarın  Önsözü

Bismillahirrahmanirrahim

        Hamd, cemalinin cilvesi mülk ve melekût  âleminin ehline yayılmış olan ve güzelliğinin ışıklarının ceberut ve lâhut âlemlerinin  ehline parıldayan Allah’a mahsustur. Hüviyetini gizleyerek cemalinin en güzel  şekliyle cilve etti. Celali dışında bir hicabı yoktu. En fazla bir şekilde  zahir olmakla gaybet perdesinde gizlendi. Her şeyin zahir olması ancak O’nun  cemalinin bir göstergesidir. Sıfatının tecelli ettiği yerlerde aynı cemden zatı  cilve etti; ayetlerinin elbisesiyle, gizli hazine makamından sıfatlarıyla  zuhur etti. Gayıp âleminin ruhlarının ve şuhud âleminin eşbahlarının kapalı  kapılarının anahtarları O’nun yanındadır. Öyleyse, yüce göklere yükselen ve  aşağı yere inen Allah münezzehtir. Bu ayetten ‘Ve O öyledir ki gökte de mabuttur O, yerde de mabut’ ve bu rivayetten ‘Eğer en aşağı yere inseniz, şüphesiz Allah’a  inmişsinizdir’ bu konu anlaşılmaktadır.
        Salât ve selam varlık kilidi, şahit ve  meşhut âleminin rabıta kuranı, hüviyet gaybına kapıların kapısı olan imaiyet cüppesi omzunda olan, beş ilahi alemlerin koruyucusu olan yakınlıkta zati  fakirlik makamına ulaşan, emredildiği gibi dosdoğru olan, varlık dairesini açan  ve kapatan, kemal silsilesinde son ve baş halka olan Muhammed’e –Allah’ın salâvatı  ona ve Allah tarafından seçilmiş hanedanına olsun- ki Allah onlar vasıtasıyla  hayır kapılarını açmıştır; onları tanımakla Allah tanındı; onlar ilahi semanın  ve yaratılmış yerlerin arasını bağlayan sebeplerdir; onların zahirleri  vilayetle süslenmiş ve batınları nübüvvet ve risalet nuruyla aydınlanmıştır;  gizlide tekvini hidayete ve açıkta ise teşrii hidayete sahip hidayetçileridir;  onlar hakkın kamil ayetleri ve parlayan nurlarıdırlar.
        Lanet onların düşmanlarına olsun.  Onlar şeytanın yardımcıları ve insan şeklindeki hayvanlardır. Özellikle de o  pis ağacın köküne Allah’ın laneti olsun. Lanet, kıyamete kadar maymunlardan  daha çirkin bir şekilde mahşur olacaklara olsun ta ki yapmış oldukları  amellerin cezasına uğramış olsunlar.

Bu Kitabın  Telif Sebebi

Yüce rabbe fakir olan ve Allah  Resulü’ne mensup olmakla iftihar eden Seyyid Mustafa Musevi Humeyni’nin oğlu  Ruhullah şöyle diyor: Allah’ın kullarına olan en büyük nimetlerinden ve tüm  şehirler içinde geniş rahmetinden birisi, vahiy ve şeriat hazinelerinden ve  ilmi ve hikmeti taşıyanlardan nakledilen dualardır. Çünkü dualar yaratıcıyla  yaratılan arasındaki manevi irtibattır; âşıkla maşuk arasındaki sağlam iptir;  O’nun sağlam kalesine girme vesilesidir ve sağlam kulpa ve güçlü ipe sımsıkı  sarılmaktır. Açıktır ki bu nihai hedefe ve yüce maksada ulaşmak, mümkün olduğu  kadar duaların manasına teveccüh etmek ve insanın gücü yettiği kadar duaların  sırrına ve hakikatine vakıf olmakla mümkündür. Ben ‛‛Mübahele Duası” diye  meşhur olan, temiz imamlardan (a.s) seher vakitlerinde nurların nuruna tevessül  etmek için nakledilen bu duanın, değeri yüce ve makamı yüksek dualardan  olduğunu gördüm. Çünkü bu dua ilahi güzel sıfatları ve rububi yüce misalleri  içermektedir. İsmi Azam ve en eski ve kâmil tecelli ondadır. Neticede gücümün  yettiği kadar kudretim ve bilgim az olduğu halde bu duayı bazı yönlerden  açıklamak istedim. Ama güneşe tapan böceğin güneşi anlatması ne kadar olabilir  ki! Hasta göz, nasıl parlayan ışığa bakabilir ki! Lakin gerçekten ve içten  söylüyorum ki:
        Küçük bir kuş bir gün Süleyman’ın  yanına vardı,
        Ağzında hediye olarak bir çekirge  vardı.

