Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 14:36

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۶:۰۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    


Semavi Dinlerde Örtünme

Insani ve ve varliksal boyutlarini yakindan tanima konusu , günümüzde de büyük bir istekle sürdürülen çok genis ve kapsamli bir konudur. Biyoloji, P p sikoloji, S s osyoloji ve T t arih gibi çok farkli ilim dallarinin her biri özel bir bakis açisiyla insan i in çesitli boyutlarini arastirma konusu yaparak mikroskop altina almis , çok yeni ve degerli buluslar saglamislardir yapmislardir . Ama bütün bu nlara çalismalara ragmen insan hakkinda arastirmalari sürdürülen bir çok sayida soru lar vardir.

Dr. Alexis Carrel Hhakli olarak ve bu kompleks nüansi itiraf etmisvurgulamak olmak için insan hakkindaki kitabini “Meçhul Insan” diye adlandirmistir. Meshur Ingiliz bilgini L. Aubrey de söyle diyor: “Neden uzaklara gidelim ki? Henüz kendimizi bile taniyamiyoruz, ne oldugumuzu bilemiyoruz! Tabiat ile var olan iliskilerimiz hakkinda gerçek bir bilgiye sahip degiliz.
Bu yüzden bilim ilerledikçe her ne kadar ilerlerse ilerlesin bir o kadar da insan bizzat kendisini tanimak konusunda hakkindaki aciz oldugunun liginin farkina varmaktadir. Bu yüzden insani ve mutluluk yolunu tanimak için alemlerin R r abbinin ve insanin gerçek yaraticisinin dergahina yönelmeli, vahiy ekolünün bakis açisiyla insani yeniden tanimali ve vahyin hidayet ögretilerini hayatimizin en önemli bas ödevi edinmeliyiz.

Yaratilis ve Yasama Sistemlerinin Uyumu

Insan ve evrenin yaraticisi tarafindan Peygamber araciligi ile insana sunulan vahiy ekolünün hüküm ve emirleri insanin farkli boyutlarini göz önünde bulundurarak onun dogal ve yaratissal ihtiyaçlarina cevap vermis ve neticede insanin gelisimsel süreciyle uyumluluk içinde bulunmustur. Ayrica insani degerlerin yücelmesi boyutunda da alim en bilgin bir kilavuz, hatta insanin farkli boyutlarini en iyi ortaya çikaran ve yön veren bir yol gösterici olmustur.

Baska bir deyisle tabirle insani, varlik aleminin efendisi ve yaratilisin saheseri karar kilan Allah onun insanin içsel kabiliyetlerinin filizlenmesi tomurcuklanmasi ve gelismesi için de insani degerlerin yücelmesi ve gelisimi cihetinde bir takim kanunlar ve yasalar koymus yasamis , bunu elçileri vasitasiyla insanlara bildirmistir. Iste bütün bu emir ve yasalar in tümün in tümünü ü biz “din” diye tanimlamaktayiz.

Evrenin ve bu evrenin bir parçasi olan insanin “O'ndan” ve “O'na” diye tabir edebilecegimiz özelligi nesnelligi göz önünde bulunduruldugu takdirde açik bir dille söylenebilir ki insanin saadet ve mutlulugunu sadece ve sadece bu ilahi ögretiler ve kanunlar temin edebilir. Sehit Mutahhari bu konuda söyle söyle de mektedir: “Evrenin “O'ndan” ( inna lillah ) ve “O'na” ( inna ileyhi raciun ) diye ifade edebilecegimiz iki yönü nesnelligi vardir. Evrendeki varliklar da uyumlu bir sistem içinde bir yöne ve bir merkeze dogru bir gelisim seyri içindedir. Hiçbir varligin yaratilisi abes, gereksiz ve hedefsiz degildir. B Insan b ütün varliklar arasinda çok özel bir yücelik ve azamete sahip olan tir. I insanin da çok özel bir görevi ve misyonu esaji vardir. Bu yüzden de insan kendini ve içinde yasadigi toplumu gelistirmek ve terbiye etmek sorumlulugunu tasimaktadir. Evren adeta insanin okuludur ve Allah her insana dogru niyeti ve çabasi ölçüsünde esasinca ödül verecektir.

