Resulullah (saa) ve Imamlardan Cennet Vaadi
Hadis kaynaklarinda Resulullah'in (s.a.a) veya Ehlibeyt Imamlarinin (a.s) bazi kisilere bazi taahhütlere karsilik cennet vaat etmeleriyle ilgili birçok örnek zikredilmistir ki biz bunlardan birkaç örnegi size takdim edecegiz: 1- Resul-i Ekrem (s.a.a)'den söyle nakledilmistir: Siz bana alti seyi yapma sözü verin; ben de sizin cennete girmenize kefil olayim: 1- Konustugunuzda yalan söylemeyin. 2- Söz verdiginizde onu yerine getirin. 3- Size bir sey emanet edildiginde, emanete hiyanet etmegin. 4- Gözlerinizi (haramlara) kapayin. 5- Cinsel organlarinizi haramlardan koruyun. 6- Ellerinize ve dillerinize hakim olun (onlari harama bulasmaktan koruyun).[1] 2- Ibn-i Sehr Asub Menakip kitabinda, Ravendi ise El-Haraic isimli eserinde Hisam bin Hakem'den söyle nakletmektedirler: Cebel bölgesinin büyüklerinden birisi her yil hacca gidiyor ve bu arada Medine'de Imam Cafer-i Sadik (a.s)'in da yanina ugrayip Imam'i ziyaret ediyordu; Imam da bu süre zarfinda onu Medine'deki bir evine yerlestiriyordu. Bu is birkaç yil böyle devam etti. Bilahare bu seferlerin birinde adam, Imam'a on bin dirhem para vererek Imam'in kendisine Medine'de bir ev almasini istedi ve hacca gitti. Dönüste Imam (a.s)'in yanina vararak Kurban olayim benim için ev aldiniz mi? diye sorunca, Imam Evet buyurdu ve hazirladigi bir tapuyu kendisine verdi. Tapuda söyle yaziyordu: Bismillahirrahmanirrahim. Bu, Cafer Ibn-i Muhammed'in Filan Ibn-i Filan'a satin aldigidir. Ona Firdevs (cennetinde) öyle bir ev almistir ki onun birinci siniri Resulullah (s.a.a), ikinci siniri Emir-ül Mu'minin (a.s), üçüncü siniri (Imam) Hasan Ibn-i Ali (a.s), üçüncü siniri ise (Imam) Hüseyn Ibn-i Ali (a.s)'dir. Adam tapuyu okur okumaz, sevinçle Kabulümdür kurbanin olayim dedi. Imam (a.s) buyurdu ki: Ben senin o malini alip Imam Hasan ve Imam Hüseyin'in (müstahak) evlatlarinin arasinda paylastirdim. Allah-u Teala'nin, bunu senden kabul etmesini ve buna karsilik sana cennet nasip etmesini ümit ediyorum. Olayi rivayet eden Hisam Ibn-i Hakem diyor ki: Daha sonra o adam kendi memleketine geri döndü ve söz konusu tapuyu da kendisiyle birlikte götürdü. Kisa bir süre sonra hastalanip yataga düstü. Ölüm ani gelip çattiginda ailesine toplayip onlari yemin ettirerek aldigi tapuyu kendisiyle mezara gömmelerini istedi. Onlari da onun bu istegini yerine getirdiler. Fakat ertesi gün mezarinin basina gittiklerinde cenazeyle birlikte gömdükleri tapu senedinin, mezarin üzerinde oldugunu gördüler ve baktilar ki onun üzerine söyle yazilmistir: Allah'a yemin olsun ki Cafer Ibn-i Muhammed (Imam Sadik) (a.s) vaat ettigi seyi yerine getirdi![2] 3- Imam Sadik (a.s)'in degerli ve meshur sahabesinden Ebu Basir diyor ki: Benim, Beni Ümeyye hükümetinde çalisan bir komsum vardi. Bu adam bu yolla büyük bir servet toplamis, bir çok cariyeler almisti. Sürekli içip eglendikleri meclisler düzenliyor ve beni rahatsiz ediyorlardi. Defalarca ona hatirlatma ve nasihatte bulunmus ve bu rezil islerini birakmasini ve bu eziyete son vermesini istemistim, ama bir sonuç alamamistim. Bir gün çok israr edince söyle dedi: Adam, ben müptela olmus bir kimseyim, sen ise azad; eger beni efendin (Imam Cafer-i Sadik'a) tanitirsan, ümid ediyorum ki Allah senin vesilenle beni bu durumdan kurtarir. Onun bu sözleri yüregime oturdu. Medine'de Imam Sadik (a.s)'in yanina vardigimda, komsumun bu durumunu anlattim. Imam (a.s) söyle buyurdu: Sen Kufe'ye vardiginda o senin yanina gelecektir; ona de ki: Cafer Ibn-i Muhammed sana diyor ki, sen içinde bulundugun bu durumu birak ben sana cennet garantisi veriyorum. Ebu Basir diyor ki ben Kufe'ye döndügümde, bir çoklari gibi o adam da benim ziyaretime geldi. Onu beklettim, ev müsait duruma gelince, Imam Sadik (a.s) ile aramizda geçen konusmalari ve Imam'in gönderdigi mesaji kendisine aktardim. Adam agladi ve Allah askina, bunu gerçekten (Imam) Cafer aleyhisselam mi sana söyledi? Ben de yemin ederek evet dedim Imam (a.s) söyledi. Adam Tamam bu bana yeterlidir dedi ve gitti.