       Hizmetindeki kusurundan dolayı özür  diledi;
        Zira hediye herkesin makamı kadardı.
        Şimdi seven ve sevilmeği de isteyen  rabden tevfik dileyerek ve yüce Peygamberlerin (a.s) ve değerli evliyaların  (a.s) temizlenmiş ruhlarından ve tertemiz nefeslerinden yardım isteyerek  maksadıma başlıyorum.  

Allah’ım! Senin en güzel olan  güzelliğin hakkı için senden diliyorum. Senin her güzelliğin güzeldir.  Allah’ım! Senin tüm güzelliklerinin hakkı için senden diliyorum!

İnsanın  Tüm Âlemleri İçermesi

‘Allahumme!’
        Dua edenin söylediği ‛‛Allahumme!”  kelimesinin aslı ‛‛Ya Allah” tır. (Yani Allahumme, Ya Allah demektedir.)
        Bil ki insan, mücerret (soyut), misal  ve madde âlemlerinin tüm merhalelerini ve gayıp ve zahir âlemlerini ve onlarda  olanları kendisinde toplayan tek varlıktır. Nasıl ki yüce Allah şöyle  buyuruyor: ‘Ve Âdem’e tüm isimleri  öğretti’. Ve yine mevlamız ve  muvahhitlerin mevlası olan Hazreti Ali (a.s) nakledildiğine göre bir şiirinde  şöyle buyuruyor:
        Sen küçük bir cisim olduğunu mu  zannediyorsun?
        Hâlbuki sende en büyük âlem  gizlenmiştir.
        Buna göre insan mülk âlemiyle birlikte  olduğundan, mülk âleminin ehlidir; melekût âlemiyle birlikte olduğundan,  melekût âleminin ehlindendir ve ceberut âlemiyle birlikte olduğundan dolayı da  ceberut âleminin ehlindendir. Hem Hazreti Ali (a.s) ve hem de Hazreti İmam  Sadık’tan (a.s) şöyle buyurdukları nakledilmiştir: “Bil ki insanın yaratılış  şekli, Allah’ın mahlûkatına en büyük hüccetlerindendir; o Allah’ın eliyle  yazdığı kitaptır; o Allah’ın hikmetiyle kurduğu bir şekildir; o âlemlerin  suretinin toplamıdır; o levhi mahfuzdan bir özettir; o her gaip olana şahittir;  o her hayra götüren dosdoğru yoldur ve o cennetle cehennem arasına uzatılmış  yoldur.”
        Neticede insan, Allah’ın yaratıklarına  halifesidir; ilahi surette yaratılmış varlıktır; beldelerinde tasarruf edendir; Allah’ın isimleri ve sıfatlarıyla süslenmiştir;  Allah’ın mülk ve melekût âleminin hazinelerinde tasarruf hakkı vardır; ruhu  ilahi âlemlerden üflenmiştir; zahiri mülk ve melekûtun nüshasıdır, batını ise  hiç ölmeyen diri Allah’ın hazinesidir.
        İlahi varlıkların tamamının  suretlerini kendisinde topladığından dolayı, bütün isimleri ve sıfatları kuşatan  ve bütün misal ve madde âlemindeki varlıklara hükümeti olan İsmi Azam’ın  terbiyesi altına girdi. Neticede her şeyi kendisinde toplayan kâmil insanı  terbiye eden ilahi âlemlerdir. Öyleyse Allah’ı makamına uygun olan ve onu  sevilmeyen şeylerden koruyacak olan isimle çağırması uygundur. İşte bu  yüzdendir ki kovulmuş şeytandan Allah’a sığınma makamında, Allah’ın diğer  adlarına değil de ‛‛Allah” adına sığınmalıdır. Allah’ın bu ayetine göre ‛‛De ki insanların rabbine sığınırım” insanın makamıyla ve kemalleriyle uyum içinde olmayan, insanın içinde vesvese  icat eden ve insanın marifet yolunu kapatan şeytanın şerrinden insanların  rabbine sığınması emir olunmuştur.
        Kamil bir arif olan Kemaluddin  Abdurrazzak Kaşani Te’vilat adlı kitabında şöyle diyor: İnsan, varlık âleminin  tüm mertebelerini kendisinde toplamış ve kendisini sınırlı kılmıştır. Öyleyse  onu yaratan, insani kemalleri ona lütufta bulunan, ilk yaratılış hesabıyla ve  bütün isimlerin itibarıyla tabir edilen Allah’tır. İşte bu yüzden yüce Allah  şeytana şöyle buyurdu: ‘Benim iki elimle  yarattığıma neden secde etmedin?’. İki  elden maksat, karşılıklı olan, lütuf ve kahır eli ve celal ve camal eli gibi  bütün isimleri kapsayan iki eldir.