Baska bir yerde ise söyle söyle de mektedir: “Allah insani sadece kendisine ibadet etsin tapsin , emirlerin i e uysun kabul etsin diye yaratmistir. O halde insanin görevi sadece Allah'in emirlerine itaat etmektir. ”
O halde Ddini hükümler hiç süphesiz fitri/yaratissal ve tabiat ile uyum içindedir. Insanin yaratilisFitri iletabiat ve dini emirler arasindaki bu uyum ve yakin iliski iki yönlü karsilikli mütekabil bir iliski vardirtürüdür. Yani bir taraftan fitri yol gösterimler insani vahiy ekolünün hüküm ve emirlerine uymaya çagirmakta ve diger yandan da dini hükümler bizleri fitri yol gösterimlere tabi olmaya davet etmektedir.

Bu gerçek çok açik ve hissedilir bir gerçektir. Çünkü her Zira insan geçici isteklerini tatmin ederek yatistirdiginda bir yönden kendinde maneviyatina yönelme kte sezgisinin varligini açikça hissetmekte, ve genelde , ayni zamanda kendinde maneviyata yönelis ve Allah'a ve emirlerine oranla derin bir ask duymaktadir. ve öte yandan da Kur'an da bizzat bizlere söyle buyurmaktadir: “Hakka yönelerek kendini Allah'in insanlara yaratilista verdigi dine ver. Zira Allah'in yaratisinda degisme yoktur; iste dosdogru din budur, fakat insanlarin çogu bilmezler. ”
Gördügünüz gibi bu ayet-i serife de hanif ve saglam din, Allah'in herkesin varliginda karar kildigi genel ve fitri yol gösterimler ile uyum içinde dir oldugu ifade edilerek . H hatta bu ayette bu ikisi esit olarak tanimlanmistir.

Kur'an-i Kerim'in bu ögretisi esasinca hak dini batil ve sapik ekollerden ayirmada en önemli ölçülerden biri de hüküm ve emirlerinin insanlarin içindeki yaratilis fitri sesiyle uyum içinde olmasidir.

Iste bu yüzden diyoruz ki fFitratin bu deruni sesinin kökeni, uyuldugu zaman takdirde insani kurtulusa sevk eden, yüz çevrildigi zaman takdirde ise insanin hüsrana ugramasina neden olan ilahi ilhamlardir. Kur'an-i Kerim bu konuda da söyle buyurmaktadir:

“Kisiye ve onu sekillendirene, sonra da ona iyilik ve kötülük kabiliyetini ilham edene verene a A nd olsun ki, ke , ke ndini tezkiye eden kurtulusa ermistir. Kendini fenaliklara gömen kimse de ziyana ugramistir. ”

Yukaridaki ayet-i serifede fitratin deruni ilhamlari esasinca nefsi tezkiye etmenin insanin kurtulusuna sebebsebep olacagi, bunu görmezlikten gelmenin ise insanin hüsranina neden olacagi açik bir sekilde beyan edilmistir.

Baska bir ayette ise ilahi sinirlari çignemenin insanin hüsrana ugrama nedeni oldugu ifade edilmistir.

“Bunlar, Allah'in sinirlaridir. Allah'in sinirlarini kim asarsa, süphesiz, kendine yazik etmis olur. ”

Yukaridaki iki ayete dikkat edildiginde fitrat ve ilahi emirler arasindaki dayanisma uyum ve irtibat açik bir sekilde ortaya çikmakta ve insana fitrat veya ilahi sinirlara tabi olundugunda kurtulusa erecegi, fitri yönelimler ile ilahi sinirlari görmezlikten geldigi takdirde ise hüsrana ugrayacagi hatirlatilmaktadir.

