Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 15:18

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۴۸

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

VEZİRLİK HANEDANLARI

 

İlhânlılar döneminin büyük bir bölümünde memleket işlerinin dü­zenlenmesinde etkin olan ve burada isimleri zikredilmesi gerekli olan ünlü hanedanlardan ilki, nesepleri Fazl b. Rabi’e ulaşan Bahâuddîn Mu­hammed Sâhibdîvân-i Cuveynî hanedanıdır.[1]

Bahâuddîn Cuveynî, 651/1253 yılında İsfahân’da hayatını kaybettiği ana dek Moğol hakimleri yanında her zaman saygın bir kişi ve divan sa­hibi biri olarak yaşa­mıştır. Ondan sonra da oğulları Şemsuddîn Muham­med ve ‘Atâ Melik, sırasıyla üstün siyasî makamlara yükseldiler. Târîh-i Cihânguşâ yazarı ‘Atâ Melik Cuveynî, 24 yıl boyunca Bağdat hakimliğini sürdürdü. Şemsuddîn de dört yıl aynı görevi kardeşinden önce sürdürdü. O, Sultan Ahmed Tekudar tarafından vezirlik görevini sürdürmesinin yanısıra Horasan, Mâzenderân, Irak, Errân ve Azerbaycan hükümdarlı­ğını bağımsız bir şekilde, Rum illerini de dö­nemin Selçuklu sultanlarıyla birlikte yönetti. Cuveynî ai­lesi, kendilerine düşman olan Argun Han (683/1284-690/1291) saltanatı döneminde Emir Buka ve onun yerine ge­çen Fahruddîn Muhammed Mustavfî-yi Kazvînî’nin ça­balarıyla çok acı bir şekilde öldürülüp ortadan kalktılar. Cuveynî hanedanı, genel olarak fazi­letli, alim, edip, edebi­yatçı ve şairlere değer veren kimselerdi. Kendileri de büyük bir çoğunluğu şairlik ve yazarlık ruhuna sahiptiler. İlhânlılar dö­neminde sahip oldukları bu birkaç yıllık etki, bir kesim İranlının işbaşına gelmesine ve memleket işle­rinde yetki sahibi olmasına yararlı bir araç oldu. Bu da tabii olarak İran’da meydana gelmiş olan yıkımların ona­rıl­masında ve yeni imarların yapılmasında bir ölçüye ka­dar etkiliydi. VII/XIII. yüzyılın büyük şair ve yazarlarının birçoğu bu hanedanın bü­yükleri ile ilişki içindeydiler ve kendi kitaplarını onlar adına kaleme alıp şiirlerinde onları övdüler.

Cuveynî hanedanından sonra Argun Han’ın veziri Sa’du’d-devle Ya­hudi-yi Tabîb ve Keyhatu Han’ın veziri Sadr-i Cihân diye meşhur Hâce Sadruddîn Ahmed Hâlidî-yi Zencânî gibi vezirleri de zikretmek mümkün­dür. Sadr-i Cihân, Çin tarzını taklit ederek “Çav” adında bir kağıt para dü­zenleyerek 693/1293 yılında gümüş ve altının yerine memlekette geçerli hale getirdi. 694/1294 yılında Sadr-i Cihân’ın birinci vezirlik dönemi sona erdi ve Cemâluddîn Destcirdânî Baydu’nun veziri oldu. O zamana dek Sahipdivanlık olarak kullanılan sadaret unvanını vezirliğe dönüştürdü. Gazan’ın hükümdarlığının başladığı 695/1295 yılında Cemâluddîn azle­dilerek yerine Sadr-i Cihân ikinci kez ve­zirliğe geldi ve Gazan’ın emriyle öldürüldüğü 697/1297 yı­lına dek bu makamı yürüttü.

Sadr-i Cihân’dan sonra Gazan’ın vezirliği Sa’duddîn Muhammed Mustavfî-yi Sâvecî’ye, onun yardımcılığı da Reşîduddîn Fazlullah-i Tabîb-i Hemedânî’ye verildi. Fakat Sa’duddîn 711/1321 yılında Olcaytu’nun em­riyle öldürüldü. Ondan sonra da 718/1318 yılında öldü­rülme sırası ünlü alim, yazar ve tarihçi olan Hâce Reşîduddîn Fazlullah’a geldi.

Bu dönemin diğer meşhur vezirlerinden Tâcuddîn Alişah Tebrîzî (ö.724/1324) ile oğulları Emir Giyâsuddîn Muhammed ve Halife, daha sonra da Nusretuddîn Adil-i Nesevî ve Dimaşk Hâce gibileri de zikredil­meye değerdir.

İlhânlıların en son büyük ve ünlü veziri, 727/1327 yılından itibaren Ebû Sa‘îd’in vezirliğini yürüten Hâce Giyâsuddîn Muhammed b. Reşîduddîn Fazlullah-i Hemedânî’dir. Fazilet sahibi, ilimsever, edebiyatçı yetişti­ren ve kendisi de yazar olan bir kişiydi. Zamanının birçok faziletli kişisini himayesine almıştı. Hamdullah-i Mustavfî, Târîh-i Guzîde’yi 730/1330 senesinde onun adına kaleme aldı. Kadı Azududdîn-i Îcî, Mevâkıf, Fevâyid-i Giyâsiyye ve Muhtasar-i İbn Hâcib’i onun adına yazdı. Birçok alim, şair ve yazar kitap ve manzume­lerini bu büyük vezir adına kaleme aldılar.

Bu dönemin etkili ve ünlü kişileri arasında Üstat el-Beşîr Hâce Nasîruddîn Muhammed-i Tûsî’nin isminin zik­redilmesi de kaçınılmazdır. O, VII/XIII. yüzyılın en büyük şahsiyetlerinden biriydi. Marâga şehrinde kurmuş olduğu önemli ilmî merkezde ilim büyüklerinden birkaç kişiyi topladı. Eğitim ve öğretim için büyük bir ortam hazırladı ve içindeki kitap sayısı dört yüz bin olarak yazılmış olan bir kütüphane kurdu. Hakikatte de Hâce’nin varlığı, Moğol öncesi dönemin ilmî geleneğinin Moğol döne­mine taşın­ması noktasında önemli etkenlerden biriydi.

 


[1] Bu hanedan ile ilgili olarak bkz. Merhum Mirza Muhammed Han Kazvînî’nin Târîh-i Cihânguşâ-yi Cuveynî’ye yazdığı Mukaddim

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.