Duaların  Genelde ‛‛Allahumme” İle Başlamasının Sırrı

Öyleyse insanı en düşük merhaleden  geriye döndürmeyi üzerine alan, onu karanlık ateşten, yücelik ve güven  merhalesine döndüren, onu karanlıklardan nura çıkaran ve onu yol kesicilerden  koruyan Allah’tır. Nasıl ki yüce Allah şöyle buyurmuştur: ‛‛Allah iman edenlerin velisidir. Onları karanlıklarda nura çıkarır.” Marifet adımıyla yol alan salik, korkunç ve karanlık bir yolda sevgilisine  doğru yol alan bir yolcu gibidir. Şeytan  da bu yolda yol kesicidir. Allah da bütün kemalleri kendisinde toplayan  kapsayıcı ismiyle insanın koruyucusudur. Dua edenin ve Allah’a doğru yolculuk  eden salikin, koruyucusu ve rabbine karşı tevessül edip ‛‛Ya Allah” ya da ‛‛Allahumme”  diyerek ağlayıp sızlaması kaçınılmazdır. Duaların genelinin bu şekilde  başlamasının sırrı da budur. Gerçi diğer bir görüşe göre diğer ilahi isimlere  sarılmak da güzeldir. Ve o görüş şudur ki varlıklarda cilve eden tüm ilahi  isimler ve sıfatlar bütün kemali sıfatları kendisinde toplayan kapsamlı isim  olan ‛‛Allah” isminde zaten toplanmıştır. Nasıl ki bu konuyu bu duanın  cümlelerinde, üstünlüğü ispatladıktan sonra tekrardan şu şekilde söylenmesi ‛‛Senin  her güzelliğin güzeldir” ve duanın diğer kısımlarında bu şekilde tekrarlanmasının  sırrı hakkındaki açıklamada söyleyeceğiz.

Dualarda  Ben Demek

‛‛İnni”
        Duada, ‛‛Şüphesiz ben” söylenirken  söylenen ‛‛ben” kelimesi bencilliği ispatlamak için değildir. Çünkü bencillik  bir şey istemekle çelişir. Hâlbuki dua eden şöyle diyor: ‛‛Şüphesiz ben  senden diliyorum…”. Bu, yüce Allah’ın şu sözündeki ‛‛siz” buyurması  gibidir: ‛‛Siz Allah’a muhtaçsınız”. Hâlbuki eğer ‛‛siz”, Allah’ın dışında tasavvur edilirse ihtiyaçsızlığın  ölçüsüdür, ihtiyacı olmanın değil. Neticede, Allah’a doğru ilerleyen salikin  makamıyla çelişkisi olan ve yüce Allah’ın şu buyruğunda geçip de Allah’tan  müstakil olmayı ve ihtiyaçsızlığı ifade eden ‛‛siz” kelimesidir: ‛‛Bu, ancak sizin kendi tarafınızdan ad  koyduğunuz adlardır”. Ama  muhtaç olduğunu ve zelil olduğunu gösterme makamında insanın bencilliğini ifade  etmesi kınanmış değildir. Hatta bu bencilliği ispatlamak değildir. Aynı yüce  Allah’ın şu sözündeki ‛‛siz” kelimesi gibi: ‘Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız’. Hatta  kulluk makamını koruyarak, muhtaç ve fakir olduğuna teveccüh etmek, eğer ikinci  sahıv makamında olursa bunun kendisi  insaniyet makamlarının en kâmil merhalelerinden birisidir. Bu konuya Allah  Resul’ünden (s.a.a) nakledilen şu rivayet işaret etmektedir: ‛‛Kardeşim  Musa’nın sağ gözü görmüyordu; kardeşim İsa’nın ise sol gözü görmüyordu; benim  ise her iki gözüm görmüyor.”

      Neticede bu rivayete göre, teklikte çokluk ve çoklukta teklik makamını  korumak, gönderilmiş peygamberlerden hiç birisine mümkün olmamıştır. Sadece  onların sonuncusu olan Hazreti Muhammed’e (s.a.a) asıl olarak ve onun  vasilerine (a.s) ise ona tabi olduklarından dolayı bu makam mümkün olmuştur.           
               
     
NURİ DÖNMEZ  
   
     
Total Visit: 294
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.