Ayrica Peygamberlerin amaç ve metotlarindan biri de bu fitri hususlari hatirlatmak olmustur. Allah-u Teala defalarca Peygamber 'i (s.a. v a)'i bu görevini yerine getirmeye çagirarak mistir. Örnegin Allah söyle buyurmustur:

“Sen hatirlatögüt ver! Esasen sen sadece bir hatirlaticisinögütçüsün.”

Hakeza:

“Hatirlat Ögüt ver ; dogrusu Hatirlatmada ögüt Iman edenlere fayda verir. ”
Kur'an-i Kerim sadece Peygamberlerin degil, bütün ilahi ayetlerin görevinin akil ve iman sahibi kimseler için hatirlatma oldugunu bildirmektedir. Söylenmesi gerekir ki “zikir” ve “tezekkür” (hatirlama ve hatirlatma) kelimesinin türevleri Kur'an'daki ayet-i serifelerde üç yüze yakin yerde zikr edilmistir. Bu kadar çok nca tekrar edilmesi da zikir ve tezekkürün (hatirlama ve hatirlatmanin) önemini gözler önüne sermektedir.

Iste kadina in örtünme emri de insanlardaki yaratilis geregi akil ve kalbin fitratinin kalp fitrati gibi kadinlari kendisine davet ettigi den çok önemli bir husustur.

Fizyologlar ve psikologlar ilgili alanda cinsel ahlakin, özellikle de utanma duygusu ve örtünün kökeni hususunda uzun uzadiya tartismis, bir çok gerçekleri tespit etmeye çalismistir. Haya ve örtünün fitri kökenini inkar eden batili bilginlere cevap olarak disi hayvanlardaki utanma duygusunun tümüyle iç güdüsel ve dogal oldugunu kabul edip, kadinlarin utanma ve iffet duygusunun baska nedenlere baglanmasina ve bunun sonradan kazanilmis veya zorla kabullendirilmis bir husus olduguna inanmanin mümkün olmadigi hatirlatilmistir. Böylece Dolayisiyla söylemek gerekir ki kadinin örtünme duygusunun da kalp veya akil fitratindan kaynaklandigini söyleyebiliriz. maktadir.

Iki Yönlü Delil

Örtünmenin fitri bir egilim is oldugu ve ilahi hükümler ile fitri hükümlerin uyum içinde oldugu lu bulundugu gerçeginden yola çikarak su neticeleri almak mümkündür:

Tüm Ssemavi dinler kadin için örtüyü farz ve gerekli kabul etmis, insanlik toplumunu örtünmeye davet etmistir. Çünkü: Zira:

1- Örtünme duygusu dogal olarak kadinlarin fitratinda yerlestirilmistir. mevcuttur.

2- Ilahi dinlerin emir ve hükümleri, insanin fitrati ile uyumludur olarak kabul edilmistir. onanmistir.

O halde tüm ilahi dinlerde kadinin örtünmesi farz kabul edilmistir.

Görüldügü gibi bu delil de, örtünün fitri olusundan hareket etmis ve ser'i farz olusu da tümel olarak algilanmistir. Ama bu delili tersinden almak da mümkündür. Yani ilahi dinlerde örtünün ser'i açidan farz olusundan, bunun fitri bir duygu oldugunu algilamak da olasidir. Baska bir tabirle semavi dinlerdeki mesruiyeti, örtünün fitri delili olarak kabul etmek ve söyle demek mümkündür:

1- Bütün semavi dinler Allah tarafindan kadinin örtünmesini farz olarak kabul etmistir.

2- Ilahi dinlerin emir ve hükümleri insanin fitri yapisiyla uyumludur. fitratiyle uyumlu olarak onanmistir.

O halde Bbunradandan da anlasildigi üzere AllahAllah'in örtünme duygusunu kadinin fitratinda yerlestirdigi sonucunu aliyoruz. karar kilmistir.

