Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 14:16

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۱۵:۴۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 
     

 SÂFFÂT SURESİ

     

Mekkîdir, yüz seksen iki âyettir.     

(İlk âyetinde saflardan bahsedildiği için saflar  anlamına gelen Sâffât adıyla adlanmıştır.)     

Rahman ve Rahîm Allah Adıyla     

1- Andolsun saf saf dizilenlere.     

2- Halkı kötülükten menedenlere.     

3- Kur’ân okuyanlara.     

4- Şüphe yok ki mâbûdunuz birdir.     

5- Rabbidir göklerin ve yeryüzünün ve ikisinin arasındakilerin ve Rabbidir  doğuların.     

6- Şüphe yok ki biz, yakın göğü ziynetlerle bezedik.     

7- Ve onu, her inatçı ve âsi Şeytandan koruduk.     

8- En yüce melekler topluluğunun sözlerini duyamazlar ve her yandan sürülüp  kovulurlar.     

9- Hor-hakir bir halde ve onlar içindir ardı-arası kesilmeyen azap.     

10- Ancak  hırsızlama bir söz duyan olursa hemen onun ardından da aydınlatıcı ve delip  geçen bir ateştir atılır, onu yakar.     

11- Şimdi  sor bir onlara, yaratılış bakımından onlar mı daha güçlü-kuvvetli, yoksa bizim  diğer yarattıklarımız mı? Şüphe yok ki biz, onları cıvık bir balçıktan  yarattık.     

12- Belki  de şaştın sen ve alay eder onlar da.     

13- Ve  öğüt verilince Kur’ân'la öğüt almazlar.     

14- Ve  bir delil gördüler mi alay etmeye kalkarlar.     

15- Ve  derler ki: Bu, ancak apaçık bir büyüden başka bir şey değil.     

16- Ölüp  toprak ve kemik olduktan sonra mı diriltileceğiz biz.     

17- Önceki  atalarımız da mı diriltilecekler?     

18- De  ki: Evet ve siz hor-hakir bir halde dirileceksiniz.     

19- Gerçekten  de ancak bir tek bağrıştan ibârettir de birdenbire görüverirler ki dirilmişler.     

20- Ve  yazıklar olsun bize derler, işte bugün, ceza günü.     

21- İşte  bugün, sizin yalanlayıp durduğunuz ayırt ediş günü.     

22- Toplayın  bir araya zulmedenleri, onlara eş olanları ve kulluk ettikleri şeyleri.     

23- Allah'ı  bırakıp da, hepsine de o koca cehennemin yolunu gösterin.     

24- Ve  durdurun onları, şüphe yok ki sorulacak onlardan.     

25- Ne  oldu size de yardım etmiyorsunuz birbirinize?     

26- Hayır,  bugün onlar, tamâmıyla teslîm olmuşlardır.     

27- Ve  bir kısmı, bir kısmına yönelir de, birbirlerini sorumlu sayarlar.     

28- Gerçekten  de derler, siz sağımızdan çıkagelir, iyilik ediyor görünürdünüz bize.     

29- Hayır  derler öbürleri, siz inanmamıştınız.     

30- Ve  size karşı bir gücümüz-kuvvetimiz yoktu bizim, hayır, siz azgın kişilerdiniz.     

31- O  yüzden de Rabbimizin, bize söylediği söz, gerçekleşti, şüphe yok ki azâbı  tadacağız elbet.     

32- Gerçekten  sizi azdırdık biz, şüphe yok ki biz de azmıştık.     

33- Hiç  şüphe yok ki bugün onlar, azapta ortaktırlar.     

34- Şüphe  yok ki biz, suçlulara böyle yaparız işte.     

35- Şüphe  yok ki onlara Allah'tan başka yoktur tapacak dendi mi ululanmaya kalkışırlardı.     

36- Ve  biz derlerdi, deli bir şâir için mâbutlarımızı bırakalım mı?

37- Hayır,  o, gerçeği getirmiştir ve peygamberlerin gerçek olduğunu bildirmiştir.     

38- Hiç  şüphe yok ki o elemli azâbı tadacaksınız elbet.     

39- Ve  ancak yaptığınız neyse onun karşılığı olarak cezâlanacaksınız.     

40- Ancak  ihlâsa eren Allah kulları müstesnâ.     

41- Öyle  kişilerdir onlar ki onlaradır mâlum rızık.     

42- Yemişler  ve onlar, büyük derecelere nâil olanlardır.     

43- Ebedî  Naîm cennetlerinde.     

