Çarsamba 23 Mayıs 2012 - 06:03

الأربعاء ٣ رجب ١٤٣٣

چهارشنبه ۳ خرداد ۱۳۹۱ - ۰۷:۳۳

Kullanıcı adı:

Şifre :

Şifremi Hatırla
Şifremi unuttum   aktivasyon
Üye ol
    
 

Resulullah (s.a.a) Hz. Ali'ye (a.s) İlmi Diğer İmamlar İçin Yazmasını Emretti

 Şeyh Tusî'nin el-Emalî adlı eserinde, Besairu'd-Derecat ve Ye-nabiu'l-Mevedde'de Ahmed b. Muhammed b. Ali'den, İmam Muham-med Bâkır (a.s) kanalıyla babalarından şöyle rivayet edilmiştir:

 

 Resulullah (s.a.a) Hz. Ali'ye (a.s), "Sana söylediklerimi yaz." buyurdu. Ali, "Ya Resulullah! Unutmamdan mı endişeleniyorsunuz?" diye sordu. Resulullah, "Hayır! Unutmandan endişelenmiyorum. Çünkü ben Allah'tan senin hafızanı güçlendirmesini ve senin unutmamanı istedim. Bunları ortakların için yaz." buyurdu.

 

 Bunun üzerine Ali, "Ya Resulullah! Ortaklarım kimlerdir?" diye sordu. Hazret, "Ortakların senin evlatlarından olan imamlardır; Allah onların sebebiyle ümmetime yağmur yağar, onların sebebiyle duaları kabul olur, Allah onların sebebiyle ümmetimden belaları giderir ve onların sebebiyle gökten rahmet iner." buyurdu ve sonra Hasan'a işaret ederek, "Bu onların birincisidir." dedi ve peşinden de Hüseyin'e işaret ederek, "İmamlar bunun evlatlarındandır." buyurdu.

 

 Emirü'l-Müminin Ali de (a.s) "Mesken"deki sözlerinde bu konuya işaret etmiş ve Ebu Arake de onu şöyle rivayet etmiştir:

 

 Biz "Meskin"de Emirü'l-Müminin Ali (a.s) ile birlikteydik; oturmuş onun Resulullah'tan (s.a.a) aldığı miras konusunda konuşuyorduk. Bazıları, "Resulullah'ın kılıcını miras almıştır." derken bazıları da, "Peygamber'in katırını miras almıştır." diyorlardı. Bir grup Peygamber'in kılıcının kınındaki bir yazıyı miras aldığını iddia ediyorlardı. O sırada Ali (a.s) geldi ve şöyle buyurdu: "Vallahi fırsat olsaydı ve bana izin verilseydi, sizin için bir yıl boyunca konuşurdum; hem de sözlerimde tekrar olmaksızın. Vallahi benim yanımda Peygamber ve Ehlibeytine ait sahifeler var; bu sahifeler arasında "Abita" denilen bir sahife var ki Araplara ondan daha zor bir şey gelmiş değildir. Bu sahifede, Araplar arasında Allah'ın dininden nasip almamış ve batıl üzere olan altmış kabilenin olduğu kaydedilmiştir."

 

 * * *

 

 Emirü'l-Müminin Ali'den (a.s) sonra onun evlâtlarından olan Ehlibeyt İmamları -Allah'ın selâmı onların üzerine olsun- bu sahi-feleri birbirinden miras almışlardır. Nitekim aşağıdaki rivayetler bunu açık bir şekilde ortaya koymaktadırlar.

 

 Besairu'd-Derecat'ta Cabir b. Yezid'den şöyle rivayet edilmiştir:

 

 İmam Muhammed Bâkır (a.s), "Benim yanımda Resulul-lah'ın (s.a.a) hibe ettiği on dokuz kitabı içeren bir sahife var." buyurdu.

 

 Fuzeyl b. Yesar'dan şöyle rivayet edilmiştir: İmam Muhammed Bâkır (s.a) şöyle buyurdu:

 

 "Ey Fuzeyl! Bizim yanımızda İmam Ali'ye ait yetmiş arşın (yaklaşık otuz beş metre) uzunluğunda bir kitap var; yeryüzünde ihtiyaç duyulan her şey bu kitapta mevcuttur; hatta küçük bir tırmalamanın diyeti bile bu kitapta yazılıdır." İmam daha sonra bu tırmalamayı göstermek için eliyle baş parmağına bir çizgi çizdi.