Bu önemli ve temel nükte esasinca söylemek gerekir ki dogru bir yasa kanun sürekli olarak insan fitratiyla uyum içinde olmalidir. Zira içgüdüsel ihtiyaçlar, fitri zevkler ve dogal yaratilislar göz önünde bulundurulmadan koyulan yasanan kanunlar, her ne kadar yüksek bir makamdan, her ne kadar siddetli ve korkutucu yaptirimlar birlikte bir tonla ifade edilmis olsa da süreklilik kazanamaziçinde olmayacaktir. Yani Her ne kadar bir müddet yayginlassa da sonunda toplumdan silinip gidecektir. Dolayisiyla vahiy ekolleri örtünmenin farz oldugunu ifade ediyorsa bu, o hususun insan fitratina aykiri olmadiginin, hatta insani zevk ve tabiat ile uyum içinde bulundugunun en açik delilidir.

Zerdüst, Yahudilik, Hiristiyanlik ve Islam dinine göre kadinlarin örtülmesi farzdir. Bu konuda dinlerin i mukaddes kitaplarinda yer alan emirler, , dini hüküm ve yasalar ve bu ilahi din mensuplarinin pratik , hayatlarindaki yerlesmis olan normlar, uyguladiklari siret, dini merasimler ve adap bi da bunun en büyük sahi t di konumundadir

Bu konuya bir çok düsünürler de isaret etmistir. Bu konuda sadece bir örnek olarak Allame Nakdi'nin “Caygah-i zen nezd-i ümmetha-i kablez Islam” adli kitabindan su alintiyi yapmakla yetiniyoruz:

“Islam'dan önce yasayan Iran Mecusileri (Zerdüstler), Brahmanlar, Budistler, Yahudiler, Hiristiyanlar ve Araplar arasinda kadinlarin örtünmesi yaygin bir adet haline gelmisti.

Iranli kadinlarin bazisi örtülü, bazisi ise örtüsüz idi. Elbette o zamanlar kadina büyük baskilar yapiliyor ve bütün hayatini dört duvar arasinda geçirmesi isteniyordu. Brahmanlar arasinda ise özel bir örtü sekli vardi. Kadinin evinden çikmaya ve dinlerinin kendisine belirttigi yabancilari tanimaya hakki yoktu. Budistler arasinda da örtü ayni sekilde idi. Günümüzde de Hintliler arasinda bunun kalintilari göze çarpmaktadir. Yahudiler hususunda ise Tevrat'ta bir çok yerde örtünün farz oldugu belirtilmistir. Örnegin “Tekvin seferi”, 24. Bab, 64. Ayet; 13. Bab, 38 ve 65. ayetler; 3. Bab 14 ve 47. A ayetlerde örtünün farz oldugu belirtilmistir. bakabilirsiniz.

Hiristiyanlik hakkinda ise kadinlar hakkinda, “Akilli, evinde oturan, iffetli ve itaatkar ise itaat eden kimseler olmalidir.” diyen Timoteus'a, Pavlus'un söyledigi sözlerden de ilk basta Hiristiyanlikta da örtünmenin farz oldugu anlasilmaktadir. Araplarda ise bazi erkekler kadinlarini örtünmeye, diger bazilari ise süslenmeye tesvik ediyordu. Ama Arapça siirlerden de anlasildigi üzere Aristokrat sinif nezdinde kadinlarin örtünmesi yaygindi. bir adet idi.

Bütün bunlardan anlasildigi üzere her ne kadar sadece bazi Arap kadinlari örtünmüs olsa da örtü, Islam daha gelmeden önce de Araplar arasinda yaygindi. ”

Buradan da anlasildigi üzere örtünme bütün semavi dinlerde var idi. Ileride Hiristiyanlik ve Yahudilikte örtünmeyi ayrica ele alacagiz.

