Sefaatin Sarti Sefaat, ilâhî magfiret rahmetinin tecellisi ile özdestir, ondan bagimsiz degildir. Bu rahmetin ,bu hayrin sahibi de Allah'tir. Allah, hayir ve rahmetleriyle gerçek ve mutlak anlamda tek sahibi, tek kaynagidir. Konu gerçek sahibi açisindan ele alininca, bu rahmet tecellisine ilâhî magfiret adi verilir. Buna karsilik, ilâhî rahmet kaynagindan kaynaklanan, magfiretin mecrasi, akis yolu göz önüne alinirsa, sefaat adi kullanilir. Su hâlde Allah'in magfiretine nail olabilmek, bu rahmet tecellisinden yararlanabilmek için hangi sartlarin gerçeklesmesi gerekiyorsa, bu sartlar sefaat için de söz konusudur. Aklî açidan magfiretin tek sarti, ilgili kisinin magfiret için gerekli yetenegi, kabiliyeti haiz olmasidir. Bir kimse Allah'in rahmetinden yoksun kalirsa, Allah'in rahmetindeki sinirlilik ve darliktan dolayi degildir, böyle bir düsünceden Allah'a siginiriz! Bu yoksunlugun sebebi, o kisinin magfireti kabul yetenegi göstermemesidir. Ilâhî rahmet, bir tacirin bankalar nezdindeki itibari, kredisi gibi degildir ki siniri olsun! Ilâhî rahmetin itibari mutlak ve sonsuzdur; ancak bu rahmet tecellisinin karsisinda olanlarin kabul yetenekleri farklidir. Bir kimse bu kabiliyetten tamamen yoksun olursa, ilâhî rahmetten hiçbir payi olmayabilir. Dinî metinlerden su hususu anlamaktayiz ki, Allah'i inkâr etme (küfr) ve Allah'a ortak kosma (sirk), magfirete gark olmayi, magfiret tecellisini kabul etmeyi önleyen engellerdir. Kur'ân-i Kerim buyurur ki: Allah, süphesiz, sirki bagislamaz, magfiret etmez., Sirkin asagisinda olan günahlari diledigi kimse için bagislar. [1] Iman elden giderse, insanin magfiret ile iliskisi de derhal kesilmis olur, artik bu yüce lütuftan yararlanma imkâni kalmaz. Bir kimsenin gönlüne küfr mührü vuruldugunda, kapali bir kap gibi olur. Öylesine kapali ki, üzerine okyanuslar akitilirsa, okyanusa atilsa, içine bir damla su sizmaz. Bu kimsenin varligi çoraklasir. Öyle ki, Allah'in rahmet yagmuru bu çorak alanda çiçek açmasina degil diken öbekleri bitmesine yol açar. Yagmurun yaratilisindaki lütuflara, rahmet olduguna karsi diyecek bir sey yoktur. / Ne var ki bahçelerde çiçekler-güller biter ve açar, çorak yerlerde ise dikenler. Çorak yerde gül bitmemesinin sebebi, yagmurun yetersizligi degil; yerin kabiliyetten yoksun olusudur. Kur'ân-i Kerim; ilâhî rahmetin kapsamini, Ars-i hamil olanlarin dilinden söyle beyan eder: Arsi hamil olanlar ve çevresindekiler Allah'a hamd ve tesbih ederler, O'na i-man ederler ve iman edenler için istigfar ederler (magfiret dilerler). Rabbimiz! Her seyi ilim ve rahmetin kapsar, magfiret et, bagisla tövbe edenleri ve senin yolunu izleyenleri, koru onlari cehennem azabindan! [2] Bu ayet-i kerimeden, hem Allah'in rahmetinin sinirsiz oldugunu, hem de magfirete layik olma ve ondan yararlanmanin sartini çikarmak ve anlamak mümkündür. Kur'ân-i Kerim ayetlerinden anlasilmaktadir ki, sefaat ve magfirete nail olabilmenin, erisebilmenin zorunlu sarti Allah'a imandir; ancak bu da yeterli sart degildir, hiç kimse de magfiretin ve sefaatin gerçeklesmesi için gerekli bütün sartlari, kesin biçimde açiklayamaz. Bunun bilgisi sadece ve sadece Allah katindadir. Yukarida andigimiz ayet-i kerimede sirk disindaki günahlarin magfiret edilmesinin müjdesi verilirken li- men -yesâ (dilediginin) kaydi da getirilir. Sefaate dair ayetlerde de Allah'in razi oldugu kimseye sefaat ederler kaydi vardir.[3] Denebilir ki; Kur'ân-i Kerim, sefaatin bütün sartlarini açikça belirtmeyi münasip görmemistir. Dilemistir ki gönüller, endise ve ümit arasinda kalsin. Buradan da su sonuca varilir: Sefaat inancinin insanlari günah isleme yönünde güçlendirdigi itirazi dogru degildir, yetersizdir. ---------------------------------------------------------------- [1]- Nisâ, 116 [2]- Mü'min, 7 [3]- Bakara, 255 |