 

 Hamran b. A'yun'dan şöyle rivayet edilmiştir: İmam Muhammed Bâkır (a.s) büyük bir sandığa işaret ederek şöyle buyurdu:

 

 Ey Hamran! Bu sandığın içinde Ali'nin hattı ve Resulul-lah'ın imlasıyla yazılmış olan yetmiş arşın uzunluğunda bir sahife var; insanlar hükümeti bize bırakacak olurlarsa, Allah'ın indirdiğiyle hükmederiz ve bu sahifede yazılanlardan dışarı çıkmayız.

 

 Muhammed b. Müslim'den şöyle rivayet edilmiştir: İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyurdu:

 

 "Bizim yanımızda Ali'nin (a.s) kitaplarından yetmiş arşın uzunluğunda bir sahife var. Biz bu sahifede yazılanları izler ve onun sınırlarından dışarı çıkmayız." Ben, "Bu sahifenin konusu nedir? Acaba bütün ilimleri mi içeriyor, yoksa talak ve miras gibi insanların konuştuğu şeylerin açıklaması mı var?" diye sordum. İmam (a.s), "Ali, bu sahifede bütün ilimleri, yargı ve mirasla ilgili her şeyi yazmıştır; eğer hükümet bize ulaşırsa, her şeyi onda bulur ve ona göre davranırız." buyurdu.

 

 Başka bir rivayette ise şöyle geçer:

 

 Hükümet bize ulaşırsa, bizim yanımızda her konuda izle-yeceğimiz bir sünnet vardır.

 

 Yine Muhammed b. Müslim'den, İmam Muhammed Bâkır veya İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet edilmiştir:

 

 Bizim yanımızda Ali'nin kitabı veya sahifesinden yetmiş arşın uzunluğunda bir sahife var; biz onu izleriz ve ondan dışarı çıkmayız.

 

 Abdullah b. Meymun'dan, İmam Cafer Sadık'ın (a.s), babasının şöyle buyurduğunu söylediği rivayet edilmiştir:

 

 Ali'nin (a.s) kitabında ihtiyaç duyulan her şey var; bu kitapta hatta tırmalama ve şiddetli baskının -veya kötü huyun- bile diyeti belirlenmiştir.

 

 Yine aynı kitapta Mervan'dan şöyle nakledilmiştir:

 

 İmam Cafer Sadık'ın (a.s), "Bizim yanımızda Ali'nin yetmiş arşın uzunluğunda bir kitabı vardır." buyurduğunu duy-dum.

 

 Başka bir rivayette de şöyle geçer:

 

 Ali onda yazmadığı bir şeyi bırakmamıştır; hatta küçük bir tırmalamanın diyetini bile yazmıştır.

 

 Yine İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:

 

 Vallahi bizim yanımızda uzunluğu yetmiş arşın olan bir sahife var; bu sahifede insanların ihtiyaç duyduğu her şey kayıtlıdır; hatta küçük bir tırmalamanın diyeti bile belirtilen bu kitabı Resulullah (s.a.a) imla etmiş ve Ali de (a.s) yaz-mıştır.

 

 Abdullah b. Sinan'dan ise şöyle rivayet edilmiştir: İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğunu duydum:

 

 Bizim yanımızda Resulullah'ın (s.a.a) imla ettiği ve Ali'nin (a.s) üzerine kendi eliyle yazdığı yetmiş arşın uzunluğunda bir deri var; onda insanların ihtiyaç duyduğu her şey, hatta tırmalamanın diyeti bile kaydedilmiştir.

 

 Mansur b. Hazim'den İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurdu-ğu rivayet edilmiştir:

 

 Bizim yanımızda ihtiyaç duyulan her şeyin, hatta tırmalamanın diyetinin bile yazıldığı bir sahife var.

 

 Osman b. Ziyad'dan ise şöyle rivayet edilmiştir:

 

 İmam Cafer Sadık'ın (a.s) huzuruna çıktım. İmam, "Otur." dedi. Ben oturunca elinin parmağıyla benim elimin arkasına vurup üzerinde biraz çekerek, "Bizim yanımızda bunun ve hatta bundan daha küçüğünün bile diyeti vardır -bunun bile hükmünü biliyoruz-." dedi.