44- Karşılıklı  tahtlara otururlar.     

45- Kaynakları  meydanda, akıp duran şarap ırmaklarından taslar sunulur onlara.     

46- Bembeyazdır  o şarap, lezzetlidir içenlere.     

47- Orada  ne bir sersemlik var, ne de sarhoş olurlar.     

48- Ve  yanlarında, gözlerini kendi eşlerinden ayırmayan iri gözlü hûriler var.     

49- Sanki  kuş tüyleriyle örtülmüş yumurtalar.     

50- Bir  kısmı, bir kısmına döner de bir birlerine sorarlar.     

51- Birisi  söze gelir de der ki: Bir arkadaşım vardı.     

 52- Sen  de mi derdi, gerçek sayanlardansın.     

53- Ölüp  bir yığın toprak ve kemik olduktan sonra mı soruya çekileceğiz, cezâlanacağız?     

54- Der  ki: Ne oldu o, bakıp gördünüz mü acaba?     

55- Derken  kendisi bakıp görür ki o, cehennemin ta ortasında.    

56- Allah'a  andolsun ki der, az kalmıştı, beni de helâk edecektin.     

57- Ve  Rabbimin nîmeti olmasaydı ben de orada bulunanlardan olurdum.     

58- Biz  artık ölmeyecek değil miyiz?     

59- İlk  ölümümüzden sonra ve biz, azâba da uğramayacağız değil mi?     

60- Şüphe  yok ki bu, elbette büyük bir kurtuluş, büyük bir kutluluk.     

61- Artık  çalışanlar da böylesine çalışsınlar.     

62- Böyle  bir nîmete ve ziyâfete ermek mi hayırlı, yoksa zakkum ağacından yemek mi?

      63- Şüphe  yok ki biz onu, zulmedenleri sınamak için yarattık,     

64- Şüphe  yok ki o, cehennemin ta dibinden çıkar.     

65- Tomurcukları  Şeytanların başlarına benzer.     

66- Derken  onlar, onu yerler de karınları şişer.     

67- Sonra  da içimi bu zakkum gibi acı kaynar sular içerler.     

68- Sonra  da gene cehennemdir dönüp varacakları yer.     

69- Şüphe  yok ki onlar, atalarını, sapıtmış bir halde bulmuşlardı da.     

70- Onlar  da, koşa koşa onların izlerini izlemişlerdi.     

71- Ve  andolsun ki onlardan önce gelip geçenlerin de çoğu sapıtmıştı.     

72- Ve  andolsun ki biz, onların içinden, korkutucular göndermiştik onlara.     

73- Bak  da gör, korkutulanların sonucu ne oldu.     

74- Ancak  ihlâsa eren Allah kulları müstesnâ.     

75- Ve  andolsun ki Nûh, bize nidâ etmişti, biz de ne güzel icâbet etmiştik.     

76- Ve  onu ve âilesini, pek büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.     

77- Ve  soyunu, yeryüzünde kalan bir soy haline getirdik.     

78- Ve  sonradan gelenler arasında da ona iyi bir ad-san verdik.     

79- Esenlik  Nûh'a âlemler içinde.     

80- Şüphe  yok ki biz, böyle mükâfatlandırırız iyilik edenleri.     

81- Şüphe  yok ki o, inanan kullarımızdandı.     

82- Sonra  da öbürlerini sulara boğduk.     

83- Ve  şüphe yok ki İbrâhim de onun taraftarlarındandı elbet.     

84- Hani  Rabbine tertemiz bir yürekle gelmişti o.     

85- Hani  atasına ve kavmine siz demişti, nelere kulluk ediyorsunuz?     

86- Allah'ı  bırakıp da tamâmıyla uydurma mâbutlara mı tapmak istiyorsunuz?     

87- Âlemlerin  Rabbine karşı zannınız ne?

      88- Derken  yıldızlara bir bakmıştı da,     

89- Ben,  demişti, gerçekten de hastayım. [1]     

90- Derken,  arkalarını çevirip gitmişlerdi onlar.     

91- Derken  o da onların mâbutları olan putlara gidip demişti ki: Neye yemek yemiyorsunuz?     

92- Ne  oldu size, niçin konuşmuyorsunuz?     

93- Derken  sağ eliyle vurup kırmıştı onları.     

94- Derken  koşa-koşa yanına gelmişlerdi.     

95- O  demişti ki: Elinizde yontup yaptığınız şeylere mi kulluk ediyorsunuz?     

96- Halbuki  sizi de Allah yaratmıştır, o yontup yaptığınız şeyleri de.     

