Salı 29 Temmuz 2014 - 14:48

الثلاثاء ٢ شوال ١٤٣٥

سه شنبه ۷ مرداد ۱۳۹۳ - ۱۶:۱۸

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 


SELÂMIN ANLAMI

     

    Uygar, ilkel, ilerlemis ya da geri kalmis gibi kategorilere ayrilan eski-yeni tüm toplumlar ve kavimler, toplumsal yasayislari çerçevesinde bir selâmlasma gelenegine sahiptirler. Karsilasma anlarinda bu selâmlasma biçimiyle tanisirlar, bilisirler. Çesitli kisimlara ve türlere göre farklilasan gruplar, birbirleriyle karsilasinca baslariyla veya elleriyle isaret ederek yahut sapkalarini vs. çikararak selâmlasirlar. Bu durum, toplumsal yasam üzerinde etkili olan faktörlerin niteligine göre degisiklik arz eder.

    Ama eger sen degisik toplumlar düzeyinde yaygin olan degisik selâmlasma çesitleri üzerinde düsünürsen, bunlarin bir tür boyun egise, alçalisa, küçülüse isaret ettigini, bu gibi anlamlari yansittigini görürsün. Bununla asagida olan yukarida olana, düsük olan onurlu olana, itaat eden itaat edilene, köle olan efendi olana karsi küçüklügünü, basitligini, önemsizligini ve zelilligini ifade eder. Kisacasi bu tür selâmlasmalar, ilkel dönemlerde ve sonrasinda toplumlar arasinda rayiç (yaygin) olan kölelestirme tablosunu, kuskusuz farkli görüntüleriyle, yansitir. Bu yüzden söz konusu selâmlasmalarin itaat edenden baslayip itaat edilende son buldugunu, alçak-düsük olanla açilip yüksek-onurlu olanda kapandigini görüyoruz. Su hâlde bu tür selâmlasmalar, kölelik düzeninden beslenen putperestligin bir ürünüdür.

    Bilindigi gibi, Islâm'in en büyük amaci, putperestligi ve sonunda putperestlige gelip dayanan ondan dogan tüm örf, âdet ve gelenekleri ortadan kaldirmaktir. Bu yüzden, selâmlasma olgusu baglaminda da normal bir yol izlemis; putperestlik yasalarina ve köleci düzenin kurallarina karsilik bir yasa, bir gelenek gelistirmistir. O da insanlarin birbirlerine selâm vermeleri (baris önermeleri)dir.

    Bu, bir anlamda selâm verilen kisiye, haksizliga saldiriya ugramayacagi güvencesini vermektir; insanin dogustan sahip oldugu fitrî özgürlüge dokunulmayacagini ilân etmektir. Bireyleri arasinda dayanisma bulunan bir toplumun ihtiyaç duydugu ilk sey, insanlarin canlari, namuslari ve mallari noktasinda ve bu üçüyle ilintili her hususta karsilikli olarak birbirlerine güven vermeleridir.

    Iste, yüce Allah'in her karsilasmada verilmesini bir kural hâline getirdigi selâm bu amaca yöneliktir. Ulu Allah konuyla ilgili olarak söyle buyuruyor: Evlere girdiginiz zaman, Allah tarafindan bereketli (hayir kaynagi) ve pek güzel bir yasama dilegi olarak kendinize (ev halkina) selâm verin. (Nûr, 61) Ey inananlar! Kendi evlerinizden baska evlere, haber verip (geldiginizi fark ettirip) izin almadan ve ev halkina selâm vermeden girmeyin. Bu, sizin için daha iyidir; herhâlde (bunu) düsünüp anlarsiniz. (Nûr, 27)

    Yüce Allah, elçisini de müminlerin efendisi oldugu hâlde, müminlere selâm verme yönünde egitmis ve söyle buyurmustur: Ayetlerimize inananlar sana geldiginde, onlara de ki: Size selâm olsun. Rabbiniz rahmet etmeyi kendi üzerine yazmistir (gerekli kilmistir). (En'âm, 54) Yine elçisine, müminlerden baskasina da selâm vermeyi emretmistir: Artik sen onlardan yüz çevir ve 'Size selâm olsun' de. Yakinda bileceklerdir. (Zuhruf, 89)

    Karsilasmalarda selâm verme gelenegi, cahiliye Araplari arasinda oldukça yaygindi. Cahiliye döneminden kalma siir ve nesir gibi belgeler bunun somut kanitlaridir. Lisan-ül Arap adli sözlük kitabinda konuyla ilgili olarak söyle deniyor: Cahiliye döneminde Araplarin selâmlasmalari söyleydi: Biri arkadasiyla karsilasinca ona, 'En'im sabahen=iyi sabahlar' ve 'abeyt-el la'n=cenabinizda lâneti gerektiren bir durum olmasin' derdi. Bir de 'selâmun aleykum' derlerdi. Bu son cümle, barisma isaretiydi; aramizda savas yok anlamini ifade ederdi. Sonra yüce Allah Islâm dinini gönderdi ve karsilasmalarda 'selâm'la yetinilmesi öngörüldü. Bu selâmlasma seklini yayginlastirmalari emredildi. [Lisân-ul Arap'tan aldigimiz alinti burada son buldu.]

    Su kadari var ki, yüce Allah Kur'ân'da çok kere Hz. Ibrahim'in (a.s) kissasi kapsaminda da bu ifadeyi aktarir. Bu da tipki hac vb. gibi, selâmin da cahiliye Araplari arasinda yasayan, Ibrahim'in tevhit esasli dininin bir kalintisi olduguna iliskin bir kanittir. Yüce Allah Hz. Ibrahim'in, babasiyla bir diyalogunda söyle dedigini aktarir. Sana selâm olsun, dedi, senin için Rabbimden magfiret dileyecegim. (Meryem, 47) Andolsun ki elçilerimiz (melekler), Ibrahim'e müjde getirdiler ve 'Selâm (sana)!' dediler, o '(Size de) selâm' dedi. (Hûd, 69) Bu kissa, Kur'ân'da birkaç kez anlatilmistir.

    Bunu yüce Allah, kendisi için de bir selâmlasma ifadesi olarak birkaç yerde kullanmis ve söyle buyurmustur: Âlemler içinde Nuh'a selâm olsun. (Sâffât, 79) Ibrahim'e selâm olsun. (Sâffât, 109) Musa ve Harun'a selâm olsun. (Sâffât, 120) Ilyas'a selâm olsun. (Sâffât, 130) (Gönderilen bütün) peygamberlere selâm olsun. (Sâffât, 181)

    Yüce Allah bunun, ayni zamanda gözde meleklerinin de selâmlasma araci oldugunu belirtmistir: Melekler, tertemiz olarak canlarini aldigi kimselere; 'Size selâm olsun' derler. (Nahl, 32) Melekler de her kapidan yanlarina varirlar; 'Sabretmenize karsilik size selâm olsun.' derler. (Ra'd, 23-24) Yine bunun, cennet halkinin da selâmlasma araci oldugunu bildirir: Oradaki dirlik temennileri 'selâm'dir. (Yûnus, 10) Orada ne bos bir söz ve ne de günaha sokan bir laf isitirler. Duyduklari söz, yalniz 'selâm, selâm'dir. (Vâkia, 25-26)



Total Visit: 3240
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.