Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 06:16

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۷:۴۶

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

SABİR

 

 

Şihâbeddîn Şerefu’l-Udebâ Sâbir b. İsmail-i Tirmizî, VI/XII. yüzyılın ilk ya­rısının meşhur şairlerinden olup “Edîb Sâbir” olarak ünlüdür. Aslen Tirmizli olup şairliği de burada başlamıştır. Fakat sonraki dönemlerde Merv, Belh ve Harezm gibi diğer bölgelerde de ya­şamış olup Sultan Sencer’in özel medhiyeciliğini yapmıştır. Galiba şa­irlik dışında sarayın başka işlerinden de so­rumlu olmuştur. Sencer, kendisi ile Harezmşahlı At­sız arasında var olan şiddetli ihti­lafların sonucu olarak onun bu ihtilaflar­dan elini çekmeyeceğini anla­yınca “Edîb Sâbir’i elçi olarak ona gönderdi. Bundan dolayı da Edîb Sâbir, bir süre Harezm’de kaldı. At­sız, mülhidlerden olan kalenderlerden iki kişiyi kandırmış ve onların ruhunu satın alarak paralar verip onları sultanı ansızın yok etmek ve ya­şamına son vermek amacıyla göndermişti. Edîb Sâbir, bu durumdan haberdar olur olmaz, bu iki kişinin şekillerini ve sahip oldukları özellikleri bir ka­ğıda yazıp yaşlı bir kadının çizmesinin arasına koyarak Merv’e yollar. Mektup sultana ula­şınca bu ikisinin izinin sürdürülüp bulunmalarını em­reder. Bu iki kişi bir hara­batta bulunur ve cehenneme yollanırlar. Atsız, bu durumdan haberdar olunca Edib Sâbir’i Ceyhun’a attı.”[1] 

Bu olay, 542/1147 yılından az bir zaman önce meydana gelmiş olmalı. Bu­nunla birlikte tezkire yazarları, Sâbir’in ölüm yılını 546/1151 yılı olarak yaz­mış­lardır.

Edîb Sâbir, Sencer’den başka Harezmşahlı Atsız’ı (521-551/1127-1156) da Harezm’de kaldığı süre içinde övmüştür. Bu üstat şairin Dîvân’ının bir nüshası elde mevcut olup İran kütüphanelerinde vardır. Şiirinin önemli özelliklerinden biri de sade ve akıcı oluşudur. Kendisi de bu noktaya dik­kat etmiş ve şiirini akıcı bir şekilde söyle­miştir.[2] Şiirin akıcılığı açısında kendi dönemindeki konumu, Ferruhî’nin Gazneli Mahmûd dönemindeki konumu gibidir. Kimi za­man şiirle­rinde sanatlı kelimelere rastlanıyorsa da bu zamanın gere­ğinden dolayıdır. He­men hemen dönemin bütün şair­leri bu noktada onunla aynıydılar.

Edîb Sâbir’in gönülde yer eden gazelleri ve güzel tegazzülleri, sözünün açık­lığı, ince mazmunları kullanması ve sade tatlı bir dile sahip oluşu ne­deniyle Fars şiirinde büyük bir ün kazanmış­ ve onu kendi dönemindeki şairler arasında üstün biri kılmış ve bunlardan kimilerinin övgüsüne konu olmuştur. Hatta öyle ki Enverî, söz gücü ve tarzının kudreti açı­sından sa­hip ol­duğu onca güce rağmen kendisini şairlik noktasında ondan daha dü­şük bir noktada saymış ve şöyle de­miştir: “Her ne kadar Sâbir kadar değil isem de Senâî gibiyim.” ‘Avfî’nin ifade­siyle, “Hüner, sanat ve fa­zilet ehli kimseler onun önde olduğunu itiraf etmişler...” Edîb’in şiirle­rinden, onun bilim ve edebiyattan haberdar oluşunun ve büyük Arap şairlerinin eserle­rini bildiğinin işaretleri açık olarak görülmektedir. Bu da Sâbir dönemin­deki şairlerinin yetişme niteliğinden sahip olduğu­muz ve bundan önce zikretmiş olduğumuz bilgiler ile uyuşmaktadır.

 

 

[1] Cihânguşâ, c.II, Leyden baskısı 1916, s.8

[2] Akıcı şiirle ancak seni övebilirim, akıcı şiir için revaçta olmak fazladır.

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.