Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 14:52

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۲۲

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

TASAVVUF HAREKETLER

 

 

           Sûfîler, V/XI. yüzyılın ikinci yarısında, VI/XII. yüzyılın tümünde ve VII/XIII. yüzyıl başlarında kendi faaliyetlerinin en önemli dönemini İran’da sür¬dürmekteydiler. Selçuklular döneminin başla¬rında önceki büyük şeyhlerden bir kısmı hala kendi faaliyetleri ve müritlerinin eğitimi ile ilgilenmekteydiler. İkinci bölümde bu fırka ile ilgili olarak onların adlarına işaret etmiştik. Bu kesimin tasavvufî dü-şüncelerin yayılması konusundaki çalışmalarının neticesi şu anda üze¬rinde durmakta olduğumuz dönemin başlarında tümü tasavvuf konusunda ya¬rarlı eserlere sahip olan büyük şeyhlerden bir grubun ortaya çıkması oldu. Aşa¬ğıda adı geçen kişiler bu gruptandır:

           Tasavvufun çok tanınmış olan eserlerinden olan ve Farsça tercümesi de elde mevcut bulunan ve çok meşhur olan Risâle-i Kuşeyrîye’nin sahibi Şeyh Ebû’l-Kâsım Abdulkerim-i Kuşeyrî (ö.465/1072);

           Tasavvufun temellerinin zikri ve müellif dönemine kadarki bu fırkanın öncülerinin büyük bir bölümünün tanıtıldığı meşhur kitap Keşfu’l-Mahcûb’un sahibi Gazne yakınlarındaki Hucvîrli Ali b. Osman Cellâbî-yi Hucvîrî;

           Nûreddîn Abdurrahman-i Cami’nin Nefâhatu’l-Uns adlı eserini kaleme alırken temel aldığı Farsça kaynak eser Tabakâtu’s-sûfiye kitabının sahibi, Arapça Menâzîlu’s-Sâirîn kitabının ve çoğunlukla güzel vezinli nesir şeklinde yazılmış tasavvuf konusunda Farsça meşhur risalelerin sahibi Hâce Abdullah-i Ensârî (ö.481/1088);

           Farsça irfanî nesrin en güzel örneklerinden olan Savânıhu’l-‘Uşşâk, Lubâbu’l-ihyâ ve Kitâbu’z-Zahîre fi ‘Ulûmi’l-Basire, Kitâbu Bahri’l-Hakîka gibi eserlerin ve Farsça inşa sahibi Şeyh Ebû’l-Futûh Ahmed b. Muhammed-i Gazzâlî-yi Tûsî (ö.517/1123);

           Meşhur arif, edip ve yazar Aynu’l-Kudât Hemedânî, Arapça ve Farsça birkaç kitap ve risalenin yazarıdır. Bunlar arasından Yezdan-şinaht kitabı, Ri¬sâle-i Cemâlî, Kitâb-i Temhidât ve Mekâtib adlı eser-leri Farsça çok akıcı ve etkileyici bir dille yazılmışlardır. Onun tasavvuf ve irfan usulü ko¬nusunda başka Arapça kitapları da vardır. Henüz otuz üç yaşındayken 525/1130’da kavmin mutaassıpları tarafından şehit edildi.

           VI/XII. yüzyıl sonlarında ve VII/XIII. yüzyıl başlarında İran’da tasavvuf alanında çok önemli şeyhlerinden iki kişi vardı ki her biri tasavvuf şeyhlerinin, yazarların ve şairlerin bir bölümünü kendi eli altında eğitip büyüttüler. Bunlardan birisi:

           Moğol fitnesinde 618/1221 yılında Harezm’de öldürülen “Kubrâ” ola¬rak ta¬nınan Şeyh Necmeddîn-i Hayyûkî’dir. Tasavvufun esasları konu¬sunda Arapça ve Farsça çok önemli eserleri vardır. Bun¬ların en önemlileri, Risâle fi’s-Sulûk, Risâletu’t-Tarîk, Hidâyetu’t-Tâlibîn, Farsça Âdâbu’l-Murîdîn, Sekînetu’s-Sâlihîn ve Vusûl ilallâh adlı eserleri çok ünlüdür, ay¬rıca kendisinden Farsça şiirler de ge¬riye kalmıştır.

           Şeyh Necmeddîn’in eli altında Farsça söyleyen birkaç meşhur arif eğitim görmüştür. Şeyh Mecdeddîn-i Bağdâdî (616/1219 yılında öldürüldü), bunlardan birisi olup kendisinden geriye çok güzel Farsça nazım ve nesir eserleri kalmıştır. İrfanî esasları, tasavvuf adabını, seyr u sulûkun derecelerini, salikin durum ve makamlarını içeren birkaç mektubu ve ha¬vasın toprak aleminden melekût ale¬mine yolculuğunu konu alan Sefer adlı risalesi çok ünlüdür.