Dinlerin Mensuplarinin Pratik Uygulamasi

Bir ümmetin örf, adet, gelenek, adap ve tek kelime ile sireti (tutum ve davranislari), onlarin kültürel boyutlarini göstermektedir. Zamanla bir takim adet ve gelenekler her ne kadar degisse veya terk edilse de tarihi kökeni ilk dönemlerden kalma bir takim uygulamalara ulasilarak elde edilen sonuçlar digi takdirde bu vesilesiyle büyük ölçüde onun kültürel ve dinsel köklerini de elde etmek ve delil makaminda sahit olarak göstermek mümkündür olacaktir. dür.

Bu bölümde ilk önce siretin ne oldugunu ögrenmeye çalisacak, sonra siretin delil olup olmadigini açiklayacagiz. Çünkü Zira ileride, örtü hususunda dinlerin mensuplarinin pratik uygulamalari ve siretleri bir delil olarak sunulacaktir.

Usul-i Fikih (fikih metodolojisi) alimleri pratik sireti söyle tanimlamaktadirlar: “Seriata uyan veya akil sahibi kimselerin bir isi yapma veya terk etme hususundaki sürekli adetleri ve pratik uygulamalari siret olarak adlandirilmaktadir. Siret iki kisimdir:

1- Akil sahiplerinin sireti ki bunda bütün akil sahibipleri insanlarin bir isi yapma veya terk etme hususunda ittifaki ölçüdür etmislerdir.

2- Müteserria (seriata uyanlarin) sireti ki bunda da bir dinin mensuplari sürekli olarak bir isi yapma veya yapmama hususunda uyumlu hareket etmeleri ölçü kabul edilirislerdir.

Bu Usul alimleri siretin delil oldugu konusunda hususunda ise söyle desöylemislerdir:

Müteserria'nin (seriata uyanlarin) bir isi yapma veya terk etme hususundaki sireti gerçekte bir tür icma ve hatta icmanin en önemlisidir. Çünkü Zira siret, alim veya alim olmayan herkesin sergiledigi ameli bir icmadir. Oysa fetvadaki icmalar sadece alimler tarafindan beyan edilen sözlü icmadir.

“Peygamber (s.a.av) veya Ehl-i Beyt Imamlari (a.s.) döneminde bizzat kendilerinin de amel ederek onayladigi teyit ettigi bir siretin varligi hakkinda ilim sahibi olunursa süphesiz o siret kesin bir delil kabul edilmelidir.” sözü icma gibi tek basina o hükmün delili olarak gösterilmelidir. ”

Bu esas üzere örnegin Müslümanlarin pratik sireti bizzat Peygamber (s.a.va) ve Ehl-i Beyt Imamlari nezdinde de sergilenmek sartiyla o siretin Islam dinindeki mesruiyetini göstermektedir.

Bu konuya Üstad Haseminejad'in “el-Meretu Reyhanetun” adli kitabindan su alintiyi yaparak son veriyoruz: “Örtü (hicap) üç kisimdir:

1- Korku örtüsü (baskalarindan korkarak örtünmek)

2- Taklide dayali örtü (anne veya nineleri taklit ederek giyilen örtü)

3- Iman örtüsü

Komsular veya çevrenin baskisiyla giyilen örtü, korkunun yok olusuyla da ortadan kalkmaktadir.

Taklide dayali örtü ise taklit ettigi kimsenin ortadan gitmesiyle, örnegin anne ve nine veya baskalarinin olmayisiyla sona ermektedir.

Iman örtüsü ise her zaman bakidir ve asla yok olmaz. ”

Simdi de Yahudilik ve Hiristiyanlikta hicabin varligini ele alip incelemeye çalisacagiz. Böylece ilahi dinlerin sadece fert ve toplumdaki olumlu etkileri sebebiyle örtüyü yasadiklari açikça anlasilmis olsun. Zira. iIlahi din mensuplarinin hiç birisi örtüyü korkudan veya birilerini taklit ederek tercih etmis degillerdir. Aksine iman ve inanç ile örtünmeye sarilmislardir ve bu yüzden de kolayca asla iman örtüsünü terk etmeye yanasmazlaryacaklardir. edecek degillerdir.



Total Visit: 269
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.