Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 15:19

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۴۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    


VÂKIA SURESİ

     

Mekkîdir, doksan altı âyettir.

(İbn-i Abbas'a göre 82. âyeti Medenîdir. 13 ve 81.  âyetleri, Medine'ye giderken vahy edilmiştir diyenler de vardır. Vâkıa, ansızın  gelip çatacak büyük olay anlamına gelir. Sûrede kıyametten bahsedildiği için bu  isim verilmiştir.)

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla

1- Ansızın kopacak kıyâmet kopunca.

2- Kopacağına dâir söylenen sözlerde yalan yok.

3- Halkı alçaltır, yüceltir.

4- Yeryüzü şiddetli bir sarsıntıyla sarsılınca.

5- Ve dağlar, param-parça olunca.

6- Dağılmış zerre zerre toz haline gelince.

7- Artık üç bölük olursunuz siz.

8- Sağ taraf ehli, ama ne de sağ taraf ehli.

9- Ve sol taraf ehli, ama ne de sol taraf ehli.

10- Ve  bir de ileri geçenler ki herkesi geçmişlerdir.

11- Onlardır  mâbutlarına yaklaştırılanlar.

12- Naîm  cennetlerinde.

13- Öncekilerin  birçoğu.

14- Sonra  gelenlerdense azı onlardan.

15- Altınlarla,  mücevherlerle bezenmiş tahtlarda otururlar.

16- Onlara  yaslanırlar, birbirlerine karşı.

17- İhtiyarlamıyan  delikanlı hizmetçiler dolaşır etraflarında.

18- Kaynağından  doldurulmuş şaraplarla dolu taslarla ve ibriklerle ve kadehlerle.

19- O  şaraptan başları da ağrımaz ve sarhoş da olmazlar.

20- Beğendikleri  meyvelerden.

21- İstedikleri  kuş etlerinden sunulur onlara.

22- Ve  onlara kara gözlü hûriler de var ki.

23- Sanki  haznelerde saklanmış inciler.

24- Yaptıklarına  karşılık.

25- Orada  boş ve çirkin bir söz de duymazlar, günaha âit bir söz de

26- Ancak,  esenlik size, esenlik denir.

27- Ve  sağ taraf ehli, ama ne de sağ taraf ehli.

28- Dikensiz  sedir ağaçlarıyla.

29- Ve  meyveleri birbirine yaslanıp istiflenmiş muz ağaçlarıyla dolu bir yerdedir onlar.

30- Ve  uzayıp giden bir gölgelik.

31- Ve  çağlaya-çağlaya akan sular.

32- Ve  birçok meyveler.

33- Ne  biter, zamanları geçer, ne yiyene yeme denir, yeter.

34- ve  yüksek döşekler.

35- Şüphe  yok ki biz, onların eşlerini de yeniden yarattık.

36- Onları,  kız oğlan kız olarak halkettik.

37- Cilveli,  şirin sözlü, eşlerine âşık ve onlarla yaşıt kıldık.

38- Sağ  taraf ehli için.

39- Onlarda,  evvelkilerden de birçok topluluk var.

40- Ve  sonra gelenlerden de birçok topluluk.

41- Ve  sol taraf ehli, ama ne de sol taraf ehli.

42- Onlar,  iliklere kadar işleyen bir sam yeli içinde, kaynar sular içmedeler.

43- Ve  karardıkça kararan bir dumanın gölgesindeler.

44- Ne  bir serinlik var, ne bir güzellik var

45- Bundan  önce onlar, nîmetler içindeydi.

46- Ve  büyük günahları yapmada ısrâr ederlerdi.

47- Ve  biz derlerdi, ölüp bir yığın toprak ve kemik olduktan sonra mı dirileceğiz?

48- Yoksa  önceden gelip geçen atalarımız mı dirilecek?

49- De  ki: Şüphe yok, öncekiler de, sonra gelenler de.

