| SABİR Şihâbeddîn Şerefu’l-Udebâ Sâbir b. İsmail-i Tirmizî, VI/XII. yüzyılın ilk yarısının meşhur şairlerinden olup “Edîb Sâbir” olarak ünlüdür. Aslen Tirmizli olup şairliği de burada başlamıştır. Fakat sonraki dönemlerde Merv, Belh ve Harezm gibi diğer bölgelerde de yaşamış olup Sultan Sencer’in özel medhiyeciliğini yapmıştır. Galiba şairlik dışında sarayın başka işlerinden de sorumlu olmuştur. Sencer, kendisi ile Harezmşahlı Atsız arasında var olan şiddetli ihtilafların sonucu olarak onun bu ihtilaflardan elini çekmeyeceğini anlayınca “Edîb Sâbir’i elçi olarak ona gönderdi. Bundan dolayı da Edîb Sâbir, bir süre Harezm’de kaldı. Atsız, mülhidlerden olan kalenderlerden iki kişiyi kandırmış ve onların ruhunu satın alarak paralar verip onları sultanı ansızın yok etmek ve yaşamına son vermek amacıyla göndermişti. Edîb Sâbir, bu durumdan haberdar olur olmaz, bu iki kişinin şekillerini ve sahip oldukları özellikleri bir kağıda yazıp yaşlı bir kadının çizmesinin arasına koyarak Merv’e yollar. Mektup sultana ulaşınca bu ikisinin izinin sürdürülüp bulunmalarını emreder. Bu iki kişi bir harabatta bulunur ve cehenneme yollanırlar. Atsız, bu durumdan haberdar olunca Edib Sâbir’i Ceyhun’a attı.” Bu olay, 542/1147 yılından az bir zaman önce meydana gelmiş olmalı. Bununla birlikte tezkire yazarları, Sâbir’in ölüm yılını 546/1151 yılı olarak yazmışlardır. Edîb Sâbir, Sencer’den başka Harezmşahlı Atsız’ı (521-551/1127-1156) da Harezm’de kaldığı süre içinde övmüştür. Bu üstat şairin Dîvân’ının bir nüshası elde mevcut olup İran kütüphanelerinde vardır. Şiirinin önemli özelliklerinden biri de sade ve akıcı oluşudur. Kendisi de bu noktaya dikkat etmiş ve şiirini akıcı bir şekilde söylemiştir. Şiirin akıcılığı açısında kendi dönemindeki konumu, Ferruhî’nin Gazneli Mahmûd dönemindeki konumu gibidir. Kimi zaman şiirlerinde sanatlı kelimelere rastlanıyorsa da bu zamanın gereğinden dolayıdır. Hemen hemen dönemin bütün şairleri bu noktada onunla aynıydılar. Edîb Sâbir’in gönülde yer eden gazelleri ve güzel tegazzülleri, sözünün açıklığı, ince mazmunları kullanması ve sade tatlı bir dile sahip oluşu nedeniyle Fars şiirinde büyük bir ün kazanmış ve onu kendi dönemindeki şairler arasında üstün biri kılmış ve bunlardan kimilerinin övgüsüne konu olmuştur. Hatta öyle ki Enverî, söz gücü ve tarzının kudreti açısından sahip olduğu onca güce rağmen kendisini şairlik noktasında ondan daha düşük bir noktada saymış ve şöyle demiştir: “Her ne kadar Sâbir kadar değil isem de Senâî gibiyim.” ‘Avfî’nin ifadesiyle, “Hüner, sanat ve fazilet ehli kimseler onun önde olduğunu itiraf etmişler...” Edîb’in şiirlerinden, onun bilim ve edebiyattan haberdar oluşunun ve büyük Arap şairlerinin eserlerini bildiğinin işaretleri açık olarak görülmektedir. Bu da Sâbir dönemindeki şairlerinin yetişme niteliğinden sahip olduğumuz ve bundan önce zikretmiş olduğumuz bilgiler ile uyuşmaktadır. |