97- Onun  için bir yapı yapın da demişlerdi, atın onu ateşe.     

98- Ona  bir düzen yapmak istemişlerdi de biz onları alçaltmıştık.     

99- Ve  ben demişti, Rabbimin tapısına gidiyorum, o, doğru yolu gösterir bana.     

100- Rabbim,  bana temiz kişilerden olmak şartıyla bir oğul ihsân et.     

101- Derken  biz de ona tedbîrle hareket eden ve aceleci olmayan bir oğul vereceğimizi  müjdelemiştik.[2]     

102- İbrâhim'le  berâber koşup gezecek çağa gelince İbrâhim, oğulcağızım demişti, ben, rüyamda,  seni kesiyorum gördüm, bir bak, düşün, sen ne dersin buna? O da babacığım  demişti, ne emredildiyse sana, onu yap, Allah dilerse beni sabredenlerden bulursun.     

103- İkisi  de teslîm olunca onun alnını yere koymuştu.

      104- Ve  biz, ona ey İbrâhim diye nidâ etmiştik.     

105- Rüyanı  gerçekleştirdik. Şüphe yok ki biz, böyle mükâfatlandırırız iyilik edenleri.     

106- Şüphe  yok ki bu, elbette apaçık bir sınamaydı.     

107- Ve  onun yerine, kesilmek üzere büyük bir koç ihsân ettik.263     

108- Ve  sonradan gelenler arasında da ona iyi bir ad-san verdik.     

109- Esenlik  İbrâhim'e.     

110- Biz,  böyle mükâfatlandırırız iyilik edenleri.     

111- Şüphe  yok ki o, inanan kullarımızdandı.     

112- Ve  ona, temiz kişilerden ve peygamber olacak İshak'ı müjdelemiştik.     

113- Onu  da kutladık, İshak'ı da ve ikisinin de soyundan iyilik eden de var, apaçık  nefsine zulmeden de.     

114- Ve  andolsun ki biz, Mûsâ'ya ve Hârûn'a nîmetler verdik.     

115- İkisini  ve kavimlerini, büyük bir sıkıntıdan kurtardık.     

116- Ve  yardım ettik onlara da üst geldiler.     

117- Ve  ikisine de her şeyi apaçık gösteren kitabı verdik.

      118- Ve  ikisini de dosdoğru yola sevkettik.     

119- Ve  ikisine de, sonradan gelenler arasında iyi bir ad-san verdik.     

120- Esenlik  Mûsâ'ya ve Hârûn'a.     

121- Şüphe  yok ki biz, böyle mükâfatlandırırız iyilik edenleri;     

122- Şüphe  yok ki ikisi de inanan kullarımızdandı.264     

123- Ve  şüphe yok ki İlyas, elbette peygamberlerdendi.     

124- Hani  kavmine demişti ki: Çekinmez misiniz siz?     

125- Ba'l'i  mi çağırırsınız da yaratıcıların en güzelini bırakırsınız.  [3]  [4]   [5]     

126- O  Allah'tır ki Rabbinizdir sizin ve Rabbidir gelip geçmiş atalarınızın.     

127- Derken  yalanladılar onu; şüphe yok ki tapımıza getirilecektir onlar.     

128- Ancak  ihlâsa eren Allah kulları müstesnâ.     

129- Ve  sonradan gelenler arasında ona iyi bir ad-san verdik.     

130- Esenlik  İlyas'a ve ona uyanlara.     

131- Şüphe  yok ki biz, böyle mükâfatlandırırız iyilik edenleri.     

132- Şüphe  yok ki o, inanan kullarımızdandı.     

133- Ve  şüphe yok ki Lût da elbette peygamberlerdendi.     

134- Hani  onu ve bütün âilesini kurtarmıştık.     

135- Ancak  bir kocakarı, kalanlar arasındaydı.     

136- Sonra  öbürlerinin kökünü kazıdık.     

137- Ve  şüphe yok ki siz de onların yurtlarına uğramadasınız sabahları.     

138- Ve  akşamları; hâlâ mı akıl etmezsiniz?     

139- Ve  şüphe yok ki Yunus da peygamberlerdendi elbet.     

140- Hani,  yolcularla dolu bir gemiye kaçmıştı da.     

141- Derken  kura çekmişlerdi de kur'a ona düşmüştü.     

142- Kınanmış  bir haldeydi ki onu balık yutuvermişti.     

143- Eğer  Rabbini tenzîh edenlerden olmasaydı.     

