| TİMUR Moğolların Can yakıcı saldırılarından sonra İranlı ve İranlı olmuş küçük devletlerin kurulması, bu topraklar¬daki bir miktar İranlı hükümdarlığın kurulmasını müj¬deleyici olmasıyla birlikte Timur’un İran’a yaptığı can ya¬kıcı akınlar belasıyla karşı karşıya kaldı ve tüm bu devlet¬leri dize getirdi. Timur, Maveraunnehir’deki Moğol kabi¬lelerinden birinin lideri olan Emir Turgay’ın oğluydu. 782/1380 yılından itibaren İran’a saldırıya başladı. Yedi yıl içinde Horasan, Gurgân, Mâzenderân, Sistân, Af¬ganistan, Fars, Azerbaycan ve Kürdistan’ı ele geçirdi. 795/1393 senesinde de Bağdat’ı İlekânlılardan aldı. 801/1399 senesinde Keşmir ve Dehlî’yi ele geçirdi. Güçlü bir lider olmasıyla birlikte vahşice katliamlardan da sakınmamak¬taydı. Sistân ve İsfahân’da öldürdüğü binlerce kişinin kafalarından yap¬tırdığı minarelerin hikayesi meşhur¬dur. İranlı bölgesel devletlerin Timur eliyle yıkılmasıyla İran’ın parçalanmış kültürünü diriltmekle uğraşan İranlı hanedanlar yok oldular ve İran toprakları baştan başa iki kısma bölündü. Horasan, Gurgân, Mâzenderân ve Sistân Herât’ta yerleşmiş olan Şâhruh’un payına düştü. İran’ın batısı, Azerbaycan ve Er¬menistan ise Mirza Mirânşâh’ın eline, ondan sonra da oğlunun eline düştü. Timur’un ölümüyle birlikte bu geniş imparatorlukta bir dağınıklık görüldüyse de Timur’un ve çevresindekilerin Müslüman olup bu medeni¬yetle tanışması ve oğlu Şâhruh döne¬minde durumun düzelmesiyle birlikte İran’da yeni bir edebiyat ve sanat döneminin başlamasına yol açtı. |