 

 Mansur b. Hazim ve Abdullah b. Ebî Ya'fur'dan şöyle rivayet edilmiştir: İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurdu:

 

 Benim yanımda yetmiş arşın uzunluğunda bir sahife var; bu sahifede ihtiyaç duyulan her şeyin hükmü, hatta tırmalamanın diyeti bile kayıtlıdır. Abdurrahman b. Ebî Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir: İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğunu duydum:

 

 Bizim evimizde, içinde Allah Teala'nın yarattığı tüm helâl ve haramların, hatta tırmalamanın diyetinin bile bulunduğu yetmiş arşın uzunluğunda bir sahife var.

 

 Muhammed b. Abdulmelik'ten şöyle rivayet edilmiştir: Altmış kişi İmam Cafer Sadık'ın (a.s) huzurunda oturduğumuz bir sırada onun şöyle buyurduğunu duydum:

 

 Vallahi bizim yanımızda, içinde yüce Allah'ın yarattığı tüm helâl ve haramların, hatta tırmalamanın diyetinin bile bulunduğu yetmiş arşın uzunluğunda bir sahife var.

 

 Süleyman b. Halid'den de İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

 

 Bizim yanımızda Resulullah'ın (s.a.a) imlası ve Ali'nin (a.s) eliyle yazılmış olan yetmiş arşın uzunluğunda bir sahife var; yeryüzünde ne kadar helâl ve haram varsa bu sahifede kayıtlıdır; hatta tırmalamanın diyeti bile…

 

 Hammad'dan ise İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

 

 Allah'ın yarattığı tüm helâl ve haramların sınırı, bir evin sınırı gibi bellidir; Muhammed'in helâli kıyamete kadar helâl ve haramı da kıyamete kadar haramdır. Bizim yanımızda uzunluğu yetmiş arşın olan bir sahife var ki Allah'ın onda olmayan yarattığı bir helâl ve haram yoktur; yoldan olan şey yoldan, evden olan şey evdendir (sınırlar net olarak belirlenmiştir); hatta tırmalamanın, kırbacın ve yarım kırbacın diyeti bile açıklanmıştır. Abdulah b. Eyyub kendi babasından şöyle rivayet etmiştir: İ-mam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğunu duydum:

 

 Ali (a.s), Şiîlerini helâl ve haram konusunda birine muhtaç bırakmamıştır. Biz onun kitabında hatta tırmalamanın diyetini bile bulduk.

 

 İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Eğer sen bu kitabı görecek olursan, onun ilklerin kitaplarından ve -çok muteber ve değerli- olduğunu anlarsın."

 

 Muhammed b. Hekim İmam Kâzım'dan (a.s) şöyle rivayet et-miştir:

 

 "Sizden öncekiler, kıyas ettikleri için helak oldular. Allah Teala, helâl ve haram konusunda dinini tamamlamadan Pey-gamberini dünyadan almamıştır. Resulullah (s.a.a), kendi döneminde, ihtiyaç duyduğunuz her şeyi size getirdi. Ondan ve vefatından sonra da Ehlibeyt'inden yardım istersiniz. O hâlde şunu bilin ki, onun Ehlibeyt'inin yanında, içinde hatta tırmalamanın diyeti bile yazılmış olan bir sahife vardır."

 

 İmam daha sonra şöyle devam etti: "Ebu Hanife, 'Ali şöyle diyor, ben ise böyle diyorum!' diyen bir kişidir."

 

 Besairu'd-Derecat ve Usul-i Kâfî'de Bekir b. Kerb es-Sayrafî'-den şöyle rivayet edilir -ifade Besairu'd-Derecat'ındır-: İmam Cafer Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğunu duydum:

 

 Ne oluyor onlara? Sizden ne istiyorlar?! Ne ile sizi ayıp-lıyorlar?! Size rafizî mi diyorlar?! Evet; vallahi sizler, yalanı rafz (terk) edip hakkı izlediniz. Vallahi bizim yanımızda öyle bir şey var ki kimseye ihtiyaç duymayız; aksine, insanlar bize ihtiyaç duyarlar. Bizim yanımızda Resulullah'ın (s.a.a) imlası ve Ali'nin yazısıyla yetmiş arşın uzunluğunda bir sa-hife vardır; onda bütün helâl ve haramlar yazılmıştır.

 

 

Total Visit: 1
Total Rank:
Total Rankers:
Total Comments:

Oy vermek için yetkiniz yok. Lütfen giriş yapınız.