           Necmeddîn-i Kubrâ’nın diğer meşhur öğrencilerinden biri de Şeyh Seyfeddîn-i Bâherzî (ö.658/1259) olup uzun yıllar Buhârâ’da eğitim ve eser ka¬eme almakla uğraştı. Farsça çok güzel risale ve şiirleri vardır.

           Necmeddîn-i Kubrâ’nın eğitim gölgesi altında yetişmiş büyük şahsiyetlerden birisi de ünlü şair Şeyh Attâr-ı Nîşâbûrî’dir. Bu¬nunla ilgili olarak bundan sonra birkaç kelime söyleyeceğiz. Attâr’ın tasavvufun esasları ko¬nusunda söylemiş olduğu manzum birkaç eseri¬nin yanında onun tasav¬vufun ileri gelen büyük şeyhlerinin hayatları, görüşleri ve sözleri konusunda yazdığı Tezkiretu’l-Evliyâ adlı mensur eseri de çok ünlü ve önemli olup edebiyatçılar tarafından dil¬den dile do¬laşmaktadır.

           Necmeddîn-i Kubrâ’nın bir diğer öğrencisi “Mevlânâ” olarak tanınan Mevlânâ Celâleddîn-i Muhammed’in babası “Bahâ-i Veled” olarak tanınan Şeyh Bahâeddîn Muhammed’dir. Bahâ-i Veled, tasavvufun büyük ve ileri gelen şeyhle¬rinden olup kendi meclislerinden oluşan bir mecmua olan Ma’ârif adlı ünlü kita¬bın yazarıdır. Konya’da 628/1230 yılında vefat etmiştir.

           VI/XII. yüzyıl sonları ile VII/XIII. yüzyıl başlarının büyük tasavvuf şeyhlerinin yetişmesinde etkin olan ve İran tasavvuf tarihinde üstün bir makama sahip olan iki kişiden diğeri de Şeyh Şihâbeddîn Ebû Hafs Ömer-i Suhreverdî’dir (ö.632/1234). Tasavvufun esaslarının açıklanması konusunda birçok eserin sahibidir. Bunu, Şeyh İşrâk olarak bilinen Şihâbeddîn Ebû’l-Futûh Yahyâ ile karıştırmamak gerekir. Şihâbeddîn Ebû Hafs’ın ünlü eserlerinden Reşefu’n-Nasâyihi’l-imâniyye, ‘Avârifu’l-Me‘ârif, İ’lâmu’l-Hudâ en önemlileridir. Suhreverdî’nin öğrencilerinin tümü VII/XIII. yüzyılda ünlü kimseler olup yeri geldiğinde onlar hakkında bilgi vereceğiz. Evhadeddîn-i Kirmânî (ö.635/1237), Necîbeddîn Ali Bezehş-i Şîrâzî (ö.678/1279), Muşerref b. Muslih Sa’dî-yi Şîrâzî (ö.690/1291 veya 691/1292) vb. kimseler. Bunların tümü Farsça önemli ve ünlü nazım ve nesir eserle¬rin sahibi idiler. Nitekim göreceğimiz üzere, Suhreverdî’nin öğretilerinin devamı, Hindistan’da Şeyh Bahâeddîn Zekeriyyâ-yi Moltânî’nin aracılığıyla devam etti. O, Suhreverdîye-i Moltân fırkasının kurucusu olup kendisi de Hindistan’daki Farsça söyleyen birçok şair ve yazarın yetişmesinde ve eğitilmesinde çok etkin bir rol oynamıştır.

           V/XI. yüzyıl ortalarından VII/XIII. yüzyıl başlarına dek gelen büyük ta¬savvuf şeyhlerinin bir fihristi noktasında yapmış olduğumuz bu özet açıklamalar, bizleri önemli bir noktaya yönlendirmektedir. O da bu dönem tasavvufçularının Fars nesir ve nazmında kazanmış ol¬dukları çok büyük önem ve Fars edebiyatı temelle¬rinin çok sağlam ol¬ması noktasındaki inkar edilemez katkılarıdır. Bu fırka, suluk ehlini eğitme ve halk kesimlerini irşad etme noktasında göstermiş oldukları özel eğilim ile Farsça şiir ve nesrini, kendi irfanî, ahlakî ve eğitici yük¬sek amaçlarını açıklamak için araç haline getirdiler. İşlerinin temeli zevk ve hal üzere olduğu için de Fars nesir ve şiirini mutluluk ve letafetle iç içe bir şekle sokup yeni bir dü¬şünce tarzı bağışladılar. Ayrıca şiir ve nesri, saray ve eşraf duvarları arasından çı¬karılıp halk arasında yaygınlaşması için kesin bir araç haline ge¬tirdiler. Yeri gel¬diğinde bu konudan da söz edeceğiz.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.