Birkaç gün geçtikten sonra pesime adam göndererek beni istedi. Kapisina gittigimde, bir de baktim ki kapinin arkasinda durmus ve çiplaktir! Dedi: Ey Eba Basir, artik evimde hiçbir sey kalmamistir, hepsini verdim gitti. Iste gördügün gibi durumum bundan ibarettir. Ebu Basir diyor ki arkadaslar ve kardeslerime haber saldim. Birlikte ona giyecegi elbise temin ettik. Birkaç gün geçtikten sonra tekrar adam salarak hasta oldugunu haber verdi ve beni istedi. Ben de yanina giderek ona bakmaya basladim. Bilahare ölüm ani gelip çattiginda da ben yanindaydim. Baygindi; bir ara ayildiginda gözünü açip bana söyle dedi: Ey Eba Basir, efendin bana vaat ettigi sözü yerine getirdi! Daha sonra ben hac seferine gittigimde, Imam Caferi Sadik (a.s)'in evine de ugradim. Daha odaya girmeden, bir ayagim avluda birisi antrede iken Imam (a.s) odanin içerisinden söyle seslendi: Ey Eba Basir, arkadasina verdigimiz sözü tuttuk![3] 4- Bazen Imamlarimizin bazi seçkin dostlari daha böyle vaatlerde bulunabiliyorlardi. Örnegin Yukarida bahsi geçen Ebu Basir'de söyle rivayet edilmistir: Sam ehlinden bir kisi bizim yanimiza geldi. Ben Ehlibeyt mektebini kendisine anlattim ve o kabul etti. Ölüm aninda yanina gittim. Bana dedi ki: Ey Eba Basir, ben senin dediklerini kabul ettim. Simdi benim cennet isim nasil olacak? Ben de Ben Imam Cafer-i Sadik'tan taraf sana cennet garantisi veriyorum dedim. O böylece dünyadan göçtü ve ben Imam Sadik (a.s)'in yanina vardim. Daha ben konusmadan Imam (a.s) söze baslayip söyle buyurdu: (Ey Eba Basir,) arkadasina vaat ettigin cenneti ona verdiler![4] 5- Ali b. Ebi Hamza söyle nakletmektedir: Benim bir arkadasim vardi; bu Beni Ümeyye'nin yazarlarindan sayilirdi. Bir gün dedi: Bana Imam Sadik'tan görüsme izni alir misin? Ben de Imam (a.s)'dan izin aldim. Adam Imam'in huzuruna varinca selam edip söyle arzetti: Kurbanin olayim ben sunlarin sisteminde çalisiyorum ve bu yoldan bir hayli servet elde edinmisim ve (helal haram açisindan) dikkatli davranmamisim. Imam cevabinda buyurdu ki: Eger Beni Ümeyye onlara hesap kitap tutup, mektup ve evrak yazacak, haraç toplayacak, onlar için savasip onlari savunacak ve toplantilarini kalabalik gösterecek kimseler bulmasalardi, biz (Ehlibeyt'in) hakkini gasbetmezlerdi. Eger insanlar bunlari kendi hallerine biraksalardi, bu kadar güçlenmezlerdi. Genç adam Acaba benim kurtulusum için bir yol var mi? diye sorunca, Imam (a.s) söyle buyurdu: Eger söylersem amel edecek misin? Adam Evet dedi. Imam söyle devam etti: Bunlarin sisteminde kazandigin her seyi birakacaksin. Sahiplerini tanidigin mallari sahibine iade et. Sahiplerini tanimadiklarinin mallarini onlardan taraf sadaka ver. Ben de bunlara karsilik sana cennet garantisi veriyorum! Adam basina asagiya dikerek uzun bir müddet düsündü. Sonra basini kaldirarak Tamam yaptim dedi. Ali b. Hamza diyor ki: Genç adam bizimle Kufe'ye döndü. Sahip oldugu hiçbir seyi birakmadi ve Imam (a.s)'in buyurdugu sekilde dagitti. Hatta üzerinde bulunan elbisesini dahi verdi. Biz aramizda para toplayarak ona elbise aldik ve bir miktar masrafi için harçlik verdik. Birkaç ay geçmeden hastalandi ve ben onun ziyaretine gidiyordum. Son gittigimde o can verme halindeydi. Aniden gözünü açip bana söyle dedi: Ey Ali, Allah'a and olsun ki efendin (Imam Sadik) bana verdigi sözü yerine getirdi. Sonra can verdi ve biz ona gusül verip kefenleyip defnettik. Daha sonra ki seferimde Imam'in yanina gittigimde Imam (a.s) beni görür görmez: Ey Ali, Allah'a and olsun ki arkadasina verdigimiz sözü yerine getirdik. Ben, Dogru buyuruyorsunuz kurbaniniz olayim, onun kendisi de ölüm aninda ayni seyi söyledi.
________________________________________ [1]- El-Hisal (Seyh Saduk), C.1, S.253, El-Emali (Seyh Saduk), 13. Meclis. [2]- El-Menakip, C.3, S.359, El-Haraic, S.200. [3]- Kesf-ül Gumme, C.2, S.426. [4]- Besair-üd Derecat, C.5, bab: 12, S.68.
|