Çarsamba 8 Şubat 2012 - 22:01

الأربعاء ١٦ ربيع الأول ١٤٣٣

چهارشنبه ۱۹ بهمن ۱۳۹۰ - ۲۳:۳۱

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
       


TÜRK AYNASINDA FARSÇA

     
       
türk aynasinda farsça
     
     

     Kökü itibarıyla dünyanın en eski dilleri arasında yer alan Farsça,  milattan yediyüz yıl öncesine ait açık tarihi ve bin yıllık yazılı  eserleriyle İran’ın köklü ve sağlam kültürünü komşu ülkelere kadar  tanıtmıştır.

     

    Bu eserler İran"ın kültür, sanat ve  zevkinin tecelli noktası olmuştur. Bu eserlerin benzerlerine dünya  edebiyatında pek az rastlanmaktadır. Birçok dillerin aksine Farsça,  asırlardır ağırlık ve heybetini hiçbir yara almadan korumayı  başarmıştır. Bu gün kullanılan Farsça, bin yıl önce yazılan  Firdevsi’nin Şahname’sinde kullanılan Farsça ile hemen hemen aynıdır.  Halbuki örneğin, dörtyüz yıl önce Şekspir tarafından eserlerinde  kullanılan İngilizce, bu gün aynı dili konuşan insanlar tarafından  rahatlıkla anlaşılmamaktadır.

     

    Kültürel bağların kurulmasında  en önemli etkenlerden ve asıl iletişim aracı olan dil, din, folklor,  örf ve adetlerle birlikte, sosyal birliktelerin oluşumu ve yayılmasında  önemli rol almaktadır. İran kültür ve medeniyetinin asıl taşıyıcısı  olan Farsça, sahip olduğu güç ve yetenekleri sayesinde zamanla diğer  ulusların, ez cümle Türklerin, dil ve kültürüne nüfuz etmeyi  başarmıştır. Kültürel ilişkilerde dillerin gücü ve yeteneğini asli  unsur olarak göz önünde bulundurursak, bu kadar Farsça sözcüğün  Türkçeye geçmesinin nedenini anlayabiliriz.   

     
       
         
Türkler,  coğrafi konumları, tarihi münasebetleri, kültürel yapıları ve sosyal  nedenlerden dolayı İranlılarla devamlı ilişki içerisinde olmuşlardır.  Kültür tarihi yazarlarından bir gurup, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde  bulunan kitabelere dayanarak, İran kültürünün yüzyıllarca öncesinden  beri Türkler arasında yaygınlaştığını ve Anadolu’nun uzun süre  Hahameneşlerin yönetimi altında olduğu kanaatindedirler.
       
     
     

 Ancak  kesin olan, İran’ın Anadolu’daki kültürel etkisi gerçek anlamda  Selçukluların hükümetinden kısa bir süre önce başlamış ve giderek tüm  Rum diyarını kapsamıştır. Selçukluların Malazgirt savaşıyla birlikte  iktidarı ele geçirmelerinden sonra, ilim dili olarak saygı  gösterdikleri Arapçanın yanı sıra Farsçayı da resmi dil olarak kabul  ettiler. İbn-i Bibî El-Evamiru’l-Ala’iyye Fi’l-Umuri’l-Alaiyye adlı  kitabında, Selçuklular döneminde Farsçanın, resmî konuşma ve yazışma  dili olmakla beraber, çoğunluğu Türk olan sıradan halktan, sultanlar ve  vezirlere kadar herkesin ilgi odağı haline geldiğini ve Farçaya  hakimiyet konusunda birbirleriyle yarışa girdiklerini gösteren bir  olayı nakletmektedir.

     
       
türk aynasinda farsça
     
     

     İslâm medeniyeti, büyük Horasan’dan (İran medeniyetinin merkezi)  geçerek Türk topraklarına ulaştığı ve Türkler’in İranlılar vasıtasıyla  İslâm ile tanışmalarından sonra iki millet arasındaki dostluk bağları  daha da pekişerek, o güne kadar sadece maddî menfaatler üzerine kurulan  ilişkiler, manevî bir boyut kazandı. Türkler İran kültürüne daha fazla  ilgi duyarak, duygularını dile getirirken Farsçadan ilham aldılar.  Eskiden İran’da Arapça bilmek bir üstünlük sayıldığı gibi o dönemde de  Farsça bilmek Türkler için bir üstünlük aracı olarak görülmeğe  başlamıştır. Onlar Farsça’yı birlik ve beraberliği pekiştirmek  doğrultusunda bir vasıta olarak görüp, bu dilin kültürel ve siyasal bir  sulta aracı olduğunu hiç bir zaman düşünmediler.

     

    Farsça Türk  topraklarına geçişte hiç bir engelle karşılaşmamıştır. Zira Türkler  batıya doğru göç sırasında İran’da kalarak Fars dili gibi İran  kültürünü oluşturan bazı unsurlarla yakından tanışmışlardır. Bu yüzden  Farsça başta olmak üzere İran kültürü, çeşitli yollardan Türk kültürüne  etki etmiştir. İlk olarak, herhangi bir nedenden dolayı kendi  diyarlarını terketmek zorunda kalan İranlı alimler yarattıkları  eserlerle, Farsçanın ününü artırıyorlardı. Örneğin, Moğol zulmünden  kaçıp Anadolu’ya sığınan Fahreddîn-i İrakî ve Seyf-i Ferganî veya Belh  halkının eziyeti sonucu, ülkesini terketmek zorunda kalan Necm-i Daye  ve Sultanu’l-Ulema, ya da dinî ihtilaflardan dolayı yar ve diyardan  ayrılan Gulşenî ve İdris-i Bidlilî, ve Harzemşah’ın yenilgisi sonucu  ülkesini terketmek zorunda kalan İbni Bibî.

