Hac görevini yerine getirmek üzere Mekke dışından Mekke'ye gelen hacı, üzerine farz olan temettu umresini yaptıktan sonra, haccının tamamlanması için temettu haccına başlar Temettu haccının da farz olan amelleri şunlardır; 1. Mekke'de ihrâm giymek. 2. Arafat'ta vakfe yapmak. 3. Meşaru'l Harâm'da vakfe yapmak. 4. Mina'da Cemrey-i Ukbâ'yı taşlamak. 5. Mina'da kurban kesmek. 6. İlk kez hacca gidenler için; tıraş olmak. Hacları ilk olmayanlar için taksîr yeterlidir. 7. Kabe'yi tavâf etmek. 8. İki rekat tavâf namazı kılmak. 9. Safâ ile Merve arasında sa'y etmek. 10. Nisâ (kadınlar) tavafını yapmak. 11. İki rekat nisâ tavafı namazı kılmak. 12. Zilhicce'nin 11. ve 12. Gecelerinde Mina'da kalmak. 13. Cemreleri taşlamak. MEKKE'DE İHRÂM GİYMEK Umre amellerini yerine getiren hacılar, temettu haclarını yapmak üzere Zilhicce ayının sekizinci günü bir kez daha Mekke'de ihramlarını giyerler ve bu temettu haccını îfâ etmek niyetiyle “Lebbeyk” diyerek Mekke'nin yaklaşık 24 km. yakınlarında bulunan Arafat dağına giderler. ARAFAT'TA VAKFE Zilhicce ayının dokuzuncu günü öğleden akşama kadar Arafat dağında beklenir. Bu bekleme esnasında insan, Hz. Âdem rolünde bir kişi olarak, Allâh katından uzaklaşmış bir kimsenin rûhî ve manevî hâli ile o mekanda bulunur, tüm günahlarından, bâtıl anlayış ve itikatlarından bir daha geriye dönmemek üzere tevbe eder ve Hakka ilticâ ederek duâ ve niyazda bulunur. Bu mekanda, insan kıyâmet gününün manzarasını bir ân olsun hatırlayarak o dehşetli zamana kendini hazırlamanın lüzûmunu hisseder ve Hakkın dergahından uzak kalmamanın gerekliliğini kavrar. Arafat”ta vakfe yapan hacı, tevbenin yanı sıra, Kendisine Allâh'ı ve emirlerini, yaratılış sırlarını, geçmiş ümmetlerin hayat hikâyelerini, kıyâmeti ve haşri hatırlatmak üzere çokça Kur'ân okumalı, Allâh'ı sürekli anmalı, tüm varlığıyla O'nun varlığını ve azametini hissetmeli, zikretmeli, Peygamber efendimize (a.s) ve Ehl-i Beyt'ine (a.s) salavât-ı şerîfeler getirmeli ve Allâh'a yakarış içerisinde bulunmalıdır. Kişi böylece Arafat'ta durmanın manevî hazzını, lezzetini ve meyvesini elde etmiş olur. MEŞARU'L HARÂM'DA VAKFE Güneşin batışından önce bütün hacılar Arafat dağından Müzdelife'ye doğru hareket ederler. Yaklaşık olarak 6 km. yol aldıktan sonra Müzdelife'ye varırlar. Orada istirahat ederler, sonra akşam ve yatsı namazlarını kılarlar. Gece Müzdelife'de kalmak sünnet bir amel olup dileyenler orada kalırlar. Bu gecede hacılar, şeytânlarla genel bir savaş günü olan ertesi gün için yetmiş adet ufak taşlardan toplayıp yanlarında bulundururlar. Fecir doğduktan sonra da Meşaru'l Haram'da farz olan vakfeyi yaparlar. Şafağın atması ve Güneşin doğması ile birlikte hacılar bir sel gibi Mina'ya doğru akmaya başlarlar. Hacılar; Arafat'taki vakfelerinde yerine getirdikleri Kur'ân okuma, Allâh'ı anma, duâ, yakarış, zikir, salavât vs. gibi amellerini Meşaru'l Haram'daki ve Müzdelife'deki vakfelerinde de yaparlar ve o gecenin sessizliğinde Rabbi ile baş başa kalmaya ve O'na gözyaşı sunma, kalpten yönelme mutluluğu ve imkanını elde ederler. CEMRE-İ UKBÂYI (BÜYÜK ŞEYTÂNI) TAŞLAMAK Zilhicce'nin onuncu günü güneşin doğmasıyla birlikte, şeytânlarla mücadele etmek için hacılar Mina'ya doğru akmaya başlarlar. Şeytânın sembolü olan Cemre-i Akabe'nin hizâsına gelenler yedi ufak taşla onu taşlarlar. Her taş atıldığında da günahlarından af edilmeleri ve Allâh'ın amellerini kabul etmesi için duâda bulunurlar. Buradaki taşlamanın bir sırrı odur ki; insanoğlu gerek nefsinin şeytânlıklarına, dıştaki şeytânlaşmış kişi, kurum ve otoritelerin karşısında olarak onlarla dâimî bir savaş halinde olduğunu hatırlar, onları her yeni başlayan haftanın bütün günleri boyunca reddedeceğine, onlara karşı olacağına atmış olduğu yedi taş ile remzen, sembolik olarak işâret eder. Evet... Ey aşk ehli! Bu yedi taşı atmanın elbette ki sayısız hikmetleri vardır. Yine hikmetlerinden birisi de odur ki, insan, kendisini şeytâna ve bâtıl yollara sürüklemede temel uzuvları olan yedi uzvun (el, ayak, göz, kulak, dil, ağız ve tenâsül organı) taşkınlıklarına ve sapkınlıklarına dur diyecek, onları nefs-i emmârenin hizmetine vermeyecektir. Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 119, Tehzîb: c: 1 sh: 181, 379, İstibsâr: c: 1 sh: 343, Vesâilüş Şîa: c: 6 sh: 221 Molla Câmi: Baharistan: sh: 64 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 170-171, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 118, İstibsâr: c : 2 sh: 45 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 119 [5] Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 116-118, Tehzîb: c: 1 sh: 369 [6] Tehzîb: c: 1 sh: 369, İstibsâr: c: 2 sh: 40-41 Daha geniş bilgi için bakınız: Seyyid Rûhullâh (r.h): Tahrîrul Vesîle: c: 2 sh: 304-310, Allâme Hıllî: Şerâiul İslâm c: 1 sh: 192-196, Muhtasarun Nâfî: sh: 83-84, Seyyid Allâme Hoî: Minhâcü's Sâlihîn, vb. Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 175, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 113 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 176, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 s h: 119 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 122-123 Meselâ bakınız: Bakara (2): 43, 83, 110, Nisâ (4): 77..., Mâide (5): 55..., Nûr (24): 56, Müzzemmil (73): 20..., vs. Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 497 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 6, Men lâ yahduruhul f akîh: c: 2 sh: 37 A'yânü'ş-Şîa: c: 1 sh: 316 Usûl-u Kâfî: c: 2 sh: 23 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 506, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 6, Uyûn-u Ahbâru'r-Rızâ: c: 1 sh: 258 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 498, Men lâ yanduruhul fakîh: c: 2 sh: 25 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 50 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 61, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 2 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 507 Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 4 Bu ölçü, yöreye bağlı olarak alimlerce farklı farklı verilmiştir ve 96 grama kadar de ğişir. İslâm'ın ilk devirlerinde miskal, dinar, dirhem ve benzeri ağırlık ölçüsü birimleri kullanılırdı. Bunlar için de temel ağırlık olarak genelde hubûbât cinsinin -özellikle de arpanın- tane ağırlığı esas alınmıştır. Arpaların bölgelere göre büyük lüğü farklı olduğundan neticede miskâl, dînar, kırat, devânik, dirhem ve benzeri ağırlıkların gramajları da farklılık arz etmiştir. Biz de burada ortalama olarak belirttiğimiz miktarı taban aldık. Hesâbımızı bir miskal4.8 gram üzerinden yaparak bu sonuca ulaştık. Bu taban miktar her ne kadar farklılaşsa da netice itibarı ile altında 10-20 gram gibi, gümüşte da yaklaşık 100 gram gibi bir oynama (yukarıya doğru) göstermektedir. Bu da çok önemli bir hesap kayması sayılmaz. Hesaplama şekli altının nisâbı b ölümünde örneklendirilmiştir. Oradaki bilgilere bakılarak hesaplanılabilir. Zekat ile ilgili geniş bilgiler için bakınız: Seyyid Rûhullâh: Tam ilmihâl, Tahrîru'l Vesîle, Allâme Cevâd Tebrizî: Tam ilmihâl, Allâme Hıllî: Şerâiu'l İslâm, Muhtasaru'n Nâf î, Seyyid Hoî: Minhâcü's Sâlihîn, vb. Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 503, 505, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 7 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 504, Men lâ yahduruhul fakîh: c:2 sh: 6 Furu-u Kafi: c: 3 sh: 506, 546, Men la yahduruhul fakih: c: 2 sh: 6 Furû-u Kâfî: c: 3 sh: 504, 505, Men lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 6 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 253 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 268, 269 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 422, Mecmauu'l-Beyân: c: 7 sh: 129, El-Mîzân: c: 14 sh: 377 Furû-u Kâfî: c: 4 sh: 240, M en lâ yahduruhul fakîh: c: 2 sh: 132 Kıran haccı ve ifrad haccı yalnızca Mekkeli olanlara farz olduğundan ayrıntılarına girme gereği görmedik. Emrine itaat etmeye hazırım, Allâh'ım emrine itaat etmeye hazırım. Emrine itaate hazırım ey ortağı olma yan (Allâh'ım) emrine itaate hazırım. Şüphesiz ki hamd, nimet ve mülk sana aittir. Senin bir ortağın yoktur. Hac görevini yerine getiren bir kadının tavaf ve sa'y'ının âdet günlerine denk gelme korkusu olduğu durumda, bu ibadetlerini vakfelerden önce yapması câizdir. Şayet bu ibâdetleri yapma esnâsında âdet hâli vâki olursa, yerine getiremediği ibadetlerinin kazâsını, temizlendikten sonra yapar. Hasta ve çok yaşlı olan kimselerin de tavaf ve say'ını vakfeden öne almaları câizdir. Hac ibâdeti, cemaatle birlikte icrâ edilen bir ibâdet olduğundan, gerekli açıklamaların, ayrıntıların Ehl-i Beyt yolunun değerli âlimlerinden öğrenilmesi her Müslüman-Alevi hacının görevidir.
|