144- Halkın  tekrar dirileceği günedek balığın karnında kalırdı.     

145- Derken  onu ıssız bir yere çıkardık ve o, hastaydı da.     

146- Ve  ona gölge versin diye bir kabak fidanı bitirdik.     

147- Ve  onu yüz bin kişiye, yahut daha da artmakta olan bir topluluğa peygamber  olarak gönderdik.     

148- Derken  inandılar da onları muayyen bir zamanadek yaşattık, geçindirdik.     

149- Artık  sor onlara, kızlar, Rabbinin de.oğullar, onların mı?     

150- Yoksa  melekleri kız halkettik de tanık mıydı onlar?     

151- Haberin  olsun ki şüphe yok, onlar, bu sözü uydurup söylemedeler.     

152- Allah  doğurdu demedeler ve şüphe yok ki onlar, yalancıdır elbet.     

153- Oğulları  bırakmış da kızları mı seçmiş?     

154- Ne  oluyor size, nasıl da hükmediyorsunuz?     

155- Öğüt  almaz mısınız hâlâ?     

156- Yoksa  apaçık bir deliliniz mi var?     

157- Doğru  söylüyorsanız getirin kitabınızı.     

158- Ve  onunla cinler arasında bir.akRabalık uydurmadalar ve andol-sun ki cinler de  onun tapısına götürüleceklerini, orada hazır bulunacaklarını bilmişlerdir.     

159- Yücedir,.münezzehtir  vasfet-tiklerinden.     

160- Ancak  ihlâsa eren Allah kulları müstesnâ.     

161- Gerçekten  de ne siz, ne de kulluk ettikleriniz.     

162- Onları  bir sınamaya uğratamazsınız.     

163- Ancak  cehenneme girecek kişiyi azdıRabilirsiniz.     

164- Ve  melekler derler ki: Bizden hiçbir fert yoktur ki onun malûm ve muayyen bir  makamı olmasın.     

165- Ve  şüphe yok ki biz, saf-saf dizilmişiz elbet.     

166- Ve  şüphe yok ki biz, mabûdumuzu tenzîh ederiz elbet.     

167- Ve  kâfirler, gerçekten de diyorlardı.     

168- Katımızda  evvelkilere âit bir kitap olsaydı.     

169- Elbette  biz de ihlâsa eren Allah kulları olurduk.     

170- Derken  kitap geldi de inanmadılar ona, yakında ne olacaklarını bilecekler.     

171- Ve  andolsun ki gönderilen kullarımıza şu sözü söylemiştik, şu hükmü takdîr  etmiştik.     

172- Şüphe  yok ki onlar, elbette yardıma mazhar olacaklardır.     

173- Ve  şüphe yok ki bizim ordumuz, elbette üstündür.     

174- Artık  yüz çevir onlardan bir zamanadek.     

175- Hele  bir bak, bir gözle onları, onlar da sonuçları neymiş, yakında görecekler.     

176- Azâbımızın  çabucak gelmesini mi istiyorlar?     

177- Fakat  azâbımız, yurtlarına gelip çökünce korkutulanlar, ne de kötü bir sabaha  kavuşacaklar.     

178- Ve  yüz çevir onlardan bir zamana dek.     

179- Ve  bir bak, bir gözle, onlar da sonuçları neymiş, yakında görecekler.     

180- Yücedir,  münezzehtir Rabbin ve yücelik, üstünlük ıssı Rab, onların vasfettiklerinden.     

181- Ve  esenlik peygamberlere.     

182- Ve  hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a.

 

               
                                  [1]                      ) Yıldıza  baktı da zamanı tâyin etti, sıtma nöbetinin gelmek üzere olduğunu anladı, ben  hastayım dedi tarzında tevil edenler vardır.       
       
                                  [2]                      ) Ahd-i  Atıyk'te kurban edilmesi istenen çocuk, İshak Peygamberdir (Tekvin, 22). Meşhur  bir rivâyete göreyse... (Devamı, sonnot No:49)        
       
                                  [3]                      ) Bkz. 262.  Dipnota       
       
                                 [4]                      ) Ba'lebek  ve civarına gönderilen bir peygamber. Bâzılarına göre Hz. İlyas, İdris  Peygamberdir. Bâzılarına göreyse Hârûn Peygamberin soyundandır ve ayrı bir  peygamberdir.       
       
                               [5]                      ) Ba'l,  altından yapılma bir puttur. Güneşten kinayedir diyenler de vardır.       
   

Total Visit: 287
Total Rank: 0
Total Rankers: 0
Total Comments: 0

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.