     

    İkinci olarak,  Türk sultanlarının teveccühü sayesinde Farsça ilgi gördü ve yükselişe  geçti. Önce, Melikşah ve Sultan Tuğrul gibi Farsça şiirler söyleyen  Selçuklu sultanlarının sarayı, Fars dili ve edebiyatına ilgi duyanların  mahfili oldu. Harzemşahlar döneminde ise Farsça saray dili olarak  kullanıldı ve Atsız, Tekeş ve Alauddin ve Tacuddin adında iki oğlu gibi  kimi sultanlar Farsça şiir söylüyorlardı. Moğol istilası bir süre  duraklamaya sebep olsa da, 600 yıl boyunca Türk topraklarına hükmedecek  olan Osmanlı’nın kurulmasıyla Farsça tekrar canlandı. Fatih Sultan  Mehmet, Sultan Beyazıt, Sultan Selim ve Sultan Süleyman gibi bazı  Osmanlı padişahları şairleri ve şiir söylemeyi seviyorlardı.

     
       
türk aynasinda farsça
     
     

     Farsçanın canlanmasına sebep olan üçüncü mesele, Türk edebiyatçılarının  Farsçaya gösterdiği ilgiydi. Farsçanın Türk koruyucuları çeşitli  yollardan Farsçayı yaymaya çalışmışlardır. Fuzulî gibi bazı Türk  edebiyatçıları, Farsçanın ünlü ediblerini izleyerek Farsça divanlar  hazırlamışlardır. Alişir Nevayi gibi bazıları da Farsça söyleyen  şairler hakkında övgü dolu şiirler yazmışlardır. Diğer bazıları Fars  dilinin ana eserlerini tercüme etmeyi tercih ediyorlardı. Yine Surur-î,  Sudî, Lami’î ve Şem’î gibi bazıları da şerh yazma alanında  çalışmışlardır. Ve nihayet Şu’ûrî, Şahidî ve Hilmî gibileri de, iki  dilli sözlükler derlemişlerdir.

     

    Osmanlı döneminde zirveye  ulaşan, ve büyük ölçüde Farsçanın etkisi altında olan ve ondokuzuncu  asrın ikinci yarısına kadar, yapısında hiçbir değişme olmaksızın, çok  değerli eserler yaratan Divan Edebiyatı veya başka bir deyimle klasik  Türk edebiyatı, iki millet arasındaki en önemli ortak noktadır. Türk  dilinin Farsçadan beslenmesi neticesinde bir çok Farsça sözcük Türkçeye  aktarıldı. Her ne kadar Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Türkçe"nin  yabancı sözcüklerden, özellikle de Farsça ve Arapça sözcüklerden  arındırılması hareketi sonucunda bir çok yabancı sözcük Türkçeden  atılmasına rağmen hala çok sayıda Farsça kelime ve deyim Türkçedeki  varlığını korumaktadır. Ayrıca, arındırılmış olan kelimeleri bilmeden   eski Osmanlı metinlerini anlamak oldukça güçtür, çünkü o sözcükler Türk  dili ve edebiyatının temelini oluşturmaktadır. Başka bir ifadeyle her  ne kadar bu kelimeler, bugünkü Türkçede kullanılmıyorsa da Türk  edebiyatının çeşitli sahalarında araştırma yapmak isteyen herkes o  kelimelere muhtaç olmaktan kurtulamıyor. Hatırlatmak gerekir ki, Moğol  hakimiyeti gibi bazı dönemlerde küçük ölçüde de olsa Türkçe kelimeler  Farsçaya girmiştir. Ancak daha çok hükümet erkanlarıyla ilgili olan bu  kelimeler, Moğol istilasının sona ermesiyle etkisini kaybetmiş ve bir  kısmı ise Timurlar ve Türkmenler gibi İran’a hakim olan bazı Türk  kavimleri döneminden bu yana İranlılar tarafından kullanılmaktadır.

     

     Farsçanın Türkçe üzerindeki etkisini bir çok sahalarda görmek mümkündür. Bunların bazıları şöyle:

     

1- Edebi kavramlar; (örneğin saçı sünbül ve yılana benzetmek, gözü nergise, yanağı güneşe, boyu selviye benzetmek vb...)

     

2- İrfanî ıstılahlar; (can, ayîn, çark, çile, destar, destegül, ham, harabat, ve keşkül gibi vb...)

     

3- Musiki kavramları; (neva, segah, çargah, beste, güfte, bestenegar, ahenk, buselik,vb...)

     

4- İsimler; (Nuşin, Nesrin, Bihter, Şadıman, Şadi, Şebnem, Turan, Agah, Baran, Nalan vb...)

     

5- Kuş isimleri; (şahin, bülbül, kumru, horoz, kuğu vb...)

     

6- Hayvan isimleri; (zurafa, sincap vb...)

     

7- Sebze isimleri; (yonca, yulaf, şahtere, havuç, turp, terhun, vb...)

     

8- Çiçek isimleri; (menekşe, lâle, sümbül, şebboy, zanbak, vb...)

     

9- Ağaç isimleri; (zeytin, serv, badem, vb...)

   

Türkler ayrıca bazen Farsça kelimelerinin kullanım şeklini veya manasını değiştirerek kullanmışlard



Total Visit: 1143
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.