Perşembe 9 Şubat 2012 - 05:00

الخميس ١٧ ربيع الأول ١٤٣٣

پنجشنبه ۲۰ بهمن ۱۳۹۰ - ۰۶:۳۰

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    

 

Resulullah'ın (s.a.a) Ehlibeyti Hükümet Konağında

Taberî kendi senediyle Humeyd b. Müslim'den şöyle rivayet et-mektedir: Ömer b. Sa'd beni çağırdı; Allah'ın onu zafere ulaştırdığını ve sağlığının yerinde olduğunu müjdelemem için ailesine gönderdi. Ben de Kûfe'ye gidip haberi Ömer b. Sa'd'ın ailesine ulaştırdıktan sonra İbn Ziyad'ın sarayına gittim; esirler oraya getirilecekti; onun için halk da orada toplanmıştı.

 

Saraya girdikten sonra, Hüseyin'in (a.s) başının İbn Ziyad'ın karşısında olduğunu ve elindeki ağaçla onun dudaklarına ve ön dişlerine vurduğunu gördüm. İbn Ziyad'ın, hakaretini sürdürdüğünü gören Zeyd b. Erkam ona şöyle dedi:

 

Elindeki ağacı bu dudakların ve dişlerin üzerinden kaldır; kendisinden başka ilâh olmayan zata yemin ederim ki Resulullah'ı (s.a.a) dudaklarıyla bu dudakları öperken gördüm.

 

Sonra gözlerinden sel gibi yaşlar akıtıp yüksek sesle ağladı. İbn Ziyad ona şöyle karşılık verdi:

 

Allah gözlerini sürekli ağlar kılsın. Vallahi işten düşmüş ve aklını yitirmiş yaşlı birisi olmasaydın boynunu vururdum senin!

 

Zeyd, İbn Ziyad'ın bu sözlerini duyunca yerinden kalkıp dışarı çıktı. Zeyd çıktıktan sonra halkın birbirine dediklerini duydum: "Vallahi Zeyd dışarı çıkınca öyle bir şey söyledi ki eğer İbn Ziyad onu duymuş olsaydı kesinlikle boynunu vururdu." Ben, "Zeyd ne de-di ki?!" diye sorunca şöyle dediler: "Zeyd yanımızdan geçerken şöyle diyordu:

 

Bir köle başka bir köleyi insanların başına musallat etti, o da tüm insanları kendi mirası sandı. Ey Arap milleti! Bundan sonra değersiz bir köleden başka bir şey olmayacaksınız. Fatıma'nın oğlunu öldürdünüz ve Mercane'nin oğlunu başınıza emir yaptınız, o da seçkin kişilerinizi öldürdü ve alçaklarınızı kendisine köle etti. Böylece zillete razı oldunuz; zillete razı olanlara yazıklar olsun."

 

Ravi şöyle diyor: İmam Hüseyin'in (a.s) başını o hazretin çocukları, bacıları ve kadınlarıyla birlikte Ubeydullah b. Ziyad'ın yanına getirdiklerinde Fatıma kızı Zeynep tanınmamak için en değersiz elbisesini giymiş ve etrafını da cariyeleri almıştı. Zeynep, Ubeydul-lah'ın sarayına girince bir köşede oturdu. Bunun üzerine Ubey-dullah b. Ziyad, "Şu oturan kadın kimdir?" diye sordu; fakat Zeynep cevap vermedi. Üç defa bu sorusunu tekrarladı; fakat Zeynep cevap vermedi. Bunun üzerine cariyelerinden biri, "Bu Fatıma kızı Zeynep'tir." dedi.

 

Ubeydullah bunun üzerine, "Allah'a hamdolsun ki sizi rezil edip öldürdü ve yalanlarınızı ortaya çıkardı." dedi.

 

Zeynep şöyle karşılık verdi:

 

Allah'a hamdolsun ki Muhammed (s.a.a) ile bize ikramda bulundu ve bizi tertemiz kıldı. Durum senin dediğin gibi değil; ancak fasık rezil olur ve facir yalan söyler.

 

Ubeydullah, "Allah'ın ailene ne yaptığını gördün mü?" dedi.

 

Zeynep şöyle cevap verdi:

 

Allah onlar için şehadeti diledi ve onlar da alnı açık bir şekilde kurbangâhlarına gittiler. Yakında da O'nun huzurunda delil getirmeniz için seninle onları karşılaştıracaktır.

 

Ravi diyor ki, bunun üzerine Ubeydullah b. Ziyad öfkelendi, yanıp tutuşmaya başladı. Amr b. Haris ona, "Allah emirin hayrını versin! O bir kadındır. Kadın sözlerinden dolayı cazalandırılır mı hiç? Kadın, sözünden dolayı cezalandırılmaz, saçmalığından dolayı kınanmaz." dedi. Bunun üzerine İbn Ziyad, Zeyneb'e, "Allah ileri gelen (Hz. Hüseyin'i kastediyor) asilerinizi ve Ehlibeyti'nin esirlerini öldürerek kalbime şifa verdi!" dedi.

 

Bunun üzerine Zeynep ağladı ve daha sonra şöyle dedi:

 

Evet; canıma andolsun, yaşlımızı öldürdün, ailemi yok ettin, dalımı ve kökümü kestin. Eğer bu yaptıkların kalbine şifa veriyorsa, elbette şifa bulmuşsun.

 

İbn Ziyad, Zeyneb'e işaret ederek, "Bu, uyumlu ve kafiyeli konuşan bir kadındır! Vallahi senin baban da şairdi ve uyumlu söz söyleyen biri idi!" dedi.

 

Zeynep şöyle cevap verdi:

 

Kadın, kafiyeli söz söylemeyi ne etsin? Ben bu hâlimle kafiyeli söz söyleme durumunda olamam; tüm söylediklerim yüreğimi yakan şeylerdi.