50- Elbette  bilinen günün muayyen ve mukadder vaktinde toplanacaksınız

51- Sonra  da siz ey yalanlayan sapıklar, şüphe yok ki.

52- Zakkum  ağacının meyvesinden yiyeceksiniz elbet.

53- Derken  karınlar, dolup şişecek.

54- Derken  üstüne, kaynar su içeceksiniz

55- Derken  susuzluk illetine uğrayıp içecek-içecek de kanmayacaksınız

56- Budur  cezâ günü ziyâfetleri.

57- Biz  yarattık sizi, hâlâ mı gerçeklemezsiniz?

58- Gömez  misiniz rahîmlere döktüğüm bir katre suyu?

59- Siz  mi yaratıyorsunuz onu, yoksa biz mi yaratmadayız?

60- Biz  takdîr ettik aranızda ölümü ve kimse geçemez önümüze bizim.

61- Sizin  gibi bir topluluk yaratıp yerinize geçirmek istersek ve sizi de, bilmediğiniz  bir şekle döndürmeyi dilersek.

62- Ve  andolsun ki ilk yaratılışı biliyorsunuz, biliyorsunuz da ne diye düşünmüyorsunuz?

63- Görmez  misiniz ektiğiniz tohumu?

64- Siz  mi bitiriyorsunuz onu, yoksa biz mi bitirmedeyiz?

65- Dilersek  elbette onu kurutup çer-çöp haline getirirdik de şaşırır-kalır, nâdim  olur-dururdunuz.

66- Gerçekten  de biz derdiniz, ziyan ettik.

67- Hayır,  biz mahrûm olduk.

68- Görmez  misiniz içtiğiniz suyu?

69- Siz  mi yağdırıyorsunuz onu buluttan, yoksa biz mi yağdırmadayız?

70- Dileseydik  onu tuzlu, acı bir su hâline getirirdik, hâlâ mı şükretmezsiniz?

71- Görmez  misiniz çakmakla çakıp yaktığınız ateşi?

72- Siz  mi onun ağacını meydana getiriyorsunuz, yoksa biz mi meydana getirmedeyiz

73- Biz  onu, cehennem ateşini bir andırma ve çöllerde konup göçenlere bir fayda olarak  halkettik.

74- Artık  pek ulu Rabbinin adını anarak tenzîh et onu.

75- Andolsun  yıldızların yerlerine.

76- Ve  şüphe yok ki bu, elbette pek büyük bir anttır bilseniz.

77- Şüphe  yok ki bu, pek güzel ve şerefli Kur’ân'dır.

78- Saklanmış  bir kitapt

79- Ona,  temiz olanlardan başkaları dokunamaz.

80- Alemlerin  Rabbinden indirilmiştir.

81- Artık  siz, bu sözü mü yalanlayacaksınız?

82- Ve  o kitaptan nasîbiniz, yalnız onu yalanlamaktan ibâret mi olacak?

83- Hani  can gırtlağa gelince.

84- Siz  de o sırada bakar durursunuz.

85- Ve  biz, ona sizden daha yakınız ve fakat göremezsiniz.

86- İnanmıyorsanız,  cezâ görmeyeceğinizi sanıyorsanız.

87- O  gırtlağa gelen canı geri çevirin bakalım doğru söylüyorsanız.

88- Artık o kişi  yakınlaştırılanlardansa.

89- Artık  ona huzur ve rahat ve rızık ve Naîm cenneti.

90- Ve  ama sağ taraf ehlindense.

91- Artık  esenlik sana sağ taraf ehlinden.

92- Ve ama  yalanlayan sapıklardansa.

93- Kaynar  suyla ziyâfet ona.

94- Ve  cehenneme atılma.

95- Şüphe  yok ki bu, haktır, gerçeğin ta kendisidir.

96- Artık  pek ulu Rabbinin adını anarak tenzîh et onu.

           

 

Total Visit: 366
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.