Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 14:59

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۲۹

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 


TÛR SURESİ

       

Mekkîdir, kırk dokuz âyettir.

       

(Tur dağına and içilerek başlandığından bu adla anılmıştır.)       

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla       

1- Andolsun Tûr'a. [1]       

2- Ve yazılmış kitaba.       

3- Yayılmış kâğıtta. [2]       

4- Ve mâmur eve. [3]       

5- Ve yüceltilmiş tavana. 4]       

6- Ve taşkın, coşkun, dalgalanıp duran denize.       

7- Şüphe yok ki Rabbinin azâbı, yerine gelip olacak.       

8- Onu bir defedip gideren bulunmayacak.       

9- O gün gök, bir çalkantıya düşüp döner.       

10- Ve dağlar, yerlerinden oynayıp yürür.

11- Artık yazıklar olsun o gün yalanlayanlara.       

12- Öyle kişilerdir onlar ki daldıkları batakta oynayıp dururlar.       

13- O gün itilip kakılarak cehenneme atılırlar.       

14- İşte budur yalanladığınız ateş.       

15- Bir büyü mü bu, yoksa görmüyor musunuz?       

16- Girin ona da artık sabredin, yahut etmeyin, birdir size; ancak yaptığınızın karşılığı olarak cezâlanacaksınız.       

17- Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerdedir ve nîmetler içinde.       

18- Nîmetlenirler orada Rablerinin verdiği nîmetlerle ve Rableri korur onları koca cehennemin azâbından.       

19- Yiyin ve için, âfiyetler olsun, yaptığınız şeylere karşılık.       

20- Saf-saf dizilmiş tahtlara dayanarak ve onları, iri gözlü hûrilerle evlendiririz.       

21- Ve inananlarla soylarından, inanarak onlara uyanları, soylarından gelenlerle birleştirir, buluştururuz ve yaptıklarının mükâfatından hiçbir şeyi eksiltmeyiz; herkes, kazancına bağlıdır.       

22- Ve onlara meyve ve gönüllerinin tam istediği et vereceğiz.       

23- Ve birbirlerine öyle bir kadeh sunarlar ki içtikleri şaRabın sonucunda ne boş şeylerden bahsediş var, ne günaha giriş.       

24- Ve öylesine genç hizmetçiler, etraflarında döner-durur ki sanki onlar, haznelerde saklanmış inciler.      

25- Ve birbirlerine dönüp sorarlar, konuşurlar.       

26- Derler ki: Gerçekten de daha önce ehlimizin içinde, ilimizde, yurdumuzda, korku içindeydik biz.       

27- Derken Allah lûtfetti bize ve korudu bizi tâ iliklere işleyen sam yelinin azâbından.       

28- Gerçekten de önceden onu çağırırdık; şüphe yok ki o, şanı yüce bir lütuf sâhibidir, rahîmdir.      

29- Artık öğüt ver, gerçekten de Rabbinin nîmeti sâyesinde sen, ne kâhinsin, ne deli.       

30- Yoksa onlar, bir şâir ki ölmesini, zâmanın kötülüklerine uğramasını gözetiyoruz mu diyorlar?       

31- De ki: Gözetin bakalım, gerçekten ben de sizinle berâber gözetmedeyim.       

32- Yoksa bu sözleri akılları mı emrediyor onlara, yoksa azgın bir topluluk mu onlar?      

33- Yoksa onu kendisi uyduruyor mu diyorlar? Hayır, inanmamışlardır onlar.       

34- Artık buna benzer bir söz getirin meydana sözünüz doğruysa.       

35- Yoksa boşu-boşuna mı yaratıldı onlar, yoksa onlar mı yaratıcılar?       

36- Yoksa gökleri ve yeryüzünü mü yarattı onlar? Hayır, iyiden-iyiye inanmamışlardır onlar.       

37- Yoksa onların yanında mı Rabbinin hazneleri, yoksa onlar sorumsuz bir saltanata mı sâhip?       

38- Yoksa merdivenleri var da gökten mi duyuyorlar? Öyleyse duyanları, apaçık bir delil göstersin.      

39- Yoksa kızlar onların da erkek evlâtları sizin mi?       

40- Yoksa onlardan ücret istiyorsun da bu yüzden ağır bir borca mı giriyorlar?       

41- Yoksa gizli şey, yanlarında da yazıyorlar mı?       

42- Yoksa bir düzen mi kurmak istiyorlar? Asıl düzene uğrayıp cezâlanacaklar, kâfir olanlar.       

43- Yoksa Allah'tan başka bir mâbutları mı var? Şanı yücedir, münezzehtir Allah, şirk koşanların şirk koştukları şeylerden.       

44- Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, birbiri üstüne yığılmış bulut derler.       

45- Artık bırak onları helâk olacakları güne dek.       

6- Bir gündür o gün ki düzenleri, onlardan hiçbir şeyi gideremez ve onlara yardım da edilmez.       

47- Ve şüphe yok ki zulmedenlere, bundan başka azap da var ve fakat çoğu bilmez.       

48- Ve sabret Rabbinin hükmüne, gerçekten de gözümüzün altındasın sen ve Rabbine hamdederek tenzîh et onu kalkınca.       

49- Ve geceleyin de onu tenzîh et ve yıldızların batacağı sırada da.  

  

[1] ) Tur, Mûsâ Peygamberin Tanrı vahyine ve Tanrı tecellisine mazhar olduğu dağdır.       

[2] ) Âyetteki "rak", üstüne yazı yazılan deri anlamına gelir, kâğıda da denir.       

[3] ) Dördüncü kat gökte, Kâbe'nin tam hizasındaki mabet. Kâbe'dir diyenler de olmuştur.
         
[4] ) Gök, yahut arş.

     

 

Total Visit: 397
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.