 

Taberî, Humeyd b. Müslim'den şöyle nakletmektedir: Ali b. Hü-seyin (İmam Zeynelabidin) sunulduğunda ben İbn Ziyad'ın yanında durmuştum. Ubeydullah, ona "Adın nedir?" diye sordu. O, "Ben Ali b. Hüseyin'im." dedi. Ubeydullah, "Allah Ali b. Hüseyin'i öldürmedi mi?" dedi. Ali sustu ve cevap vermedi. Bunun üzerine Ubeydullah b. Ziyad, "Neden konuşmuyorsun?" dedi. Ali, "Benim bir kardeşim vardı; onun da ismi Ali'ydi ve halk onu öldürdü." dedi. İbn Ziyad, "Onu Allah öldürdü!" dedi. Ali tekrar sustu. Yine İbn Ziyad, "Neden konuşmuyorsun?" diye sordu. Ali, "Allah Teala ölüm vakti canları alır ve O'nun emri olmaksızın hiç kimse ölmez." karşılığını verdi. Bunun üzerine Ubeydullah, "Vallahi sen de onlardansın." dedi ve sonra "Bakın bakalım, o çocuk mu, yetişkin mi? Vallahi ben onun yetişkin olduğunu sanıyorum." dedi. Bunun üzerine Murri b. Muaz el-Ahmerî isminde bir kişi İmam'ın kapalı yüzünü açtıktan sonra, "Evet, yetişkindir." dedi. İbn Ziyad, "Öyleyse öldür onu." dedi. Bu-nun üzerine Ali b. Hüseyin, "O hâlde şu kadınların sorumluluğunu kim üstlenecektir?" dedi.

 

O sırada halası Zeynep kendisini onun üzerine atarak şöyle dedi: "Ey İbn Ziyad! Bizden döktüğün bu kadar kan yeter; bizden geriye kimseyi bırakmadın!" dedi ve sonra Ali b. Hüseyin'e sarılarak, "Eğer Allah'a inancın varsa, onu öldürmek istiyorsan Allah için beni de onunla birlikte öldürürsün." dedi.

 

Ali b. Hüseyin de İbn Ziyad'a hitaben, "Ey İbn Ziyad! Eğer onlarla bir akrabalık bağın varsa İslâm adabına göre onların yanında hareket etmesi için temiz bir kişiyi görevlendir." dedi.

 

Ravi şöyle diyor: İbn Ziyad bir süre Zeyneb'e baktı ve sonra oradaki halka yönelerek, "Hayret ediyorum şu akrabalık bağına! Vallahi bunu öldürme durumunda bu kadının kendisini de onunla birlikte öldürmemi istiyor. Bu genci bırakın." dedi ve peşinden Ali b. Hüseyin'e (a.s), "Kadınlarla birlikte git." sözünü ekledi.

 

Humeyd b. Müslim şöyle diyor: Ubeydullah b. Ziyad hükümet konağına girince peşinden halk da içeri girdi; Ubeydullah onlara cemaat namazı için camide toplanmalarını emretti. Halk büyük Kûfe camiiinde toplandıktan sonra kendisi minbere çıkarak şöyle konuştu:

 

Hakkı ve hak taraftarlarını açığa çıkaran, Müminlerin Emiri Yezid b. Muaviye'ye ve taraftarlarına yardımını esirgemeyen, yalancı Hüseyin b. Ali ve izleyicilerini öldüren Allah'a hamdolsun…

 

Daha Ubeydullah'ın sözleri bitmeden Vabileoğulları kabilesinden ve Ali'nin (a.s) Şiilerinden sayılan Abdullah b. Afif el-Ezdî-i Gamidî öfkeyle yerinden kalktı. Abdullah, Ubeydullah'ın bu sözlerini duyunca öfkelenerek şöyle dedi:

 

Ey Mercane'nin oğlu! Yalancı ve yalancının oğlu sen ve baban ve yine seni halkın başına musallat edenle onun babasıdır. Ey Mercane'nin oğlu! Peygamberlerin oğlunu öldürdüğünüz hâlde temiz kişiler gibi mi konuşuyorsun?!

 

Bu sözleri duyan Ubeydullah b. Ziyad, "Onu yanıma getirin." di-ye bağırdı. Bunun üzerine İbn Ziyad'ın muhafızları ve görevliler onu yakaladılar. O sırada Abdullah Ezdilerin sloganıyla, "Ey meb-rur!" diye bağırdı. Bunun üzerine orada oturan Abdurrahman b. Mihnef-i Ezdî ona hitaben, "Eyvah akrabalarının hâline! Sen hem kendini ve hem de kavmini helakete sürükledin." dedi.

 

Ravi şöyle diyor: O zaman Ezd kabilesinden Kûfe'de yedi yüz savaşçı vardı; Abdullah Afif'in yardım isteğini duyunca kabilenin gençlerinden bir grup yerlerinden fırlayarak Abdullah'ı, Ubeydul-lah b. Ziyad'ın askerlerinden kurtardılar ve sonra onu aralarına alarak evine ulaştırıp akrabalarına teslim ettiler. Fakat (akşam olunca) Ubeydullah'ın gönderdiği adamlar onu yakalayıp öldürdüler ve sonra da Ubeydullah'ın emriyle cenazesini Kûfe meydanında astılar.

 

İmam Hüseyin'in (a.s) Başını Kûfe Sokaklarında Gezdiriyorlar!

 

Ebu Mihnef şöyle diyor: Ubeydullah b. Ziyad'ın emriyle, İmam'ın (a.s) başını bir mızrağa vurarak Kûfe'nin sokak ve pazarlarında gezdirdiler!

 
 
Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.