Perşembe 9 Şubat 2012 - 05:46

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۷:۱۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Sağ Kanadın Saldırısı ve Atlıların Komutanının Yardım İsteyişi

 Ordunun sağ kanadının komutanı Amr b. Haccac saldırmış ve Hüseyin'in (a.s) ordusuna yaklaşmıştı. Hüseyin'in (a.s) ashabı diz çöküp mızraklarını onlara yönelttiler. Bunun karşısında atlar ilerleyemedi ve geri çekildiler. Bu arada Hüseyin'in (a.s) ashabı, onları ok yağmuruna tutarak bazılarını öldürdü ve bir grubunu da yaraladılar.

 

 Ravi şöyle diyor: Hüseyin'in (a.s), sadece otuz iki kişi olan süvarileri amansızca savaşıyordu; düşmanın saldırıları karşı-sında canla, başla direniyor ve saldırdıkları her tarafta Kûfelilerin sıkı saflarını dağıtıyorlardı. Kûfe ordusunun atlı birliğinin komutanı olan Ezre b. Kays, atlılarının dağıldığını görünce Abdurrahman b. Hisn aracılığıyla Ömer b. Saad'a şöyle bir mesaj gönderdi: Bu küçük grubun benim atlı birliğimin başına neler getirdiğini görmüyor musun? Bize yardıma koş; piyadeleri ve okçuları gönder!"

 

 Ömer b. Saad, Şebes b. Rib'î'ye yönelerek, "Onlara yardıma git!" dedi. Şebes dedi: "Subhanallah! Kûfe büyüklerini ve halkını tümüyle ölüme mi veriyorsun? Okçuları gönderecek olsan yardım isteyen kimse kalmaz. Benden başkası da senin isteğini yerine getirebilir demek ki."

 

 Ravi şöyle diyor: Şebes b. Rib'î, Hüseyin (a.s) ve ashabıyla savaşmaktan hep çekindi. Ebu Züheyr Abesî bu konuda şöyle diyor: Mus'ab b. Zübeyr'in Kûfe'de hüküm sürdüğü dönemde Şebes'in şöyle dediğini duydum: Allah bu bölgenin halkına hiçbir zaman hayır vermeyecek ve onları doğru yola hidayet etmeyecektir. Buna hayret etmiyor musunuz? Biz önce Ali b. Ebu Talib'in ve ondan sonra da oğlu Hasan'ın yanında Ebu Süfyanoğulları'na karşı beş yıl savaştıktan sonra yeryüzündeki insanların en hayırlısı olan Ali oğlu Hüseyin'e düşmanlık edip Muaviyeoğulları'nın ve fahişe Sümeyye'nin oğlunun yanında yer alıp ona karşı savaştık. Sapıklık içinde ne de büyük bir sapıklıktı!

 

 Ömer b. Saad, Husayn b. Temim'i, zırhlı askerlerle ve beş yüz okçu ile birlikte Uzeyr b. Kays'ın yardımına gönderdi. Bunlar, Hüseyin (a.s) ve ashabına yaklaşarak ok yağdırdı ve atlarını öldürdüler. Artık Hüseyin'in (a.s) ordusunda atlı kal-mamıştı.

 

 Husayn'ın arkadaşlarından Eyyub b. Mişrah el-Hayvanî şöyle diyor:

 

 Vallahi, ben Hürr b. Yezid el-Riyahî'nin atının karnına bir ok sapladım! Çok geçmeden Hürr'ün atı titreyip kendi et-rafında dönmeye başladı ve sonra yere yığıldı. Hürr elinde kılıç, bir aslan çevikliğiyle atın üzerinden yere fırladı. Şöyle diyordu:

 

 Öldürseniz de beni; ben hür oğluyum

 

 Öfkeli her aslandan daha cesurum.

 

 Ömrümde onun gibi çevik birini görmüş değildim. Hayy kabilesinin yaşlılarından biri Eyyub'a dönerek, "Sen mi onu öldürdün?" dedi. Eyyub, "Vallahi ben onu öldürmedim, mutlaka başka biri öldürmüştür! Ayrıca onu öldürmekten hoşlanmazdım." dedi. Ebu'l Veddak, "Peki neden?" diye sordu. "O, salih kişilerden olduğuna inanılan biridir. Eğer gerçekten böyleyse, kesinlikle onu yaralama ve onun düşmanlarının safında yer alma günahıyla Allah'ı mülakat etmek, bence onlardan birini öldürme günahıyla mülakat etmekten daha iyidir!" dedi.

 

 Bunun üzerine Ebu'l Veddak şöyle dedi: "Ben senin, onların tümünü öldürme günahıyla Allah'ı mülakat edeceğine inanıyorum. Şurada ve burada ok attıysan, onu bunu öldürdüysen ve her taraftan onlara ok yağdırdıysan, arkadaşlarını toplayarak onları da bu işe teşvik ettiysen, sana saldırdıklarında orayı terk etmediysen ve diğer arkadaşların da senin yaptığını yaparak bunu ve arkadaşlarını öldürdüyse artık hepinizin eli onların kanına bulaşmıştır."

 

 Eyyub, "Ey Ebu'l Veddak! Sen, Allah'ın rahmetinden tümüyle ümidimizi kestin. Eğer kıyamet günü sen bizi hesaba çeker de bizi bağışlayacak olsan, Allah seni bağışlamayacaktır!" dedi. Ebu'l Ved-dak, "Bu, benim sana söylediğimin özüdür!" dedi.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.